• Çalışkan olmak kurtarıcı olmaktan daha üstündür.
  • Bu "iyi haberci" yaşadığı gibi öldü, öğrettiği gibi
    — "insanları kurtarmak" için değil, nasıl yaşanması gerektiğini göstermek için. Geriye, insanlığa bıraktığı, kendi pratiğidir : yargıçları karşısındaki tutumu, gardiyanları karşısındaki, davacıları karşısındaki ve her türlü karalama ve yuhalama karşısındaki — çarmıhtaki tutumu.
    Direnmez, hakkını korumaz, başına gelebilecek en son şeye karşı bile kendisini savunacak bir
    şey yapmaz, tersine, meydan okur ona... Ve kendisine, kötülük yapanlarla birlikte, yakarır, acı çeker, yapanlara acır, onları sever... çarmıhta gardiyanına söylediği, bütün Evangelium'ü özetler. "Sahiden de kutsal bir insanmış bu, tanrının oğluymuş,” der Gardiyan. "Bunu hissediyorsan," diye yanıtlar onu Kurtarıcı, ‘’sen cennetsin demektir’’, sen de tanrının bir evladısın demektir....Hiç korumamak kendini, hiç öfkelenmemek, hiç sorumlu tutmamak....Kötülüğe de direnmemek- onu sevmek...
  • Hiçbir şey insan yaşamı kadar kutsal olmadı, olmayacak da. Yeter ki insanoğlu hakikatin kendi yaşamı olduğunu, kendi özgürlüğü olduğunu kavrasın kendine bir kurtarıcı aramaktansa kendi kurtarıcısının kendisi olduğunun farkına varsın.
  • Kitap Amin Maalouf'un baş eseri.Ve kesinlikle bir klasik.Endülüs Granada'sından başlayıp Fas-Cezayir-Tunus ve en nihayetinde Mısır-Suriye-Hicaz'a varan bir serüven İstanbul ve Avrupa Kıtası ile son buluyor.Sakın bu sözlerimden kitabı bir seyahatnameye indirgemeyin.Savaşlar, istilalar, göçler, cinayet ve entrikaların yanında kanlı savaşlar yol arkadaşınız olacak bu seyahatte.Sultanlar taç giyecek, sultanlar tahttan inecek, ülkeler elden ele geçecek, hastalık ve salgınlar, yengi ve yenilgiler, dostlar ve haramiler ile bu kocaman coğrafyanın tarihine tanıklık edeceksiniz.
    Böylesine kanlı canlı bir hikayeye bir düzine aşkı yedirmek ise hayal gücünün derinliği ve edebi başarı ile izah edilebilir kanımca.
    Gerçeklik zeminine kurgu ancak bu kadar güzel oturtulabilirdi.Amin Tarihi romanlarında bunu çok güzel yapıyor.
    Sadece Osmanlı ve Yavuz Sultan Selim ile alakalı bir bölüm var ki yenip yutulacak gibi değil.Bugüne kadar okuduğum en ağır itham ve eleştiriydi doğrusu.Ama itham kurgu ile o kadar bütünleşmiş ki acaba dedirtiyor insana.Kanuni Sultan Süleyman'ı ve kurtarıcı Büyük Türk'e yani Osmanlıya methiyeler olmasa Yavuz için konulan tavırda düşmanlık arardım.Ama sonuçta bir tarihçi değilim ve bu konuda hissi davranmaktan kendimi alamıyor objektif olamıyorum.
    Bir diğer olumsuzluk kitabın ilk sayfasından son sayfasına değin belki bin defa kullanılan "Varsıllık" kelimesi.Sanırım bu çeviri ile alakalıydı ama gerçekten çok rahatsız ediciydi.

    Acizane bir tavsiye ile bitireyim.Bu ve bunun gibi tarihi Romanları okurken mutlaka o yüzyıla ait bir atlas mutlaka önünüzde hazır bulunsun.Öyle olunca hikayeye dahil olmanız çok daha kolay oluyor.
    Huzurlarınızda tartıcıbaşı Muhammet'in oğlu Hasan.Yada Giovanni Leone de medici.Karar veremediniz veya söylerken zorlandınız ise kısaca "Afrikalı Leo"...
  • 20 yüzyılda artık, "Mehdi"(kurtarıcı)ler beklemek yerine hakların özgürlüklerin verilmesi, aklın kaynağına bilimin rehberlik etmesi gerekiyor.Bu noktada laiklik önem kazanıyor. Laik düşüncenin gelişmesi ile kimse kimseye inancından dolayı aşağılamaz, ırk,dil, din ve mezhep ayrılığı yapmaz.
    Kutluay Erdoğan
    IQ Kültür Sanat Yayıncılık
  • Aleyküm selam, kitap Adem ile Havva'nin cennette öncesiz sonrasızmışcasına mutlu bir hayatı yaşadıkları gibiydi hayatımız Batı'nın soluğu bize gelmeden önce ... diye teker teker cümleleri sıralayıp başlıyor söze. Konunun en başına geliyor bir zincir halkasının en başına bakıp nerede kusur var onu göstermeye çalışıyor bizlere.
    Hz. Adem'den Hz. Nuh'a geçiyordu...
    Ey inanmış kişi ! Korkma! Bütün insanlık inkar ve sapıklık bataklığına gömülse de senin için nurlu bir iz vardır. Hazreti Nuh'un izi. Ve bu iz seni "kurtarıcı gemi"ye götürecektir diyerek bizleri diriltiyor.
    Hz. İbrahim'in "en ağır yükü, insanlığın en ağır yükünü omuzladı peygamber. İnsanın varolmak veya olmamak meselesini çözmek istedi. Bütün dikilmiş başları Allah'ın önünde eğilmeye çağırdı. Ateşten başarıyla geçmiş biri olarak ateş imtihanına çağırdı ruhları. Ateşten sonraki çiçekleri devşirilmiş bir ruh olarak "
    "Hz. Adem ile yaratıldık, Hz Nuh'la yaradılışımızın varoluşuna çevrilişini kesinleştirdik. Hz. İbrahim'le inanmışlar milletini ve toplumunu kurduk. Hz. Yusuf'a devletini kurma ödevini belirdi."
    Hz. Yusuf'a iftiralar , ihanetler ve bir çok sorun devlet adamının karşılacagi bir çok durum Hz. Yusuf'un başına geldi ...
    Hz. Musa "kendi kudretine yapan hiç bir kişinin unutamayacağı ve narsisizmle dolu bir hiç bir kavramın hesaba katmaktan yakasını kurtarmayacağı kader ironisidir, Hazreti Musa'nın firavun sarayında büyümesi. "
    Hz. Suleyman " hakikat medeniyeti, "devlet" modeline , ideal devlet formuna Süleyman peygamber ile ulaşır "
    Hz. Yahya Hakikatin Kılıcıdır.
    Hz. İsa babayı putlaştıran topluma karşı babasız doğmuştur..
    Hz. Muhammed (s.a.v.) o cennetin kapısı değil ...
    Cennetin ta kendisidir...
    Kitap zincir halkasini o kadar güzel ve muazzam tamamlamış ki, ne söylesek az gelir. Sezai karakoç'un belirttiği gibi bu kitabinda özden kabuğa doğru gidilmiş. Sonra öyle bir kapıya girmiş ki öbür kapıların hepsi bu kapıya ulaşmış :)
    Yitirdiğimiz cenneti bulmamız umuduyla
  • Öğretim, bu kavganın en can alıcı noktası olduğu için de çok hassas bir kelime haline geliyor. Bu ise, öğretim kelimesinin son derece hassas bir konuma ulaşması, iki türlü abartmanın doğmasına yol açıyor. Birisi şu: Öğretim, bütün diğer reçeteleri geri plana iterek, tek kurtarıcı formül oluyor. İkincisi, zaman içinde de yıpranmaz bir önem kazanıyor. Öğretim, kendinden beklenecek ‘iyilikleri’ bonkörce karşılayabilecek bir düzeye ulaştığı zamanda bile, öğretim eksikliği ülkenin yaşadığı bütün bozuklukların nedeni olarak görülüyor ve gösteriliyor.
    Geçerken altı çizilmeli: Meşrutiyet entelijansiyasının eğitim tutkusu, Çalıkuşu Feride’nin öğretmenliği ile Cumhuriyet aydınının köylere kurtarıcı öğretmen yaratma sevdasının kökleri Nizam-ı Cedid’de yatıyor. Başka bir deyişle, entelijansiyanın çok zaman öğretmenle kurtarıcıyı özdeşleştirmesi bir Nizam-ı Cedid kalıntısıdır.
    Yalçın Küçük
    Sayfa 93 - Tekin Yayınları