Lightly come or lightly go:
Though thy heart presage thee woe,
Vales and many a wasted sun,
Oread, let thy laughter run,
Till the irreverent mountain air
Ripple all thy flying hair.
Lightly, lightly ever so:
Clouds that wrap the vales below
At the hour of evenstar
Lowliest attendants are;
Love and laughter song-confessed
When the heart is heaviest.
Neşeyle gel veya neşeyle git:
Yüreğin sana gösterse de kederi,
Küçük vadileri, batmış güneşleri,
Bırak dans etsin gülüşlerin, dağperisi,
Saygısız dağ rüzgarları
Dağıtıncaya kadar uçuşan saçlarını.
Neşeyle, neşeyle hep neşeyle:
Aşağıdaki vadileri sarmalayan bulutlar
Akşam yıldızı yükseldiği zamanlar
Gösterişsiz arkadaştırlar;
Aşk ve gülüşler şarkı söyler
Yürek ümitsizlik içindeyken.
O cool is the valley now
And there, love, will we go
For many a choir is singing now
Where Love did sometime go.
And hear you not the thrushes calling,
Calling us away?
O cool and pleasant is th valley
And there, love, will we stay.
Ah nasıl da serindir şimdi vadi
Sevgilim, gidelim oraya,
Şarkılar söyleniyordur şimdi
Bir zamanlar Aşkın gittiği orda.
Duymuyor musun ardıçkuşlarının
Çağırıp durduğunu bizi?
Ah nasıl da serin hoştur vadi
Orda, sevgilim kalalım orda.
Ahmet’in ağzından ve bakışından bir cinayet ile hikaye başlıyor. Bir başrol gazeteci kız hikayeye ve Ahmet’in yaşamına giriyor! Polisiye roman tadında ilerleyen hikayede Ahmet’in ikizi Mehmet
Puzzle parçaları gibi her şeyin yerini bulmaya çalışırken yazarın sondaki ters köşesi ile tüm parçaların tamamen değişip kendi yerini oluşturduğu, etkileyici bir kitap. Belki de okuyucuda iyi yönde iz bırakma sebebi buydu; tek bir son tüm hikayeye başka ve yeni anlam kazandırması. Kaleminize sağlık çok güzel bir inceleme olmuş 😊