• İnsan bir kez kıskançlık denen şeyin tuzağına düşüp,kıskançlıktan serseme döndü mü her baktığı yerde kıskançlığı için ''biçilmiş kaftan''gibi duran olasılıkları görmeye başlar.
    Libby
  • Kitap,Jack ile evli olan Libby'nin,kocasının hala ölen eşi Eve'ye aşık olduğunu düşünmesiyle,Eve'ye dair her şeyi araştırmasını ve öğrendikleriyle eşini kaybetme korkusunu konu alıyor.İki ayrı zamanda geçiyor,biri Eve'nin Jack ile tanışmadan önceki ve sonraki hayatı,diğeri Libby'nin Jack ile tanıştığı ve evlilik hayatı.
    Benim kitaptaki karakterim Eve'ydi.Her şeye rağmen hayata tutunma çabasına hayran kaldım.
    Bir de yazar kitabın en son sayfasında kitapla ilgili 15 tane okuma grubu sorusu hazırlamış,sorular da ciddi ciddi kitaptaki karakterlerle ve olaylarla ilgili düşünmenizi sağlıyor,o ayrıntıyı da sevdim.
  • Bitti !! Libby Morgan'ın yıllardır tek hayali vardır: Büyük iş yükü altında çalıştığı hukuk firmasına ortak olmak. Kariyeri için arkadaşları, evliliği ve aile kurma şansı da dahil olmak üzere her şeyden feragat etmiştir. Ve bir gün işten çıkarılma haberi ile yıkılır. Tüm hayatını baştan kurmak zorundadır. Bütün uğraşlarına rağmen iş bulamayan kadın eski arkadaşlarıyla bağlantı kurar, her yere iş başvurusu yapar ama hiçbirinden dönüş alamaz. Hayatını başka yönde devam ettirmeye başlar ve aşık olur. Örgü dükkanına gider ve Lydia ile tanışır. Biz de bir yumak mutluluk dükkanından haberler almış olduk bu kitapla ️Ama bir gün eski iş yerinden teklif aldığında hem de ortaklık teklifi acaba hayatını ne yönde şekillendirmeye karar verecektir. Aşık olduğu adamı kaybetme pahasına yoğun iş temposunda çalışmaya devam mı edecektir yoksa başarının sadece iş hayatıyla sınırlı olmadığını mı anlayacaktır. Devamı kitapta. Beni hayal kırıklığına uğratan tek bir Debbie kitabı dahi Yok. Bu da harikaydı bayıldım. Herkese tavsiye ederim. 10/10
  • Okuduğum 4. Kimberley kitabım ve hepsinde de aynı hazzı aldım. Kesinlikle hiçbirini birbirinden ayırt edemiyorum. Deniz Feneri Koyu da kalbimde taht kuran kitaplardan biri oldu. Hem kurgusu hem yazarın kalemi hem de akıcılığıyla çok fazla okuyucuyla buluşmayı hakeden bir kitaptı. Yine geçmiş ve günümüz arasında bağ kuran tarzdaydı.
    Kısaca konusundan bahsedeyim. Ünlü kuyumcu Arthur Winterbourne ve eşi Isabella Winterbourne 1901 yılında gemiyle İngiltere'den Avustralya'ya Kraliçenin hediyesi olan çok değerli bir asa götürmek üzere yola çıkıyorlar. Geminin batması sonucu hayatta kalan tek kişi Isabella oluyor; Kraliçenin çok değerli asası ile... Isabella ya İngiltere'ye, kocasının baskıcı ailesine geri dönecek yada kardeşini bulup, Amerika'ya yerleşecek. Ancak Deniz Feneri Koyu'nda işler hiç de tahmin ettiği gibi gitmeyince Isabella hiç bilmediği bir sahil köyünde hiç tanımadığı insanlar arasında yalnız kalacak. Isabella'nın heyecan dolu hayata tutunma macerasını gözünüzü kırpmadan okuyacağınıza eminim.
    Gelelim günümüze...
    2011 yılında sevdiği adamı kaybeden Libby, Paris'ten ayrılmaya karar vererek çocukluğunu geçirdiği Deniz Feneri Koyu'na geri dönüyor ve burada geçirdiği günlerde sevdiği adamın aile sırlarını çözmeye çalışıyor. Bakalım Libby,  Winterbourne ailesinin geçmişinin sırlarını çözüp, hala nerede olduğu bilinmeyen değerli asaya ne olduğunu bulabilecek mi?
    Yine çok güzel bir kitaptı. Büyük bir beğeniyle okudum. Okumayan, kitaplığında bekleten veya Kimberley Freeman okumakta tereddüt eden varsa hiç düşünmeden kitabı eline alsın diyorum. Favori yazarlarınızdan biri olacak.
  • Adam Fawer bildiğiniz gibi Empati ve Olasılıksız isimli, okuyan herkesi büyüleyen iki romanın yazarı. Bizim caanım Türk okurları da Olasılıksız ve Empati'yi okuyup raflarda Adam Fawer'in yeni kitabını görünce tezgaha balıklama dalıp kitabı almışlar ve oflaya puflaya okumuşlar. Tabii hepsi değil ama kitabı okuyanların çoğu "bu ne be!" demiş. Kim başlattı bilmiyorum ama instagram başta olmak üzere (ki bu sitede de var) bu kitabı gömme kampanyası başlatılmış. Biri çocuk kitabı demiş. Diğeri bu romanı yazara yakıştıramamış. Başka biri yazar bu romanı başkasına yazdırmış diye söyleniyor. Hatta yazar kitabı tuvalette yazmış galiba diyen bir okur bile gördüm. Pardon, okur dedim. Beğenmezler orası ayrı ama bir yazarı aşağılar derecede yorum yapan insanlara okur demek doğru değil sonuçta. Neyse.
    Bu kitabı gömme kampanyası başlatan güruhun yanında, kitabı savunan bir azınlık var. Ama sadece yazar kitabı çocuklarına yazmış diyorlar. Yaa bitanecik okurlar, yazar kitabı çocuklarıma mı yazdım demiş? Sadece çocuklarına ithaf etmiş. Ölen babasına kitap ithaf eden adamlar o kitabı babaları okusun diye mi yazıyorlar? Madem savunuyorsun, doğru bir bilgiyle savun. Zaten başımıza ne geldiyse doğruyu yanlış savunan insanlardan gelmedi mi?

    Biraz kitabın içeriğinden bahsedelim:
    (Sürpriz bozan gibi görünebilir bu paragrafta anlatılanlar ama kitabın tadını kaçıracağını düşünmüyorum. Yinede çok hassas okurlar bu paragrafı okumadan geçebilir.)
    Teyzesinden sürekli dayak yiyen, 12 yaşında bir kız Dorothy. Onun sıradan hayatını okurken tabii bir sıkılma geliyor ki, bu sadece 30 sayfa sürüyor. 30 sayfa, yani zavallı Dorothy ölene kadar..
    Yeşil bir hortum geliyor ve Dorothy gözlerini başka bir dünyada açıyor.
    Evet, Oz diyarında.
    Burada cadılar, psikopat minişler, kaplanayılar, ucûbiler ve daha neler neler var. Burada karanlık aydınlık, aydınlıksa karanlık..
    Nereden geldiğini hatırlayamayan Dorothy, kendini buraya ait hissetmiyor ve başlıyor yolculuk.
    Önce korkuluk Seemore, sonra robot çocuk Jak ve en son aslan Libby ile dost oluyor Dorothy.
    Bundan sonra ise başlıyor asıl büyük macera. Güçlü bir cadı ve yüzlerce ucûbi ile hiçbir silahı olmadan savaşmak zorunda kalan Dorothy, nasıl kurtulacak dersiniz?

    Kitabın sonu, gidişatı ve olaylar hiç tahmin ettiğim gibi olmadı. Okurken hop oturup hop kalkmam bir yana, bazı yerlerde hayretten ağzım açık kaldı, bazı yerlerde de gülmekten kendimi alamadım.
    Yazar diğer kitaplarında gösterdiği zekayı bu kitapta da göstermiş. Kendisine sevgim bir kat daha arttı. ^^

    Kitap çocuk kitabı diyenlere inanmayın. Çünkü çocukların korkmasına sebep olacak şeyler mevcut kitapta. Hatta rahatlıkla bu kitabı çocuklar sakın okumasın diyorum.

    Yazarın tanıtımı gerek sosyal medyada gerek dış dünyada fazla şişirilerek yapılmış. Bu kadar şişirme kitap için çok fazla ve ve beklentiyi iyice büyüttüğü için okuyan okurları hayal kırıklığına uğratıyor. Bu yüzden bu kitaptan mükemmel bir hikaye beklemeyin.

    Ben bir yazarın birden fazla kitabını okuyorsam, genelde onu diğer kitaplarına göre eleştirmem. Çünkü her kitap farklı bir zamanda, farklı bir ruh haliyle ve farklı bir gözle yazılır.
    İşte bu yüzden, yazarın diğer kitaplarına bakıp bu kitabını e-leş-tir-me-yin!
    Ha birde, hiçbir kitaba büyük bir beklentiyle başlamayın. İnsanlar gibi kitaplar da kusursuz değildir..

    Sonradan ekleme kısım:
    Ben bu kitabı 10 tl ye aldım. Çünkü 25 tl ye alınabilecek bir kitap değil. Mükemmel ötesi bir kitap da değil. İncelememin hiçbir yerinde kitap hakkında bir şişirme yok. Bu kitap mükemmel kesin okuyun demedim. Kitabı beğenmeyenlere hiçbir şekilde laf atmadım. Sadece kitabı aşağılar derecede yorum yapanlara sitem ettim. Ve incelememin hiçbir yerinde "Bu kitap çok güzel. Sadece ben bilirim siz ne anlarsınız?" gibi bir şey ima etmedim.
    Lütfen bu kitabı benim incelememe dayanarak okumayın. Ben kitabı sevdim. Siz sevmeyin. Bana kalsın.

    Keyifli okumalar dilerim..
  • "16 yıl" ,diye mırıldandı tessa. "sonra en sonunda pisliği ayyuka çıktı.Libby son kadını öğrendi ve justin bir kaçış planı kurguladı.Libby'nin onu terk etmek gibi bir niyeti olmadığını düşününce çok anlamsız"
  • Baraj kapakları açılmıştı,Ashlyn gözyaşlarına boğulurken annesinin kucağına gömülmüştü.Libby kızına sımsıkı sarıldı.Bir zamanlar üç kişilik bir aileyken artık sonsuza kadar iki kişi kalmışlardı.
    Lisa Gardner
    Sayfa 437 - martı yayınları