Lord Henry’i anladım diye erkek sanılmak istemem;
Hüzünle mutaassıp bir şekilde bağlı şahsına münhasır bir garibim hepsi bu. Sırası gelmişken söyleyeyim nergisleri severim.
İnsan yaşarken ölüm hakkında düşünmediği ne varsa hepsini yaşlanırken düşünüyor. Ve ne yalan söyleyim ben bunu biraz çürümeye benzetiyorum. Çürümeden olduğumuz gibi göçemez miydik ? Zihni, bedeni ve tüm benliği yavaş yavaş ihanet etmeye başlıyor insana. Bu kitapta tam olarak Bo’nun ihanet sürecini anlatıyor. Bo 89 yaşında ve evine gelen evde sağlık hizmetleri personelleri ile yaşamını sürdürmekte. Biz okuyucularda bu evde sağlık personellerinin günlük notlarından Bo’nun an ve an göçüşünü okuyoruz. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar yalın dille su gibi akıyor bir gecede bitirmelik.
Kitap başta normal bir polisiye gibi görünürken ilerleyen sayfalarda renk değiştirerek tarihi sahneleri ele alır ve 2. Meşrutiyetin ilanına kadar geçen süreci olay kahramanları üzerinden anlatır. Akıcı bir kitap polisiye ve tarih severlere önerilebilir. Hafif özet şeklinde bir notta düşecek olursam; Osmanlı’nın son padişahlarından sayılan ikinci Abdülhamit’in polisiye romanlarına tutkunluğu herkes tarafından bilinirdi. Ermeni kökenli Osmanlı tebası, köklü bir aileye mensup gazeteci yazar bu tutkuyu bilerek bu kitapta Sherlock ile Abdülhamid‘i birleştiriyor; payitahtta belli başlı cinayetler başlıyor cesetler üzerinde M.A yazılmakta uzun süre katiller aranır fakat bir sonuç elde edilemez sonunda ünlü hafif Sherlock a telgraf çekilerek İstanbul’a davet edilir ve cinayetler tek tek aydınlatılmaya başlanır failler İttihatçılardır.