Eylül

Eylül
@lemuriia
İngilizce öğretmeni
11 Eylül
130 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Yukio Mişima
Bu dünyadaki bütün düşüşler, alçalışlar arasında en tiksindirici olan saflığın düşüşü, azalışıdır.
Yüzüklerin Efendisi üçlemesi bir çok farklı okumalara açıktır. Kimi kritikler kitabı I. Dünya Savaşı'nın alegorisi olarak görür ve Sauron'un Stalin ya da Hitler olduğunu, Orkların Almanlar olduğunu, yüzüğün atom bombası olduğunu iddia ederler. Tolkien ise bunların hepsini reddeder ve alegorileri sevmediğini söyler. Tolkien belki George Orwell’in Hayvan Çiftliği'nde olduğu gibi yoğun bir alegori yapmamıştır ama, en azından kitabın sonunu Nagasaki ve Hiroşima döneminde yazdığını varsayarsak etkilenmiş olduğu gerçeğini de yadsıyamayız.
I.ve II. Dünya Savaşları, Avrupa'nın başından geçen kuşkusuz en büyük yıkımlardandır. O yıllarda yaşanan büyük ve trajik kayıplara rağmen en çok sanat eseri verilen dönem olduğu da göz ardı edilemez. Sanatçılar, müzisyenler ve ressamlar en iyi eserlerini vermişlerdir. Tolkien ise I. Dünya Savaşı'nda Fransa'ya karşı savaşımak üzere Somme Muharebesi'ne gönderilir. Tolkien burada sıcak savaşı, topu, tüfeği görür, ölümlere şahit olur, sonunda da hummaya yakalanarak askeri hastaneye kaldırılır. Cephe dönüşü Yüzüklerin Efendisi'ni yazmaya başlayan Tolkien, Samwise Gamgee karakterini savaşırken umudunu yitirmeyen askerlere adar. Savaş sonrası askerlerin binlercesinde görülen “shell-shock” yani savaş sonrası sendromunda yaşanan ani körlük, tat-koku kaybı, titreme, anksiyete gibi belirtileri ise ünlü karakteri Froda’da kullanır. Frodo, Shire'a döndüğünde her şeye karşı ilgisini kaybetmiş, kâbuslar gören ve inzivaya çekilmek isteyen bir delikanlıya dönüşür. Merry, Pippin ve Sam ise Shire hayatına adapte olmuştur.
Her ne kadar Tolkien “Eserimde alegori yok.” dese de sanat eserlerinin sanatçıların bireysel beyanlarıyla sınırlı olmadığı bilgisine sahibiz. Kendisi 1. Dünya Savaşı'na bizzat katılmış ve 2. Dünya Savaşı'na şahit olmuş bir yazar ve inançlı bir İngiliz ve ilginçtir Protestan değil Katolik.
Tolkien her ne kadar bir akademisyen/bilim insanı olsa da Yüzüklerin Efendisi evrenini inşa ederken gündeminde bilimsel bir kaygı yoktu. Sınıfsal/kültürel bir dürüstlük derdi de yoktu. Bilimsel bir tez veya eğlencelik bir masaldan çok daha fazlasına odaklanmıştı. Ulusal bir efsanenin müellifi olmak ve İngiliz ulusal kimliğinin sahipleneceği, gurur duyacağı modern bir millî mitoloji yazmak istemişti.