laz dedem
Bir laz ata sőzū der ki herkese sırrını açma. Būyūk babam soylūyor. Ne olmuș o da benim atam :) Hiç susmayi cani sağ olasica. Atalarımız da maasallah her konuda bir şey sőylemisler.

Tuncay YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Laz deme adama, diye çıkıştı Melek Hanım Sadrettin Bey onun adı. Hem çayını içelim, karnımızı şişirelim hem de arkasından Laz diyelim. Bu Allah'tan reva mı, bu insanlığa sığar mı, inşallah o kasaba biz gidiyoruz diye yerin dibine batmıştır. Bizim gibi insaniyetsiz insanlar.

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 28)Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 28)

Piyanist Temel - Fıkra
Temel laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerika ya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde ingilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş.
Bir gün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:
—Helal sana hemişerum, çok iyi çalaysun da!
Temel:
—Benim laz olduğumu nereden anladın yahu. Hâlbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.
—Nasıl anlayamayayım? Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendine çekerler, sen ise sandalyeye oturup koskoca piyanoyu kendine çekeysun. demiş adam. :D

Alevi olmayıp; Hasret Gültekin'i,
Kürt olmayıp ; Ahmet Kaya'yı,
Laz olmayıpp; Kazım Koyuncu'yu,
Ermeni olmayıp;Hrant Dink'i,
Ateist olmayıp;Aziz Nesin'i
Sahiplenen herkese selam olsun
Kin ve nefret başkalarının, insanlık bizimle olsun ... !

Barış Atay

#BarişAtayYalnızDeğildir

Tuğba, Deli Divane'yi inceledi.
15 May 08:30 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok beğenerek okuduğum ve herkeslere oku diye önerdiğim bir kitap serisi vardı Işılcanın. O kitap serisinde de kendimi böylesi kaptırmıştım. Kitap ön sözünde Işılcaya olan teşekkürleri görünce dedim bu kitap akar kızım ve öyle de oldu.
Yazar çok sevilen Karadeniz dizisi olan Sen Anlat Karadeniz in senaristlerinden olan @nehirerdemhikayeleri ne ait.
Ben diziyi izlemiyorum. Çünkü dizilere alerjim var geriliyorum. Ama, ya ben Karadenizli olmaya bayılıyorum.
Şiveleri, afraları, inatçılıkları, aşkları, sahiplenicilikleri ve insanlıkları okadar güzel ki.
Kahkaha atarak okudum bir çok satırını.
Su gibi geçti gitti.
Keyif olarak okuduğum en güzel aşk romanlarının arasına girdi bile.
Böylesi bir yazarı daha önce okumadığım için kendime kızdım.
Gönül rahatlığıyla eğlenerek su gibi okuyacağın bir aşk romanı arıyorsan doğru satırlardasın bebeğim
Hele bu güzel romana, karadeniz şiveleri ve laz damarı ekleyip, azcık hırçın Karadeniz uşağı serp al sana Deli divane romanı satır satır oku

Alevi Olmayıp ; Hasret Gültekin'i. Kürt Olmayıp ; Ahmet Kaya'yı. Laz Olmayıp ; Kazım Koyuncu'yu. Ermeni Olmayıp ; Hrand Dink'i. Ateist Olmayıp ; Aziz Nesin'i sahiplenen herkese selam olsun...
kin ve nefret başkalarının, insanlık bizim olsun

Fatih Karakuş, bir alıntı ekledi.
10 May 23:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Cevad Bey içeri girerek Millî Meclis'ten heyet geldiğini haber verdi. Babam "buyursunlar" dedi. Başkâtip önde olarak, gelen heyet içeri girdi. Dört kişiydiler. Babamın karşısına sırayla durup kısa birer selâm verdiler. Babam mukabele etti. Gelenler, Arnavut Esad Toptânî, Lâz Arif Hikmet Paşa, Ermeni Aram Efendi ve Yahudi Karasu Efendi idi. Başta duran Esad Toptânî yekten, "Millet seni azletti," dedi. Babam metin ve gür bir sesle, "Zannedersem hal'etti demek istiyorsunuz. Pekâlâ! Buna gösterilen sebep nedir?" diye cevap verdi.
O zaman ikinci askeri şahıs ki bunun da Arif Hikmet Paşa olduğunu sonradan öğrendik, fetva suretini okumaya başladı. Fetva şöyle başlıyordu: "Imâm-ı Müslimîn olan Zeyd bazı me-sâil-i mühimme-i şer'iyyeyi kütüb-i şer'iyyeden tayyü ihrâc ve kütüb-i mezkûreyi men'ü hark ü ihrak.." Bu "kütüb-i şer'iyyeyi hark ü ihrak" yani "şer'i kitapları yırtıp yakma" sözleri geçince babam yüksek sesle, "Ben hangi kütüb-i şer'iyyeyi yakmışım? Hasbünallah derim" dedi ve fetvayı sonuna kadar dinledi. Fetvanın okunması bitince, "Bu kararı hangi makam verdi?" diye Arif Hikmet Paşa'ya sordu. Arif Hikmet, "Meclis-i Millî" diye cevap verdi. Bunun üzerine babam, "Ya... Öyle mi? Bu meclise riyaset eden kimdir?" dedi. Ve Ayan Reisi Said Paşa olduğu cevabını alınca hayret eden bir seda ile "Said Paşa, öyle mi?" dedikten sonra şu sözleri söyledi: "Otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selâmeti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resûlullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakk'ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular."
Burada babam sağ ayağını öne atarak, "Allah düşmanlarımı kahretsin" dedi. O
zaman hepimiz birden "âmin" dedik. Salonun içinde bu seda yükseliyor, bu "âmin"e erkek sesleri de iştirak ediyordu. Acaba bendegân mı, yoksa babamın karşısında bulunan hey'et azaları mı âmin demişlerdi, bunu anlayamadık.
Babam tekrar Arif Hikmet Paşa'ya hitap etti, "Sizden bir ricada bulunacağım: Lâzımgelenlere ve biraderime bildiriniz. Bana Çırağan Sarayı'nı tahsis etmelerini istiyorum. Buradan oraya kolaylıkla geçmek mümkündür. Âhir-i ömrümüzü biz de orada ibâdetle geçiririz. Başka bir arzum yoktur" dedi. Bir selâm verdi. Vakur ve metin adımlarla, bulunduğumuz Küçük Salon'a doğru yürüdü. Heyet de çıkmıştı.

Babam Sultan Abdülhamid, Ayşe Osmanoğlu (Sayfa 150 - Sultan Abdülhamid Han)Babam Sultan Abdülhamid, Ayşe Osmanoğlu (Sayfa 150 - Sultan Abdülhamid Han)
Nephren Ka, bir alıntı ekledi.
10 May 11:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“ Ben de bilirim belden aşağı espri yapmasını, Havana puromun dumanlarını havaya savurarak, köylü, işçi kardeşlerim! deyip arkalarından laz, kürt taklidi yaparak, aşağılık fıkralar anlatarak eğlenmesini. Bunun adına düpedüz ibnelik derler, anladın mı?”

Buzul Çağının Virüsü, Vüs'at O. Bener (Sayfa 168)Buzul Çağının Virüsü, Vüs'at O. Bener (Sayfa 168)