Çoğu insanın hayal gücü körleşmiştir. Eğer doğrudan kendilerini etkilemeyen, duyularına nüfuz etmeyen sivri uçlu bir şey yoksa harekete geçmezler. Ancak bazen de gözlerinin önünde olup biten, duygularına dokunacak en küçük olay bile içlerinde haddi aşan tutkuyu kamçılanır.
Bazı insanların kendilerini 'kolayca baştan çıkarılabilir' olanlardan daha güçlü, ahlaklı, temiz sanmaktan zevk aldıklarını söyledim. Kadının kendisini içgüdülere özgürce bırakmasını, tutkularının peşinden gitmesini; genelde olduğu gibi, kocasının kollarında, gözleri kapalı onu aldatmasından daha samimi bulduğumu ifade etmeye çalıştım.
İnsan ilişkileri başka, ben başkayım, diye kesin bir ayrıma gidip, her şeyle çabucak ilgilenerek bir şekilde çözüme kavuşturmak mı iyi, yoksa başkalarının hoşuna gitmese de benliğini kaybetmemek, kendini saklamamak mı?