• Makyajsız gelin olur. Çalgısız düğün olur. Bol gelinlik olur. Sade ev olur. Güzel ahlak ve kalbe şifa kitaplar çeyiz olur. “ İnsanlar ne der ? ” diye kahrolası bir put vardır diyor ya İsmet Özel, eğer o putu baltayla yıkarsak her şey olur.

    Ne zaman görsem, okusam altına imzamı atasım geliyor👌🏼
  • Diye düşünenlere sormak istiyorum neden böyle döşünuyorsunuz?
    Ben etrafıma zorla çarşafa giren tek bir şahıs bile görmedim
    Aksine ailesi karşı çıktığı halde giymek isteyen, giyen çok kız
    Tanıdım
    Nasıl bir zulümki bu insanlar bunun için ailesini karşısına
    Alabiliyor?
    Yapmayın kardeşlerim hiç çarşaf giymemiş İnsanlar Çarşaf-ı
    Şerif hakkında ileri geri konuşmasın.
    Bilmediğiniz konular hakkında ahkam kesmeyin sevip
    Sevmemek tasrif edip etmemek size kalmış ama ileri gitmeyin
    Haddi aşmayın lütfen.🍂
  • 112 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Gitmeyin sirklere gitmeyin! Çocuklarınızın elinden tutupta çok matah bir şey yapıyormuş gibi ,iki üç fotoğraf çekmek için, çocuğunuza çok doğal bir olay gibi ‘’aa bak nasıl da yürüyor ipin üzerinde” diye zavallı maymuncuğu göstermek için gitmeyin.Siz küçücük topun üzerinde dans ediyor musunuz? Ateşin içinden geçiyor musunuz korka korka? Onlar neden bunlara maruz kalmak zorunda? Binlerce kiloluk filin topun üstünde durması çok mu ilginç? Yapmayın Allah aşkına, bir rahat bırakın şu hayvanları yaaa.Çocuklar, işin arka yüzünü bilmez. Yaşanan işkenceleri,aç bırakılmaları,şiddeti anlamaz.Çünkü adı üzerinde onlar çocuk !! Ama sizin her şeye yeten bir aklınız var, biraz düşünme kabileyetinizi kullanın. Ortak olmayın bu kapitalizmin parçasına. Ortada canlar,masum,dilsiz canlar var.Kitaplardan tanıtın hayvanları çocuklara.2020 yılındayız istemediğiniz kadar bilgi,argüman var artık. Onları edinin. Sirke gitmeyin.Yazar o kadar güzel bir iş çıkarmış ki ortaya, son sayfalarda göz yaşlarımı tutamadım. İçim eridi. Bu kitabı kesinlikle önce her yetişkin okumalı ve akabinde çocuklarına okutmalı. Kitabın içerisinde çok fazla altını çizdiğim yer oldu. Resimli görseller barındırması da çok güzeldi. Ellerinize sağlıkHayvanlar konusunda çok hassasımdır. Her konuda anlayışlı olabilirim belki ama hayvanlara bile isteye zarar vereni en sevdiğim bile olsa (ki öyle biri en sevdiğim olamaz) tanımam,haddini bildiririm.Ne yazık ki bu dünyanın başına gelebilecek en kötü şey insanoğlu. Nietzche kırbaçlanan ata sarılıp ağladığında 19.yy bitmemişti daha. Biz bugün bir avuç insan faytonları tartışmaya ancak başlayabildik.Demem o ki hiç bir şeyiniz olmayabilir bu dünyada ama bir kalbiniz var lütfen onu hatırlayın.
  • Yoğun ve heyecanlı bir günün ortalarına doğru vücudumun yorgunluk sinyallerine rağmen kuzularımın mutluluğu, gülümsemesi ve umudu için durmaksızın koştururken yüreğimi hüzne ve kedere boğan bir olay yaşadım...
    Olayın kendisinden ziyade, vesile cihetiyle, yaşattıklarının bendeki tesiri ile bu cümleleri kaleme aldım. Yaşadığım sıkıntıdan sonra kat'i bir kararla istifa etmeyi aklıma koydum...

    Olayın etkisini üzerimden atamamam ve yaşadığım kalp kırıklığı bunu körüklemişti. İlkin bunu kuzularıma anlatma fikri geçti zihnimden..öyle ya, en önce hak onlarındı. Dilim döndüğünce, onların seviyesine inerek durumu izah ettim. Koca sınıfta tek bir ses yok..hani dersiniz ki nefes almaktan dahi çekiniyorlar..ve o can alıcı soruyu sordum:
    -Benim yanlışımı söyleyin kuzularım. Varsa söyleyebilir misiniz?
    Soruyu sorduktan sonra sınıfın en yaramaz, en tembel ve en huysuz öğrencisi Mustafa söz istedi:
    -Sizin tek yanlışınız var öğretmenim: Bu okuldan gitmeniz.
    Tüm ders ağladım..zaman zaman kuzularımın gözlerine baktım. Hepsi de sevgiyle bakıyordu. Sahi bu masumları bırakıp da nereye gidecektim ben?

    Öğleden sonra kuzularım beni yalnız bırakmadı ve o masum ve tertemiz sevgileriyle dilleri döndüğünce ifade ettiler umutlarını, hüzünlerini, neşelerini ve öğretmenlerini:
    -Gitmeyin öğretmenim..siz giderseniz kim bizimle ilgilenecek? Ben bu yıla kadar hep kötü bir eğitim gördüm. Öğretmenim beni hep tembeller arasında oturttu ve sınavlarım yüksek olduğu hâlde sözlü puanlarımı düşük verdi. Siz geldiniz, bize umut oldunuz öğretmenim..siz verdiğiniz sözleri tuttunuz ve matematiği sizin sayenizde öğrendim ben.
    -Siz giderseniz kim bize hatalarımızı söyleyecek öğretmenim? Kim bize matematiği sizin gibi güzel anlatacak? Siz benim tanıdığım en iyi öğretmensiniz. Sizin tek bir hatanız var: İstifa etmeniz.
    -Sizi çok seviyoruz öğretmenim, lütfen bizi bırakmayın... Siz bize matematiği öğrettiniz ama sadece matematiği değil hayatı da öğrettiniz.


    Mahmud KARAKAŞ
    03 Aralık 2019
    ŞANLIURFA
  • Bir öğretmen arkadaşımın kaleminden aynen aktarıyorum:

    "GİDECEK MİSİNİZ ÖĞRETMENİM?

    Yoğun ve heyecanlı bir günün ortalarına doğru vücudumun yorgunluk sinyallerine rağmen kuzularımın mutluluğu, gülümsemesi ve umudu için durmaksızın koştururken yüreğimi hüzne ve kedere boğan bir olay yaşadım...
    Olayın kendisinden ziyade, vesile cihetiyle, yaşattıklarının bendeki tesiri ile bu cümleleri kaleme aldım. Yaşadığım sıkıntıdan sonra kat'i bir kararla istifa etmeyi aklıma koydum. Olayın etkisini üzerimden atamamam ve yaşadığım kalp kırıklığı bunu körüklemişti. İlkin bunu kuzularıma anlatma fikri geçti zihnimden..öyle ya, en önce hak onlarındı. Dilim döndüğünce, onların seviyesine inerek durumu izah ettim. Koca sınıfta tek bir ses yok..hani dersiniz ki nefes almaktan dahi çekiniyorlar..ve o can alıcı soruyu sordum:
    -Benim yanlışımı söyleyin kuzularım. Varsa söyleyebilir misiniz?
    Soruyu sorduktan sonra sınıfın en yaramaz, en tembel ve en huysuz öğrencisi Mustafa söz istedi:
    -Sizin tek yanlışınız var öğretmenim: Bu okuldan gitmeniz.
    Tüm ders ağladım..zaman zaman kuzularımın gözlerine baktım. Hepsi de sevgiyle bakıyordu. Sahi bu masumları bırakıp da nereye gidecektim ben?
    Öğleden sonra kuzularım beni yalnız bırakmadı ve o masum ve tertemiz sevgileriyle dilleri döndüğünce ifade ettiler umutlarını, hüzünlerini, neşelerini ve öğretmenlerini:
    -Gitmeyin öğretmenim..siz giderseniz kim bizimle ilgilenecek? Ben bu yıla kadar hep kötü bir eğitim gördüm. Öğretmenim beni hep tembeller arasında oturttu ve sınavlarım yüksek olduğu hâlde sözlü puanlarımı düşük verdi. Siz geldiniz, bize umut oldunuz öğretmenim..siz verdiğiniz sözleri tuttunuz ve matematiği sizin sayenizde öğrendim ben.
    -Siz giderseniz kim bize hatalarımızı söyleyecek öğretmenim? Kim bize matematiği sizin gibi güzel anlatacak? Siz benim tanıdığım en iyi öğretmensiniz. Sizin tek bir hatanız var: İstifa etmeniz.
    -Sizi çok seviyoruz öğretmenim, lütfen bizi bırakmayın... Siz bize matematiği öğrettiniz ama sadece matematiği değil hayatı da öğrettiniz.

    Ve bir anlatı kapladı yüreğimin her zerresini:
    Mesleğini ve öğrencilerini ve insanları çok seven bir öğretmen o..hayatın paradigmalarla şekillendiğini yaşamının hemen her alanında öz bütünlüğüyle ispat eden bir öğretmen..kendini bulan ve kendi ile barışık, hayatı ve yaşamayı seven bir öğretmen...
    Hepimizin hayatın koşuşturmacaları sırasında kendimizden verdiğimiz ödünleri geri alamadığımız için ruhsal bunalımlara girdiğimiz anlar olmuştur. O da böylesi bir anı yaşıyordu son günlerde... Sıkıntısının acıya inkılab ettiği bir gündeydi. Tıpkı bir arkadaşının dediği gibiydi her şey..üzülme derdi arkadaşı, sen hiç üzülme..sen üzülünce dünya kararıyor sanki... Okul kapısına yöneldi..bir öğrencisine denk geldi..kelimelerin yerini davranışlara yani lisan-î kalin yerini lisan-î hâle bıraktığı bir an... Eliyle yanaklarından tutup sevgisini iletti ona tıpkı ebeveynlerin evlatlarına sevgisini aktardıkları gibi..ama öğrencisi anlamıştı lisan-ı haliyle öğretmeninin acı çektiğini... Öğretmenine sarıldı ve lisan-î haliyle haykırdı:
    -Öğretmenim, geçti mi acınız?
    -Geçti küçüğüm, her şey geçti! Senin o masum ve tertemiz sevginin tedavi edemeyeceği acı olur mu hiç?"

    Mahmud KARAKAŞ
    03 Aralık 2019
    ŞANLIURFA