Bir yer hiçbir zaman “orası” değildir: Orası biraz da biziz. Nasıl olduğunu bilmeden onu hep içimizde taşırdık ve günün birinde, bir rastlantı sonucu, oraya vardık. Doğru mu yoksa yanlış bir gün müydü, bu ne o yerin ne de bizim suçumuzdu. Bu, o günü gözlerimizle nasıl gördüğümüze, ruhumuzla nasıl içselleştirdiğimize, mutlu ya da üzgün, genç ya da yaşlı, sağlıklı ya da karın ağrısı çeker halde olmamıza bağlıdır. Oraya vardığımız anda kim olduğumuza da bağlıdır.