• 272 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    "OLAN OLMUŞTUR, OLACAK OLAN DA OLMUŞTUR"

    Ahmet Amiş Efendi

    Sene 2011, bir akşam sıradan hayatımıza renk katan bir "ŞEY"le karşılaştık televizyon ekranlarına bakınca, belki de devcileyin bir ihtiyacımız vardı da, kendimizi koyacak yer arıyorduk da onu bulmuştuk. Leyla ile Mecnun dizisi..

    Az zamanda çok gönül fethetti bu sıradışı dizi, edebiyattaki türlere benzetirsek eğer "büyülü gerçekçilik" diyebiliriz. Gerçekle hayalin iç içe geçtiği, bizi imkansıza, saçmaya ve absürde inandıran dizi.

    Ben 28 yaşındaydım, çocuktum Mecnun misali. Birileri 18 yaşında birileri 8 yaşındaydı, birileri 38 birileri 48 yaşındaydı ama hepsi de çocuktu ki kendini buldu izledikçe.

    Leyla, Mecnun, İsmail Abi, İskender, Erdal Bakkal ve diğerleri.. Hepimizin kaçmak istediği gerçekleri vardı, yarım kalmış sevdaları, beklediği gemisi, aradığı dostlukları, derman bulmak istediği dertleri vardı..

    Dünya o zaman da kötüydü, bugün belki daha kötüdür bilmiyorum. Kötülük hep vardı aslında. Fakat insan bir parça neşeye muhtaçtı her zaman. Hayatta değişen fazla bir şey olmadığını, en çok kendi bakış açımızın değiştiğini er ya da geç bir gün herkes anlıyor..

    Dün ve Yarın, hani nerede bunlar ? Elde var Şimdi. Yaşıyoruz işte bir şekilde, insan biraz da İsmail abi rahatlığıyla bakmalı hayata, kim neyi çözebilmiş ki tamamen ? Bırakmasak mı kendimizi biraz kaderin ellerine ? Neeemişşş ? Ne yani var mı başka çare ?

    "Aşk imiş ne varsa alemde
    İlim bir dedikoduymuş ancak"

    demiş Fuzuli dedemiz nur içinde yatsın. O da bizim gibi biraz yarım akıllıymış belli. Kimileri bilmek için kimileri de hissetmek için var bu hayatta, herkesin misyonu farklı, karakteri farklı.

    Mecnun'da akıl aramak, Leyla'da vefa aramak falan beyhude..

    Kitapta, diziden farklı bir şekilde işlemiş hikayeyi Burak Aksak. Eleştirdiğim yerler olmakla beraber genel olarak sevdiğimi söyleyebilirim. Bazı gereksiz espriler ve yine yazmasa da olur dediğim kısımlar vardı. Fakat samimiydi, tıpkı dizideki gibi. Çocuklukla ve çocukça davranmakla, çocuk kalmakla ilgiliydi pek çok mesele, bütün karakterler için durum yaklaşık böyle.

    Etkinliği düzenleyen kendime teşekkür ederim, bu vesileyle ertelediğim bir kitabı okuma fırsatı buldum. #41656188

    Son olarak çok sevdiğim şair Sezai Karakoç'tan bir dizeyle bitirelim,

    "İnsanı çözersin, çözersin, çözersin çocuk çıkar."
  • 272 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Bitti.. Ama ben de bittim. Bir kitap sizi hem güldürüp hem ağlatabilirmiş.
    Leyla, Mecnun, İskender, Pakize, Hırsız Yavuz, Erdal Bakkal ve İsmail abi.
    Siz ne güzel ne sıcak ne içten karakterlersiniz. Keşke gerçek olsaydınız ve sizlerin arasında olsaydım.
    .
    Öncelikle bu kitap bildiğimiz Leyla ile Mecnun efsanesi değildir. 2011 yılında TRT ekranlarında 4 sene boyunca yayınlanan ama benim çok geç keşfettiğim apsürt komedi dizidir.
    Yazar Burak Aksak o dizinin senaristidir. Bu kitapta zaten diziyi anlatmakta. Ben kitabı ilk aldığımda dizinin hali hazırda çekilmiş tüm montajı yapılmış ama yayınlanmadan kaldırılan son bölümü zannetmiştim. Okuduğumda ise ilk sezonun özeti olduğunu anladım.
    Satır satır okudukça sürekli o sahneler o bölümler gözümde canlandı. Çok gülerek çok severek okudum. Sonu ise tam bir hüzün.
    Şunu da belirtmek isterim ki bu kitabı anlamanız için önce diziyi en azından ilk sezon olan 12 bölümü izlemenizi tavsiye ederim. Diziyi bilmeden kitabı okuyanlar "bu ne saçma, ütopik bir kitap" diyebilir.

    Ben çok ama çok özlemişim bu masum eğlenceli aşk dolu merhametli Kireçburnu'nu.
    Karakterlerin hepsi şahane ama umudun ete kemiğe bürünmüş hali İsmail Abi (adını söylediğim an içimden bi hoooopppp fışkırıyor) bambaşkadır.
    Yıllar sonra Burak Aksak iyi ki bu senaryoyu bizlerle de roman şeklinde paylaşmış. Unutamayacağım dizi unutamayacağım bir kitap benim için.
  • Leyla’nın aşkıyla çöllere düşen Mecnun, tüyleri dökülmüş, ağzından salyalar akan bir köpeği seviyor, okşuyor ve gözlerinden öpüyormuş. Onun bu halini gören biri dayanamayıp, sormuş:

    “Ey Mecnun! Yaptığın bu çılgınlık nedir? Bu hayvana, niye sarılıp öpüyorsun?”
    Mecnun’un cevabı ise şöyle olmuş: “Bu köpek, Leyla’nın köyünün köpeğidir.”

    1535 yılında, büyük şair Fuzuli’nin kaleme aldığı “Leyla ile Mecnun” adlı eserde geçen bir kıssadır, yukarıdaki. Neredeyse bin yıldır bu coğrafyalarda işlenen aşk hikayesinin, mesnevî türünde kaleme alınıp yorumlanmış halidir eser, ve onun mesnevî tarzına ve Türk diline büyük yenilikler getirdiği söylenir. (Bu eserden yaklaşık üç asır önce de Nizami Gencevi tarafından yazılmış, başka bir Leyla ile Mecnun eseri bulunur)

    Batı’nın “Romeo ve Jüliet”inin karşısına, Doğu’yu temsilen Fuzuli’nin bu eseri çıkarılmakta ve doğu ile batıya ait aşk kavramlarının analizinde “Leyla ile Mecnun” temel referans kabul edilmektedir. Fuzuli de, elli iki yaşında yazdığı bu eser sebebiyle, hem Türk Edebiyatında, hem gönül hafızamızda köşe taşı yerini korumaktadır. Bu yazının başında paylaştığım gibi daha nice kıssa, bugün dahi sohbetlere konu olmakta, derin aşk meselelerinde örnek verilmektedir. Tabii işin erbapları, Fuzuli’nin, bu eserinde çokça metafor kullandığının ve tasavvufi aşka sıkça göndermeler yaptığının altını çizmeyi de ihmal etmezler.

    Yakın dönemde Reşat Nuri Güntekin, İskender Pala, Sezai Karakoç, Turgay Fişekçi gibi birçok şair ve yazar da Leyla ile Mecnun kitapları yayınlamıştır. Sezai Karakoç, kitabında Leyla ile Mecnun’un ölümlerini anlattığı şiirine şöyle başlamıştır, örneğin;

    Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde
    Bir kış güneşliğinde
    Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir
    Tabiatı aşan bir bildiriştir.

    Fuzuli’nin eserinden yüzyıllar sonra 2018 yılı sonbaharında başka bir Leyla ile Mecnun kitabı daha yayınlandı. 272 sayfalık bu kitap, çıkar çıkmaz okuyucular tarafından muazzam bir ilgi ile karşılaştı. Sebebi tabii ki, kitabın yazarı Burak Aksak’ın 2011-2013 yılları arasında TRT’de yaklaşık üç sezon yayınlanan, “Leyla ile Mecnun” dizisinin de senaristi olmasıydı. Benim de müptelası olduğum bu dizi, televizyon tarihimizde bence de bir dönüm noktası oldu.

    Sizce bir dizinin tekrarı kaç kez izlenir?

    Ben, bu dizinin tekrarlarını tam üç kez izledim. İsmail Abi, Erdal Bakkal, İskender Baba, Hırsız Yavuz, Aksakallı Dede gibi her biri fenomen olan karakterlerle bezeli bu dizi, kalbimizde özel bir yer edinmiş ve bitişi ile benim gibi tüm takipçilerini üzmüştü. Burak Aksak, dizi için istediği finali yapamadığını düşünüp, gönlündeki sonu bir kitapla takipçilerine ulaştırmak istemiş. Lakin kitaptaki hikayenin, televizyon dizisi ile paralel akmadığını da söyleyelim. Yani kitapta, ilk sezonda diziden ayrılan Mecnun’un annesi ve Arda karakterleri de bulunuyor. Adeta bir film senaryosuymuş gibi kitapta bol tutulan diyaloglar, okuyucunun metinleri zihninde canlandırmasına katkı sağlayacaktır. (Benim öyle oldu.) Örneğin karakolda geçen bir bölüm, şöyle ilerlemekte;

    “Oğlum niye yakıyorsun sokağı, hasta mısın sen?”
    “Yok komiserim. Aşığım. Çok seviyorum..”
    “Madem seviyorsun git anasından babasından iste. Sokak yakmak da ne? Biz de sevdik ama orayı burayı yakmadık.”
    “Haklısınız Komiserim.”
    “Sokağı yakarak nasıl bi’ mesaj vermeye çalışıyodun ki kıza? Yanıyorum, ateşim başıma vurdu, azdım mı demek istiyorsun, n’apıyorsun?
    “Yok Komiserim, benzinle adını yazmıştım aslında, adını görücekti aşağı baktığında ama alevler harlanınca tabii birden…”
    “Milletin arabasına koyamadığı benzini bunlar yollara döküyo be.”

    Kitap, yazarın yine kendisinin 2017 yılında kurduğu Küsurat Yayınları’ndan çıktı. Benim Burak Aksak ile ilk karşılaşmam da, yayınevini kurduğu yıl (henüz kitabı çıkmadan) İstanbul Tüyap Kitap Fuarında, standlarını ziyaretim ile olmuştu ve dizinin getirdiği popülarite sebebiyle yoğun ilgi gören standın önünde, zar zor ayaküstü birkaç kelam edebilmiştik.

    Küsurat Yayınları’ndan çıkan Leyla ile Mecnun’un, 484 yıl önce yazılan aynı adlı eserle tabii ki direk bir alakası bulunmuyor. Böyle bir iddiası da yok. Bu başka bir “Leyla ile Mecnun” hikayesi. Ama uğruna çile çekilen Leyla ise, burada da böyle bir Leyla var. Divane olmuş Mecnun ise, o da var. Hatta çöl bile var. Yani mizah yüklü olaylar ve diyaloglar barındırmasına rağmen bu kitabın sayfalarında da bize hazin bir aşk hikayesi sunuluyor. Yani burada da aşık ile maşuk’un halleri, kavuşamamanın ızdırabı işleniyor. Tabii, çokça gündelik konuşmalar ve güncel espirilerle yoğun bir şekilde.

    İsmail Abi için söylenen “o gemi bir gün gelecek” cümlesi de , okuyucuya verilen “ümidini kaybetme, hayallerinden vazgeçme” mesajının özetidir esasında. Zira İsmail Abi’ninki de bir çeşit aşk hikayesidir. Darmadağın olmuş kahramanımız Mecnun’a da alttaki gibi büyük sözleri, aşk söyletecektir; “Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz. Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum…”

    Özetle, ‘Leyla ile Mecnun’ hikayesi, hepimizin hikayesidir, aslında. Bu toprakların yüzyıllar boyu süregelen sızısıdır. Ve sanırım; dizi ile birlikte bu kitap, Burak Aksak’ın bu bin yıllık hikayeye yaptığı gülümseten bir “zeyl” olarak, hafızalardaki yerini alacaktır.

    Küsurat Yayınları’ndan çıkan kitap 2017 yılında çıktı.

    http://www.izdiham.com/...la-ve-mecnun-kitabi/
  • Adamlar bana çay verdi çay! Çay veren adam hiç kötü olur mu? Aklın mantığın kesiyor mu?

    Serkan Keskin (İsmail Abi)
  • 272 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Sanırım 2011 yılıydı. Üniversitedeki son senem yani. L&M fırtınası esiyordu. Pek tv izlemediğimden geç farkına varmıştım. İlk 28 bölümü sonradan bir arkadaşımla okulun nitmesine 15 gün kala izledik. Sonra KPSS vs derken viral olmuş videolarıyla, Dostoyevski parodisi içeren bölümlerini hasseten seyrettim. Ankara’ya yerleştiğim sırada önce finalini sonra da yeni başlayan ve devamı olan ‘Ben de Özledim’ i erken final- 13.bölümde- yapana kadar keyifle seyrettim. Şimdilerde bile hala ara ara YouTube’dan rastgele bir bölüm açıp seyrederim. Burak Aksak’ın yaptığı her işi de keyifle takip ediyorum. Beşiktaşlı olması ciddi etken sanırım ama neyse!
  • 272 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    16 Şubat 2011...

    Akşamında eve gelmiştim. Her zamanki gibi odama geçip, bir şeyler ile meşgul olmaya başlamıştım. Yan odada ablam televizyon izliyor, sıklıkla gülüyordu. Odaya girip, gözümü televizyona dikmiştim:

    "Ne izliyorsun, neye gülüyorsun abla?"
    "Baksana yeni bir dizi başlamış, ona gülüyordum."

    İşte o akşam Leyla ile Mecnun ile tanışmıştım. İlk izlediğim sahne, Mecnun'un Leyla'yı düğünden kaçırma sahnesiydi. Beş on dakika izler kalkarım, hep aynı şeyler diye düşünürken, izlemeden duramaz olmuştum bitene kadar. "Garip bi' dizi, izlemeye devam edelim bakalım," demiştim ve izlediğim bölümün 2. Bölüm olduğunu öğrenmiştim. İlk defa bi' diziye böylesine güldüğümü fark etmiştim.

    13 Haziran 2011...

    Aradan dört ay geçmiş, ben ise daha çok bağlanmıştım diziye. 17. bölüm biter bitmez evde, sokakta "Mahallede takılırdım dokuza kadarrrr, bu kıza kadarrrr," diye dolaşır olmuştum. O zamanki telefonum olan Nokia 5130 Xpressmusic'e şarkıyı atıp, mahallenin parkına gidip deli gibi dinliyordum.

    4 Temmuz 2011...

    20. Bölüm gelip çatmıştı. Sezon finaliydi ama-nedendir bilmiyorum-ben final bölümü sanmıştım. Sakızımla birlikte, "Yalaaaaannnn kim ne dediyseee ne duyduysannn hep yalaannn," diye dolaşıyordum mahallenin sokaklarında. Ayrıca bu bölüm içimi parçalamış, beni sakıza düşürmüştü. Pislik beee....

    30 Temmuz 2011...

    Aylak aylak kanalları gezinirken, Şimbilli karşıma çıktı. "Ramadan is coming," diyordu. Demek 2. sezon geliyordu, dizi bitmemişti. Geliyordu dizilerin efendisi.

    4 Ekim 2011...

    Her güzel şeyin bir sonu varmış demek...

    Malumunuz sette kavga olayı. Leyla, Arda, Zeynep'in diziden ayrılması. Ama dizinin devam edeceği haberleri. Benim ise "Olsun izlemeye devam hacı," seslenişlerim.

    31 Ekim 2011...

    30. Bölüm... Leyla'sız, Arda'sız, Zeynep'siz... O gün şunu anladım, hayatın ta kendisini. Hayatta da ayrılıklar vardır ya hani, öyle bir şeydi işte. Belki gitmeseler, hayatın penceresinden birisi olduğunu anlamayacaktım bu dizinin. Aslında hayatın ta kendisini anlatıyordu, ben yeni fark etmiştim.

    Leyla ile Mecnun, bir dizi değildi. Hayattı, gerçeklikti. Acıdan, hüzünden, sevinçten, aşktan, insanı insan yapan şeylerden besleniyordu. Kendimizi çok net bir şekilde izliyorduk orada, ikinci bir göz gibi izliyorduk kendimizi.

    İlk 29. Bölüm benim için çok özel olarak kalsa da Leyla ile Mecnun'un yeri benim için her zaman farklı ve baş köşede olmuştur. İnsanı ortaya çıkardıkları ve izleme fırsatı sundukları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız güzel insanlar.

    "Arda'yım ben, Arda."
    "Nerdesin?"

    "Erik çok güzel erik."
    "İsmail Abi pardüsün nerde?"
    "Kim?"

    Gelelim kitap incelemesine. Burak Aksak bu kitabı için, "Leyla ile Mecnun'un 39. Bölümlük asıl senaryosu, asıl anlatmak istediğim. İçimde kalan, ilk Leylalı bir son," diyor. Kitap, diziden bolca öge barındırmasına rağmen tamamen farklı bir işleyiş ve sonla bitirilmiş. Burak Aksak'ın tarzına yakışır bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitaptan da dizideki keyfi ve hüznü aldığımı belirtmek istiyorum. Bir puanı da kitaptaki küfürlerden dolayı kırdım. Küfre karşı olduğumdan değil, dizide küfür olmaması ve dizideki o ruhu bozduğu için diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Unutmayın;

    "O gemi mutlaka bir gün gelecek."

    Unutmadan, aşağıya en sevdiğim dizi müziklerini de bırakayım;

    1. Bu Kıza Kadar - https://www.youtube.com/watch?v=8j91Y5-EBok
    2. Yalan - https://www.youtube.com/watch?v=JmeGMIw7D-4
    3. Geri Dönme - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    4. Eksik Bir Şey - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    5. Sevdalılar Beni Anlar - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    6. Hüzün - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=15
    7. Elindedir Bağlama - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=24
    8. Yeniden - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=32
    9. Gökte Yıldız Ay Misun - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=33
    10. Mecnun - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06

    "İsmail Abiiiiii..."