• Ne biliyor ki karşındaki
    Yargılıyor doğru bildiği yanlışı
    Yanlışsa doğrunun kamburu ..

    https://youtu.be/Vpdgam_4SNg
  • Türkiye içerisinde bana başlıktaki cümleyi dedirten gruplardan oluşmaktadır.

    10-20 yıl sonrasında dinlenen grupların bu tür gruplardan oluşacağını düşünüyorum. Türk müziğinin çeşitlenmesi konusunda yeni akımlar, yeni denemelere ihtiyacımızın olduğu bu dönemde popüler kültür haricinde pek çok eser veren grubu tanımak, aynı zamanda onlara gelecek için bir destek, bir moraldir. Kapitalist piyasanın bize sunduğu tekdüze pop şarkılardansa aşağıdaki gibi grupları dinlemeyi, onlara destek olmayı tercih ediyorum.

    Indie ve Indie Rock türü ile ilgilenenler için Türk grupları : The Away Days, Palmiyeler, The Revolters, Ah Kosmos, Neigh Pupil

    Reggae ile ilgilenenler için Türk grupları : Komik Günler, Sattas, Bosphoroots, Luxus, Entu, Afel, Zeytin, Koala Reggae Band, Supernova Reggae Band, Dalganabak, Yolda

    Jazz ile ilgilenenler için Türk grupları : 123, Jülide Özçelik, Dolunay Obruk, Elif Çağlar, Sarp Maden, Genco Arı, Eylem pelit, Volkan Öktem, Ayyuka, İlhan Erşahin, Selen Gülün, Hakan Vreskala, Kerem Görsev, Quartet Muartet, Selin Sümbültepe, Başak Yavuz

    Blues ile ilgilenenler için Türk grupları : İstanbul Blues Kumpanyası, Blue Blues Band, Emre Nalbantoğlu

    Alternatif rock, Elektronik rock, Progressive ve Post rock türü gibi türlerle ilgilenenler için Türk grupları : The Climb, Büyük Ev Ablukada, Peyk, Neyse, She Past Away, Kesmeşeker, Mavi Sakal, Sera Savaş, Dengesiz Herifler, Emre Nalbantoğlu, Gaye Su Akyol, Beyaz Hayvanlar, Biz, Nihil Piraye, Bubituzak, Ete Kurttekin, 100 Derece, Kes, Kent Coda, Alarga, Dandadadan, Jakuzi, Nekropsi, Replikas, Kafabindünya, On Your Horizon, İrtifakaybediyoruz!, Sedef Sebüktekin, Canozan, Lara Di Lara, Ars Longa, Foma, Gece, Dolu Kadehi Ters Tut, Hedonutopia, Ari Barokas, Ne Jupiter, Lin Pesto, Ansızın Bi İnfilak, Yaşlı Amca, Evdeki Saat, Eski Bando, Birileri, Bağzıları, Öfkeli Kalabalık, Murat Ceylan, Affet Robot, Nemrud, Ati ve Aşk üçgeni, An ve An, Cosmic Wings, Mor Lemur, a.b.e.a., Rocka, Makine, Kaçak, Hariçten Gazelciler

    Punk rock ile ilgilenenler için Türk grupları : Cemiyette Pişiyorum, Kozmik yıkım

    Hard rock ile ilgilenenler için Türk grupları : The Ringo Jets, Heavy Sky, Snakeroot, Objektif

    Anadolu rock ile ilgilenenler için Türk grupları : Flört, Moğollar

    Metal ile ilgilenenler için Türk grupları : Antisilence, Murder King, Black Tooth, Cenotaph, Catafalque, Dreamtone, Pentagram, Dr. Skull, Almora, Burial Invocation, Pickpocket, Radical Noise, Disenchant, Insistence, Metalium, Seth.ect, Heathen Swarm, Burial Invocation, Persecutory, Sarinvomit, Carnophage, Cidesphere, Knight errant, Let it flow, Chopstick Suicide, Heretic Soul, ...aaaarrghh..., Sülfür Ensemble, Baht, Yaşru, Acedia, Eudaimonia el pueblo unido, Black Omen, Saints 'n' sinners, Thrown to the sun, Vortex of clutter, Decaying purity

    Rap ile ilgilenenler için Türk grupları : Kişisel olarak çalışmalar yapanlar Indigo, Ozbi, grup olarak çalışmalar yapanlar Mode xl, Kadıköy Acil, Sekiz, M.o.b, Istanbul Trip, Ethnique Punch, Dramelodi Project, 90 BPM

    Elektronik tarzda şarkılar sevenler için Türk grupları : Ozoyo, Hey Douglas, Islandman, Kozmonotosman, Rebel Moves, Norrda, Portecho, Nova Norda, Longaz, İpek İpekçioğlu, Ekin Beril, Melik Arıcı, Jabbar, T v s n, Oceanvs Orientalis, Farazi, document1

    Etnik tarzda şarkılar sevenler için Türk grupları : Gevende, Kuan, Baba Zula, Ethnic Band, Kara Güneş

    Bu tür grupları nasıl bulabileceğinizi merak ediyorsanız, Spotify'ı olanlar için benim bu tür grupları topladığım bir listem var: https://open.spotify.com/...GhUEIUR7KY4Daplw_ycg

    Keyifli dinlemeler.
  • Selamlar herkese,

    Kübra'dan miras bir ileti paylaşayım dedim, kendi kendime konuşmak hiç zevkli değil çünkü. :)

    Gazap Üzümleri'nin elimde Bilgi, Sel ve Remzi edisyonları mevcut. (Ekitap olarak).

    Bilgi ve Sel çevirisi aynı kişi, Belkıs Dişbudak, tarafından yapılmış; Remzi çevirisi Rasih Güran tarafından.

    Sel'den okuyorum fakat benim çevirilerde takmış olduğum "valla" ifadesi sıkça kullanılmış çevirirken. İslami bir tabir kitaplarda kullanılamaz diye bir takıntıdan değil bu başka bir kültüre ait bir roman çevriliyorsa o kültürde kullanılmayan "Valla bilmiyorum ne olduğunu." gibi bir ifade kullanılması batıyor bana okurken. Sel çevirisinde bu ibarelerle sık karşılaşınca bir de Remzi'ye bakayım dedim.

    Aynı bölümlerin iki farklı çevirisini aşağıya ekliyorum.

    Kıyas - 1

    "Valla banka burayı traktörle dümdüz etmeye geldiğinde onlar da başlangıçta dayanmak, karşı koymak niyetindeydiler. Deden elinde tüfekle şuraya dikildi, yaklaşan traktörün farlarını vurdu ama traktör yine de geldi üstüne. Deden sürücüyü vurmak istemedi. Sürücü de Willy Feeley'di. Dedenin kendisini öldürmek istemediğini bildiği için sürdü geldi, eve tosladı, canı­na okudu, köpeğin fareyi silkelediği gibi silkeledi onu. Bu olay Tom'u kötü yaraladı. Bir türlü kurtulamadı etkisinden. O gün bugündür bir daha da eski haline dönemedi." - Sel

    "Banka buraları traktörlemeye geldi; onlara da yol göründü. Büyükbaban burada silâhını alıp durdu, traktörün lambalarını parçaladı, ama traktöre vız geldi. Büyükbaban traktörün şoförünü öldürmek istemedi. Şoför, Willy Feeley'di. Willy Feeley de biliyordu onu öldürmeyeceğini!.. Durmadı, eve tosladı, kedinin fareyi sallaması gibi evi temellerinden sarstı, o günden sonra Tom'a da bir şeyler oldu. O günden beri değişti!" - Remzi

    *Traktörle dümdüz etmek, traktörün farları daha güzel bir ifade etme şekli; sonra öldürmek yerine vurmak da daha güzel olmuş bana göre. Ama şu "valla" ile başlamasaydı? Bir de çok mühim değil ama sahneyi akılda canlandırırken tüfek mi, silah mı sorunsalı var.


    Kıyas - 2

    "Jacobs'ların domuzu evlerine girip bebeği yediğinden beri. Milly Jacobs bir ara çıkıp ambara gitmiş. Döndüğünde domuz bebeği hala yiyormuş. Milly Jacobs yine gebeymiş o sıra. Delirivermiş. Hiç düzelmedi bir daha. O gün bugündür bir tuhaftır. Ama anam bundan dersini aldı. Kendi evde yokken asla domuz kapısını açık bırakmazdı. " - Sel

    "Bizim domuzun Jacobs'lara geçip yavruyu yediği günden beri bunu alışkanlık haline getirdiydi. Milly Jacobs, samanlıkta iş görüyormuş; kadın bir de gelip bakmış ki domuz, yavruyu yiyip duruyor. Jacobs'la aramız iyiydi, ama bu olaydan sonra açıldı. Kadın boyuna bağırıp çağırmaya başladı. Bu olayı ikide birde başımıza kaktı durdu. Ama anam, bundan ders aldı. Evde bulunmadığı zaman, bir daha domuzların kapısını açık bırakmadı. Bunu bir kere bile olsun unutmadı." - Remzi

    *Domuz kimin şimdi? Domuz Jacobslar'ın ise iki aile arasında bir sorun çıkmamış oluyor, domuz Joadlar'ın ise Jacobslar'ın bebeğini yediği için iki ailenin arasında sorun yaşanmış oluyor.

    Belki önemsiz detaylar bunlar ama takılıyorum bazen okurken işte, ya da belki önemsiz gibi gözükse de hikaye ilerledikçe farklı davranış yönelimlerine sebebiyet verebilecek detaylardır. Hala okuduğum için bilmiyorum.

    "Sağ kulağını göstermek için elini ta soldan yukarı atıyorsun." Sel
    "Hep sağ elinle sol kulağını gösteriyorsun." - Remzi


    ÇÖZÜMLEME : İngilizce metinden birebir çeviri olan Sel - Belkıs Dişbudak çevirisi.

    Bir bakkal mı banka mı meselesi vardı, borcun bankaya birikmesi bana daha mantıklı gelmişti topraklarından atılmalarının sebebi bankaydı çünkü, Remzi banka - Sel market demişti ve İngilizce metinde "grocery" olarak geçiyor. Yani markete borç birikmiş. :)

    İngilizce ve Türkçe kıyaslı görüntüleri linkte paylaşıyorum.

    https://i.hizliresim.com/vP1Dkp.jpg
    https://i.hizliresim.com/1EQo1G.jpg

    https://i.hizliresim.com/r1lDq1.jpg
    https://i.hizliresim.com/7D0LOa.jpg
  • İbn-i Haldun'un en önemli eseri olan Mukaddime için, yine kendisinin hazırlamış olduğu kıymetli önsöz'ü şöyledir.

    Lütfu bol Rabbinin rahmetine muhtaç kul, Abdurrahman bin Mu­ hammed bin Haldun Hadrami -Allah onu mavaffak kılsın- der ki: . Hamd Allah'adır. Azamet, üstünlük ve kudret O'nundur. Hüküm­ ranlık O'nun elindedir. En güzel isimler (esmaü'l-hüsna) ve sıfatlar O'na aittir. O, her şeyi bilir; açığa vurulmuş ve saklı tutulmuş hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. O bizi topraktan yarattı, yeryüzüne yerleştirdi ve orada bize rızkı ve hayatı kolaylaştırdı. Rahimlerde ve evlerde güven içinde olmamızı sağladı. Rızkımızı (temin etmeyi) üzerine aldı. Hepimiz için (dünyada ka­lacağımız) bir ecel (vakit) takdir etti. Sonsuzluk ve beka O'nundur. O hep diridir, ölmez. Salat-u selam, Tevrat ve İncil'de özellikleri anlatılan, henüz günler birbirini takip etmeye başlamadan (zaman yaratılmadan), Zuhal (Satürn) ve yedinci felek birbirinden ayrılıp uzaklaşmadan (varlıklar yaratılma­dan), kainatın onun gelişine hazırlandığı, ümmi (okuma yazma bilmeyen) Arap peygamber efendimiz Hz. Muhammed'e ve ona tabi olup düşman­larına karşı onu destekleyen yakınlarına ve sahabelerine olsun. Tarih ilmi, bütün toplumların ve nesillerin önem verip ilgilendiği ilimlerden biridir. Herkes tarih ilmine yönelir, sıradan insanlar bile tarihi bilmek ister, hükümdarlar ve reisler tarih bilgisine sahip olmak için yarı­şır. Diğer taraftan tarihi anlama noktasında alimler ve cahiller eşit gibi görülür. Çünkü görünüşte tarih, geçmiş dönemleri, geçmişteki olayları ve devletleri haber vermekten ibarettir. Bu konularda çok şeyler nakledilir, mevcut durumlara geçmişten örnek verilir ve bütün bu hususların anlatıl­dığı çok kalabalık meclisler oluşturulur. Oralarda insanların ve toplumla­rın serüveni haber verilir: Durumların nasıl değiştiği, devletlerin nasıl ge­ lişip güçlendiği, sınırlarını genişlettiği ve sonra da zamanı gelenin nasıl yok olup gittiği ... Ancak görünüşte bu olayların haber verilmesinden ibaret olan tarih ilminin iç yüzü, bütün bu olayların, sebepleri ve temelleriyle birlikte çok ince şekilde araştırılıp değerlendirilmesine dayanır. Evet, tarih ilmi olayla­ rın nedenselliğini ve sebeplerini derinliğine inceleyen bir ilimdir. Bu yüz­ den de o, felsefenin temeli ve felsefi ilimlerden biri sayılmaya layıktır. 1slam'daki büyük tarihçiler geçmişe ait haberleri çok kapsamlı bir şekilde toplayıp bir araya getirmişler ve onları kitaplaştırarak muhafaza al­ tına almışlardır. Bu konuda (yetersiz ve ehliyetsiz olup) başkalarının hazı­ rına konanlar ise, (doğru) tarihsel bilgileri uydurma rivayetlerle veya biz­ zat uydurdukları yalanlarla birbirine karıştırmışlardır. Onlardan sonra ge­ len pek çok kişi de bu uydurma haberlere tabi olmuş, olayları ve durum­ ları inceleyip değerlendirmeden, bunların gerçekliğini ve olabilirliğini gözden geçirmeden, atılması gerekenleri ayıklayıp atmadan, her şeyi duy­ dukları şekilde bize nakletmişlerdir. Evet, nakledilen haberler çok az araştırılmıştır. Doğruların yanlışlar­ dan ayıklanması işi ise yok denecek kadar zayıf kalmıştır. Bu yüzden yan­ lışlar ve vehimler, bu haberlerin yaranı ve ayrılmaz bir parçası olmuştur. Çünkü (körü körüne) taklit etmek, ilimlerde (hiçbir emek harcamadan) başkalarının hazırına konmak ve cehalet, insanların derin ve yaygın özel­ liklerinden biridir. Naklediciler sadece duyduklarını nakletmekle yetinirler. Basiret ve feraset sahipleri ise doğrusunu yanlışından ayırmak için duyduklarını de­ ğerlendirmeye tabi tutarlar. İlim de ancak bu şekilde gelişip parlar.
    Tarihsel haberler konusunda çok fazla eser telif edilmiştir. İnsanlar, dünyadaki milletler ve devletler hakkındaki tarihsel bilgileri toplamışlar ve bunları yazıya geçirmişlerdir. Ancak bu konuda, emanete riayet eden, öncekilerin kitaplarından yararlanırken doğruyu yanlıştan ayıklamak için bütün gayretini sarf eden ve bu yüzden haklı bir şöhrete sahip olanların sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. lbn-i İshak, Taberi, lbn-i Kelbi, Muhammed bin Ömer Vakıdi, Seyf bin Ömer Esedi ve Mesu­ di gibi ... Her ne kadar Mesudi ve Vakıdi'nin kitaplarında -güvenilir ve ba­ siretli kişilerce malum olan- kabul edilemeyecek nakiller varsa da insanla­ rın geneli saydığımız bu tarihçilerin verdiği haberleri kabullenmişler ve ki­ taplarındaki bilgilere tabi olmuşlardır. Basiretli ve dikkatli birinin tarihçilerin naklettikleri haberleri değer­ lendirmede esas alacağı temel bir ölçü vardır. Bu ölçü, o Umranın (toplu­ mun) durumudur. Çünkü her toplumun (dışına çıkamayacağı) bir tabiatı ve kendine özgü şartları sözkonusudur. Nakledilen haberler de bu durum­ lara döner (Yani nakledilen haberlerin o toplumun mevcut tabiatı ve du­ rumları içinde gerçekleşme imkanının olup olmadığı araştırılır). Genel olarak, adı anılan bu tarihçilerin naklettikleri haberlerin ço­ ğu, lslam'ın ilk dönemlerindeki, Emeviler ve Abbasiler zamanındaki ülke­ ler ve durumlarla ilgilidir. Bunlar içinde, kitaplarında İslam'd an önceki devletlerin ve milletlerin haberlerini toplayan tarihçiler de vardır. Mesudi ve onun yolundan gidenler böyle yapmıştır. Daha sonra sadece kendi dönemi ve kendi bölgesiyle ilgili haberleri toplayan tarihçiler geldi. Bunlar sadece kendi devletindeki veya şehrinde­ ki olaylarla ilgilendiler. Endülüs'ün ve oradaki Emevi Devleti'nin tarihçisi Ebu Hayyan ile Afrika'nın ve (Afrika'da yer alan) Kayravan'da kurulmuş devletlerin tarihini yazan lbn-i Refik bu tarihçiler arasında yer alır. Onlardan sonra ise anlayışsız, kıt akıllı ve taklitçi bir kuşak geldi. Bu kuşak, zamanın bir çok şeyi değiştirdiğine, toplumların ve yeni nesillerin gelenek ve alışkanlıklarının değiştiğine hiç dikkat etmeden, eskilerin yolu­ nu (olduğu gibi) takip etti ve onların yöntemlerini (tartışmasız) örnek · edindi. Devletler hakkındaki haberleri ve eski dönemlerde vuku bulmuş olaylara ilişkin rivayetleri, tıpkı kapağından ve cildinden soyutlanmış sayfalar gibi, kendi şartlarından soyutlayarak naklettiler. Bu yüzden de nak­ lettikleri şeyler, onları değerlendirmede esas alınacak unsurlardan mah­ rum olduğundan, kabul edilemeyecek bilgiler olarak kaldı. Evet, onlar söz konusu olayları, temelleri bilinmeden ve özelliklerine dikkat edilmeden, eskilerin bunları zikretmiş olmasından dolayı, soyut bir haber olarak tekrarladılar. Yeni nesillerin bu olayların hakikatini anlamak için ihtiyaç duyacağı (o olayların vuku bulduğu şartlarla ilgili) bilgilere ise yer vermediler. Yine, bu tarz bir anlayışla tarih yazan tarihçiler, bir devlet­ ten bahsettiklerinde, onunla ilgili haberleri sanki bir ipliğe dizilmiş inciler gibi sıralamakla yetinmektedirler. Bunlar, yazdıkları haberlerin (konusunu teşkil eden olayların) başlangıçları, sebepleri ve hedefleriyle ilgili hiçbir şey zikretmezler. Bu yüzden de o haberleri okuyan kişi, -bu kitabın giriş bölü­ münde bahsedeceğimiz gibi-olayların hakikatini anlamakta veya onlar ara­ sında tatmin edici bağlantılar kurabilmekte ihtiyaç duyacağı, devletlerin başlangıçlarındaki ve diğer aşamalarındaki durumlar ve bunların arka arka­ ya gelişlerindeki sebeplerle ilgili ayrıntılı bilgileri bulamaz. Daha sonra, haberleri aşırı derecede kısaltarak nakleden başka bir kuşak geldi. Bunlar, neseplerinden ve onlarla ilgili başka haberlerden bah­ setmeden sadece hükümdarların isimlerini ve hüküm sürdükleri süreleri zikretmekle yetindiler. Örneğin ibn-i Reşik'in "Mizanu'l-Amel" isimli ki­ tabındaki usul budur. Bunların söylediklerine ve naklettiklerine itibar edilmez. Çünkü bunlar (tarihten beklenen) faydaları ortadan kaldırmışlar, tarihçilerin bilenen usullerini ve görüşlerini tamamen bozmuşlardır. Bunların kitaplarını tek tek okuyunca gözlerimi gaflet uykusundan uyandırdım ve hem geçmişi hem de günümüzü kapsayacak bir eser telif etmeye azmettim. Sonunda da tarih konusunda, olayların doğru olarak anlaşılmasının önündeki perdeleri kaldıracak bir kitap telif ettim. Kitapta haberleri ve bu haberler hakkında dikkate alınması gereken hususları bö­ lümler halinde açıkladım. Yine devletlerin ve toplumların başlangıçlarını (ve gelişmelerini), bunların sebep ve etkilerini beyan ettim. Bütün bunla­ rı, çağımızda Mağrib'inl şehirlerini ve bölgelerini dolduran toplumların, onların kurdukları uzun ve kısa ömürlü devletlerin, yine bunlardan önce oralarda mevcut olan hükümdarların ve yardımcılarının -ki bunlar Araplar ve Berberilerdir- haberleri üzerine bina ettim. Araplar ve Berberiler Mağrib'i yurt edinmiş iki millettir. Nesillerden beri orada oldukları için, Mağrib denildiğinde neredeyse onlardan başkası tasavvur edilmez ve bi­ linmez. Kitaptaki konuları sistemli ve planlı bir şekilde sıralayıp, alim ve seç­ kin kimselerin anlamalarını kolaylaştırdım. Bölümleri ve konuları yeni ve farklı bir yöntem içinde ele aldım. Toplumun ve medenileşmenin (şehir­ leşmenin/şehirlileşmenin) hallerini açıkladım. Toplumsal yaşamda ortaya çıkan temel unsurları izah ettim. İşte bütün bunlar sana, olayların iç yü­ zünü, sebeplerini ve devletlerin nasıl kurulduğunu öğretecek ve elini (kö­ rü körüne) taklit alışkanlığından çekmeni sağlayacaktır. Böylece hem geç­ mişteki olaylara vakıf olacaksın, hem de geleceği göreceksin. Bu eseri bir giriş ve üç kitap şeklinde tertip ettim: Giriş, tarih ilmi, sistematik ve yöntemlerinin incelenmesi ve tarihçi­ lerin düşebileceği yanlışlıklara dikkat çekilmesi hakkındadır. Birinci kitap, toplumsal yaşam ve toplumsal yaşamda görülen dev­ let, hükümdarlık, kazanç, geçim, sanatlar ve ilimler gibi unsurlar, bunların sebepleri ve yolları hakkındadır. İkinci kitap, başlangıçtan günümüze kadar Arapların tarihi ve dev­ letleri hakkındadır. Yine bu bölümde, Nabatlar, Süryaniler, Farslar, İsrailo­ ğulları, Kıptiler, Yunanlılar, Romalılar, Türkler ve Frenkler gibi Araplarla çağdaş olan bazı milletlere ve onların devletlerine de işaret edilmiştir. Üçüncü kitap, Berberiler ve onlara mensup olan Zenateler gibi halklar hakkındadır. Bu çerçevede onların başlangıçlarından ve özellikle Mağrib'te kurmuş oldukları devletlerden ve hükümdarlıklardan bahsede­ ceğiz. Kitapta ayrıca doğu bölgeleri hakkında da bilgiler verdim. Onların kayıtlarını ve kitaplarını inceleyip, o diyarlardaki acem hükümdarlıkları ve Türk devletleri hakkında eksik kalan bilgileri tamamladım. Yine onların çağdaşı olan halklardan ve hükümdarlıklardan da bahsettim. Bütün bunla­ rı, meramımızı anlatmaya engel olmayacak şekilde özetleyerek ve kolay birüslup içinde aktardım. İncelediğimiz konuların önce genel sebeplerini ele aldım, sonra da özel haberlere geçtim. Böylece kitabımız, insanların (top­ lumların) haberlerini (tarihlerini) kuşatan, devletlerle ilgili olayların sebep­ lerini ortaya koyan ve tarihi (yanlışlardan) koruyan bir eser olmuştur. Eserimiz, yerleşik ve göçebe Arapların ile Berberilerin tarihlerini kapsadığı, onlarla çağdaş olan büyük devletlere işaret ettiği, ders ve ibret alınacak halleri zikrettiği, başlangıçtaki ve sonraki gelişmelere değindiği için onu şu şekilde isimlendirdim: "Kitabu'l-İber ve Divanu'l-Mübtedei ve'l-Haber Fi Eyyami'l-Arap ve'l-Acem ve'l-Berber ve Men Asarahum Min Züveyi's-Sultanu'l-Ekber" (Araplar, Acemler, Berberiler ve Onlarla Çağdaş Olan Büyük Devlet Sahi­ bi Halklar Hakkında İbretler, Başlangıç ve Haber Kitabı.) Bu eserde hiçbir şeyi eksik bırakmadan, söz konusu devletlerin ve halkların başlangıcı, onlara çağdaş olan diğer halklar, gelişmelerin ve deği­ şimlerin sebepleri, toplumsal yaşamda görülen devlet, şehir, köy, üstünlük, zillet, çokluk, azlık, ilimler, sanatlar, kazanç, kaybediş, dönüşümler, bede­ vilik, medenllik, vaki olan ve olması beklenen gibi bütün hususları zikret­ tim, bunların delillerini ve sebeplerini açıkladım. Dolayısıyla bu kitap, içerdiği alışılmamış bilgiler ve ilimler nedeniyle özgün bir eserdir. Ancak bununla birlikte, böyle bir işin üstesinden gelmedeki eksikli­ ğimi, acizliğimi itiraf ediyor ve bu konularda mahir olan ve geniş bir ilme sahip bulunan kimselerden, bu esere yalnızca beğeniyle değil, aynı zaman­ da da eleştirel bir gözle bakmalarını istiyorum. Böylece eserdeki yanlışla­ rın düzeltilmesi ve anlaşılmayan yerlerin açıklığa kavuşması da mümkün olabilecektir. Evet, ilimdeki sermayemin azlığını, bu konudaki eksikliğimi itiraf ediyor, dostlardan yapıcı eleştirilerini bekliyor ve Allah'tan çalışmalarımı­ zı sadece kendi rızası için yapmayı nasip etmesini diliyorum. O (vekil olarak) bana yeter ve O ne güzel vekildir.
  • 396 syf.
    ·13 günde·Beğendi·9/10
    #spoiler

    Uzun zamandır beklettiğim bir türlü tabutunun başından ayrılmadığım kitabım....
    "jivago vakası "
    Pastenak'ın ölüm yıldönümü sebebiyle tekrar ellerimde duruyor ...

    31 Mayıs gecesi saat 11:20 de hayata gözlerini yumdu ...aynı gece naaşı mumyalandı...
    1Haziran 'da yöredeki rahipler den biri ailesi ve yakın dostlarıyla özel bir ölüm ayini düzenledi ..

    .ölmeden önce hemşiresinin kulağına fısıldadığı son söz ....
    "YARIN PENCEREYİ AÇMAYI UNUTMA SAKIN " dı ...

    Ben bu kitabı anlatamam size ..benim duygularım kelimelerle ifade edilemez çünkü ...

    .Robot gibi yazamam ..
    .Ağlamadan yazamam ..

    "MEYDAN OKUYAN KADIN!
    "BEN SENIN SAVAŞ ALANINIM !...diyen bir adamı nasıl yansıtırım ?

    Kocaman yüreğimi hangi harf zincirinde dökebilirim ?

    yapamam üzgünüm ..

    Sadece ondan bahsedebiliriz karşılıklı .
    nasıl büyüdüğü kimin oğlu olduğu .
    hangi okullarda okuduğu değil ...
    ne kadar cesur ama bir o kadar korkak olduğundan bahsedebiliriz .

    Staline kafa tutacak kadar cesur , insanları uzmekten bir o kadar korkan bir adamdan

    ..Lara dan konuşabiliriz mesela "ivrinskaya" : herkesin lanetlediği kadından oysaki o "Pasternak " için hapislerde yatmış sürgüne gönderilmiştir ..hasta olduğunu duyduğunda evinin önünde sabahlara kadar beklemiş beni içeri alın diye yalvarmamıstır ..nihayet son fotoğrafta Zainda ile yan yana ağlamakta aynı acı ile yanmaktadır ..

    Zainda tabiiki bizim için favori karaketerdir çünkü doğru taraf odur ..Leonid 'i büyütmüş Pasternak'in bütün gönül maceralarından yaralar alarak ayakta kalmış en sağlam kadındır ..çünkü O Tonya dir "Yuri" yi seven "doğru kadın "

    Jivagoyu okuyup da bu kitabı okumasanız
    Kitabın serüvenini bilemezsiniz

    doktorJivago sadece bir rus romanı değildir

    ..demir perdenin tek bir adamın elleriyle nasıl yıkıldığına ..
    yasakların "bu benim son saheserim onu dünya okumalı " diyen bir yazarın direnisiyle nasıl çiğnendiğine tanıklık etmektir ...

    Yazmak gereken çok satır var ama yorgunum ... katılmam gereken bir cenaze gömmem gereken bir şairim var ...

    Huzur içinde uyu sevgili Pasternak .

    Kabul edemediğin tüm Nobeller senindir .

    "Tahammülü imkansız mavilikte bir gökyüzü " kadar ruhu olan okuyucuların seninledir ..

    Sen rahat uyu. .

    Sevgi ve saygıyla
    andım ...
  • 480 syf.
    ·7 günde·Beğendi·8/10
    Koridor Yayıncılık'a hayatımıza Amerikalı Yazar John Verdon'u kazandırdığı için teşekkür etmeliyiz bence. Çünkü bu ilk kitabıyla birlikte Dave Gurney isimli zeki, kahraman, Amerikalı'lara göre emekli polis bize göre polis amca -ki bunu söylerken Dedektif Gurney'in bizden biri gibi olduğunu belirtmek istedim. Yazarımız Dave Gurney 'i adeta yaşıyor ve yaşatıyor. Sanki önceki hayatında Dedektif Gurney 'di de hatıralarında kalan olayları anlatıyor gibi geliyor. Çünkü o kadar güzel bir dil kullanmış ki bu kendisinden başkası olamaz diyorsunuz. ***Konu şöyle Dave Gurney istirahate ayrılmış emekli bir polis memurudur. Bir gün eski bir arkadaşından bir haber alır. Arkadaşının dediğine göre bir tehdit mektubu almış. Mektup'ta, aklından bir sayı tut ve bu sayıyı bilirsem hesabıma bir miktar para yatır denilmiştir. Ve şantajcı sayıyı bilir. Bu olayı Araştırması için David Gurney'in konuyla ilgilenmesi istenmiş. Dave'in karısının hoşnutluğuna rağmen olayı araştırmak için kasabaya gider. Olayı araştırmaya başlarken ard arda 2 cinayet daha gerçekleşir ve her ikisi de aynı şekilde viski şişesiyle kafasına vurularak ve kırılan viski şişesiyle bit çok kesiklerle gerçekleşir. Maktullerin ortak özelliği ise geçmişte jet ikisinin de alkolik olmasıdır. Böylece konu iyice heyecanlı bir hal alır ve siz kitabı elinizden hiç ama hiç bırakmak istemezsiniz.
  • 360 syf.
    ·12 günde·Beğendi·9/10
    Sınav haftalarında kitap okumam. Bitirmemek için büyük bir direnç gösteririm. Çalışacağım dersler kalır ve ben kitap okurum. Pdf olarak Sevdiğim Tüm Erkekler'i indirdim. Okumak aklımda yoktu. Ta ki servis trafiğe takılınca...

    Sınav haftasından dolayı 12 günde okudum ama 2 günlük bir kitap. İndirme sebebim ise filminin çıkacağını Netflix'in duyurmuş olması. SA-BIR-SIZ-LA-NI-YO-RUM!

    Lara Jean -adı mükemmel değil mi?- sevdiği tüm erkeklere mektup yazıyor ve hepsini şapka kutusunda biriktiyor ve mektuplar bir gün sahiplerine ulaşıyor. Bu mektupların asla ulaşmaması gerekiyordu. (Gönderen kişi en başından beri tahmin ettiğim kişiydi.) Josh'a hâlâ onu sevmediğini ispatlamak için Peter Kavinsky -soyadı mükemmel değil mi?- ile sevgili oyunu oynuyorlar.

    Jenny Han, aşk romanlarında benim için Rainbow Rowel'i de geçti. Artık favori aşk yazarım Jenny Han. Ne yazsa okurum!

    Yazarın önceki romanındaki Belly'nin tam tersi. Belly düşüncelerini kolay açıklayamazken, Lara Jean aklına estiğini yapıyor. ( Karakterin en sevdiğim yönü oldu.)

    Kavinsky, gerçekten mükemmeldi. Ben hayranı olmuş olabilirim.

    Margot çok gıcık geldi bana. Abla değildi sanki okulda hani arkadaş olduğunu sandığın birisi olur ve o seni içten içe çekemez bir mesafe vardır. İşte tam olarak o kişi Margot'tu. Genevieve intikamını çok fena aldı.

    Unutmadan Harry Potter hakkındaki göndermeler ahh, feelz'di.

    Semaver'i okur okumaz seriye devam edeceğim! Team PeterLara Jean.