"Kuşkusuz! Artık yalnızca gerekli olanı seveceğim! Kuşkusuz amor fati benim son aşkım olacak!"- Belki de oraya kadar gideceksin; ama daha önce senin Furia'ları sevmen gerekecek; iblislerinin beni tedirgin ettiğini itiraf ediyorum. - "Furia'lar hakkında ne biliyorsun? Furia'lar, tanrıçaların sevimsiz ismi değildir! - Çılgın!" (1881-1882; Güç Istenci, ll, s.388.)
Varlığın aşkınlığı temel olarak bu hiçliktir. Varlık, bir anlamda hiçliğin bir verisi olarak hiçligin ötesinde belirirse, o zaman bir nesne bizi aşkınlaştırır.
Aksine, öncelikle bende ortaya çıkan varoluşun yayılımını onda kavradığım ölçüde, nesne benim için içkin hale gelir.
Diğer taraftan, bir nesne aktif olabilir. Diğerlerini ölümle tehdit eden bir varlık (gerçekdışı veya değil, bir insan, bir tanrı, bir devlet), ondaki aşkınlık özelliğini ortaya çıkarır. Özü, bana, sınırlarının tanımladığı hiçliğin içinde verilmiştir. Etkinliği onun sınırlarını tanımlar. O, hiçlik terimleriyle ifade edilen şeydir; onu hissedilir hale getiren biçim üstünlüğün biçimidir. Eğer ona gülmek istiyorsam, hiçliğe de gülmek zorundayım. Ama buna karşılık, eğer hiçliğe gülüyorsam, ona da gülerim. Hiçlik gülüşün nesnesi olduğundan, gülüş içkinlik tarafındadır, ama böylece bir yok etmenin de nesnesi olur.