İç huzuruna sahip değilim. Hiçbir zaman olmadım. İç huzuru olan insanların ayaklarının yere basmadığına inandım hep. Ayakların yere bastığında dünyanın yedi kat altının nasıl da kaynadığını bilirsin.
Yirmilerindeyken değersiz olduğun için herkes seni gözetliyormuş gibi geliyor. Otuzlarındaysa değersiz olduğun için kimsenin sana dikkat etmediğini anlıyorsun.
Herkes dedi ki otuzlar çok rahat. Otuzlar şahane. Bu rahatlama yaşı ben kaça gelirsem bir sonraki on yıla taşınıyor olmalı. Şimdi de 'Of, asıl kırklar... Kırklarda başlıyor hayat,' diyorlar. Tüm dünyanın örgütlenip bana toplu şaka yapacağı kadar da değerli değilim üstelik.
Biz bir aileyiz cümlesinin kurulduğu yerde en az bir insan acı çekiyordur ya da zor durumdadır. Kimse lunaparkta balerinin eteğinde savrulurken ve mutluluktan kahkahalar atarken birbirinin kulağına eğilip " biz bir aileyiz" diye fısıldamaz. Ve şunu söylemem gerekir ki: Biz bir aileyiz.