Muharrem Ergin’in Orhun Abideleri çalışması, yalnızca bir dil incelemesi veya düz bir çeviri değil; Türk milletinin hafızasına tutulmuş bir aynadır. Bu eser, taşlara kazınmış bir devlet aklının, bir millet benliğinin ve bir medeniyet iddiasının günümüze taşınmış hâlidir.
Orhun Yazıtları, Türk adının tarihte ilk kez bir millet bilinciyle haykırıldığı metinlerdir. “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe…” diye başlayan hitap, yalnızca bir hükümdarın millete seslenişi değil; bağımsızlık karakterimizin ilanıdır. Muharrem Ergin atalarımızın yakarışlarını, öğütlerini ve hatıralarını kitabı sayesinde bugünün Türk’üne yeniden hatırlatır. Bu hatırlatmayı tarihsel açıdan bakıldığında Atatürk'te yapmıştır.
Kağan, milleti için vardır. Millet dağılırsa devlet çöker; devlet zayıflarsa millet esarete düşer. Yazıtlarda geçen “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” ifadesi, yöneticilik anlayışımızın temelini oluşturur. Bu, sorumluluk ahlakıdır.
Orhun Abideleri bize şunu öğretir: Türk milleti tarih sahnesine tesadüfen çıkmamıştır. Teşkilatçı bir akıl, töreye dayalı bir hukuk ve bağımsızlık tutkusu bu milletin temel karakteridir. Muharrem Ergin’in çalışması ise bu bilinci diri tutan bir aracı olduğu için kendisine minnet borçluyuz.