birkitabimbirkahvem, Deniz Feneri Koyu'yu inceledi.
03 Nis 23:20 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Okuduğum 4. Kimberley kitabım ve hepsinde de aynı hazzı aldım. Kesinlikle hiçbirini birbirinden ayırt edemiyorum. Deniz Feneri Koyu da kalbimde taht kuran kitaplardan biri oldu. Hem kurgusu hem yazarın kalemi hem de akıcılığıyla çok fazla okuyucuyla buluşmayı hakeden bir kitaptı. Yine geçmiş ve günümüz arasında bağ kuran tarzdaydı.
Kısaca konusundan bahsedeyim. Ünlü kuyumcu Arthur Winterbourne ve eşi Isabella Winterbourne 1901 yılında gemiyle İngiltere'den Avustralya'ya Kraliçenin hediyesi olan çok değerli bir asa götürmek üzere yola çıkıyorlar. Geminin batması sonucu hayatta kalan tek kişi Isabella oluyor; Kraliçenin çok değerli asası ile... Isabella ya İngiltere'ye, kocasının baskıcı ailesine geri dönecek yada kardeşini bulup, Amerika'ya yerleşecek. Ancak Deniz Feneri Koyu'nda işler hiç de tahmin ettiği gibi gitmeyince Isabella hiç bilmediği bir sahil köyünde hiç tanımadığı insanlar arasında yalnız kalacak. Isabella'nın heyecan dolu hayata tutunma macerasını gözünüzü kırpmadan okuyacağınıza eminim.
Gelelim günümüze...
2011 yılında sevdiği adamı kaybeden Libby, Paris'ten ayrılmaya karar vererek çocukluğunu geçirdiği Deniz Feneri Koyu'na geri dönüyor ve burada geçirdiği günlerde sevdiği adamın aile sırlarını çözmeye çalışıyor. Bakalım Libby,  Winterbourne ailesinin geçmişinin sırlarını çözüp, hala nerede olduğu bilinmeyen değerli asaya ne olduğunu bulabilecek mi?
Yine çok güzel bir kitaptı. Büyük bir beğeniyle okudum. Okumayan, kitaplığında bekleten veya Kimberley Freeman okumakta tereddüt eden varsa hiç düşünmeden kitabı eline alsın diyorum. Favori yazarlarınızdan biri olacak.

Muhayyelll, Oz'u inceledi.
 21 Oca 18:31 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Adam Fawer bildiğiniz gibi Empati ve Olasılıksız isimli, okuyan herkesi büyüleyen iki romanın yazarı. Bizim caanım Türk okurları da Olasılıksız ve Empati'yi okuyup raflarda Adam Fawer'in yeni kitabını görünce tezgaha balıklama dalıp kitabı almışlar ve oflaya puflaya okumuşlar. Tabii hepsi değil ama kitabı okuyanların çoğu "bu ne be!" demiş. Kim başlattı bilmiyorum ama instagram başta olmak üzere (ki bu sitede de var) bu kitabı gömme kampanyası başlatılmış. Biri çocuk kitabı demiş. Diğeri bu romanı yazara yakıştıramamış. Başka biri yazar bu romanı başkasına yazdırmış diye söyleniyor. Hatta yazar kitabı tuvalette yazmış galiba diyen bir okur bile gördüm. Pardon, okur dedim. Beğenmezler orası ayrı ama bir yazarı aşağılar derecede yorum yapan insanlara okur demek doğru değil sonuçta. Neyse.
Bu kitabı gömme kampanyası başlatan güruhun yanında, kitabı savunan bir azınlık var. Ama sadece yazar kitabı çocuklarına yazmış diyorlar. Yaa bitanecik okurlar, yazar kitabı çocuklarıma mı yazdım demiş? Sadece çocuklarına ithaf etmiş. Ölen babasına kitap ithaf eden adamlar o kitabı babaları okusun diye mi yazıyorlar? Madem savunuyorsun, doğru bir bilgiyle savun. Zaten başımıza ne geldiyse doğruyu yanlış savunan insanlardan gelmedi mi?

Biraz kitabın içeriğinden bahsedelim:
(Sürpriz bozan gibi görünebilir bu paragrafta anlatılanlar ama kitabın tadını kaçıracağını düşünmüyorum. Yinede çok hassas okurlar bu paragrafı okumadan geçebilir.)
Teyzesinden sürekli dayak yiyen, 12 yaşında bir kız Dorothy. Onun sıradan hayatını okurken tabii bir sıkılma geliyor ki, bu sadece 30 sayfa sürüyor. 30 sayfa, yani zavallı Dorothy ölene kadar..
Yeşil bir hortum geliyor ve Dorothy gözlerini başka bir dünyada açıyor.
Evet, Oz diyarında.
Burada cadılar, psikopat minişler, kaplanayılar, ucûbiler ve daha neler neler var. Burada karanlık aydınlık, aydınlıksa karanlık..
Nereden geldiğini hatırlayamayan Dorothy, kendini buraya ait hissetmiyor ve başlıyor yolculuk.
Önce korkuluk Seemore, sonra robot çocuk Jak ve en son aslan Libby ile dost oluyor Dorothy.
Bundan sonra ise başlıyor asıl büyük macera. Güçlü bir cadı ve yüzlerce ucûbi ile hiçbir silahı olmadan savaşmak zorunda kalan Dorothy, nasıl kurtulacak dersiniz?

Kitabın sonu, gidişatı ve olaylar hiç tahmin ettiğim gibi olmadı. Okurken hop oturup hop kalkmam bir yana, bazı yerlerde hayretten ağzım açık kaldı, bazı yerlerde de gülmekten kendimi alamadım.
Yazar diğer kitaplarında gösterdiği zekayı bu kitapta da göstermiş. Kendisine sevgim bir kat daha arttı. ^^

Kitap çocuk kitabı diyenlere inanmayın. Çünkü çocukların korkmasına sebep olacak şeyler mevcut kitapta. Hatta rahatlıkla bu kitabı çocuklar sakın okumasın diyorum.

Yazarın tanıtımı gerek sosyal medyada gerek dış dünyada fazla şişirilerek yapılmış. Bu kadar şişirme kitap için çok fazla ve ve beklentiyi iyice büyüttüğü için okuyan okurları hayal kırıklığına uğratıyor. Bu yüzden bu kitaptan mükemmel bir hikaye beklemeyin.

Ben bir yazarın birden fazla kitabını okuyorsam, genelde onu diğer kitaplarına göre eleştirmem. Çünkü her kitap farklı bir zamanda, farklı bir ruh haliyle ve farklı bir gözle yazılır.
İşte bu yüzden, yazarın diğer kitaplarına bakıp bu kitabını e-leş-tir-me-yin!
Ha birde, hiçbir kitaba büyük bir beklentiyle başlamayın. İnsanlar gibi kitaplar da kusursuz değildir..

Sonradan ekleme kısım:
Ben bu kitabı 10 tl ye aldım. Çünkü 25 tl ye alınabilecek bir kitap değil. Mükemmel ötesi bir kitap da değil. İncelememin hiçbir yerinde kitap hakkında bir şişirme yok. Bu kitap mükemmel kesin okuyun demedim. Kitabı beğenmeyenlere hiçbir şekilde laf atmadım. Sadece kitabı aşağılar derecede yorum yapanlara sitem ettim. Ve incelememin hiçbir yerinde "Bu kitap çok güzel. Sadece ben bilirim siz ne anlarsınız?" gibi bir şey ima etmedim.
Lütfen bu kitabı benim incelememe dayanarak okumayın. Ben kitabı sevdim. Siz sevmeyin. Bana kalsın.

Keyifli okumalar dilerim..

müzeyyen, bir alıntı ekledi.
23 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Affet ama asla unutma
"16 yıl" ,diye mırıldandı tessa. "sonra en sonunda pisliği ayyuka çıktı.Libby son kadını öğrendi ve justin bir kaçış planı kurguladı.Libby'nin onu terk etmek gibi bir niyeti olmadığını düşününce çok anlamsız"

Affet Ama Unutma, Lisa Gardner (Sayfa 492)Affet Ama Unutma, Lisa Gardner (Sayfa 492)
müzeyyen, bir alıntı ekledi.
 21 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Büyük kayıp
Baraj kapakları açılmıştı,Ashlyn gözyaşlarına boğulurken annesinin kucağına gömülmüştü.Libby kızına sımsıkı sarıldı.Bir zamanlar üç kişilik bir aileyken artık sonsuza kadar iki kişi kalmışlardı.

Affet Ama Unutma, Lisa Gardner (Sayfa 437 - martı yayınları)Affet Ama Unutma, Lisa Gardner (Sayfa 437 - martı yayınları)
Elif Peksöz, Deniz Feneri Koyu'yu inceledi.
22 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Uzunca bir süre ekrana bakakaldım,beni bu kadar etkileyen bu kitap hakkında ne yazabilirim diye. Etkilendim çünkü içinde hepimizden en az bir parça var. Evet benden de senden de en az bir parça var içinde. Yüreğine yüreğine dokunan sıcacık bir aşka duyulan özlem,şiddetli esen bir annenin kaybının acısı,yağmurda ıslatan bir kaçış hikayesi... Libby ve Isabella 100 yıl arayla yaşayan iki güçlü kadın. Biri kendisini mahveden evlilikten kaçarak akla hayale gelmeyecek olaylar yaşarken diğeri yasak aşkın kollarından acı bir sonla küs olduğu memlekete savrulan iki güçlü kadın. Bir de geçmişe tutuklu yaşayan Juliet. Sizi hikayelerinin içine çekiyor,sayfalar umarsızca dönüyor derken son sayfalarda kitap bitmesin diye okumak istemiyorsunuz. Normalde kolay ağlayan biri değilim ama bu kitabın çoğu bölümünde gözlerim dolu dolu oldu. Ah Daniel,ah...
Bu kitabı okurken "bazı hazinelerin değeri parayla ölçülemez" , "hayat tek bir andır o da bu an. Geçmiş geçti gelecek ise gelir mi bilinmez. Ama şuan elinde. Kıymetini bilerek yaşa." , "yaptıklarını unut,yapabileceklerine odaklan" ve daha bir sürü şey aklınızdan geçerken aileniz için şükrediyorsunuz. Dili çok akıcı ve anlaşılır. Yazım hatası yok. Yayınevine özeninden dolayı ayrıca teşekkürler. Ben severek okudum. Umarım sizler de en az benim kadar seversiniz. Kitapla kalın.

Bir Yumak Mutluluk`un ikinci yuvası -buradaki kadınların da ikinci ailesi- olmasıyla birlikte, Libby sahip olduğu bu yeni hayattan büyük bir zevk almaya başlar. Hatta, onun için mükemmel bir seçenek olarak görünen etkileyici ve yakışıklı bir doktorla romantizm yaşamak için gereken zamanı bile bulur. Ama olaylar gelişirken, Libby çok sevdiği yeni yaşamını sonsuza kadar değiştirebilecek bir tercih yapmak zorunda kalır.

Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
02 Haz 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor

Libby
Ölüm Göleti

Libby


"Bir kez daha! Bir kez daha!"
Adamlar onu bir kez daha bağladılar ama bu kez
farklı bir yöntem denediler:
sol başparmağı sağ ayak parmağına, sağ başparmağı ise sola.
Beline de bir ip geçirdiler. Bu kez, onu suya doğru sürükleyeceklerdi.

"N'olur," diye yalvarmaya başladı Libby.
Karanlık ve soğukla yüzleşebileceğinden emin değildi.
Artık var olmayan bir eve, teyzesiyle birlikte ateşin
önünde oturup birbirlerine hikayeler anlattıkları zamanlara
geri dönmek istiyordu. Kız, evlerindeki yatağına geri dönmek
ve yeniden küçük olmak, odunlardan tüten dumanı, gül kokusunu
ve teyzesinin teninin tatlı sıcaklığını içine çekmek istiyordu.

"N'olur."
Dibe battı. Onu ikinci kez dışarı çektiklerinde dudakları
çoktan mosmor olmuş, nefesi sonsuza kadar kesilmişti.

Karanlık Sular, Paula Hawkins (Sayfa 3 - İthaki Yayınları)Karanlık Sular, Paula Hawkins (Sayfa 3 - İthaki Yayınları)
ebru cemre, Deniz Feneri Koyu'yu inceledi.
01 Haz 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

▶Isabella,ünlü kuyumcu ailesi Winterbourne'ların gelinidir.Bu baskıcı ailede zor günler yaşayan Isabella,eşi ile çıktığı ve kraliçe için değerli bir hediye taşıdıkları gemi yolculuğu sonucu hayatını değiştirecek bir olayla karşı karşıya kalır ve kendini Deniz Feneri Koyu'nda bulur.

Bir asır sonra Libby kendi hayatındaki ani ve yıkıcı bir olaydan sonra her şeyi ardında bırakmış,fener evinde huzuru aramaya gitmiştir.Bu iki kadının hayatları farklı zamanlarda ama aynı mekanlarda kesişecektir...
'
'
Keyifle okuduğum bir kitap oldu,elimden hiç bırakamadım sürekli merak içerisinde her fırsatta okumak istedim.Yazar'ın ilk okudugum kitabı "Kor adası" na göre daha cok sevdim ama tek eleştirim #kimberleyfreeman ın her kitabı mı boyle bilemiyorum.iki karakterin yolları kesişse de sonunda beni şaşırtacak bisey bekliyorum ve iki kitabında da buna rastlamadım.Bu bana eksiklik hissettiriyor.

Güneş İbret, Karanlık Sular'ı inceledi.
 22 May 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Eminim ki Paula Hawkins'in ilk kitabı olan Trendeki Kız'ı bir çoğunuz okumuşsunuzdur. Karanlık Sularda yine bu yazarın ikinci kitabı. Ama Trendeki Kızla benzer ve farklı yönleride var. Olay Londra'nın küçük bir kasabası olan Beckford da ünlü, Ölüm Göleti adındaki bir gölet etrafında dönüyor. Gölette 1679 yılında Libby adlı bir kızın ölümünden başlayıp 2015 e kadar o gölete atlayıp intihar etmiş kadınları anlatıyor. Sadece kadınların ölü bulunduğu bir gölet olduğu için "sorun çıkaran,başa bela olan kadınların atıldığı yer"diye anılıyor. Nel Abbot bu kadınlardan biri ve bir gün o gölü çok sevmesine ve gölde yaşanmış intihar olayları hakkında bir kitap yazmasına rağmen gölette ölü olarak bulunuyor. Kardeşi Julia(Jules) ve kızı Lena ve dahil olay 10-11 kişinin ağzından anlatılıyor. Ben bu tarz bir çok kişinin görüşünden anlatılan romanları her ne kadar çok sevsem de bu kadar çok kişinin bakış açısıyla anlatılması benim bile kafamı karıştırdı. Hatta şablon çıkarmak zorunda kaldım.Trendeki Kızla ikinci benzerliği ise belirli tarihler arasında gerçekleşmesiydi. Trendeki Kız,1 hafta gibi bir süre zarfında ilerlerken,Karanlık Sular 10-25 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sonra Eylül-Aralık-Ocak ayları arasında hızlı geçişler yapıyor. İki kitapta da son kısma kadar katilin kim olduğunu tahmin edemedim. Özellikle Karanlık Sularda katilin kim olduğunu belirlemek daha zor diye düşünüyorum çünkü oldukça gizem doluydu.Bir çok kişinin ağzından yazıldığı için tam olarak bir karakteri çözemiyor,iyi mi yoksa kötü mü anlayamıyorsunuz.İkinci olarak konuya direk girdiği için ilk sayfalarda oldukça kafanız karışıyor. Beni şablon çizecek kadar zorlayan ilk kitap olduğunu söyleyebilirim. İçinde bir çok kişinin sırrını barındırdığı için beni oldukça içine çekti nasıl başladım nasıl bitti anlamadım bile her seferinde heyecanla bir sonraki sayfaya geçtim. Oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde yazılmış. Sanırım tek sorun baştaki Libby adlı karaktere fazlasıyla ilgi çekilmiş gibi hissetmemdi. Olayın dönüp dolaşıp ona bağlanacağını hatta bir şekilde Nel Abbot un büyük büyük annesi tarzında bir şey çıkacağını bile düşündüm. Bir çok kişinin ağzından anlatılıp kafa karıştırması ve Libby ile ölen öteki kadınlara çok dikkat çekmesi dışında çok beğendiğim bir kitap oldu. Yazarın ikinci kitabı olmasına rağmen gayet başarılıydı.