"Yaptığı bir hareket yüzünden birine âşık olmak garip gelebilir ama bazen bir insanın kim olduğunu tek bir anın içinde anlayabilirsiniz. Bir buğday tanesini inceleyerek bütün bir evreni anlayabileceğiniz gibi. İlk görüşte aşk diye bir şey var mıdır, yok mudur, bilmem ama bir anda aşk diye bir şey mümkün."
Hata şudur: Sevgiyi her zaman başkalarından bekleyen bir insanın hayatında sevgi asla yeşermez. Ayrıca içinde sevgi yeşermeyen bir insan, gördüğü her kapıda sevgi de dilense sevgiye erişemez, çünkü sevgiye vererek erişebilirsin, sevgi isteyerek değil.
Eğer bir insanın vicdanı değişmezse duaları ve küfürleri arasında hiçbir fark yoktur. Tapınaklara ve dini mekânlara gitmesiyle bara gitmesi arasında hiçbir fark yoktur. Bir insanın kalbi değişene kadar ne yaptığının hiçbir önemi yoktur, çünkü her şeyin altında aynı önemsiz arzular, kaprisler ve ihtiyaçlar vardır. Sadece dış görüntüsü değişir, sadece tavırları ve kıyafetleri değişir. İçi aynı kalır.
İnsan var olmayan kazıklara bağlıdır. Var olmayan iplerle bağlıdır ve hayatı boyunca da öyle kalır. Sonra bağırır "Nasıl Özgür kalabilirim? Tanrıyı, ruhu nasıl bulabilirim? Özgür olmak istiyorum, nihai özgürlük istiyorum." Böyle bağırır durur ve yerinden bile kıpırdamaz. Çünkü kazıklara bağlıdır. "Bu kazıklardan nasıl kurtulacağım? "diye sorar.