Yatağımın üzerine oturmuş, başım ellerimin arasında (hep şu aşırı duruşlar), kendi kendime insanların yağmurdan korkmadıklarını söylüyordum; bazıları, kuaförden çıkanlar, ondan çekiniyordu ama kimse bu sürekli akıntının her şeyi ortadan kaldırarak, her şeyi altüst ederek sonsuza kadar süreceği korkusuna kapılmıyordu. Zamanın akışının bile beni bir kez daha ürküttüğü bir anda, penceremde gözlerimin önünde olup biten çeşitli hareketlerin, yağmurun, gidip gelen insanların, yoldan geçen arabaların bende korku yaratışının da kanıtladığı bir anlaşılmazlıkla kötü havadan birden bire korkuya kapılan bendim asıl.