• MAYMUN BURCU Yin - yangYinRenkSarıBitkiKarahindiba, FiravuninciriBaharatıTarçın
    Uğurlu Sayısı10HayvanKaplanŞifalı OtKekikKıymetli MadenAltın Çin Zodyakı’nın en neşeli insanı Maymun’dur. Özgürlüğüne At kadar düşkün olan Maymun, baskılardan ve yönlendirilmekten nefret eder. Adaptasyon kabiliyeti çok gelişkin olan Maymun burcu insanları, zengin bir deneyim rezervine sahiptirler.Analitik bir zekaya sahip olan Maymun insanı, problemlere kimsenin bulamadığı çözümleri üretmekte tam bir ustadır. Oldukça farklı çalışan zekasıyla, etrafındaki insanları şaşırtmaktan ve kendi zekasına bir kez daha hayran kalmaktan büyük keyif alır.Bildiklerini öğretmek, insanları eğitmek gibi bir misyonu olduğunu düşünür Maymun insanı. Bu durum pek çok zaman eğlenceli olmasına rağmen, kimi zaman da diğer insanlara uygulanabilecek bir baskı şeklini alır.Meslek hayatında da parlak zekası ve enteresan çözümleri ile fark edilir. Rakamlarla, tablolarla ve formüllerle arası çok iyi olan Maymun, finans, muhasebe ya da mühendislik gibi alanlarda büyük başarılar elde edebilir.Maymun kimi zaman çocuksu bir davranış biçimi içine de girer. Ne zaman ciddi olduğunu, ne zaman şaka yaptığını anlamak güçleşebilir. Ama yine de dostlarını eğlendirmek ve mutlu etmek için kişisel becerilerini kullanmaktan hiç kaçınmaz.Geleneklere ve kurallara karşı içten gelen bir karşıtlığı olduğu için, toplumda asi olarak nitelendirilmese bile, marjinal olarak tanınır. Bu farklı karakteri girdiği her ortamda sivrilmesine ve dikkat çekmesine neden olur.Adil ve eşitliği seven, demokrat bir tarzı vardır. İlişkilerinde maddi alış-verişlerden uzak kalmaya çalışır. Bazen de kendi istekleri doğrultusunda insanları yönlendirmekte ya da beyaz yalanları kullanmakta hiç tereddüt etmez.Bağımsızlığına oldukça düşkün olan Maymun insanı, aşk ilişkilerinde de sadakatsiz bir yapı sergiler. Değişiklik ihtiyacı ve bağlanma korkusu, uzun yıllar pek çok ilişki yaşamasının hatta hiç evlenmemeyi tercih etmesinin temel gerekçesidir.Maymun kadını içsel çelişkiler yaşayan bir insandır. Kendi çocuksuluğuyla, erişkin hatta “hocanım” tarzı arasında kimi zaman kendini sıkışmış hisseder.Neşeli ve sevecen bir kadın olan Maymun, eşinin ya da birlikte olduğu insanın kendisiyle beraberken eğlenmesi için elinden geleni yapar. Ev yaşamında olduğu gibi, iş hayatında da oldukça aktif bir yapısı vardır.Ancak oldukça meraklı bir yapıya sahip olan Maymun kadını, sadece diğer erkeklerle yaşanabilecek ilişkileri merak ettiği için, eşini aladatabilir. Bu merak arkadaşları ve dostları arasında da dedikoduculuğa yol açabilir.Maymun erkeği de kadını kadar eğlencelidir. Birlikte olduğu kadınları espri yeteneğiyle etkiler, güldürerek kendine bağlar. Duygularını geri planda tuttuğu için yüzeysel gibi görünse de, aslında derin bir sevilme ihtiyacı vardır.Maymun erkeği teknik konularda oldukça başarılıdır. Esnek ve adaptasyon yeteneği kuvvetli olan Maymun erkeği, iş yaşamında her hangi bir pozisyonda oldukça başarılı olabilir. Çok büyük hedefleri ve amaçları olmayan Maymun erkeği, kendisi sıkılmadığı sürece uzun müddet aynı işi de yapabilir.
  • Bir kuşun ötüşüyle bir çocuğun ruhu arasında kuvvetli bağlar vardır.
  • Bir kuşun ötüşüyle bir çocuğun ruhu arasında kuvvetli bağlar vardır.
    Samipaşazade Sezai
    Sayfa 17 - Lacivert
  • Beyaz Gemi ...Anne ve babası tarafından terk edilen ,dedesi Mümin ve ninesiyle yaşayan bir "Çocuk "un hikayesi ....Hayatı o issiz yerde ,dedesi ve masumane hayallerinden ibaret olan küçük bir çocuğun hikayesi ...Dedesinin anlattığı Maral Ana masaliyla büyüyen ,babasına kavuşmak için sürekli Beyaz Gemi'yi izleyen ve bir gün balık olup o gemiye ulasacagini düşünen küçük bir çocuğun umudunun hikayesi ...

    Mümin dede güçsüz ,geçmişiyle bağı kuvvetli,cömert ,iyimser ,temiz yürekli,lakin saygı görmeyen ; tek istediği torunun geleceği ve çocuklarının mutlu ve huzurlu olması... Orozkul çocuğun eniştesi ise tamamen kötü niyetli ,çocuğu olmadığı için sürekli karısına zulmeden,paraya tapan ,çıkarları uğruna değerlerini hiçe sayan ,zulmünden etrafındakilerin harap ve bitap düştüğü ,herkese hayatı dar eden sinir bozucu,tam bir "dayaklık"karakter ...

    Üzülerek itiraf etmeliyim ki Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk kitabı
    Beyaz gemi..Kitabı okuduktan sonra içimde kocaman bir sızı bıraktı .Yazarın kendine has uslubuyla cocuğun saf,masum gözünden, tum çocuklar adına dünyaya bakmak beni oldukça yaraladı .Kitabın sonlarına doğru o çocuğa elimi uzatmak,ona bagrimi açmak ve sıkı sıkı sarıp sarmalamak istedim ..Yazar sembollerle nakış nakış manalar yüklediği kelimede hafif,kalbimizde ağır yükler bırakan zulmün,diktatorlugun,baskiciligin hüküm sürdüğü dönemin Rusya'sini aktarıyor okurlarina...

    Yazarın doğayı tasvir edişi takdire
    şayan ...Normalde uzun uzun betimlemelerden çok haz etmem .Ama yazar öyle süslü,püslü,naif anlamlar yüklüyor ki hayret ediyorsunuz ,tebessüm ediyorsunuz adeta kendinizi o cografyadaymissiniz gibi hissediyorsunuz...

    Çocuğun dünyasında iki önemli bir detay var.Dürbün ve çantası ...Çantası onun
    sırdaşı ,kimsenin bilmediği masalını,hayallerini,özlemini,umudunu koyup kapağını kapattığı ,yalnızlığını yüklenen yanından hiç ayırmadığı vefakar
    arkadaşı ...Dürbün ise çocuğun iyiliğe ,güzelliğe dair uzaktaki hayallerini istediğinde yakinlastirabilen;sevmediği ,kalbini sızlatan olayları,kişileri bir ayariyla ondan uzaklastirabilen çocuğun hayata dair bakış açısını simgeler .

    Kitap bitti ama saatlerce o çocuğu ve onun gibi nice çocukları düşündüm . Söz konusu çocuklar olunca ben bitiyorum .Inanın şuan buraya gözlerim yaşlarla dolarak
    yazıyorum .Dünyadaki haksızlıklar,zulumler,baskılar,yoksulluklar,
    savaşlar en çok çocukları yaralıyor ...Çocuklar daha buyuyemeden ihtiyarliyor .Unutmayalım ki herkesin bu dünyada “biricik” yaratılmış olmasından kaynaklanan özel, koca bir dünyası vardır. Aile ve toplumsal bağlar, sevgi, şefkat, ihtiyaç gibi sebeplerle birbirinin içine girmiş dünyalardır bunlar. Fakat herkesin hususi dünyasının direği, kendi hayatıdır. Ne vakit birileri o direği yıksalar hususi dünyamız çöker, kıyametimiz kopar.Dünyası başına yıkılan ,kelimelere dokulemedigi için ruhlarda iz bırakan ,her gün bir yenisini yaşadığımız, onlarcasını okuyup dinlediğimiz, iliklerimize kadar işleyen mağdur hikâyelerinin “yaşlandırmadığı” bir ehl-i vicdan kalmış mıdır?

    Hayallerine kavuşma heyecanıyla çarpıyordu yüreği ...Ama hayallerini çaldılar o masum çocuğun,nice çocukların ...Çünkü bu kirletilmis dunya,onun temiz hayallerini bünyesinde barindiramazdi,zelzeleler ile tasfiye etti onu bağrından ,yaşamdan...
    Zaten zulüm varsa çocukluğunun da bir hükmü yoktu doğrusu .

    Yaram nereden kaniyorsa,kelamim ve kalemim de oraya gitti .Canımın yandığı yerden anlatmak istedim hissettiklerimi...Ne olurdu çocuk masumiyeti ve vicdaniyla dünyaya bakabilseydik ...Ruhumuzu paramparça eden bu hadiseleri suskun kabullenislerimize gömüp vicdanimizin sesini kismasaydik ...
    Acı sadece kelime de kalsaydı ...
    Sahi kelimeler acıyı üstlenir mi ????...

    Keyifli okumalar ....
  • Bir kuşun ötüşüyle bir çocuğun ruhu arasında kuvvetli bağlar vardır.
    Samipaşazade Sezai
    Sayfa 17 - Antik Türk Klasikleri