"Güzellik bakanın gözündedir," sözü ne kadar doğru. Beyefendinin solgun, zeytin rengi yüzü, kare, çıkık alnı, kalın, gür kaşları, derin gözleri, sert yüz hatları, sıkı, somurtan ağzı —bütün o kudret, kararlılık, irade- genel anlayışa göre güzel sayılmazdı; ama benim için güzelden de öteydiler, inanılmaz bir çekicilikle, bana håkim olan duygularımın kontrolünü irademden alan ve onun iradesine zincirleyen bir etkiyle doluydular. Ona âşık olmak istememiştim; okur, aşk mikrobunu ruhumdan çıkarmak için ne kadar uğraştığımı biliyor ama şimdi onu tekrar görünce, bu virüs vücuduma yeniden, daha canlı ve güçlü bir halde bulaşmıştı. Yüzüme bakmadan beni kendisine âşık etmişti.