• ''Zamanın silmediği anı, ölümün dindirmediği acı yoktur.''
  • "Don Quijote adlı eseriyle ölümsüzlüğe kavuşan Cervantes, 1575'te, bir neferi olarak Levia adlı komutanın filosundaki dört gemiden biriyle ülkesine dönerken, Fransa karasuları içindeki "Üç Meryem" adı verilen bölgede, Deli Mehmet Reis adlı Türk korsanı tarafından esir alınan İspanyol denizcilerden biridir. Esirler arasında Cervates'in kardeşi Rodrigo da vardır. Araştırmacılar, Cervantes'in La Galatea adlı eserinde o anı anlattığı konusunda birleşirler:"
  • Yazar Miguel de Cervantes kendi romanı Don Quijote'de romanın içine kendini de katar ve kendine öz eleştiri de bulunur. Kendi hayatında yaşadığı talihsizlikleri kitabın içine dahil eder.

    "Miguel de Cervantes'in La Galatea'sı," dedi berber. "Cervantes benim çok eski arkadaşımdır; şiirden çok talihsizlikte tecrübeli olduğunu bilirim. Kitabı yenilik bakımından fena sayılmaz; ancak başlangıçta kendine koyduğu hedefe ulaşamamıştır. Yazacağını vaat ettiği ikinci bölümünü beklemek gerek, belki bu düzeltmeyle, şimdilik kendisinden esirgenen hoşgörüyü elde edebilir. Bu arada, evinizde saklı dursun sevgili dostum."
    Miguel de Cervantes
    Sayfa 79 - yky yayınları, Senor Pero Perez
  • 232 syf.
    ·3 günde·7/10 puan
    "Deliliğe veya dehaya sınır koyamazsın (sf.111)"

    İthaki yayınının bilimkurgu serisinden güzel bir kitap daha. Kitaba başladığım sırada bir roman bekliyordum ancak hikâyelerle karşılaştım. Yedi tane hikâye var ve hikâyeler kısaca şu konulara sahip:

    #Bir Mars Destanı

    #Hayaller Vadisi,
    hikâyelerinde Mars'a giden bir ekip ile karşı karşıya bırakıyor yazar bizi. Jarvis'in roketi bozulur ve arkadaşlarının yanına yürüyerek gitmek zorunda kalır. Onun bu günler süren yürüyüşünde Jarvis'le birlikte bizlerde Mars'ın değişik bitki örtüsünü, hava koşullarını ve ilginç canlıları keşfediyoruz. Jarvis bu yolculuğunda Tviil adını verdiği bir canlı ile karşılaşır. Deve kuşuna benzeyen bu canlı yol boyunca Jarvis'e arkadaş olur ve onu tehlikelerden korur.

    #Uyumun Doruğu,
    Doktor Daniel Scott bir ilaç keşfeder ve bunu ilk olarak ufak tefek hayvanlar üzerinde dener. Daha sonra insan bir deneye ihtiyacı olduğunu anlar. Doktor Bach bir gün ona Tüberkülozun son safhasında olan bir kadın hasta getirir ve bu hastaya enjekte ettikleri ilaçla her şey başlar. Bazen bazı buluşlar hiç ummadığımız, tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Bu hikâye de bunun kanıtı.

    #Pygmalion'ın Gözlüğü,
    Bu hikâyeyi okuduğunuzda üç boyutlu filmleri bir kenara bırakın. Sizi içine alacak bir ortama sokuyor Profesör Ludwig. Kendi tasarladığı bir icatla sizi başka bir dünyaya götürüyor. Dan o dünyaya gidenlerden. Orada Galatea adında bir hayal ürünü olan kıza aşık olur. Ancak bu içerisinde bulunduğu hayal dünyası kısa süre sonra bitecektir ve Dan, Galatea'yı bir daha görememenin hüznünü taşır. En sevdiğim hikâye oldu diyebilirim, özellikle sonunu okuyunca ayrı bir mutlu oldum. Neden bilmiyorum ancak bu hikâyeyi okumaya başladığımda aklıma Westworld dizisi geldi.

    #Üşütük Ay,

    #Eğer Dünyaları,
    Dick her yere geç kalan bir adamdır ve her zamanki geç kalma durumundan dolayı binmesi gereken rokete yetişemez. Büyük bir kaza olur ve roket sulara gömülür, birçok insan hayatını kaybetmiştir. Ve bir gün Dick, Van Manderpootz'la tanışır ondan sonra da aklındaki bitmek bilmeyen 'eğer dünyaları'na dalar.

    #İdeal, kitaptaki son hikâyedir ve yine Rick karakteri konu edilmiş.

    Güzel ve eğlenceli bir kitaptı ancak daha önce okuduğum bilimkurgu kitaplarını düşününce çok da etkileyici olmadığın düşünüyorum.
  • "...Peki sonraki kitap ne?"
    "Miguel de Cervantes'in La Galatea'sı" dedi Nikolas Usta.
    "O da eski ahbaplarımdandır." diye sözü aldı Papaz, "bahtının, şiirinden çok, bahtsızlıktan yana olduğunu bilirim....."
    Miguel de Cervantes
    Sayfa 42 - Oda Yayınları
  • Cervantes 15471616 yılları arasında yaşamış bir yazar. Çok fakir bir aileden. Babası gezici bir doktor, eczacı. Yedi çocuktan biri. Doğru dürüst eğitimi yok. Ama hayatının bir devresinde, Madrid’de çok şanslı çünkü Hoye de Hoyos diye Erasmus’un öğrencisi olan birinin öğrencisi oluyor. Hatta sonradan Lopez de Hoyos’un asistanı olarak, lisede zannediyorum, ders veriyor. 1569’da İtalya’ya, Roma’ya gidiyor: Rönesans’ın beşiği, sanatın beşiği Roma’ya. Fakat orada, 1570’te II. Selim Kıbrıs’ı ele geçirince Papa bir haçlı seferi çağrısı yapıyor ve Cervantes de bu çağrıya kapılıp İnebahtı Savaşı’na katılıyor, 1571’de. Orada sol elinden sakatlanıyor. Hayatı boyunca sol eli sakat, sol elini kullanamadığını söyler. Köle olarak Cezayir’e satılıyor ve 1575’ten 1580’e kadar tutsak oluyor. İnebahtı Savaşı’ndan sonra. En son tutsaklığı da Hasan Paşa’nın elinde. Tam o, Cervantes’i, bu köleyi İstanbul’a getirecekken fidye parası yetişip, kurtuluyor. Hep şey diye düşünmüşümdür, “acaba Orhan Pamuk’un Beyaz Kale’si, eğer Hasan Paşa Cervantes’i İstanbul’a getirseydi ne olurdu?” diye. Bir küçük devam mıdır bu tarihi epizoda. 1582-87 arasında yazarlığı deniyor. Oyunlar yazıyor. Çok oyun yazıyor fakat bunlar kayıp, elimizde değil. Yalnız iki tanesi var. Pek de başarılı olmuyor galiba. Arkadan pastoral roman yazıyor, La Galatea (1585) diye. O da çok ses getirmiyor ve büyük bir yazar olmaktan ümidini kestiği için memuriyete giriyor. Oldukça da para sıkıntısı var ve bazı yolsuzluklar yüzünden üç kere hapse giriyor ama yolsuzluk da şöyle bir şey: Mesela bir arkadaşı geliyor, kasadan para istiyor, “bunu işleteceğim, sonra iade edeceğim, 15 gün içinde, faizini de paylaşırız” falan diye. Tam o sırada da yakalanıyor. Ve 1600’de memuriyet hayatı bitiyor. Belki de isabet oluyor çünkü Don Quijote’nin birinci cildi 1605’te çıkıyor. 1600-1605 arasında hep Don Quijote üzerinde çalıştığını zannediyoruz ve 58 yaşında o zaman. Ve düşünün ki o zamana kadar yazar olmayı kafasına koymuş ve pek de adını duyuramamış bir yazar bir gecede meşhur oluyor ve Don Quijote önce İspanya’da ondan sonra bütün Avrupa’da en çok okunan, en çok dile çevrilen kitap. 1615’te Don Quijote’nin ikinci cildini yazıyor. Aslında pek niyeti yok da, ikinci cildi yazmaya, o kadar çok taklitleri dolaşıyor ki ortalıkta, Don Quijote’nin devamı diye. Bir tanesi de onu çok sinirlendiriyor. Avelenada diye birisi, tam kim olduğunu bilmiyor, Avelenada diye birisi, takma isim midir? Sahiden böyle biri var mıydı, bilinmiyor. Fakat oldukça yetenekli bir yazar. Don Quijote’nin devamı budur ve okuyunca göreceksiniz ki o ahlaken düşük, yaşlı, sakat adamın yaptığından da daha iyi bir şey yaptım, diye de bir önsöz yazınca sinirlenip, Don Quijote’nin ikinci kısmını yazıyor. Ama biz ikisini bir kitap olarak okuyoruz.
  • Miguel de Cervantes'in La Galatea'sı," dedi berber.

    "Cervantes benim çok eski arkadaşımdır; şiirden çok talihsizlikte tecrübeli olduğunu bilirim. Kitabı yenilik bakımından fena sayılmaz; ancak başlangıçta kendine koyduğu hedefe ulaşamamıştır. Yazacağını vaat ettiği ikinci bölümünü beklemek gerek, belki bu düzeltmeyle, şimdilik kendisinden esirgenen hoşgörüyü elde edebilir. Bu arada, evinizde saklı dursun sevgili dostum."
    Miguel de Cervantes
    Sayfa 61 - Yapı Kredi Yayınları, e-kitap