1940 Japonya , 1940'ta Güneydoğu Asya'yı işgal edince plak yapımında kullanılan gomalak maddesi tedariğinde problemler ortaya çıkar . Gomalağın kaynağı Güney Asya'daki dantel böceğidir . Bu olay plak üretme kabiliyetini kısıtlar . Bu durum , gomalağın yerini , daha üstün ses kalitesine sahip ve daha dayanıklı olan bir petrol türevi olan vinile bırakmasına neden olur . Gomalak plaklar yalnızca on dakikaya kadar bilgi tutabilirken , vinil plaklar her yüzünde otuz dakika bilgi depolayabilir . Vinil disk LP ( Long -Playing Record ) ya da uzun çalar plak olarak adlandırılır .
Geçmiş yabancı bir ülkedir” diyor L.P. Hartley. “Orada her şey farklı yapılır” diye devam ediyor. Acaba anılarımızın ne kadarını doğru hatırlıyoruz? Bana kalırsa insan zihni, her ziyarette başka şeylerle karşılaştığın garip bir müze. İçinde gezerken bazen “Bu parçayı hiç görmemiştim” diyebiliyorsun. Bazılarının rengi aklında başka kalmış, bazıları belki hiç oraya koyulmamalıymış gibi. Ben işte şimdilerde, başımın üstündeki şahsi müzeme ince ince bakım yapıyorum. Güzel hatıraların tozunu alıyorum, çok değerli olanları biraz daha korunaklı taraflarıma çekiyorum, fazlalıkları da depoya kaldırmak üzere kutuluyorum.
Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby eserindeki karakterlerden, zengin, ünlü polo oyuncusu Thomas Buchanan şöyle diyor: “Şu dünyada ahırını restore ederek garaj haline getirenler çok, ama garajını restore ederek ahır haline getiren bir ben varım.” Övünüyor değilim, ama ben de buna benzer bir şey yapıyorum. Yani CD’de olan şarkıların yerine kaliteli LP bulduğum zaman hiç tereddüt etmeden CD’sini satıp LP'sini bırakıyorum. Aynı LP olsa bile, sesi daha güzel, orijinale yakın bir şey bulduğum zaman tereddüt etmeksizin yeni bulduğumla değiştiriyorum. Külfetli bir iş, masrafı da hatırı sayılır ölçüde çok. Dünyadaki insanların çoğu, böylesi şeyler yapan birini “deli” diye nitelendiriyor olabilir.