• "...Hazret, Füsus’da hep, Allah’ın Rahman sıfatını öne çıkararak kâinatın, âlemlerin tasvirini yapıyor, manalandırıyor… Ve orada tasavvuf adamlarının çok sevdiği o meşhur hadisi zikrediyor:"Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim!” Bu hadis-i kudsî sarıp sarmalıyor beni…Kendi kendime “Ayşe, bugüne kadar okuduğun, öğrendiğin, sana yapılan her türlü telkin, öğretilen her şey yanlıştı!” diyorum… “Şimdi yepyeni bir şey var; gözünü dört aç, bu kapıdan girmeye çalış;"bugüne kadar taşıdığın bilgileri toptan sil!” diyorum… Bu hissiyat nasıl uyandı ve gelişti? Galiba tamamen fıtrî bir şey… Daha sonra tasavvufla tanışınca, bir mürşidin huzuruna boş heybeyle gitmek "gerektiğini öğrendim... Füsus’la şereflenişimin tamamen ilahî bir tasarruf olduğunu düşünüyorum... Hazreti Allah gençliğimde düştüğüm küfürden dolayı beni cehennemine batırdı batırdı çıkardı, şimdi de al sana cennete giden yol diyor. Zira Füsus’la birlikte önümde açılan gerçek bir cennet görüntüsü. Geçirdiğim hastalığın tam anlamıyla kahırdaki lütuf olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.Bu hastalığın çöküntüsü ve acıları içimde batıla dair her şeyi yıkmasaydı ben hâlâ gençliğimdeki o yanlış ve zelil noktada olacaktım. Evet, işte kahırdaki lütuf..."