• Oysa laiklik din ve vicdan özgürlüğünün yanı sıra, ondan daha önemli olarak insan aklının özgürleştirilmesidir. Dinin kamusal yaşamdan çıkarılarak özel alana iade edilmesi ve orada özgür şekilde yaşanmasının garanti altına alınması anlamına gelir. Devleti ve toplumu dini kurallara göre değil, akıl ve bilime dayalı olarak yönetmektir. Dünyaya, topluma ve yurttaşların kendilerine hükmetme iradesinin gökyüzünden yeryüzüne indirilmesidir.
  • Akılcı düşünce, sahte bilimcilerin tehdidi altında.
    Bu durumda akla ve aydınlanmacı dünya görüşüne sahip insanların yapacağı tek şey kalıyor. O da karşı saldırıya geçerek akılcılığı savunmak.

    Aydınlanmacı değerler, akılcılık, özgürlük, demokrasi, çoğulculuk, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve dünyayı doğru anlamak için bilim esas alınmalıdır. Tarihî bir olgu olarak Aydınlanma hareketi akla güvenmeyi temel alır; sosyal ve politik sorunlarda bilimsel yaklaşımı benimser; bilimi savunur; Adaletsiz sosyal sistemlere karşı sistemli bir mücadele yürütür.

    Immanuel Kant 1784 yılında kaleme aldığı “Aydınlanma Nedir” isimli makalesinde bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

    “Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapere Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! Sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır”

    İnsanlar bugün “Aydınlanmacı Değerler”den bahsetmeye başladıkları zaman, 18. yüzyıldaki versiyonun modernize ve idealize edilmiş şeklini anlıyorlar. Aydınlanmacı değerler bugün,

    • Bireysel bağımsızlık

    • Demokrasi

    • Hukukun üstünlüğü

    • Bilim

    • Akılcılık

    • Laiklik

    • Çoğulculuk

    • İnsancıl bir ahlâk anlayışı

    • Eğitimin önemi

    • İnsan hakları

    gibi kavramları akla getiriyor.

    Bunlar içleri boşaltılmış, soyut kavramlar değildir. 300 yıl önce yaşamış olan insanların yaşamlarını bugün hayatta olanlarla karşılaştırdığınız zaman Aydınlanma’nın toplum üzerindeki etkisini net olarak görmek mümkündür ve bu iki tarihsel evre arasındaki olumlu gelişme her türlü övgüyü hak ediyor.

    Kaynak: New Scientist

    Matematiksel
  • Peki laiklik ideali nedir? Laikliğin savunduğu en önemli değer, inanca de­ğil gözlem ve delillere dayalı hakikat.
  • ATATÜRK'ÜN KENDİ SÖZLERİ VE HEPSİ KAYNAKLI BUYURUN...

    -----------------
    Önce Kuranı türkçesine çevirmesinde ki asıl maksadını öğrenelim. Buyurun;
    https://resmim.net/f/nicG6T.png

    Daha detaylı bilgi için;
    https://www.risaleajans.com/...e-cevirmesindeki-sir
    ----------------
    - Kuran: "Gökten indiği sanılan kitapların doğmaları" ...Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır.

    M. Kemal (Kaynak: Söylev ve demeçler, cilt 1, s 389. (1 Kasım 1938'deki son meclis konuşması))

    - "Suçlu Allah'ın dinidir." Kralların ve padişahların istibdadına (baskılı yönetim), dinler mesnet olmuştur.

    M. Kemal (Kaynak: Atatürkün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, s 30.)

    - "Kuran'ın yasalarını Muhammed yazmıştır." Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir.

    M. Kemal (Kaynak: Atatürkün emriyle liselerde okutulan tarih kitabı (1938), 2. cilt)

    - "Din, körü körüne bağlanmaktır." Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur, din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir.

    M. Kemal (Kaynak: Atatürkün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan)

    - "Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar (!)" Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur.

    M. Kemal (Kaynak: Atatürkün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan)

    - "İnsanları Allah değil "tabiat" üretti" Natür (Tabiat) insanları üretti, onları kendisine taptırdı da...

    M. Kemal (Kaynak: Atatürkten Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya)

    - Çünkü malumdur ki, insan tabiatın mahlukudur.

    M. Kemal (Kaynak: Atatürkün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan)

    Onlar (Ashab-ı Kiram) aptallaştılar. M. Kemal
    "Ashabım yıldızlar gibidir." Hadis-i Şerif

    - "Kaza ve kadere Türkler inanamaz!" Kaza ve kader, talih ve tesadüf tabirleri Arapça'dır, Türkleri alakadar etmez.

    M. Kemal (Kaynak: Prof. İlkanArsel, Teokratik Devlet Anlayışından Laik Devlet Anlayışına)

    "Duanın faydası yoktur." M. Kemal
    "Bana dua edin." Mümin/60

    - Ali Kılıç (İstiklal mahkemeleri savcısı, merhamet nedir bilmez)anlatıyor: "Meclise geldik. Bir de müezzin geldi. Müezzin ezan okudu. Meclis kapısından içeri girdiğimiz zaman atatürkün önüne sırmalı elbiseler giyinmiş bir imam dikildi. Atatürk ne istediğini sordu. İmam ellerini kaldırarak: "Dua etmeden girilmez!" dedi. Atatürk, "Bu yurt askerin süngüsü ile kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. Yoksa senin duanla değil! Çekil oradan!" dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi."

    (Kaynak: Kemal Arıburnu, Atatürkten Anekdotlar-Anılar)

    Aynı M.Kemal yanına hocaları alıp dualarla meclisi açmıştı. Ama artık emeline ulaşmıştı. İktidarı ele almış ve içindekileri alenen dışa vurmaya başlamıştı. Zaten ileriki yıllarda binlerce hocayı asması da amacını göstermişti.

    - "Arapların dini Türkleri mahvetti" Türkler, Arapların dinini kabul etmeden evvel büyük bir milletti. Arap dinini kabul ettikten sonra Türk milletinin milli rabıtaları gevşedi; milli hisleri ve heyecanı uyuştu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, bir arap milleti siyasetine müncer oluyordu.

    M. Kemal (Kaynak: Medeni bilgiler ve Atatürk'ün El Yazmaları, Afet İnan, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1969, s 364-365)

    - "Laiklik için kemalistler 600.000 ilim ehlini öldürdüler."
    M. Akif ERSOY

    - Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkilabı yapmazsak, başka hiçbir zaman yapamayız.

    M. Kemal (Kaynak: Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası; Emre Yayınları, Aralık 1991, s 165.)

    - İnsanlar ilk devirlerinde pek acizdi. Kendilerini koruyamıyorlar, hiçbir hadisenin de sebebini bilmiyorlardı. Kendilerini koruyacak bir kuvvet aradılar. Nihayet insanlık vicdanında bir kuvvet yarattı. O da işte Allah'tır. Herşeyi ondan beklediler, ondan istediler. Hastalıktan, felaketten korunmayı hep Allah'larından istediler. Fakat modern çağlarda insan herşeyi Allah'tan beklemedi. Ancak toplumdan bekledi. Her şeyin koruyucusu insan cemiyetidir. Bizi koruyan, refah içinde yaşatan toplumdur.

    M. Kemal (Kaynak: Enver BehnanŞapolyo, Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, 1932, s 305.)

    - Masum ve cahil insanları, yüzlerce Allah'a taptırmak veya Allah'ları muayyen gruplarda toplamak ve en nihayet bir Allah kabul ettirmek, siyasetin doğurduğu neticelerdir.

    M. Kemal (Kaynak: Türk Tarihinin Ana Hatları, 1930, Devlet Matbaası, s 220-221)

    - İnsanlar, kurtçuklar gibi sulardan çıktılar en önce... İlk ceddimiz balıktır. İşler daha daha ilerledikçe o insanlar, primat zümresinden türediler. "Biz maymunlarız"; düşüncelerimiz insandır.

    M. Kemal (Kaynak: Ruşen Eşraf Ünaydın, Atatürk Tarih ve Dil Kurumları, s 53.)

    - Muhammed, iptida Allah'ın resuluyüm diyerek ortaya çıkmamıştır, bunu düşünmemiştir. Bu düşünce, senelerce mücadele ettikten ve fikirlerini neşreyledikten sonra kendisinde hasıl olmuştur.

    M. Kemal (Kaynak: Nokta Dergisi, 17 Kasım 1985)

    - Muhammed'in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok eski rivayetler vardır. Bunlar artık efsanelere karışmıştır. Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kuran ayetinin ne olduğu malum ve belki de mazbut değildir. Kuran sureleri Muhammed'e açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde, birdenbire bir taraftan inmiş değillerdi. Muhammed'in söylediği sureler uzun bir devirde dini düşüncelerinin ürünü olmuştur. Muhammed, bu surelere birçok çalıştıktan ve incelemeler yaptıktan sonra edebi şeklini vermiştir.

    M. Kemal (Kaynak: Afet İnan, Atatürkün El Yazmaları, 2000'e Doğru Dergisi, 8. Sayı, s 15-16.)

    - "Beyni sulanmış hafızlar" Türk milleti, bir kelimesinin manasını bilmediği halde, Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.

    M. Kemal (Kaynak: Medeni Bilgiler, Afet İnan, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1969, s 364-365.)

    - Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar. Onun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız.

    (İstanbul, Tekin Yayınevi, 1990, s 83-84.)

    - Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar.

    M. Kemal (Kaynak: Andrew Mango, Atatürk, s 447.)
    ---------------------------------

    ŞİMDİ GELELİM KUR'ANI AZİMUŞANA

    - Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerden anneleri, babaları, oğulları, kardeşleri ve yakın akrabaları da olsa Allah’a ve Resulüne düşman olanları sevdiklerini ve dostluk kurduklarını göremezsin. ... Şunu iyi bilin ki gerçekten kurtuluşa erenler, işte bu vasıflara sahip Allah’ın hizbinden olan kimselerdir.

    (Mücadele Suresi 22. Ayet)

    - Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. ... Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. ... Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır.

    (MümtehineSûresi 1. Ayet)

    Ayrıca;

    - İnsanlardan bazıları, Allah’tan başkasını Allah’a denk tutarak onları, Allah’ı sever gibi severler.

    (Bakara Suresi 165. Ayet)

    - Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz kavminiz, mallarınız, evleriniz size Allah’tan ve O’nun elçisinden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili/gönül bağlayıcı geliyorsa o zaman Allah’ın hükmü gelene kadar bekleyin. Allah öyle fâsıklar güruhunu hidayete erdirmez.

    (Tevbe Suresi 24. Ayet)

    - Müminler müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa artık Allah'la olan bağını koparmış demektir. Ancak onlardan gele­bilecek bir tehlikeden korunmanız başkadır. Allah kendisi hakkında sizi uya­rıyor. Sonunda dönüş Allah'adır.

    (Âl-i imran Suresi 28. Ayet)

    NE KADAR DA MANİDAR;

    - Evet, inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütünbaşkadır.

    (Risale-i Nur)

    - Kıyamet kopmazdan önce gece karanlığın parçaları gibi fitneler olacak. (O vakit) kişi mümin olarak sabaha erer de kafir olarak akşama kavuşur. Mü'min olarak akşama erer, kafir olarak sabaha kavuşur. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar.

    (Hadis-i Şerif)
    ---------------------------------

    Nasıl gece ile gündüz aynı anda yaşanamaz. İman ile Küfür de aynı kalpte bulunmaz.

    Saygılar...
  • Din en yüksek aşk olan Allah sevgisinden doğar. Atatürk bu sevgiyi kaldırmak şöyle dursun dinin politikaya ve siyasal yaşama karıştırılarak orta malı durumuna gelip ayaklar altında çiğnenmesinin önüne geçmiş, dini, "insan vicdanı" denilen güvenli ve kutsal tahtına oturtmuştur. Laiklik denilen ilke işte budur.
    Ahmet Köklügiller
    Sayfa 38 - IQ Kültür Sanat Yayıncılık