Diphylleia profil resmi
1011011100
Öğrenci
65 okur puanı
19 Nis 2017 tarihinde katıldı.
  • Diphylleia paylaştı.
    Bugün herkes sussun, sadece vicdanlar konuşsun...

    2015: 303
    2016: 328
    2017: 409
    2018: 440
    kadın çeşitli sebeplerden cinayete kurban gitti...
  • Diphylleia paylaştı.
    202 syf.
    Adım Ferah. Emekliyim, 2 çocuk annesi ve bekarım. Hayır dul değil bekar. ‘’Dul’’ eşi ölenler için nüfusta uygun görülen medeni hal ibaresi artık.
    Hani şu ‘’ dulun ambarı dolu dahi olsa bir çini buğday götürülmeli ‘’ tabirine uygun düşmeyen kadınlardanım.
    Eşin ölürse bağlanan dulluk maaşı, ayrılırsan (sosyal gelirin yoksa ) alacağın nafaka harici herhangi bir ayrılık geliri olanlardan da değilim.
    Sevmek ve anlamak yerine, garip , sevimli bir yaratık ama yalnız kadın dul yargılamalarının, çekinceli bakışlarının mağduruyum.
    ‘’Eksik etek’’ ,’’ delik boncuk yerde kalmaz ‘’ tanımlamalarını çekinmeden kullanabilen kadınların hemcinsiyim.
    İnsanların yaşadığı hayatı , yaşamadığı halde biliyorcasına onları aşağılamanın , taciz etmenin ne çok yolları var.
    Ben kimim, yaşadıklarımı ben mi seçtim? Gençtim, sevdim sevildim , mutluydum umutluydum. Yıllar geçti, sevdiğini sandığım adam, sevmekten vazgeçip hep başkalarının peşindeydi.
    Ne yapmalıydım? Görmezden gelip yaptıklarını , belli etmeden sezdiğim zaaflarını , onun çapkınlıklarından kaynaklı bitmekte olan evliliği onarmak için çırpınıp duracak hatta bunları yaparken zayıflıklarını hissettirmeden , onun sayesinde ayrılmadım diye bir de teşekkür mü etmeliydim?
    Kiminiz belki yadırgıyor kararımı, kiminiz çocukların hatırına, geçici sevdalardan muhakkak evliliğe dönüş yolunu bulacaktır erkek sabretmeliydin diyor. Kiminiz ise erkeği elinde tutmanın ( ne demekse elimde tutmak mülki hakkımcasına) yolunu bilemediysen kabahatli sensin diyor.
    Yapamazdım yapamadım da. Ben kimim, neredeyim sorularından sonra kendimle olan mekanımda kendim olmayı seçtim.
    Ardında bırakabilmenin, ayrılmanın , unutmanın aklımıza en çok da ruhumuza uygun bir zamanı vardır. Arkadaşlarınızdan, işinizden, yaşadığınız şehirlerden , eşinizden öyle bir an olur ki evlatlarınızdan , sevgilerinizden, ailenizden.
    Zamanı gelince vazgeçmekten çekinmedim. Hayatı soluk almaktan ibaret saymadım. Yüklenilen rolleri görevim , mecburum diye yapmadım. Ne annelik, ne evlatlık, ne eşlik, ne de iş . Anneyim diye çocuklarımı sarmalarken kadınlıktan, kadınım diye de anneliğimden ödün vermedim ve duygularıma deri değiştirir gibi davranmadım.
    Vazgeçmeyi başarabildiklerimle ruhumda, onurumda oluşacak çatlakların hiç birisine müsaade etmedim.
    Kendimden vazgeçmedim..
    Zaman akıp gidiyor; saçlarım ağarmaya başladı, kırışıklar ise gözle görülecek kadar belirginlikte.
    Ayrıldıktan çok sonraki yıllarda birini sevdim sandım. Akıllı, merhametli iyi bir adamdı. ‘’Niyetimi sorgulama’’ dedi inandım. Çünkü inanmaya sevmeye çoktu ihtiyacım. Birlikte yürümeye kararlıydık, birbirimizin yaralarını sarmaya , gelecek kuracak adımlar atmaya.
    Sonra birden bire ayrıldım ondan . Belki de hiç anlamadı neden ayrıldığımı , ya da ben anlatamadım vazgeçişimin sebeplerini.
    Sadece bedenimdi istediği, herhangi bir eşyaya sahip olurcasına , yenisini alana değin zevk alacağı , yenisinden sonra bir köşeye atıp unutacağı , sorgulamamı istemediği niyetinin adı ona göre sevgi idi.
    Herkes aynı geliyor , çevremdeki tüm erkekler şaşırtmıyor artık beni. Kalbim yeniden çarpar mı, yepyeni heyecanlarla atar mı , eğri bakışlardan , sahte duygulardan arınmış adamlar ile yolumuz kesişir mi bilmiyorum.
    Kalbimden geçirdiğim tüm güzel şeylerin çoğunun başıma gelmesini hayat engelledi belki ama nelerden vazgeçmem gerektiğini , kendim olmamın sevincini öğretti.
    Biraz da gelelim kitaba;
    Sahafları gezerken işletmeciliğini yaptığı kendisi de Yurdal Işık yazar olan tavsiyesi üzerine tanıştım bu kitapla ve Erendüz Atasü'nün diğer kitaplarıyla. Çok fazla okunan bir yazar değil ama ben anlatımını , öykülerindeki yaşanmışlıkları çok sevdim bu vesile ile Yurdal Işık'a teşekkür ederim.
    Kitabın adına bakarak sadece dulluk öyküleri olduğu algılanmasın.
    Yıllar sonra karşılaşan iki eski sevgilinin yeniden birlikte olma umutlarının sınandığı, eşi kanserden ölen bir adamın ikinci evliliğin taraflarının ve adamın çocuklarının acındıran duyguları, bir yasak aşk heyecanının kabul edilebilir geçerliliği, alkol bağımlısı bir boya ustasından beklenmeyecek şekilde duyulan güvenin boşa çıkmayışı, güven duyulan bir bahçıvanın aslında nasıl da merhamet simsarı olduğu, aşık olduğu kızın bir Türkle evlenmesine seyirci kalmak zorunda olan Simon’un inadı, Çanakkale savaşında eşlerini kaybeden bir Türk ve İngiliz kadının hissettikleri, bir tıp öğrencisi kızın geçmişinin sorgulandığı , Madam Buttefly operasının yeniden yazıldığında ülkeler arası siyasi acılarının sebeplerinin , alevi Sevgi ile sünni Köksal’ın umdukları ama yaşamak zorunda kaldıkları hayatları ve üç kadının yaşamlarının anlatıldığı, anlatılırken terk edilen aşklardan, vazgeçen sevgililerden ve dönem dönem siyasi darbelerin, yaşanılan sıkıntılı yılların da çok güzel ifade edildiği toplam on dört öykü var.
    Geçmişte kalan özlemler, vazgeçmek zorunda kaldıklarımız, vazgeçenlerimiz, terk edenlerimiz ya da mecburiyetlerimiz. Olmak istediğimiz yerde miyiz yoksa olunması istenilen yerlerde? Sorgulamak , didiklemek istiyorsanız şöyle bir yaşanmışlıklarınızı okumanızı tavsiye ederim
    Keyifli okumalar.
  • Ben Alman değilim, Yahudi değilim, Hristiyan değilim, İtalyan değilim, aksine yeryüzü vatandaşıyım.
  • Hedef, ona ulaştığın yoldur. Bugün atacağın her adım, yarınki yaşamındır.
  • Yaşamın için kütüphanenin boks maçından daha önemli, ormanda düşünce yüklü yürümenin geçit töreninden daha iyi, sağaltmanın öldürmekten daha iyi, öz bilincin milli bilinçten daha iyi ve alçakgönüllü olmanın ağzını vatansever ya da daha başka bağırışlarla doldurmaktan daha iyi olduğunu anlayacaksın.
1011011100
Öğrenci
65 okur puanı
19 Nis 2017 tarihinde katıldı.

Beğendiği yazarlar 7 kitap

  • Ursula K. Le Guin
  • Bahriye Üçok
  • Gülten Akın
  • Nazan Bekiroğlu
  • Lou Andreas-Salomé
  • Simone De Beauvoir
  • Duygu Asena