gülen insana duyduğum haset biraz da bu rıza yüzündedir. ne var oğlum bu kadar gülünecek, ne var yaşadığımız hayatta benim görmediğim, neye gülüyorsun diye soruyordum bazen rıza’ya. o da bana “asıl üzülecek ne var oğlum, ne güzel işte dünya” diye cevap veriyordu. onun işaret ettiği güzellik, imkanı yok gözüme ilişmiyordu
hala düşünürüm, insanlar buldukları intihar mektuplarını ne yaparlar? saklamak kendine, atmak gidene haksızlık. ben o adamın mektubunu hala açar arada okurum “yapamadım, alışamadım” demiş. ben de alışamadım ama bileklerimi de kesemedim
koca adam olmuş muydu hakikaten? evden kaçarken yanına almayı unuttuğu şeylerin başında çocukluğu geliyordu aslında. onu orada unutmuştu. çocukluğu dokuma tezgahının dibinde kalmıştı sanki