• 🌹🌹🌹Kur'an'ın Faziletine Dair âyetler🌹🌹🌹

    Kur'an'ın fazileti hakkındaki ayetler aynı zamanda bizleri Kur'an okumaya teşvik ederler.

    🌹🌹🌹1- "(İşte bu,) âyetlerini düşünsünler ve akıl sâhibleri ibret alsın diye onu sana indirdiğimiz mübârek bir Kitab’dır." (Sad, 29)

    🌹🌹🌹2- "Allah, sözün en güzelini, (âyetleri)birbirine benzeyen ve (hakikatleri)tekrarlanan bir kitab hâlinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir! Sonra derileri de, kalbleri de Allah’ın zikrine yumuşar! İşte bu (kitab) Allah’ın hidâyetidir; onunla  dilediğini hidâyete erdirir." (Zümer, 23)

    🌹🌹🌹3- "Ve Kur’ân’ı tâne tâne oku!" (Müzzemmil, 4)

    🌹🌹🌹4- "Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun" (Müzzemmil, 20)

    🌹🌹🌹5- "De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur’ân okurken)dinlemiş de: ‘Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!’ demişler." (Cin, 1)

    🌹🌹🌹6- "Kur’ân’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) üstünde kilitleri mi var?" (Muhammed, 24)

    🌹🌹🌹7- "(Ey peygamber hanımları) Evlerinizde Allah’ın âyetlerinden ve hikmetten (size)okunanları düşünün!" (Ahzab, 34)

    🌹🌹🌹8- "Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların)îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rablerine tevekkül ederler." (Enfal, 2)

    🌹🌹🌹9- "Bunlar (bu âyetler), bir nasîhattir. Artık dileyen ondan nasîhat alır. (O Kur’an, Levh-i Mahfûz’da) şerefli kılınmış, (semâda)yükseltilmiş tertemiz sahîfelerdedir. Değerli ve itâatkâr yazıcı (melek)lerin elleriyle (yazılmış)tır." (Abese, 11-16)

    🌹🌹🌹10- "Bil‘akis o (yalanladıkları kitab), şerefli bir Kur’ân’dır. Levh-i Mahfûz’dadır." (Buruc, 21-22)

    🌹🌹🌹11- "Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir ki, (onlara) temiz kılınmış sahîfeleri (Kur’ân’ı) okur. Onda dosdoğru yazılar (hükümler) vardır." (Beyyine, 2-3)

    🌹🌹🌹12- "İşte bu, o Kitab’dır ki, onda şübhe yoktur. Takva sâhibleri için bir hidâyettir." (Bakara, 2)

    🌹🌹🌹13- "Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bunlar, Kitâb’ın (Kur’ânın) âyetleridir ve sana Rabbinden indirilmiş olan (o Kur’ân) haktır" (Rad, 1)

    🌹🌹🌹14- "Elif, Lâm, Râ.  (Bu öyle) bir Kitab(dır) ki, onu sana, insanları Rablerinin izniyle zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra (îmâna), Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık) olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik." (İbrahim, 1)

    🌹🌹🌹15- "Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna Kitâb’ı (Kur’ân’ı) indirdi ve onda (lâfzında ve ma‘nâsında) hiçbir eğrilik (ihtilâf)bulundurmadı. (Onu) dosdoğru (bir Kitab)olarak (indirdi) ki, tarafından şiddetli bir azâb ile (inkâr edenleri) korkutsun ve sâlih ameller işleyen mü’minlere, şübhesiz kendileri için güzel bir mükâfât bulunduğunu müjdelesin!" (Kehf, 1-2)

    🌹🌹🌹16- "Âlemlere bir korkutucu (bir uyarıcı) olsun diye, Furkan’ı (hak ile bâtılı ayıran Kur’ân’ı)kuluna indiren (Allah) ne yücedir!" (Furkan, 1)

    🌹🌹🌹17- "Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, hikmetli Kitâb’ın(Kur’ân’ın) âyetleridir. (Her âyet) iyilik edenler için bir hidâyet ve bir rahmettir." (Lokman, 1-3)

    🌹🌹🌹18- "Hâ, Mîm. (Bu kitab) Rahmân , Rahîm  tarafından indirilmedir. Bilecek bir kavimiçin Arabca bir Kur’ân olarak âyetleri açıklanmış, müjdeleyici ve (aynı zamanda)korkutucu bir kitabdır. " (Fussilet, 1-4)

    🌹🌹🌹19- "Hâ, Mîm. Apaçık beyân eden Kitâb’a and olsun ki, şübhesiz biz, (anlayıp) akıl erdiresiniz diye onu Arabca bir Kur’ân kıldık.Ve muhakkak ki o, katımızda bulunan ana kitabda (Levh-i Mahfûz’da)dır. Gerçekten çok yücedir, çok hikmetlidir." (Zuhruf, 1-4)

     
    🌺🌺🌺Hadis-i Kudsi🌺🌺🌺

    🌺🌺🌺"Kur'an okumak ve beni anmak her kimi benden istemekten alıkoyarsa, benden isteyenlere verilenlerin en değerlisini ona veriririm." (Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an, 25)

     
    🌷🌷Kur'an Okumak Hakkında Hadis-i Şerifler🌷🌷

    🌷🌷🌷1- "Kur'an'ı öğreniniz. Şüphesiz o, kıyamet günü ehli için çok iyi bir şefaatçi olacaktır." (Müslim)

    🌷🌷🌷2- "Aranızda en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." (Buhari, Müslim)

    🌷🌷🌷3- "Allah'ın kitabından bir harf okuyanın, okuduğu harfe karşılık sevabı vardır. Bir iyilik on katıyla değerlendirilir. Elif, Lâm, Mîm bir harftir demiyorum. Elif de harftir,
    lâm da harftir, mim de harftir" buyurmaktadır (Tirmizî ).

    🌷🌷🌷4- "Kur'an'ı okumak kendisine zor geldiği halde onu takılarak okuyana iki sevap vardır"
    buyurmuştur (Buhârî, Müslim).

    🌷🌷🌷5- "Kim ki Kur'an okur, O'nunla amel ederse, ana ve babasına kıyamet günü öyle bir tac giydirilir ki, O'nun ziyası, dünya evlerindeki güneşin ziyasından daha güzeldir. Ya O'nunla amel edeni siz ne sanıyorsunuz. " (Muâz b. Cebel'den).

    🌷🌷🌷6- "İnsanlardan Allah'ın ehli olanlar vardır. Kimdir onlar, Ya Resülallah! dediler. Kur'an ehli, buyurdu. Onlar Allah'ın ehli yakın ve has kullarıdır." (İbni Mâce, Neseî).

    🌷🌷🌷7- "Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’ân okumaktır." (Feyzu'l-Kadir)

    🌷🌷🌷8- "Bir adam: - "Ya Resülallah! Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir"? diye sordu. Hz. Peygamber: - "Konup göçendir" cevabını verdi. Adam: - "Konup göçen kimdir?" diye sorunca,

    - "Kur’ân'ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar başlayandır" cevabını aldı. (Tirmizî) 

    🌷🌷🌷9- "Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır." (Ebû Davud, Tirmizî) 

    🌷🌷🌷10- "Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah'ın rızasını kazanmak için Kur’ân okuyan kimsedir." (et-Terğîb v’et-Terhîb)  

    🌷🌷🌷11- "Sizden herhangi biri mescide gider de celil ve aziz olan Allah'ın kitabından iki âyet öğrenir yahut okursa bunlar onun için iki deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onun için dört deveden daha hayırlıdır. Bu âyetlerin sayıları arttıkça, o kadar deveden daha hayırlıdır." (Müslim)

     🌷🌷🌷12- “Hz. Peygamber, Uhud'da öldürülenlerden iki kişiyi biraraya getirdikten sonra: "Bunlardan hangisi Kur'an'la daha fazla haşır neşirdi?" diye sorar; birine işaret edilldiği takdirde, önce
    onun defin işlemini yapardı (Buhârî-Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce).

    🌷🌷🌷13- "İleride karanlık gece parçaları gibi fitne olacak. Ya Resulallah! Ondan kurtuluş ne iledir? dedim. Buyurdu ki: Allah'ın kitabı iledir. O'nda sizden öncekilerin kıssaları var, sizden sonrakilerin haberleri var, aranızdakinin hükmü bulunur. O ara bulucudur, hakemdir, hezl (boş söz) değildir. Kim ki, ceberut ve gaddarlık satarak O'nu terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim ki, O'ndan başkasında hidayet ararsa, Allah onu şaşırtır. O, Allah'ın sağlam ve dayanıklı ipidir. O açık bir nurdur. O zikr-i hakimdir, doğru yoldur. O'nunla arzular şaşmaz, diller dolaşmaz, iltibasa uğramaz, görüşler parçalanıp dağılmaz. Alimler O'na doymaz, müttekiler O'ndan usanmaz, bıkmaz. O, çok okumakla eskimez, acayibi bitip tükenmez. O'nu cinler işittikleri zaman: "Biz acayip bir Kur'an işittik." dediler. O'nun ilmini bilen, ileri gider, O'nunla söyleyen doğru söyler, O'nunla amel eden mükâfat görür. O'nunla hüküm veren adalet yapar. O'na davet eden doğru yola hidayette demektir." (Tirmizi)

    

    🍁Kur'an Hakkında Ashab'ın ve Alimlerin Sözleri🍁

    İmam-ı Gazalî Hazretleri İhyau Ulumiddin adlı meşhur eserinde bu konuda şu rivayetlerde bulunur:
     

    🍁🍁🍁1- Ebû Umâme el-Bâhilî şöyle buyurmuştur:

    Kur'an'ı okuyunuz. Sakın bu duvarlarda asılı bulunan mushaflar sizi aldatmasın. Çünkü Allah Teâlâ, Kur'an'a kap olan bir kalbi  azaba uğratmaz."

    🍁🍁🍁2- İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    İlmi istediğiniz zaman, Kur'an'ı inceleyiniz. Çünkü öncekilerin ve sonrakilerin ilmi Kur'an'dadır."

    🍁🍁🍁3- Yine İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    "Eğer kişi Kur'an'ı sever ve ona hayranlık duyarsa, bilmiş olsun ki Allah'ı ve Rasûlü'nü de se-ver. Eğer Kur'an'a buğzediyorsa, muhakkak Allah'a ve Rasûlü'ne de buğzediyor demektir."

    🍁🍁🍁4- Amr b. el-As:

    "Kur'an'ın her ayeti, cennetin bir derecesi ve evinizin de lambasıdır" demiştir.

    🍁🍁🍁5- Ebû Hüreyre (r.a) şöyle der:

    "Herhangi bir evde Kur'ân okunursa, şeksiz ve şüphesiz aile efradı için o ev (mânen) genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. O ev ki, içinde Kur'ân okunmaz, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar."

    🍁🍁🍁6- Ahmed b. Hanbel (r.a) şöyle der:

    "Allah Teâlâ'yı rüyamda gördüm ve kendisine sordum: 'Ey Rabbim! Sana yakınlaşmak isteyenlerin, bu gayeye ulaşmaları için en iyi yol nedir?' Allah (cc) 'Yâ Ahmed! Kelâm'dır (Kur'an'dır)' dedi. 'Yârab! İster anlasın, ister anlamasın, her okuyan insan bu dereceye varır mı?' dedim. 'İster anlasın, ister anlamasın, varır' buyurdu".

    🍁🍁🍁7- Muhammed b. Ka'b el-Kurazî şöyle buyurmuştur:

    "İnsanlar, kıyâmet gününde Allah Teâlâ'dan Kur'an'ı dinledikleri zaman, (öyle bir aşka gelirler ki) sanki Kur'an'ı hiç dinlememişlerdir."

    🍁🍁🍁8- Fudayl b. İyâz şöyle der:

    'Kur'ân ile amel edene en yakışan hareket, hiç kimseye hatta sultanlara ve rütbece onlardan daha küçük olan diğer idarecilere de muhtaç olup el açmamasıdır! Bu bakımdan Kur'ân hâmilinin insanlara muhtaç olmaması, aksine insanların ona muhtaç olması, ona daha uygun ve yaraşır bir harekettir."

    🍁🍁🍁9- Yine Fudayl b. İyâz şöyle der:

    "Kur'an'ın taşıyıcısı, İslâm bayrağının taşıyıcısıdır. Bu bakımdan ağır başlı olup oynayanlarla beraber oynamamalı ve unutanla beraber unutmamalı, gevezelik yapanlarla teşrik-i mesâi etmemelidir. Bütün bunları yüce Kur'an'm tazimine binaen yapmamalıdır."

    🍁🍁🍁10- Süfyan es-Sevri (r.a) şöyle demiştir:

    "Kişi Kur'an'ı okuduğu zaman, melek onun gözlerinin ortasından öper."

    🍁🍁🍁11- Amr b. Meymûn (r.a) şöyle demiştir:

    Sabah namazını kıldığı zaman Kur'an'ı açıp yüz ayet okuyan bir kimseyi Allah Teâlâ, bütün insanların yaptığı hayırlı amelleri yapmış bir kimse gibi, yüceltir."

    🍁🍁🍁12- Hasan Basrî (r.a) şöyle demiştir:

    "Allah'a yemin ederim, Kur'ân dan daha üstün bir zenginlik olmadığı gibi, ondan mahrum olmaktan da daha fakirlik yoktur."

    🍁🍁🍁13- Fudayl b. Iyaz şöyle der:

    "Haşr sûresinin son ayetlerini sabahladığında okuyup aynı günde ölen bir kimsenin defteri, şehidler defterinin mührü ile mühürlenir. Akşamleyin aynı sûrenin son ayetlerini okuyup o gecede ölen bir kimsenin de defteri şehidlerin defterlerini sonuçlandıran mühürle mühürlenir."

    🍁🍁🍁14- Kasım b. Abdurrahman şöyle der:

    "Abidlerden birine dedim ki 'Senin oturduğun bu halvethanede kendisiyle arkadaşlık edeceğin kimse yok herhâlde'. Bunun üzerine elini Mushafa uzatıp dizlerinin üzerine koydu ve dedi ki: 'İşte arkadaşım budur'.

    🍁🍁🍁15- Hz. Ali şöyle demiştir:

    "Üç şey vardır ki, insanın zekâsına kuvvet verir ve balgamı söker:
    a) Misvak kullanmak,
    b) Oruç tutmak,
    c) Kur'ân okumak'.

    (Alıntı)
  • "Kuran'ın insan uydurması bir kitap olabilmesi için, şu birazdan sayacaklarımın ve çok daha fazlasının aynı anda gerçekleşmesi gerekliydi:

    Hali vakti yerinde olan Muhammed adında bir tüccar, birdenbire insanların uyduruk ilahlara tapmalarından rahatsızlık duyacak. Ardından kafasında bir Tanrı yaratıp, bu Tanrı'nın ona birtakım sözler söylediğini bildirecek. Bir kumar oynayacak ve bu dünyanın bir başlangıcı olduğunu, yaratıldığını iddia edecek. İnsanları, hep etraflarına bakıp sorgulamaya çağıracak. Bazen güneşi, bazen yıldızları, bazen bir deveyi örnek verip, tüm bu evrenin bir yaratıcı tarafından düzenlenmiş olduğunu söyleyecek. Örnek verdiği Güneş için "bakın nasıl da dönüyor etrafınızda" demeyecek, o Güneş'in kendine has bir yörüngesi olduğunu söyleyecek (lokman 29). Güneş ve yıldızlara "kandil" manasına gelen ısı ve ışık kaynağı sıfatları verirken, Ay için sadece "nur" diyecek (nuh 16, mülk 5). Ardından ayın yörüngesini eğri bir hurma dalına benzetecek (yasin 39). Ardından bazı bitkilerin cinsiyet sahibi olduklarını bildirecek (yasin 36). Hızını alamayacak Muhammed, bitkilerde tozlaşmayı biliyormuşçasına rüzgarlara "dölleyici" diyecek (hicr 22). Embriyodaki et-kemik-et oluşum sırasını doğru bir şekilde yazacak (müminun 14). Yüzlerce yanlış iddia içeren antik Yunan kitaplarından derlediği bilgilerin arasından, hep en doğru olanlarını seçecek Muhammed. Şansı hiç kesilmeyecek Muhammed'in, her canlının yapısında "su" bulunduğunu da doğru bilecek (enbiya 30). Günümüzde bile daha ne olduğunun yeni farkına varılan pulsarlara en uygun tanımı yapacak (tarık 1-3). Karaların hareket halinde olduğunu iddia edecek (neml 88). Zamanın izafi oluşuna örnekler verecek (secde 5, mearic 4). Yazdığı kitapta hep kaçak dövüş oynayacak, fakat nedense birdenbire halen yaşamakta olan bir insanın asla müslüman olamayacağını iddia edecek ve bunu da tutturacak (tebbet). Hayalinde yarattığı Tanrı için namaz ve hac gibi ibadetler üretip, bir de sadece kendisine özel fazladan bir gece namazı ekleyecek (isra 79)

    Tam bir şizofreni örneği oluşturan davranışlar sergilemesine rağmen, birbiriyle tutarlı olan ve yanlış olduğu asırlar sonra bile kanıtlanamayacak bir kitap yazacak Muhammed. Bu kitapta insanı, insandan daha iyi tanıyan birinin tespitleri yer alacak. İnsanların arayışta olduğu en büyük sorulara cevap verecek, var oluş amaçlarının ne olduğunu izah edecek. Ve iniş sırasına göre sondan 3. sure olan maide suresindeki "dini artık tamamladım, üzerinizdeki nimetimi tamamladım" ayetini yazana kadar ölmeyecek Muhammed, o kadar savaştan ve muhtemelen de bir o kadar suikast girişiminden başarıyla sağ çıkacak. Sırf bu kadar şeyin bile bir insan ve onun destekçileri tarafından kendiliğinden gerçekleşmesi ihtimali, şu an içerisinde bulunduğunuz odanın penceresinden aşağı tükürdüğünüzde, o tükürüğün yerde 1/50.000.000 ölçekli bir dünya haritası oluşturabilme ihtimaliyle eşdeğerdir.

    İnsanların "Tanrı neden yemin ediyor ki yea", "Tanrı neden kullarını cehenneme atıyor ki yea", "Tanrı varsa neden bu kadar açlık ve savaş var" veya yeryüzünde hiç din olmasaydı sanki insanlar menfaatleri için yine savaşmayacaklarmış gibi "Hep dinler yüzünden savaş çıkıyor yea" tarzındaki kişisel hezeyanlarına veya tuhaf yorumlamaları sonucunda elde ettikleri "sözde" çelişki iddialarına göre dini inancımı belirleyemezdim.

    Benim gerçeklere ihtiyacım vardı ve onları da Kuran'da buldum."

    Cemre Demirel
  • 🌹🌹🌹Kur'an'ın Faziletine Dair âyetler🌹🌹🌹

    Kur'an'ın fazileti hakkındaki ayetler aynı zamanda bizleri Kur'an okumaya teşvik ederler.

    🌹🌹🌹1- "(İşte bu,) âyetlerini düşünsünler ve akıl sâhibleri ibret alsın diye onu sana indirdiğimiz mübârek bir Kitab’dır." (Sad, 29)

    🌹🌹🌹2- "Allah, sözün en güzelini, (âyetleri)birbirine benzeyen ve (hakikatleri)tekrarlanan bir kitab hâlinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir! Sonra derileri de, kalbleri de Allah’ın zikrine yumuşar! İşte bu (kitab) Allah’ın hidâyetidir; onunla  dilediğini hidâyete erdirir." (Zümer, 23)

    🌹🌹🌹3- "Ve Kur’ân’ı tâne tâne oku!" (Müzzemmil, 4)

    🌹🌹🌹4- "Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun" (Müzzemmil, 20)

    🌹🌹🌹5- "De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur’ân okurken)dinlemiş de: ‘Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!’ demişler." (Cin, 1)

    🌹🌹🌹6- "Kur’ân’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) üstünde kilitleri mi var?" (Muhammed, 24)

    🌹🌹🌹7- "(Ey peygamber hanımları) Evlerinizde Allah’ın âyetlerinden ve hikmetten (size)okunanları düşünün!" (Ahzab, 34)

    🌹🌹🌹8- "Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların)îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rablerine tevekkül ederler." (Enfal, 2)

    🌹🌹🌹9- "Bunlar (bu âyetler), bir nasîhattir. Artık dileyen ondan nasîhat alır. (O Kur’an, Levh-i Mahfûz’da) şerefli kılınmış, (semâda)yükseltilmiş tertemiz sahîfelerdedir. Değerli ve itâatkâr yazıcı (melek)lerin elleriyle (yazılmış)tır." (Abese, 11-16)

    🌹🌹🌹10- "Bil‘akis o (yalanladıkları kitab), şerefli bir Kur’ân’dır. Levh-i Mahfûz’dadır." (Buruc, 21-22)

    🌹🌹🌹11- "Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir ki, (onlara) temiz kılınmış sahîfeleri (Kur’ân’ı) okur. Onda dosdoğru yazılar (hükümler) vardır." (Beyyine, 2-3)

    🌹🌹🌹12- "İşte bu, o Kitab’dır ki, onda şübhe yoktur. Takva sâhibleri için bir hidâyettir." (Bakara, 2)

    🌹🌹🌹13- "Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bunlar, Kitâb’ın (Kur’ânın) âyetleridir ve sana Rabbinden indirilmiş olan (o Kur’ân) haktır" (Rad, 1)

    🌹🌹🌹14- "Elif, Lâm, Râ.  (Bu öyle) bir Kitab(dır) ki, onu sana, insanları Rablerinin izniyle zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra (îmâna), Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık) olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik." (İbrahim, 1)

    🌹🌹🌹15- "Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna Kitâb’ı (Kur’ân’ı) indirdi ve onda (lâfzında ve ma‘nâsında) hiçbir eğrilik (ihtilâf)bulundurmadı. (Onu) dosdoğru (bir Kitab)olarak (indirdi) ki, tarafından şiddetli bir azâb ile (inkâr edenleri) korkutsun ve sâlih ameller işleyen mü’minlere, şübhesiz kendileri için güzel bir mükâfât bulunduğunu müjdelesin!" (Kehf, 1-2)

    🌹🌹🌹16- "Âlemlere bir korkutucu (bir uyarıcı) olsun diye, Furkan’ı (hak ile bâtılı ayıran Kur’ân’ı)kuluna indiren (Allah) ne yücedir!" (Furkan, 1)

    🌹🌹🌹17- "Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, hikmetli Kitâb’ın(Kur’ân’ın) âyetleridir. (Her âyet) iyilik edenler için bir hidâyet ve bir rahmettir." (Lokman, 1-3)

    🌹🌹🌹18- "Hâ, Mîm. (Bu kitab) Rahmân , Rahîm  tarafından indirilmedir. Bilecek bir kavimiçin Arabca bir Kur’ân olarak âyetleri açıklanmış, müjdeleyici ve (aynı zamanda)korkutucu bir kitabdır. " (Fussilet, 1-4)

    🌹🌹🌹19- "Hâ, Mîm. Apaçık beyân eden Kitâb’a and olsun ki, şübhesiz biz, (anlayıp) akıl erdiresiniz diye onu Arabca bir Kur’ân kıldık.Ve muhakkak ki o, katımızda bulunan ana kitabda (Levh-i Mahfûz’da)dır. Gerçekten çok yücedir, çok hikmetlidir." (Zuhruf, 1-4)

     
    🌺🌺🌺Hadis-i Kudsi🌺🌺🌺

    🌺🌺🌺"Kur'an okumak ve beni anmak her kimi benden istemekten alıkoyarsa, benden isteyenlere verilenlerin en değerlisini ona veriririm." (Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an, 25)

     
    🌷🌷Kur'an Okumak Hakkında Hadis-i Şerifler🌷🌷

    🌷🌷🌷1- "Kur'an'ı öğreniniz. Şüphesiz o, kıyamet günü ehli için çok iyi bir şefaatçi olacaktır." (Müslim)

    🌷🌷🌷2- "Aranızda en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." (Buhari, Müslim)

    🌷🌷🌷3- "Allah'ın kitabından bir harf okuyanın, okuduğu harfe karşılık sevabı vardır. Bir iyilik on katıyla değerlendirilir. Elif, Lâm, Mîm bir harftir demiyorum. Elif de harftir,
    lâm da harftir, mim de harftir" buyurmaktadır (Tirmizî ).

    🌷🌷🌷4- "Kur'an'ı okumak kendisine zor geldiği halde onu takılarak okuyana iki sevap vardır"
    buyurmuştur (Buhârî, Müslim).

    🌷🌷🌷5- "Kim ki Kur'an okur, O'nunla amel ederse, ana ve babasına kıyamet günü öyle bir tac giydirilir ki, O'nun ziyası, dünya evlerindeki güneşin ziyasından daha güzeldir. Ya O'nunla amel edeni siz ne sanıyorsunuz. " (Muâz b. Cebel'den).

    🌷🌷🌷6- "İnsanlardan Allah'ın ehli olanlar vardır. Kimdir onlar, Ya Resülallah! dediler. Kur'an ehli, buyurdu. Onlar Allah'ın ehli yakın ve has kullarıdır." (İbni Mâce, Neseî).

    🌷🌷🌷7- "Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’ân okumaktır." (Feyzu'l-Kadir)

    🌷🌷🌷8- "Bir adam: - "Ya Resülallah! Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir"? diye sordu. Hz. Peygamber: - "Konup göçendir" cevabını verdi. Adam: - "Konup göçen kimdir?" diye sorunca,

    - "Kur’ân'ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar başlayandır" cevabını aldı. (Tirmizî) 

    🌷🌷🌷9- "Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır." (Ebû Davud, Tirmizî) 

    🌷🌷🌷10- "Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah'ın rızasını kazanmak için Kur’ân okuyan kimsedir." (et-Terğîb v’et-Terhîb)  

    🌷🌷🌷11- "Sizden herhangi biri mescide gider de celil ve aziz olan Allah'ın kitabından iki âyet öğrenir yahut okursa bunlar onun için iki deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onun için dört deveden daha hayırlıdır. Bu âyetlerin sayıları arttıkça, o kadar deveden daha hayırlıdır." (Müslim)

     🌷🌷🌷12- “Hz. Peygamber, Uhud'da öldürülenlerden iki kişiyi biraraya getirdikten sonra: "Bunlardan hangisi Kur'an'la daha fazla haşır neşirdi?" diye sorar; birine işaret edilldiği takdirde, önce
    onun defin işlemini yapardı (Buhârî-Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce).

    🌷🌷🌷13- "İleride karanlık gece parçaları gibi fitne olacak. Ya Resulallah! Ondan kurtuluş ne iledir? dedim. Buyurdu ki: Allah'ın kitabı iledir. O'nda sizden öncekilerin kıssaları var, sizden sonrakilerin haberleri var, aranızdakinin hükmü bulunur. O ara bulucudur, hakemdir, hezl (boş söz) değildir. Kim ki, ceberut ve gaddarlık satarak O'nu terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim ki, O'ndan başkasında hidayet ararsa, Allah onu şaşırtır. O, Allah'ın sağlam ve dayanıklı ipidir. O açık bir nurdur. O zikr-i hakimdir, doğru yoldur. O'nunla arzular şaşmaz, diller dolaşmaz, iltibasa uğramaz, görüşler parçalanıp dağılmaz. Alimler O'na doymaz, müttekiler O'ndan usanmaz, bıkmaz. O, çok okumakla eskimez, acayibi bitip tükenmez. O'nu cinler işittikleri zaman: "Biz acayip bir Kur'an işittik." dediler. O'nun ilmini bilen, ileri gider, O'nunla söyleyen doğru söyler, O'nunla amel eden mükâfat görür. O'nunla hüküm veren adalet yapar. O'na davet eden doğru yola hidayette demektir." (Tirmizi)

    

    🍁Kur'an Hakkında Ashab'ın ve Alimlerin Sözleri🍁

    İmam-ı Gazalî Hazretleri İhyau Ulumiddin adlı meşhur eserinde bu konuda şu rivayetlerde bulunur:
     

    🍁🍁🍁1- Ebû Umâme el-Bâhilî şöyle buyurmuştur:

    Kur'an'ı okuyunuz. Sakın bu duvarlarda asılı bulunan mushaflar sizi aldatmasın. Çünkü Allah Teâlâ, Kur'an'a kap olan bir kalbi  azaba uğratmaz."

    🍁🍁🍁2- İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    İlmi istediğiniz zaman, Kur'an'ı inceleyiniz. Çünkü öncekilerin ve sonrakilerin ilmi Kur'an'dadır."

    🍁🍁🍁3- Yine İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    "Eğer kişi Kur'an'ı sever ve ona hayranlık duyarsa, bilmiş olsun ki Allah'ı ve Rasûlü'nü de se-ver. Eğer Kur'an'a buğzediyorsa, muhakkak Allah'a ve Rasûlü'ne de buğzediyor demektir."

    🍁🍁🍁4- Amr b. el-As:

    "Kur'an'ın her ayeti, cennetin bir derecesi ve evinizin de lambasıdır" demiştir.

    🍁🍁🍁5- Ebû Hüreyre (r.a) şöyle der:

    "Herhangi bir evde Kur'ân okunursa, şeksiz ve şüphesiz aile efradı için o ev (mânen) genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. O ev ki, içinde Kur'ân okunmaz, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar."

    🍁🍁🍁6- Ahmed b. Hanbel (r.a) şöyle der:

    "Allah Teâlâ'yı rüyamda gördüm ve kendisine sordum: 'Ey Rabbim! Sana yakınlaşmak isteyenlerin, bu gayeye ulaşmaları için en iyi yol nedir?' Allah (cc) 'Yâ Ahmed! Kelâm'dır (Kur'an'dır)' dedi. 'Yârab! İster anlasın, ister anlamasın, her okuyan insan bu dereceye varır mı?' dedim. 'İster anlasın, ister anlamasın, varır' buyurdu".

    🍁🍁🍁7- Muhammed b. Ka'b el-Kurazî şöyle buyurmuştur:

    "İnsanlar, kıyâmet gününde Allah Teâlâ'dan Kur'an'ı dinledikleri zaman, (öyle bir aşka gelirler ki) sanki Kur'an'ı hiç dinlememişlerdir."

    🍁🍁🍁8- Fudayl b. İyâz şöyle der:

    'Kur'ân ile amel edene en yakışan hareket, hiç kimseye hatta sultanlara ve rütbece onlardan daha küçük olan diğer idarecilere de muhtaç olup el açmamasıdır! Bu bakımdan Kur'ân hâmilinin insanlara muhtaç olmaması, aksine insanların ona muhtaç olması, ona daha uygun ve yaraşır bir harekettir."

    🍁🍁🍁9- Yine Fudayl b. İyâz şöyle der:

    "Kur'an'ın taşıyıcısı, İslâm bayrağının taşıyıcısıdır. Bu bakımdan ağır başlı olup oynayanlarla beraber oynamamalı ve unutanla beraber unutmamalı, gevezelik yapanlarla teşrik-i mesâi etmemelidir. Bütün bunları yüce Kur'an'm tazimine binaen yapmamalıdır."

    🍁🍁🍁10- Süfyan es-Sevri (r.a) şöyle demiştir:

    "Kişi Kur'an'ı okuduğu zaman, melek onun gözlerinin ortasından öper."

    🍁🍁🍁11- Amr b. Meymûn (r.a) şöyle demiştir:

    Sabah namazını kıldığı zaman Kur'an'ı açıp yüz ayet okuyan bir kimseyi Allah Teâlâ, bütün insanların yaptığı hayırlı amelleri yapmış bir kimse gibi, yüceltir."

    🍁🍁🍁12- Hasan Basrî (r.a) şöyle demiştir:

    "Allah'a yemin ederim, Kur'ân dan daha üstün bir zenginlik olmadığı gibi, ondan mahrum olmaktan da daha fakirlik yoktur."

    🍁🍁🍁13- Fudayl b. Iyaz şöyle der:

    "Haşr sûresinin son ayetlerini sabahladığında okuyup aynı günde ölen bir kimsenin defteri, şehidler defterinin mührü ile mühürlenir. Akşamleyin aynı sûrenin son ayetlerini okuyup o gecede ölen bir kimsenin de defteri şehidlerin defterlerini sonuçlandıran mühürle mühürlenir."

    🍁🍁🍁14- Kasım b. Abdurrahman şöyle der:

    "Abidlerden birine dedim ki 'Senin oturduğun bu halvethanede kendisiyle arkadaşlık edeceğin kimse yok herhâlde'. Bunun üzerine elini Mushafa uzatıp dizlerinin üzerine koydu ve dedi ki: 'İşte arkadaşım budur'.

    🍁🍁🍁15- Hz. Ali şöyle demiştir:

    "Üç şey vardır ki, insanın zekâsına kuvvet verir ve balgamı söker:
    a) Misvak kullanmak,
    b) Oruç tutmak,
    c) Kur'ân okumak'.
    
  • Bilmez misin ki Allah, geceyi gündüze ve gündüzü geceye katmaktadır.

    Lokman/29
  • 🌹🌹🌹Kur'an'ın Faziletine Dair âyetler🌹🌹🌹


    🌹🌹🌹1- "(İşte bu,) âyetlerini düşünsünler ve akıl sâhibleri ibret alsın diye onu sana indirdiğimiz mübârek bir Kitab’dır." (Sad, 29)

    🌹🌹🌹2- "Allah, sözün en güzelini, (âyetleri)birbirine benzeyen ve (hakikatleri)tekrarlanan bir kitab hâlinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir! Sonra derileri de, kalbleri de Allah’ın zikrine yumuşar! İşte bu (kitab) Allah’ın hidâyetidir; onunla  dilediğini hidâyete erdirir." (Zümer, 23)

    🌹🌹🌹3- "Ve Kur’ân’ı tâne tâne oku!" (Müzzemmil, 4)

    🌹🌹🌹4- "Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun" (Müzzemmil, 20)

    🌹🌹🌹5- "De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur’ân okurken)dinlemiş de: ‘Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!’ demişler." (Cin, 1)

    🌹🌹🌹6- "Kur’ân’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) üstünde kilitleri mi var?" (Muhammed, 24)

    🌹🌹🌹7- "(Ey peygamber hanımları) Evlerinizde Allah’ın âyetlerinden ve hikmetten (size)okunanları düşünün!" (Ahzab, 34)

    🌹🌹🌹8- "Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların)îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rablerine tevekkül ederler." (Enfal, 2)

    🌹🌹🌹9- "Bunlar (bu âyetler), bir nasîhattir. Artık dileyen ondan nasîhat alır. (O Kur’an, Levh-i Mahfûz’da) şerefli kılınmış, (semâda)yükseltilmiş tertemiz sahîfelerdedir. Değerli ve itâatkâr yazıcı (melek)lerin elleriyle (yazılmış)tır." (Abese, 11-16)

    🌹🌹🌹10- "Bil‘akis o (yalanladıkları kitab), şerefli bir Kur’ân’dır. Levh-i Mahfûz’dadır." (Buruc, 21-22)

    🌹🌹🌹11- "Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir ki, (onlara) temiz kılınmış sahîfeleri (Kur’ân’ı) okur. Onda dosdoğru yazılar (hükümler) vardır." (Beyyine, 2-3)

    🌹🌹🌹12- "İşte bu, o Kitab’dır ki, onda şübhe yoktur. Takva sâhibleri için bir hidâyettir." (Bakara, 2)

    🌹🌹🌹13- "Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bunlar, Kitâb’ın (Kur’ânın) âyetleridir ve sana Rabbinden indirilmiş olan (o Kur’ân) haktır" (Rad, 1)

    🌹🌹🌹14- "Elif, Lâm, Râ.  (Bu öyle) bir Kitab(dır) ki, onu sana, insanları Rablerinin izniyle zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra (îmâna), Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık) olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik." (İbrahim, 1)

    🌹🌹🌹15- "Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna Kitâb’ı (Kur’ân’ı) indirdi ve onda (lâfzında ve ma‘nâsında) hiçbir eğrilik (ihtilâf)bulundurmadı. (Onu) dosdoğru (bir Kitab)olarak (indirdi) ki, tarafından şiddetli bir azâb ile (inkâr edenleri) korkutsun ve sâlih ameller işleyen mü’minlere, şübhesiz kendileri için güzel bir mükâfât bulunduğunu müjdelesin!" (Kehf, 1-2)

    🌹🌹🌹16- "Âlemlere bir korkutucu (bir uyarıcı) olsun diye, Furkan’ı (hak ile bâtılı ayıran Kur’ân’ı)kuluna indiren (Allah) ne yücedir!" (Furkan, 1)

    🌹🌹🌹17- "Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, hikmetli Kitâb’ın(Kur’ân’ın) âyetleridir. (Her âyet) iyilik edenler için bir hidâyet ve bir rahmettir." (Lokman, 1-3)

    🌹🌹🌹18- "Hâ, Mîm. (Bu kitab) Rahmân , Rahîm  tarafından indirilmedir. Bilecek bir kavimiçin Arabca bir Kur’ân olarak âyetleri açıklanmış, müjdeleyici ve (aynı zamanda)korkutucu bir kitabdır. " (Fussilet, 1-4)

    🌹🌹🌹19- "Hâ, Mîm. Apaçık beyân eden Kitâb’a and olsun ki, şübhesiz biz, (anlayıp) akıl erdiresiniz diye onu Arabca bir Kur’ân kıldık.Ve muhakkak ki o, katımızda bulunan ana kitabda (Levh-i Mahfûz’da)dır. Gerçekten çok yücedir, çok hikmetlidir." (Zuhruf, 1-4)

     
    🌺🌺🌺Hadis-i Kudsi🌺🌺🌺

    🌺🌺🌺"Kur'an okumak ve beni anmak her kimi benden istemekten alıkoyarsa, benden isteyenlere verilenlerin en değerlisini ona veriririm." (Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an, 25)

     
    🌷🌷Kur'an Okumak Hakkında Hadis-i Şerifler🌷🌷

    🌷🌷🌷1- "Kur'an'ı öğreniniz. Şüphesiz o, kıyamet günü ehli için çok iyi bir şefaatçi olacaktır." (Müslim)

    🌷🌷🌷2- "Aranızda en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." (Buhari, Müslim)

    🌷🌷🌷3- "Allah'ın kitabından bir harf okuyanın, okuduğu harfe karşılık sevabı vardır. Bir iyilik on katıyla değerlendirilir. Elif, Lâm, Mîm bir harftir demiyorum. Elif de harftir,
    lâm da harftir, mim de harftir" buyurmaktadır (Tirmizî ).

    🌷🌷🌷4- "Kur'an'ı okumak kendisine zor geldiği halde onu takılarak okuyana iki sevap vardır"
    buyurmuştur (Buhârî, Müslim).

    🌷🌷🌷5- "Kim ki Kur'an okur, O'nunla amel ederse, ana ve babasına kıyamet günü öyle bir tac giydirilir ki, O'nun ziyası, dünya evlerindeki güneşin ziyasından daha güzeldir. Ya O'nunla amel edeni siz ne sanıyorsunuz. " (Muâz b. Cebel'den).

    🌷🌷🌷6- "İnsanlardan Allah'ın ehli olanlar vardır. Kimdir onlar, Ya Resülallah! dediler. Kur'an ehli, buyurdu. Onlar Allah'ın ehli yakın ve has kullarıdır." (İbni Mâce, Neseî).

    🌷🌷🌷7- "Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’ân okumaktır." (Feyzu'l-Kadir)

    🌷🌷🌷8- "Bir adam: - "Ya Resülallah! Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir"? diye sordu. Hz. Peygamber: - "Konup göçendir" cevabını verdi. Adam: - "Konup göçen kimdir?" diye sorunca,

    - "Kur’ân'ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar başlayandır" cevabını aldı. (Tirmizî) 

    🌷🌷🌷9- "Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır." (Ebû Davud, Tirmizî) 

    🌷🌷🌷10- "Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah'ın rızasını kazanmak için Kur’ân okuyan kimsedir." (et-Terğîb v’et-Terhîb)  

    🌷🌷🌷11- "Sizden herhangi biri mescide gider de celil ve aziz olan Allah'ın kitabından iki âyet öğrenir yahut okursa bunlar onun için iki deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onun için dört deveden daha hayırlıdır. Bu âyetlerin sayıları arttıkça, o kadar deveden daha hayırlıdır." (Müslim)

     🌷🌷🌷12- “Hz. Peygamber, Uhud'da öldürülenlerden iki kişiyi biraraya getirdikten sonra: "Bunlardan hangisi Kur'an'la daha fazla haşır neşirdi?" diye sorar; birine işaret edilldiği takdirde, önce
    onun defin işlemini yapardı (Buhârî-Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce).

    🌷🌷🌷13- "İleride karanlık gece parçaları gibi fitne olacak. Ya Resulallah! Ondan kurtuluş ne iledir? dedim. Buyurdu ki: Allah'ın kitabı iledir. O'nda sizden öncekilerin kıssaları var, sizden sonrakilerin haberleri var, aranızdakinin hükmü bulunur. O ara bulucudur, hakemdir, hezl (boş söz) değildir. Kim ki, ceberut ve gaddarlık satarak O'nu terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim ki, O'ndan başkasında hidayet ararsa, Allah onu şaşırtır. O, Allah'ın sağlam ve dayanıklı ipidir. O açık bir nurdur. O zikr-i hakimdir, doğru yoldur. O'nunla arzular şaşmaz, diller dolaşmaz, iltibasa uğramaz, görüşler parçalanıp dağılmaz. Alimler O'na doymaz, müttekiler O'ndan usanmaz, bıkmaz. O, çok okumakla eskimez, acayibi bitip tükenmez. O'nu cinler işittikleri zaman: "Biz acayip bir Kur'an işittik." dediler. O'nun ilmini bilen, ileri gider, O'nunla söyleyen doğru söyler, O'nunla amel eden mükâfat görür. O'nunla hüküm veren adalet yapar. O'na davet eden doğru yola hidayette demektir." (Tirmizi)

    

    🍁Kur'an Hakkında Ashab'ın ve Alimlerin Sözleri🍁

    İmam-ı Gazalî Hazretleri İhyau Ulumiddin adlı meşhur eserinde bu konuda şu rivayetlerde bulunur:
     

    🍁🍁🍁1- Ebû Umâme el-Bâhilî şöyle buyurmuştur:

    Kur'an'ı okuyunuz. Sakın bu duvarlarda asılı bulunan mushaflar sizi aldatmasın. Çünkü Allah Teâlâ, Kur'an'a kap olan bir kalbi  azaba uğratmaz."

    🍁🍁🍁2- İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    İlmi istediğiniz zaman, Kur'an'ı inceleyiniz. Çünkü öncekilerin ve sonrakilerin ilmi Kur'an'dadır."

    🍁🍁🍁3- Yine İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    "Eğer kişi Kur'an'ı sever ve ona hayranlık duyarsa, bilmiş olsun ki Allah'ı ve Rasûlü'nü de se-ver. Eğer Kur'an'a buğzediyorsa, muhakkak Allah'a ve Rasûlü'ne de buğzediyor demektir."

    🍁🍁🍁4- Amr b. el-As:

    "Kur'an'ın her ayeti, cennetin bir derecesi ve evinizin de lambasıdır" demiştir.

    🍁🍁🍁5- Ebû Hüreyre (r.a) şöyle der:

    "Herhangi bir evde Kur'ân okunursa, şeksiz ve şüphesiz aile efradı için o ev (mânen) genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. O ev ki, içinde Kur'ân okunmaz, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar."

    🍁🍁🍁6- Ahmed b. Hanbel (r.a) şöyle der:

    "Allah Teâlâ'yı rüyamda gördüm ve kendisine sordum: 'Ey Rabbim! Sana yakınlaşmak isteyenlerin, bu gayeye ulaşmaları için en iyi yol nedir?' Allah (cc) 'Yâ Ahmed! Kelâm'dır (Kur'an'dır)' dedi. 'Yârab! İster anlasın, ister anlamasın, her okuyan insan bu dereceye varır mı?' dedim. 'İster anlasın, ister anlamasın, varır' buyurdu".

    🍁🍁🍁7- Muhammed b. Ka'b el-Kurazî şöyle buyurmuştur:

    "İnsanlar, kıyâmet gününde Allah Teâlâ'dan Kur'an'ı dinledikleri zaman, (öyle bir aşka gelirler ki) sanki Kur'an'ı hiç dinlememişlerdir."

    🍁🍁🍁8- Fudayl b. İyâz şöyle der:

    'Kur'ân ile amel edene en yakışan hareket, hiç kimseye hatta sultanlara ve rütbece onlardan daha küçük olan diğer idarecilere de muhtaç olup el açmamasıdır! Bu bakımdan Kur'ân hâmilinin insanlara muhtaç olmaması, aksine insanların ona muhtaç olması, ona daha uygun ve yaraşır bir harekettir."

    🍁🍁🍁9- Yine Fudayl b. İyâz şöyle der:

    "Kur'an'ın taşıyıcısı, İslâm bayrağının taşıyıcısıdır. Bu bakımdan ağır başlı olup oynayanlarla beraber oynamamalı ve unutanla beraber unutmamalı, gevezelik yapanlarla teşrik-i mesâi etmemelidir. Bütün bunları yüce Kur'an'm tazimine binaen yapmamalıdır."

    🍁🍁🍁10- Süfyan es-Sevri (r.a) şöyle demiştir:

    "Kişi Kur'an'ı okuduğu zaman, melek onun gözlerinin ortasından öper."

    🍁🍁🍁11- Amr b. Meymûn (r.a) şöyle demiştir:

    Sabah namazını kıldığı zaman Kur'an'ı açıp yüz ayet okuyan bir kimseyi Allah Teâlâ, bütün insanların yaptığı hayırlı amelleri yapmış bir kimse gibi, yüceltir."

    🍁🍁🍁12- Hasan Basrî (r.a) şöyle demiştir:

    "Allah'a yemin ederim, Kur'ân dan daha üstün bir zenginlik olmadığı gibi, ondan mahrum olmaktan da daha fakirlik yoktur."

    🍁🍁🍁13- Fudayl b. Iyaz şöyle der:

    "Haşr sûresinin son ayetlerini sabahladığında okuyup aynı günde ölen bir kimsenin defteri, şehidler defterinin mührü ile mühürlenir. Akşamleyin aynı sûrenin son ayetlerini okuyup o gecede ölen bir kimsenin de defteri şehidlerin defterlerini sonuçlandıran mühürle mühürlenir."

    🍁🍁🍁14- Kasım b. Abdurrahman şöyle der:

    "Abidlerden birine dedim ki 'Senin oturduğun bu halvethanede kendisiyle arkadaşlık edeceğin kimse yok herhâlde'. Bunun üzerine elini Mushafa uzatıp dizlerinin üzerine koydu ve dedi ki: 'İşte arkadaşım budur'.

    🍁🍁🍁15- Hz. Ali şöyle demiştir:

    "Üç şey vardır ki, insanın zekâsına kuvvet verir ve balgamı söker:
    a) Misvak kullanmak,
    b) Oruç tutmak,
    c) Kur'ân okumak'.
    
  • 1.Abese : “Yüzünü ekşitti.”
    2.Adiyat : Nefes nefese koşanlar
    3.Ahkaf : Yer adı
    4.Ahzab : Hizipler, gruplar, kabileler
    5.A’la : Yüce, büyük, kutlu
    6.Alak : Embriyo, ilgi, pıhtı
    7.A’li İmran : İmran ailesi
    8.Ankebut : Dişi örümcek
    9.A’raf : Cennetle cehennem arası bölge
    10.Asr : Çağ, asır, zaman
    11.Bakara : İnek
    12.BELED : Belde, kent, bölge
    13.BEYYİNE : Kanıt, belge, aydınlık
    14.BÜRUC : Burçlar
    15.CÂSİYE : Çöken, oturan
    16.CİN : Cin, görünmeyen varlık
    17.CUM’A : Cuma, toplanma, topluluk
    18.DUHA : Kuşluk vakti
    19.DÜHÂN : Duman, sis, pus
    20.EN’AM : Hayvanlar, davarlar
    21.ENBİYA : Peygamberler
    22.ENFÂL : Ganimetler, gelirler, vergiler
    23.FÂTIR : Yaratan, varlığın ilkelerini koyan
    24.FÂTİHA : Açılış, açan, özetleyen
    25.FECR : Şafak vakti
    26.FELAK : Tan yeri, yarılma, açılma
    27.FETİH : Fetih, açılış
    28.FİL : Fil
    29.FURKAN : Işıkla karanlığı, doğruyla eğriyi ayıran
    30.FUSSİLET : “Ayrıntılı yaptı”
    31.ĞAŞIYE : Bürüyen, örten, kuşatan
    32.HAC : Ziyaret
    33.HADİD : Demir
    34.HÂKKA : Geleceği kuşkusuz olan şey
    35.HAŞR : Haşir, toplama, diriltme
    36.HİCR : Bir topluluğun adı
    37.HUCURÂT : Hücreler
    38.HÛD : Hûd Peygamber
    39.HÜMEZE : Alaycılar, gıybetçiler
    40.İBRAHİM : Hz. İbrahim
    41.İHLÂS : Samimiyet
    42.İNFITÂR : Açılma, yarılma, parçalanma
    43.İNSAN (Dehr) : İnsan(Zaman)
    44.İNŞİKAK : Yarılma, ayrılma, kopma
    45.İNŞİRAH : Gönül ferahlığı, iç açılması
    46.İSRA : Gece yürüyüşü
    47.KAARİA : Şiddetle çarpan
    48.KADİR : Kadir Gecesi
    49.KAF : “Kaf” harfi
    50.KÂFİRUN : Kafirler
    51.KALEM : Kalem
    52.KAMER : Ay
    53.KASAS : Peygamberlerin hayat hikayeleri
    54.KEHF : Mağara
    55.KEVSER : Kevser havuzu, yoğun güzellik ve iyilik
    56.KIYAMET : Kıyamet
    57.KUREYŞ : Kureyş Kabilesi
    58.LEYL : Gece
    59.LUKMAN : Hz.Lokman
    60.MÂİDE : Sofra
    61.MÂÛN : Kamu hakkı, zekât, vergi
    62.MEÂRİC : Miraçlar, yükselme noktaları
    63.MERYEM : Hz. Meryem
    64.MUHAMMED : Hz.Muhammed
    65.MUTAFFİFÛN : Ölçü ve tartıda hile yapanlar
    66.MÜCÂDİLE : Hakları için savaşan kadın
    67.MÜDDESSİR : Örtüsüne bürünen
    68.MÜLK : Mülk , yönetim
    69.MÜMIN (Ğafir) : Mümin, (Affeden)
    70.MÜMINÛN : Müminler
    71.MÜRSELAT : Görevle gönderilenler
    72.MÜMTEHİNE : İmtihan eden
    73.MÜNAFİKÛN : İkiyüzlüler
    74.MÜZZEMMİL : Örtüsüne bürünen, köşesine çekilen
    75.NAHL : Balarısı
    76.NÂS : İnsanlar
    77.NASR : Yardım
    78.NAZİÂT : Çekip koparanlar, yay çekenler
    79.NEBE : Haber
    80.NECM : Yıldız
    81.NEML : Karınca
    82.NİSA : Kadınlar
    83.NÛH : Hz. Nûh
    84.NUR : Işık
    85.RA’D : Gök gürültüsü
    86.RAHMAN : Rahmeti bol olan
    87.RUM : Bizanslılar
    88.SÂD : “Sâd”harfi
    89.SAFF : Saf tutmak
    90.SAFFÂT : Saf bağlayanlar
    91.SEBE : Sebâ ülkesi
    92.SECDE : Secde
    93.ŞEMS : Güneş
    94.ŞUARA : Şairler
    95.ŞÛRA : Şûra, toplu denetim
    96.TÂHÂ : “Tı” ve “Ha” harfleri
    97.TAHRİM : Haramlaştırma, yasaklama
    98.TALÂK : Boşama, boşanma
    99.TÂRIK : Târık yıldızı, tokmak gibi vuran
    100.TEBBET : “Eli kırıldı.”
    101.TEĞABÜN : Aldatış ve aldanış
    102.TEKÂSÜR : Mal ve evlat çokluğunda yarış
    103.TEKVİR : Büküp dürme
    104.TEVBE : Tövbe
    105.TİN : İncir
    106.TÛR : Tûr dağı
    107.VÂKIA : Olan, ortaya çıkan
    108.YÂSİN : “Ya” ve “Sin” harfleri
    109.YÛNUS : Hz.Yûnus
    110.YÛSUF : Hz. Yûsuf
    111.ZÂRIYÂT : Tozutup savuranlar
    112.ZILZAL : Zelzele
    113.ZÜHRUF : Süs-Püs
    114.ZÜMER : Zümre
    NOT: Sureler harf sırasına göre yazılmıştır.
  • O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi gök olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir.
    Bakara : 29
    Dünya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha şiddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur.
    Ra'd : 34
    (O öyle lütufkâr) Allah'tır ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) için akıttı.
    İbrâhîm : 32
    O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!
    İbrâhîm : 34
    Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır. Onlardan bir kısmını da yersiniz.
    Nahl : 5
    İçinden taze et (balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (suları) yara yara gittiklerini de görüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu aramanız ve nimetine şükretmeniz içindir.
    Nahl : 14
    Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
    Nahl : 78
    Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerekse konaklama gününüzde, kolayca taşıyacağınız evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (faydalanacağınız) bir ev eşyası ve bir ticaret malı meydana getirdi.
    Nahl : 80
    Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı. Dağlarda da sizin için barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yarattı. İşte böylece Allah, müslüman olmanız için üzerinize nimetini tamamlıyor.
    Nahl : 81
    Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.
    İsrâ : 70
    İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?
    Enbiyâ : 30
    Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.
    Enbiyâ : 32
    Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.
    Hac : 36
    Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!
    Hac : 37
    Görmedin mi, Allah, gökten yağmur indirdi de bu sayede yeryüzü yeşeriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârdır, (her şeyden) haberdardır.
    Hac : 63
    Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
    Hac : 65
    Bildiğiniz şeyleri size veren, size davarlar, oğullar, bağlar, pınarlar ihsan eden (Allah'a karşı gelmek) den sakının.
    Şuarâ : 132
    (Onlar mı hayırlı) yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? O suyla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirdik. Allah'tan başka bir tanrı mı var! Doğrusu onlar sapıklıkta devam eden bir güruhtur.
    Neml : 60
    (Onlar mı hayırlı) yoksa ilk baştan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! De ki: Eğer doğru söylüyorsanız siz kesin delilinizi getirin!
    Neml : 64
    Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı görmediler mi? İman eden bir kavim için elbette bunda birçok ibretler vardır.
    Neml : 86
    (Resûlüm!) De ki: Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size bir ışık getirecek tanrı kimdir? Hâla işitmeyecek misiniz?
    Kasas : 71
    Rahmetinden ötürü Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz, (gündüzün) O'nun fazlu kereminden (rızkınızı) arayasınız ve şükredesiniz.
    Kasas : 73
    Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. Onlara da size de rızık veren Allah'tır. O, her şeyi işitir ve bilir.
    Ankebût : 60
    Andolsun ki onlara: «Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?» diye sorsan, mutlaka, «Allah» derler. De ki: (Öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (söyledikleri üzerinde) düşünmezler.
    Ankebût : 63
    Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayılan insanlar oluverdiniz.
    Rûm : 20
    Göğün ve yerin O'nun buyruğu ile durması da O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çağırdı mı hemen (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.
    Rûm : 25
    Allah'ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.
    Rûm : 50
    Allah'ın, göklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi? Yine de, insanlar içinde, -bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı yokken- Allah hakkında tartışan kimseler vardır.
    Lokmân : 20
    Bilmez misin ki Allah, geceyi gündüze ve gündüzü geceye katmaktadır. Güneşi ve ayı da buyruğu altına almıştır. Bunların her biri belli bir vâdeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır.
    Lokmân : 29
    Size varlığının delillerini göstermesi için, Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görmedin mi? Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
    Lokmân : 31
    (Resûlüm!) De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir.
    Sebe' : 24
    İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.
    Fâtır : 12
    Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güneş ve ayı emri altına almıştır. Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte (bütün bunları yapan) Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'nu bırakıp da kendilerine taptıklarınız ise, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir.
    Fâtır : 13
    Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).
    Fâtır : 27
    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.
    Fâtır : 28
    (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.
    Yâsîn : 33
    Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ı tesbih ve takdis ederim.
    Yâsîn : 36
    Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.
    Zümer : 3
    Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Şüphesiz bunlarda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
    Zümer : 21
    İçinde dinlenesiniz diye geceyi, görmeniz için de gündüzü yaratan Allah'tır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
    Mü'min : 61
    Yeri sizin için yerleşim alanı, göğü de bir bina kılan, size şekil verip de şeklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle rızıklandıran Allah'tır. İşte Allah, sizin Rabbinizdir. Âlemlerin Rabbi Allah, yücelerden yücedir.
    Mü'min : 64
    Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.
    Mü'min : 79
    Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır. Gönüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulaşırsınız. Onların ve gemilerin üstünde taşınırsınız.
    Mü'min : 80
    O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.
    Zuhruf : 10
    Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
    Zuhruf : 12
    Allah o (yüce) varlıktır ki, emri gereğince içinde gemilerin yüzmesi ve lütfedip verdiği rızkı aramanız için ve de şükredesiniz diye denizi size hazır hale getirmiştir.
    Câsiye : 12
    O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
    Câsiye : 13
    Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetiştirdik.
    Kâf : 7
    Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik.
    Kâf : 9
    Rahmân Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.
    Rahmân : 1
    Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
    Rahmân : 12
    Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır.
    Mülk : 15
    Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?
    Nebe : 6
    Size tohumlar, bitkiler, (ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bağlar bahçeler yetiştirmek için üstüste yığılıp sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
    Nebe : 14
    Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
    Naziât : 30
  • " Allah'ın geceyi gündüze, gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye doğru hareket edecek olan Güneş'i ve Ay'ı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın yaptıklarınızdan haberdâr olduğunu bilmez misin? "

    ( Lokman Sûresi; 31/29 )
  • Şeytan ile ilgili ayetler...



    Bakara Suresi, 36. ayet: Fakat şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır" dedik.

    Bakara Suresi, 102. ayet: Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkar etmedi; ancak şeytanlar inkar etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkar etme" demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi.

    Al-i İmran Suresi, 36. ayet: Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim, doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım."

    Nisa Suresi, 120. ayet: (Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez.

    En'am Suresi, 68. ayet: Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

    En'am Suresi, 71. ayet: De ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel" diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk."

    Araf Suresi, 30. ayet: Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı hak etti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.

    Enfal Suresi, 11. ayet: Hani Kendisi'nden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu.

    İbrahim Suresi, 22. ayet: İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır."

    İsra Suresi, 53. ayet: Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.

    Kehf Suresi, 63. ayet: (Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu."

    Meryem Suresi, 45. ayet: "Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun."

    Meryem Suresi, 68. ayet: Andolsun Rabbine, Biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız.

    Taha Suresi, 120. ayet: Sonunda şeytanona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?"

    Furkan Suresi, 55. ayet: Allah'ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

    Şuara Suresi, 223. ayet: Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

    Kasas Suresi, 15. ayet: (Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) "Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır" dedi.

    Muhammed Suresi, 25. ayet: Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.

    Haşr Suresi, 16. ayet: Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkar et" dedi, inkar edince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.

    Tekvir Suresi, 25. ayet: O (Kur'an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir.

    Al-i İmran Suresi, 155. ayet: İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır.

    Nisa Suresi, 38. ayet: Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o.

    Nisa Suresi, 83. ayet: Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.

    Maide Suresi, 90. ayet: Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Araf Suresi, 201. ayet: (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir.

    Araf Suresi, 202. ayet: (Şeytan'ın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar.

    Yusuf Suresi, 42. ayet: İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki: "Efendinin katında beni hatırla." Fakat şeytan, efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı.

    İsra Suresi, 64. ayet: "Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun." Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.

    Enbiya Suresi, 82. ayet: Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik.

    Hac Suresi, 53. ayet: Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.

    Mü'minun Suresi, 97. ayet: Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım."

    Furkan Suresi, 29. ayet: "Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı 'yapayalnız ve yardımsız" bırakandır."

    Şuara Suresi, 210. ayet: Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir.

    Ankebut Suresi, 38. ayet: Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytansüsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.

    Nisa Suresi, 60. ayet: Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.

    Nisa Suresi, 76. ayet: İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.

    Nahl Suresi, 98. ayet: Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

    Nahl Suresi, 99. ayet: Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur.

    İsra Suresi, 27. ayet: Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.

    Meryem Suresi, 83. ayet: Görmedin mi, Biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.

    Hac Suresi, 4. ayet: Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir."

    Şuara Suresi, 221. ayet: Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?

    Neml Suresi, 24. ayet: "Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."

    Yasin Suresi, 60. ayet: "Ey Ademoğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;"

    Sad Suresi, 41. ayet: Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azap dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti.

    Fussilet Suresi, 36. ayet: Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

    Zuhruf Suresi, 36. ayet: Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.

    Zuhruf Suresi, 62. ayet: Şeytan sakın sizi (Allah'ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır.

    Mücadele Suresi, 10. ayet: Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa Allah'ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.

    Bakara Suresi, 14. ayet: İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: "Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz."

    Bakara Suresi, 268. ayet: Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size Kendisi'nden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

    Al-i İmran Suresi, 175. ayet: İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Benden korkun.

    Maide Suresi, 91. ayet: Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?

    En'am Suresi, 43. ayet: Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.

    En'am Suresi, 112. ayet: Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla baş başa bırak.

    En'am Suresi, 142. ayet: Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O'dur). Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

    Araf Suresi, 27. ayet: Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları, inanmayacakların dostları kıldık.

    Enfal Suresi, 48. ayet: O zaman şeytanonlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: "Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım" demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu (karşılaştı) o, iki topuğu üstünde geri döndü ve: "Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan da korkuyorum" dedi. Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

    Yusuf Suresi, 5. ayet: (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır."

    Yusuf Suresi, 100. ayet: Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O'dur."

    Hicr Suresi, 17. ayet: Ve onu her kovulan şeytandan koruduk.

    Nahl Suresi, 63. ayet: Andolsun Allah'a, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azap vardır.

    Meryem Suresi, 44. ayet: "Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır."

    Hac Suresi, 3. ayet: İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur ve her azgın-kaypak şeytanın peşine düşer.

    Nur Suresi, 21. ayet: Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir.

    Saffat Suresi, 65. ayet: Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

    Sad Suresi, 37. ayet: Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı.

    Zuhruf Suresi, 37. ayet: Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.

    Mülk Suresi, 5. ayet: Andolsun, Biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip-donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama-birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık.

    Bakara Suresi, 168. ayet: Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.

    Bakara Suresi, 208. ayet: Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

    Bakara Suresi, 275. ayet: Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alış-verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

    Nisa Suresi, 117. ayet: Onlar, O'nu bırakıp da (birtakım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar.

    Nisa Suresi, 119. ayet: Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır.

    En'am Suresi, 121. ayet: Üzerinde Allah'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin; çünkü bu fısk'tır (yoldan çıkıştır). Gerçekten şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli-çağrılarda bulunurlar. Onlarla itaat ederseniz şüphesiz siz de müşriklersiniz.

    Araf Suresi, 20. ayet: Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."

    Araf Suresi, 22. ayet: Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"

    Araf Suresi, 175. ayet: Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu.

    Araf Suresi, 200. ayet: Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

    Hac Suresi, 52. ayet: Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun dilediğine (bir kuşku veya sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama Allah, şeytanın katıp-bırakmalarını giderir, sonra Kendi ayetlerini sağlamlaştırıp-pekiştirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Lokman Suresi, 21. ayet: Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?

    Fatır Suresi, 6. ayet: Gerçek şu ki, şeytansizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.

    Saffat Suresi, 7. ayet: Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;

    Mücadele Suresi, 19. ayet: Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
  • Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyorlar.” (Lokman:29)
  • 🌹🌹🌹Kur'an'ın Faziletine Dair âyetler🌹🌹🌹

    Kur'an'ın fazileti hakkındaki ayetler aynı zamanda bizleri Kur'an okumaya teşvik ederler.

    🌹🌹🌹1- "(İşte bu,) âyetlerini düşünsünler ve akıl sâhibleri ibret alsın diye onu sana indirdiğimiz mübârek bir Kitab’dır." (Sad, 29)

    🌹🌹🌹2- "Allah, sözün en güzelini, (âyetleri)birbirine benzeyen ve (hakikatleri)tekrarlanan bir kitab hâlinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir! Sonra derileri de, kalbleri de Allah’ın zikrine yumuşar! İşte bu (kitab) Allah’ın hidâyetidir; onunla  dilediğini hidâyete erdirir." (Zümer, 23)

    🌹🌹🌹3- "Ve Kur’ân’ı tâne tâne oku!" (Müzzemmil, 4)

    🌹🌹🌹4- "Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun" (Müzzemmil, 20)

    🌹🌹🌹5- "De ki: “Bana vahyolundu, şu şübhesiz ki, cin’lerden bir topluluk (ben Kur’ân okurken)dinlemiş de: ‘Doğrusu biz, hârikulâde güzel bir Kur’ân dinledik!’ demişler." (Cin, 1)

    🌹🌹🌹6- "Kur’ân’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) üstünde kilitleri mi var?" (Muhammed, 24)

    🌹🌹🌹7- "(Ey peygamber hanımları) Evlerinizde Allah’ın âyetlerinden ve hikmetten (size)okunanları düşünün!" (Ahzab, 34)

    🌹🌹🌹8- "Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların)îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rablerine tevekkül ederler." (Enfal, 2)

    🌹🌹🌹9- "Bunlar (bu âyetler), bir nasîhattir. Artık dileyen ondan nasîhat alır. (O Kur’an, Levh-i Mahfûz’da) şerefli kılınmış, (semâda)yükseltilmiş tertemiz sahîfelerdedir. Değerli ve itâatkâr yazıcı (melek)lerin elleriyle (yazılmış)tır." (Abese, 11-16)

    🌹🌹🌹10- "Bil‘akis o (yalanladıkları kitab), şerefli bir Kur’ân’dır. Levh-i Mahfûz’dadır." (Buruc, 21-22)

    🌹🌹🌹11- "Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir ki, (onlara) temiz kılınmış sahîfeleri (Kur’ân’ı) okur. Onda dosdoğru yazılar (hükümler) vardır." (Beyyine, 2-3)

    🌹🌹🌹12- "İşte bu, o Kitab’dır ki, onda şübhe yoktur. Takva sâhibleri için bir hidâyettir." (Bakara, 2)

    🌹🌹🌹13- "Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bunlar, Kitâb’ın (Kur’ânın) âyetleridir ve sana Rabbinden indirilmiş olan (o Kur’ân) haktır" (Rad, 1)

    🌹🌹🌹14- "Elif, Lâm, Râ.  (Bu öyle) bir Kitab(dır) ki, onu sana, insanları Rablerinin izniyle zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra (îmâna), Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık) olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik." (İbrahim, 1)

    🌹🌹🌹15- "Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna Kitâb’ı (Kur’ân’ı) indirdi ve onda (lâfzında ve ma‘nâsında) hiçbir eğrilik (ihtilâf)bulundurmadı. (Onu) dosdoğru (bir Kitab)olarak (indirdi) ki, tarafından şiddetli bir azâb ile (inkâr edenleri) korkutsun ve sâlih ameller işleyen mü’minlere, şübhesiz kendileri için güzel bir mükâfât bulunduğunu müjdelesin!" (Kehf, 1-2)

    🌹🌹🌹16- "Âlemlere bir korkutucu (bir uyarıcı) olsun diye, Furkan’ı (hak ile bâtılı ayıran Kur’ân’ı)kuluna indiren (Allah) ne yücedir!" (Furkan, 1)

    🌹🌹🌹17- "Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, hikmetli Kitâb’ın(Kur’ân’ın) âyetleridir. (Her âyet) iyilik edenler için bir hidâyet ve bir rahmettir." (Lokman, 1-3)

    🌹🌹🌹18- "Hâ, Mîm. (Bu kitab) Rahmân , Rahîm  tarafından indirilmedir. Bilecek bir kavimiçin Arabca bir Kur’ân olarak âyetleri açıklanmış, müjdeleyici ve (aynı zamanda)korkutucu bir kitabdır. " (Fussilet, 1-4)

    🌹🌹🌹19- "Hâ, Mîm. Apaçık beyân eden Kitâb’a and olsun ki, şübhesiz biz, (anlayıp) akıl erdiresiniz diye onu Arabca bir Kur’ân kıldık.Ve muhakkak ki o, katımızda bulunan ana kitabda (Levh-i Mahfûz’da)dır. Gerçekten çok yücedir, çok hikmetlidir." (Zuhruf, 1-4)

     
    🌺🌺🌺Hadis-i Kudsi🌺🌺🌺

    🌺🌺🌺"Kur'an okumak ve beni anmak her kimi benden istemekten alıkoyarsa, benden isteyenlere verilenlerin en değerlisini ona veriririm." (Tirmizi, Fedailu'l-Kur'an, 25)

     
    🌷🌷Kur'an Okumak Hakkında Hadis-i Şerifler🌷🌷

    🌷🌷🌷1- "Kur'an'ı öğreniniz. Şüphesiz o, kıyamet günü ehli için çok iyi bir şefaatçi olacaktır." (Müslim)

    🌷🌷🌷2- "Aranızda en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." (Buhari, Müslim)

    🌷🌷🌷3- "Allah'ın kitabından bir harf okuyanın, okuduğu harfe karşılık sevabı vardır. Bir iyilik on katıyla değerlendirilir. Elif, Lâm, Mîm bir harftir demiyorum. Elif de harftir,
    lâm da harftir, mim de harftir" buyurmaktadır (Tirmizî ).

    🌷🌷🌷4- "Kur'an'ı okumak kendisine zor geldiği halde onu takılarak okuyana iki sevap vardır"
    buyurmuştur (Buhârî, Müslim).

    🌷🌷🌷5- "Kim ki Kur'an okur, O'nunla amel ederse, ana ve babasına kıyamet günü öyle bir tac giydirilir ki, O'nun ziyası, dünya evlerindeki güneşin ziyasından daha güzeldir. Ya O'nunla amel edeni siz ne sanıyorsunuz. " (Muâz b. Cebel'den).

    🌷🌷🌷6- "İnsanlardan Allah'ın ehli olanlar vardır. Kimdir onlar, Ya Resülallah! dediler. Kur'an ehli, buyurdu. Onlar Allah'ın ehli yakın ve has kullarıdır." (İbni Mâce, Neseî).

    🌷🌷🌷7- "Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’ân okumaktır." (Feyzu'l-Kadir)

    🌷🌷🌷8- "Bir adam: - "Ya Resülallah! Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir"? diye sordu. Hz. Peygamber: - "Konup göçendir" cevabını verdi. Adam: - "Konup göçen kimdir?" diye sorunca,

    - "Kur’ân'ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar başlayandır" cevabını aldı. (Tirmizî) 

    🌷🌷🌷9- "Allah evlerinden bir evde, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır." (Ebû Davud, Tirmizî) 

    🌷🌷🌷10- "Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah'ın rızasını kazanmak için Kur’ân okuyan kimsedir." (et-Terğîb v’et-Terhîb)  

    🌷🌷🌷11- "Sizden herhangi biri mescide gider de celil ve aziz olan Allah'ın kitabından iki âyet öğrenir yahut okursa bunlar onun için iki deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onun için dört deveden daha hayırlıdır. Bu âyetlerin sayıları arttıkça, o kadar deveden daha hayırlıdır." (Müslim)

     🌷🌷🌷12- “Hz. Peygamber, Uhud'da öldürülenlerden iki kişiyi biraraya getirdikten sonra: "Bunlardan hangisi Kur'an'la daha fazla haşır neşirdi?" diye sorar; birine işaret edilldiği takdirde, önce
    onun defin işlemini yapardı (Buhârî-Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce).

    🌷🌷🌷13- "İleride karanlık gece parçaları gibi fitne olacak. Ya Resulallah! Ondan kurtuluş ne iledir? dedim. Buyurdu ki: Allah'ın kitabı iledir. O'nda sizden öncekilerin kıssaları var, sizden sonrakilerin haberleri var, aranızdakinin hükmü bulunur. O ara bulucudur, hakemdir, hezl (boş söz) değildir. Kim ki, ceberut ve gaddarlık satarak O'nu terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim ki, O'ndan başkasında hidayet ararsa, Allah onu şaşırtır. O, Allah'ın sağlam ve dayanıklı ipidir. O açık bir nurdur. O zikr-i hakimdir, doğru yoldur. O'nunla arzular şaşmaz, diller dolaşmaz, iltibasa uğramaz, görüşler parçalanıp dağılmaz. Alimler O'na doymaz, müttekiler O'ndan usanmaz, bıkmaz. O, çok okumakla eskimez, acayibi bitip tükenmez. O'nu cinler işittikleri zaman: "Biz acayip bir Kur'an işittik." dediler. O'nun ilmini bilen, ileri gider, O'nunla söyleyen doğru söyler, O'nunla amel eden mükâfat görür. O'nunla hüküm veren adalet yapar. O'na davet eden doğru yola hidayette demektir." (Tirmizi)

    

    🍁Kur'an Hakkında Ashab'ın ve Alimlerin Sözleri🍁

    İmam-ı Gazalî Hazretleri İhyau Ulumiddin adlı meşhur eserinde bu konuda şu rivayetlerde bulunur:
     

    🍁🍁🍁1- Ebû Umâme el-Bâhilî şöyle buyurmuştur:

    Kur'an'ı okuyunuz. Sakın bu duvarlarda asılı bulunan mushaflar sizi aldatmasın. Çünkü Allah Teâlâ, Kur'an'a kap olan bir kalbi  azaba uğratmaz."

    🍁🍁🍁2- İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    İlmi istediğiniz zaman, Kur'an'ı inceleyiniz. Çünkü öncekilerin ve sonrakilerin ilmi Kur'an'dadır."

    🍁🍁🍁3- Yine İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir:

    "Eğer kişi Kur'an'ı sever ve ona hayranlık duyarsa, bilmiş olsun ki Allah'ı ve Rasûlü'nü de se-ver. Eğer Kur'an'a buğzediyorsa, muhakkak Allah'a ve Rasûlü'ne de buğzediyor demektir."

    🍁🍁🍁4- Amr b. el-As:

    "Kur'an'ın her ayeti, cennetin bir derecesi ve evinizin de lambasıdır" demiştir.

    🍁🍁🍁5- Ebû Hüreyre (r.a) şöyle der:

    "Herhangi bir evde Kur'ân okunursa, şeksiz ve şüphesiz aile efradı için o ev (mânen) genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. O ev ki, içinde Kur'ân okunmaz, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar."

    🍁🍁🍁6- Ahmed b. Hanbel (r.a) şöyle der:

    "Allah Teâlâ'yı rüyamda gördüm ve kendisine sordum: 'Ey Rabbim! Sana yakınlaşmak isteyenlerin, bu gayeye ulaşmaları için en iyi yol nedir?' Allah (cc) 'Yâ Ahmed! Kelâm'dır (Kur'an'dır)' dedi. 'Yârab! İster anlasın, ister anlamasın, her okuyan insan bu dereceye varır mı?' dedim. 'İster anlasın, ister anlamasın, varır' buyurdu".

    🍁🍁🍁7- Muhammed b. Ka'b el-Kurazî şöyle buyurmuştur:

    "İnsanlar, kıyâmet gününde Allah Teâlâ'dan Kur'an'ı dinledikleri zaman, (öyle bir aşka gelirler ki) sanki Kur'an'ı hiç dinlememişlerdir."

    🍁🍁🍁8- Fudayl b. İyâz şöyle der:

    'Kur'ân ile amel edene en yakışan hareket, hiç kimseye hatta sultanlara ve rütbece onlardan daha küçük olan diğer idarecilere de muhtaç olup el açmamasıdır! Bu bakımdan Kur'ân hâmilinin insanlara muhtaç olmaması, aksine insanların ona muhtaç olması, ona daha uygun ve yaraşır bir harekettir."

    🍁🍁🍁9- Yine Fudayl b. İyâz şöyle der:

    "Kur'an'ın taşıyıcısı, İslâm bayrağının taşıyıcısıdır. Bu bakımdan ağır başlı olup oynayanlarla beraber oynamamalı ve unutanla beraber unutmamalı, gevezelik yapanlarla teşrik-i mesâi etmemelidir. Bütün bunları yüce Kur'an'm tazimine binaen yapmamalıdır."

    🍁🍁🍁10- Süfyan es-Sevri (r.a) şöyle demiştir:

    "Kişi Kur'an'ı okuduğu zaman, melek onun gözlerinin ortasından öper."

    🍁🍁🍁11- Amr b. Meymûn (r.a) şöyle demiştir:

    Sabah namazını kıldığı zaman Kur'an'ı açıp yüz ayet okuyan bir kimseyi Allah Teâlâ, bütün insanların yaptığı hayırlı amelleri yapmış bir kimse gibi, yüceltir."

    🍁🍁🍁12- Hasan Basrî (r.a) şöyle demiştir:

    "Allah'a yemin ederim, Kur'ân dan daha üstün bir zenginlik olmadığı gibi, ondan mahrum olmaktan da daha fakirlik yoktur."

    🍁🍁🍁13- Fudayl b. Iyaz şöyle der:

    "Haşr sûresinin son ayetlerini sabahladığında okuyup aynı günde ölen bir kimsenin defteri, şehidler defterinin mührü ile mühürlenir. Akşamleyin aynı sûrenin son ayetlerini okuyup o gecede ölen bir kimsenin de defteri şehidlerin defterlerini sonuçlandıran mühürle mühürlenir."

    🍁🍁🍁14- Kasım b. Abdurrahman şöyle der:

    "Abidlerden birine dedim ki 'Senin oturduğun bu halvethanede kendisiyle arkadaşlık edeceğin kimse yok herhâlde'. Bunun üzerine elini Mushafa uzatıp dizlerinin üzerine koydu ve dedi ki: 'İşte arkadaşım budur'.

    🍁🍁🍁15- Hz. Ali şöyle demiştir:

    "Üç şey vardır ki, insanın zekâsına kuvvet verir ve balgamı söker:
    a) Misvak kullanmak,
    b) Oruç tutmak,
    c) Kur'ân okumak'.

    (Alıntı)