12. Yüzyılda, Edib Ahmed Yükneki tarafından, Karahanlı beylerinden Büyük Emir Dâd Sipehsalar için yazılmıştır. Yazılı Türk edebiyatının ilk döneminden günümüze gelmiş Divan-ı Lügati't-Türk ve
Sıradan yaşamında eğlence hayatından ve meyhanelerden ayrılmayan bir çapkın, soylu, truba ve ozan olan Blaye Prensi Jaufré Rudel'in, bir zaman sonra bu anlamsız düzenden bıkıp, kendi kafasında oluşturduğu ve aşık olduğu bir kadını anlatıyor.
Onun arzuladığı ve özlemini duyduğu kadın, kitapta şu şekilde bahsedilir; "Güzeldi, ve güzelliğin kibri yoktu üstünde; soyluydu, ama kapılmamıştı küstağlığına soyluluğun; sofuydu ama zerresi yoktu onda sofuluk gururunun...(#220199532)"
Arkadaşlarının; onun bu değişimini yadırgamalarına ve artık mutlu olmadığını dile getirmelerine rağmen, hiç karşılaşmadığı sevgilisine şiirler yazarak günlerini geçirir.
Ve bir gün, bir gezginin aradığı kadınla karşılaştığını söylemesiyle ona olan aşkını şiirleriyle dile getirmek için hızla bir gemiye atlayıp, Trablus Kontesi ve bir Maşuk olan Clémence'ini aramaya başlar..
Lübnanlı yazar
Amin Maalouf tarafından yazılan kısa, ancak bir o kadar da anlam içeren bir Libretto. (Libretto, sahnelenmiş operalı eser anlamına gelmektedir.) Gerçekten yaşanmış olaylardan alıntıdır.
Kitapta beni en etkileyen yer, Jaufré'nin hiç karşılaşmadığı bir kadına bu kadar yoğun olan aşkıydı sanırım.
İyi okumalar.
Kitaptan birkaç alıntı;
#220199197#220203250#220208052#220201584
Bebekler doğmadan önce kartlar dağıtılır, her bebeğin kartı kaderini temsil eder. Kart sisteminin temsilcileri, koltuk üyelerinin zorunlu olduğu vâris getirme durumunu yerine getirecek olan Haris
Berger.
Genç adam okumak gibi nedenlerden dolayı Viyana'ya gelir. İlk günler de üstünde ki ruhsuzluk ile okuldan başka pek yere gitmez. Çelimsiz, zayıf, duygusal bedeni ile hayatında elini