Hala idrak edemediğim, daha o an duyduğum Misono'nun ölümü, sanki kaybettiğim bir şeyi aramak gibiydi. Okula vermem gereken bir belge vardır mesela, ineceğim istasyona vardığım halde cebimde yoktur. "Yok, burada da yok!" diye sıkıntıya girsem de mutlaka orada bir yerde olduğunu biliyorumdur. Hala bakmadığım bir yer vardır. Böyle iyimser bir haldeydim.
Mesela fark ettin mi bilmem ama, senle ben yan yanayken, pozitif bilimlerin açıklayamayacağı esrarlı şeyler oluyor. Sanki bütün gezegen karanlığa gömülüyor da bir tek ikimizin üstüne parlak spotlar tutuluyor. Koca bir dolunayın altında duruyorsun hep. Çiçek dürbününden izliyorum seni, etrafında fırıl fırıl yıldızlar dönüyor. İnsan sana, hep sana bakmak istiyor. Sonra gördüğü her şeye bayılıyor.
Sırrına kimselerin eremediği şu acayip alem, içinde çalkalanan hislerimizle birlikte ha babam deviniyor. Biz bitti sandıkça başlamayı, durdu dedikçe dönmeyi, bizden azade ama yine de bizimle birlikte devridaimi sürdürüyor.