Gecikme denilen bu zaman diliminde, onu istemdışı dahi olsa kendimiz ürettiğimizde durumu tersine çeviririz, her zaman bunu kabul edemesek de geçici bir özgürlük duygusu tadarız. Birdenbire -öyle olmadan- hükümdar oluruz. Hayatımızı yeniden elimize alırız. İnsanlık tarihindeki bütün kölelerden çıkan dersler doğrultusunda "emek fazlası" biraz telafi edilir. Geç kalan kişi için "acele etmedi" denir. Kendine olan borcunun birazını ödemiştir. Erteleme sanatı nevrotik olmaktan çıkmıştır artık.
Serbest çağrışım için artık zaman yok, düşler için artık zaman yok.
Çünkü bizler ezildik. Ve acılarımız da zamanla alakalı. Aslında büyük bir "zaman açlığı" çekiyoruz.
Geleceği gôze almak, nasıl biraz daha gecikilir diye sormak olacaktır belki de ... Gecikmek evet, saatlerin ve günlerin ve ayların, programların ve listelerin, orada bulunmamıza gerek bile kalmadan tamamlanan her şeyin çılgınca koşusundan biraz geride durmak.