Geri Bildirim
  • Porno kadın erkek ilişkilerinin çarpıtıldığı, son derece zalim bir alandı. Erkeklere hitap eden bu filmler kadın bedenini değersizleştiriyor, kadını zulmedilmesi, aşağılanması, kirletilmesi gereken ve erkeğin hizmetinde bir et parçası konumuna düşürüyordu. Korkunç bir şiddetti bu.(...) Onun bedeni bir deneme tahtası ve atış levhası değildi ki. Bir insan vücuduydu.
  • Leyla,zalım Leyla...
  • "Leyla, zalım Leyla!"

    Ahmed Arif olmak ne zormuş; sevmek ne zormuş. Bir yandan can derdine düşmüşken, diğer yandan canan derdinden heder olmak ne zormuş.

    Böylesi yüce bir aşk mümkün mü aklım almıyor doğrusu. Öyle yüce ki, sevdiğinin evleneceğini öğrenince "inşallah mesut olursun canım" diyecek kadar fedakar.

    Mektuplar sizi öylesine içine çekiyor ki, Ahmed Arif'le birlikte üzülüyor, seviniyor ve mektuplara cevap gelmeyince sinirleniyorsunuz.

    "Bana yaz, yaz canım, yazıver bana canım, yaz ruhum, haydi yaz bana…"
  • Bütün kitaplığımın içinde öyle özel bir yeri var ki artık. Kitaplığımın kutsal kitabı gibi. Bir solukta okuyup bitirmeye kıyamadığım. Yudum yudum içtiğim..

    Ahmed Arif’in en büyük aşkı Leyla Erbil…

    “Sabah gözlerimi sana açarım, akşam uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum. Böyleyken gene de şükretmem halime; hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum, nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş… Hepsi. En çok da en ilk de Leylâ’sın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini…”

    Leyla Ahmed'in gözlerinde keşfedileyi bekleyen bir kainattir. 365 gün 12 ay ve 54 saat Leyla diye anlam bulur Ahmed'in yüreğinde. Masalımsı sevmelerin diyarı degil burası. Ahmed'in dünyası harbi, canlı ve kanlı bir leyla'dir. Mecnun bu hikayesinin gölgesinde ıslanır, Ferhat ise bu hikayeye şirini adar. Evet yasak bir aşk bu öyle meşru değil. Ama gönül fermansizligini ve aşk dermansızlığini gizlemez burada. Burası dört yani puşt zulasi ile çevrili prangalı bir aşk ülkesidir.

    "Herkesin bir feridesi vardır bilmez miyim..."

    "Gelir ve yerleşir adına yaşamak denilen yeryüzü suretlerinin her köşesine. Koşarsın, gülersin, düşersin, ağlarsın..hep bir Feride boyudur yaşadığın.
    İşkencede, belada, şiirde ve yurdun çeşitli devrimlerinde apansız gelendir Feride. Gelen ve gitmeyen, yerleşik bir aşkın tanımıdır Feride. Öyle..."

    "Leylâ, zalım Leylâ.."

    "Mektuplar ve mektuplar bekler kapılarda.
    Leylâ, nice gecenin suskunu, şairin merhametsiz ömrü.
    Leylâ, sevda.
    Leylâ, mağlubiyet ordusu.
    Hangi dağlara açarsa açsın, Kurdî bir çiçektir Leylâ..illa.
    Şair eder, deli eder, kedere ve sevince yetiştirir. Böyle..."

    #ahmedarif #yılmazodabaşı
  • Zaman!.. Ah zaman!.. Hem dost, hem düşman. Hem mazlum, hem zalim. Aktıkça köpüren bir nehir. Yiğide ayak bağı, namerde at meydanı. Sevdaya tuzak, nefrete dost. Aktıkça, iyi ile kötünün; iyilik ile kötülüğün yolunu ayırıcı. Rahmette zahmet; zahmette rahmet madeni... Hayırda şer; şerde hayır gizleyen sır.
    Gel zaman; git zaman!..
  • Bir de bakalım Leyla köşesinden
    Aşkın kadın adlı penceresinden
    Bırakmıştı kendini yazılmış olana
    Susmak ve konuşmamak denen cana
    Evlenmişti ve görünüşte mutlu
    Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu
    Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta
    Kalbi kurcalıyordu hala
    Mecnun ne olmuştu neredeydi
    Nasıldı ne yapıyordu hali neydi
    Geceleri loş gölgeler arasında
    Kum tepelerinde ay yarasında
    Mecnuna benzeyen hayaller olurdu
    Bu anlarda sanki kalbi dururdu
    Bitmiş olan bir daha mı başlayacak
    Ne çare başlayan başlamamış
    Bitmiş bitmemiş olacak
    Gibi gelirdi Ona
    Ürküntü geçmiş ama erememişti huzura
    Karanlık bitmiş fakat erememişti huzura
    Ay tutulmuş tutulmuş kurtulmuştu
    Gçnlu zaman zaman tutmuştu mustu
    Gün kırmıştı siyah çerçevesini
    Yarmıştı ışıkta ötesini berisini
    Baskın korkusuyla ürperen çadırların
    Bugün düzen ve güven, ama yarın!!
    Yarına bir güvence olmayan
    Neye yarar böyle bir şimdiki zaman
    Acıyla da olsa dopdolu olan hayat
    Boşalmıştı zemberegi boşalmış bir saat
    Gibi. Dönmüştü bomboş bir kagıda
    Agızdaki tad benzemiyor eski tada
    Irmak kurumuş rüzgar esmiyor
    Yakıcı güneşi bir parçacık bulut örtmüyor
    Arzu ve korku iki karanlık duygu
    Yüreginde birbirini kovalayıp duruyordu
    Ya bir gün geri dönerse Mecnun
    Yine altüst olursa ortalık bütün
    Daha mi iyi olur daha mi kötü bilmiyordu
    Bir umut vardı gönlünde eksilmiyordu
    Sonra kızıyordu kendine kınıyordu kendini
    Kapamak istiyordu içinde eskinin kepengini
    Eski oldu diyelim ama neydi yeni
    Ve nasıl eskitmeli eskimiyeni
    Nasıl öldürmeli ölmeyeni
    Nasıl diri sayarsın ölü olanı
    Eski bir zehirdi belki ama yeni
    Andırıyordu tatsız tuzsuz bir yemegi
    Beklemek neyi bekledigini bilmeden
    Gün günü ay ayı kovalarken
    Beklemek bir vaktin dolusunu
    Öç alan kaderin zalim oyunu
    Her şey akılla kurulu akılla düzgün
    Ama aklın içinde olmalı baharat gibi
    Bir parça delilik
    Oysa mecnun almış bütün deliligi gitmiş
    Kupkuru bir hayat kalmış ve adeta oyun bitmiş
    Arzulanan zenginlik, at kumaş ve ziyafet
    Yetmez olur insana bir gün elbet
    İnsan hep birşey umar bekler
    Ne oldugunu bilmez fakat
    Fakat sonradan duruldu Leyla
    Tevekkülle huzuru buldu Leyla
    Ruhta kopan fırtınalar dindi
    Gökten gönle sükunet indi
    Anladı ki acı tatlı soguk sıcak
    Geçmiş ve gelecek ayrılmak ve kavuşmak
    Hep aynı varoluşun dönüşümleri
    Aydınlanışları ve sönüşümleri
    Her şey havada döner durur
    Sonunda Tanrı varlıgında yok olur
    Ruh hürdür vücut esir
    Ruh baldır beden zehir
    Ruh hürdür Tanrı aşkıyla
    Baglı degil yer ve zaman kaydıyla
    Farketmez gelse gelmese Kays (Mecnun) Ona
    Gitse gitmese Ona Leyla
    Tanrı katında buluşmuşlardır
    Hakikat yurduna kavuşmuşlardır

    Sezai Karakoç