Gençler birbirlerini sevdiklerini sanıp manasız bir coşkunluğa kapılıyorlar, bu coşkuyu yatağa atıp aralarında eze eze öldürdükten sonra kendi yollarına seğirtiyorlardı.
Ankara, cumhuriyetin hayalini kurduğu şehir olmaya çalışıyordu. Şık takım elbiseli, şapkalı beyefendiler ve hanımefendiler, kasabaya iliştirilmiş bir film seti gibi tuhaf görünen bu yeni şehirde, sonsuz bir nezaket ve ölçülülük içindeydiler.
Kenarları işlenmiş bir şeylerin olmadığı, bir şeylerin üstüne etaminlerin serilmediği bir ev ancak otel odası, bekar evi ya da huzurun olmadığı başarısız bir evlilik yuvası olabilirdi.