birbirimize anlatacak hiçbir şeyimiz ve her şeyimiz var. Ve aynı zamanda o kadar umursamıyoruz ki söylenenleri, olanları, aynı odada bulunduğumuzu bile unutabiliyoruz. Onu sevdiğimi söyleyemem çünkü duygularım yok ama hayattaki tek bağımlılığım olduğunu itiraf edebilirim...Yoruldum. Çok yorgunum...
Hakan Günday, Kinyas ve Kayra
fotoğraf çektirmek için yan yana getirilmiş iki nesne değiliz biz
güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz
mesafeler birleştirdi bizi bir de sözler
razı olma hiçbir sessizliğe
biliyorsun seni seviyorum
pencereden bakmayı
öğreteceğim sana
sesin
balkona asılı çamaşırcasına
havalansın, havalansın dursun
sokakta değil balkonda
dışarı çıktığın zaman
romanını yastığın altına sakla
şiirini mutfağa koy
boş bir deterjan kutusu vardır nasıl olsa
öykünü yanına alabilirsin elbet
müziğini de, resmini de
niçin güvenmiyorsun bana?
"affet, affet, canıma kıyarım, düşmem bir daha ateşe, bir daha elim değmez eline, affet! ne olur, nefes ver ona. ölüm benim hakkım, nefes ver günahıma! yeminim olsun tanrım, bir kez olsun öpmeyeceğim dudaklarından, ne olursun, üşümesin.."
kederli oğlun kırk sekizinde ve benim sesim, kırık ön dişim, kayıp giden çocukluğum, zeyrek tavırlarım birbirine dolanıp kördüğüm oldu. onun dünyevi tüm hüzünlere katil olan gülüşüne sebebiyet veremiyorum artık. artık, yıllardır... yirmi altısından beri.