• C. Chaplin'in dediği gibi dünyayı anneler, şairler ve öğretmenler yönetseydi, kimseler sızlanmazdı! Ama o da bencileyin hayalci. Nerede o cici anneler, namuslu, bilimci öğretmenler, yiğit şairler? Belki 2000 yılından sonra... Ah be!
  • Yase
    Yase Ahmed Arif - Terk Etmedi Sevdan Beni'yi inceledi.
    208 syf.
    ·3/10
    M E R H A B A S I Z E

    Yani bilemiyorum. Lafa nerden başlasam, mevzuyu nereden bağlasam bilemiyorum. Biz eğitimciler bir öğrenci hakkında olumsuz birseylerden bahsedecek olur isek once çocuğun olumlu yanlarından bahseder, sonra da negatif gözlemlerimizi ortaya koyarız. Hadi başlayalım.

    Bu kitabi "biz cahit zarifoglu satmıyoruz, ismet ozel de, Sezi karakoc'u aramayin bulamazsınız raflarda" diyen reyon görevlisi kızın çalıştığı ünlü mağazada gördüm. Karıştırdım. Sıkışık bir zamanda incelediğim için Ahmed Arifin de hayatını konu aldığı için hemen internetten sipariş verdim. Daha ucuz olduğundan değil mağazadan bir daha kitap almama kararlılığından mütevellit. Neyse.

    Kitap halkında soyleyecegim pozitif yorum şu ki Ahmed Arif mevzubahis. Böyle yiğitlikte,güzellikte ve sanatsal ruha sahip bir adamın resminin kitaba kapak olması konu olması ve içerisinde doğal olarak siirlerinin ,mektuplarının ve röportajlarının bulunması ortalığı çiceklendirmiş. Onun hakkında bilmediğim birkaç noktayı öğrenmiş oldum ama ekstra olarak birşey kazandırmadı diyebilirim.

    Geldik mi negatif taraflara. Evet. Yazarın sürekli diğer kitaplarına atıfta bulunması beni rahatsız etti açıkçası. Ahmed Arif bir şiirinin demlenmesi için 10 yıl bekliyormus bilgisini verirken gururlu lakin piyasaya çıkardığı kitap sayısına atıfta bulunurken de gururlu. Ne bileyim hos degil.


    Ulucanlar ceza evinden bahsederken takıldığı ayrıntılar ve konudan uzaklaşması dikkat daginikligina sebebiyet veriyor. Hadi tamam adam çok etkilenmiş yase abartma diyorum ama bu aralar biyografi okuma merakımın sönmesine neden oldu. Üstelik Cemal Süreya nın ismini artik telefon klavyeleri bile doğru yazarken Cemal Süreya biyografisi yazmis birinin kitapta yanlış yazması durumu da modunu düşürdü. Onemli mi? Yazar dikkat etmelidir diye düşünüyorum ve evet onemli.

    Gelelim Leylâ mevzusuna. Leylâ ya karşı duyduğu aşkın yanlış anlaşıldığını savunuyor lâkin kitabın sonunda Leylim Leylim den alıntılar yaparak kendi tezini çürütüyor gibi geldi. Bilemedim.

    Sevgilerimle.

    Gitmeden şuraya bir Ahmed Abi yazısı bırakıyorum.

    " Sevgide "vermek" vardır Leyla vermek ve bunu anlamak. Yoksa senin sorduğun gibi ne yalnızlık ne merhamet ne de iki acısının itisi. Herhangi bir kadından şu ya da bu yolla alabileceğim şeyler için senin ne merhametini ne de nefretini tahrik etmek eşekliğine yahut zavallilığına düşmem. Ne olacaksam seninle ya da senden sonra olacağım anlatabildim mi? Ne güzel şey senden gayrısını tanımamak ve takmamak."
  • Şu insanoğlu çok bok yaratık be.
    Ahmed Arif
    Sayfa 94 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • 184 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Siir ezberlemekte ve okumakta cok basari degilim maalesef ...siir gecelerimde yoktur bakarsan ...anlar vardir ama acip rasgele okunup uzerine dusunulen... Özünde mektup severimm mektup okuyup onlarin asklarini izlerim film izler gibi...Ahmed Arif baskadir ama hepsinden...Hasretinden Prangalar Eskittim'i anlamak daha da hissetmek icin Leylim Leylim okunmalidir ozunde... bilirsin hangi siir ne zaman yazilmis...ilk kime gonderilmis de görüşü beklenilmis...Ahhh Leyla Erbil Ahhhh... siirlerinde "yeşil " der birakir sonlarda . Iste o yesil Leyla Erbil'in göz rengidir.. Leylim Leylim'i okuyunca boyle kücük detaylar da yakalarsin şiirlerine dair...
    Misal üc siir gondermistir sevdigine bir mektubunda der "seç icinden birini benden sana dugun hediyesi ..." Suskun ,Unutamadiğim ve kitapta bulundugundan emin olamadiğim Aman Anman Hey şiirleridir bunlar...
    Sadece okumak degil hissetmek gerek onu ,sevdasini ve siirlerini bunun yolu Leylim Leylim'den gecer ...sevgiyle...
  • 72 syf.
    ·2 günde·Beğendi
    Tezer Özlü ve Leyla Erbil. İki büyük edebiyat insanı. İki güçlü kalem. İki yakın arkadaş. Bu iki kalemden birbirlerine yazılan mektuplar. Yine ne yazık ki mektuplar, aynı Ahmet Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektupları içeren Leylim Leylim'de olduğu gibi tek taraflı, Tezer Özlü''nün mektuplarından oluşuyor. Leyla Erbil'in hazırladığı ve Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar adını verdiği kitabın ilk bölümünde Leyla Erbil'in gözünden Tezer Özlü'yü tanıma fırsatı bulduğumuz bir önsöz ve Leyla Erbil'in kaleme aldığı yazılar bulunuyor, ikinci bölüm ise Tezer Özlü'nün (1982-1986) yılları arasında yazdığı mektuplarından oluşuyor.
    Mektup, insanın belki de kendini en samimi şekilde ifade etme aracı. Leyla Erbil'in de dediği gibi " İnsanın bir başka yüzünü açığa çıkararak, edebiyat dünyasına daha sıcak bir tat sunan bir yazın türü". Tezer Özlü can dostum dediği Leyla Erbil'e yazdığı mektuplarda; edebiyat, siyaset, toplumsal meseleler hakkındaki görüş ve eleştirilerini, hayatla ilgili gözlemlerini, seyahat izlenimlerini, yaşadığı aşkını ve son olarak da yakalandığı amansız hastalıkla olan mücadelesini yazıyor. İki edebiyatçının mektuplaşmasında, edebiyat dünyası ve zamanın yazarları ile ilgili bir takım değerlendirmelerde bulunuyor ancak polemik yaratmamak için olsa gerek kimlerden bahsedildiğini anlaşılmaz kılmak adına isimlerin yerine mektuplarda harfler kullanılıyor.
    Tezer Özlü'nün daha önce okuduğum Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Çocukluğun Soğuk Geceleri kitaplarını da çok severek okumuştum. Bu mektuplarda Tezer Özlü'yü daha iyi tanımak, onun az da olsa iç dünyasına girmek için iyi bir kaynak.
    Hatta, şu ana dek Tezer Özlü okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız bence işe bu kitabı okuyarak Tezer Özlü ile tanışarak başlamanız çok daha iyi olur.
  • 207 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Merhaba arkadaşlar. Kitabı tavsiye üzerine okudum ve bir şeyler yazmak istedim.


    Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan ibaret olan kitapta bir tanecik olsun Leyla Erbil'den Ahmed Arif'e yazılan mektup yok. Kitabın ediötürü, Leyla Erbil tarafından yazılan mektupların bulunamadığına dair notunu da düşmüş zaten. Yani bu kitapta karşılıksız mektuplar var. Okurken bu durumdan sıkılmadım değil. Ayrıca Leyla Erbil'in yazdığı mektupların (bir mektup bile) bulunamayaşının bana tuhaf geldiğini belirtmek isterim.


    Mahut mektuplarda Ahmed Arif'in sanata ve hayata karşı duruşunu, o dönemde yaşadığı adli ve şahsi olayların hayatı üzerindeki etkisini, çoğunlukla da  Leyla Erbil'e olan karşılıksız aşkını bulacaksınız. Bunun dışında kitap üzerine söyleyenecek pek bir şey yok sanırım. Aşağıda kalan kısım mektuplar üzerine değil mektupları yazan ve muhatabı üzerine olacak. Bilginize...


    Kitabı okumadan önce Ahmed Arif ve Leyla Erbil'in biyografilerine göz gezdirmiştim. Bunu, Ahmed Arif'in büyük aşkının neden karşılıksız kaldığına ilişkin kafamda bir işaret belirmesi için yaptım. Mektuplar 1954 yılından itibaren başlıyor. Leyla Erbil bu yıla kadar bir kez evlenmiş ve boşanmış. 1955 de bir kez daha evlilik yapıyor. Ancak Ahmed Arif mektuplarına devam ediyor. Mektuplardan Leyla Erbil'in ikinci evliliğinden sonra da Ahmed Arif'e mektup yazdığı anlaşılıyor. Kitabı okuduktan sonra Ahmed Arif'in aşkının karşılık bulamadığından dolayı saplantı derecesine geldiği düşünülebilir. Ya da  "Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?" sorusu yakıştırılabilir. Bunlar elbette olağan şeyler ancak şurası var ki; Leyla hanım ikinci evliliği yapmadan önce Ahmed Arif'in kendisine deli divane aşık olduğundan haberdar. (1954-1955 yılları arasındaki mektuplar) Ancak gene de Ahmed Arif'i değil de bir başkasını seçiyor. Mektuplardan evlendiği kişinin zengin olduğu, o dönem Ahmed Arif'in ise maddi ve başkaca zorluklar içinde bir yaşam sürdüğü de açıkça anlaşılıyor. Tabi ki Leyla Erbil'in maddi sebeplerden dolayı böyle bir seçim yaptığına kanaat getirecek kadar ne bilgi sahibiyim ne de mektuplardan böyle bir sonuç çıkarılabilir. Amacım, bu kadar sevilmişken neden karşılıksız oluşuna yanıt aramaktı sadece. Çünkü herkes böyle sevmez ve herkes böyle sevilmez. Cevap bulamadım ama sanırım sevilen taraf ulaşılmaz olmak istiyor ya da böyle bir sevginin azameti altında eziliyor ve kaçıyor. Sevip sevilmemenin, günümüzün de vebası olduğu genelgeçer bir durumdur. Sevdiğin seni istemez, sen seni seveni istemezsin... Böyle bir durumda kalan her bireyin de sevmek mi sevilmek mi ikilemine düştüğü kanısındayım.


    Konudan sapmadan Leyla Erbil'in şu sözleriyle bitirmek istiyorum.
    "Sevilmek iyi edermiş insanları. Ben hiç mi sevilmedim?"

    Ne diyorduk? Zalım Leyla...

    Sevgiyle kalın.