• Risale-i Nur'da geçen Zebur, İncil ve Tevrat ayetlerinin kaynaklarını metinlerin altında tek tek sunuyoruz, ta ki iftira ve hezayanların önü kesilsin.

    Birincisi: Zebur'da şöyle bir âyet var: "Allahım! Fetretten sonra bize Sünneti ihyâ edecek olan zâtı gönder."(1) "Mukîmü's-Sünne" ise, ism-i Ahmedîdir.

    İncil'in âyeti: "Ben gidiyorum, tâ size Faraklit gelsin." Yani, Ahmed gelsin.(2)

    İncil'in ikinci bir âyeti: Yani, "Ben Rabbimden, hakkı bâtıldan fark eden bir Peygamberi istiyorum ki, ebede kadar beraberinizde bulunsun." Faraklit, "el-fâriku beyne'l-hakkı ve'l-bâtıl" mânâsında, Peygamberin o kitaplarda ismidir.(3)

    Tevrât'ın âyeti: "Hazret-i İsmail'in validesi olan Hâcer, evlât sahibesi olacak. Ve onun evlâdından öyle birisi çıkacak ki, o veledin eli, umumun fevkinde olacak ve umumun eli huşû ve itaatle ona açılacak."(4)

    Tevrât'ın ikinci bir âyeti: "Benî İsrail'in kardeşleri olan Benî İsmail'den, senin gibi birini göndereceğim. Ben sözümü onun ağzına koyacağım; Benim vahyimle konuşacak. Onu kabul etmeyene azap vereceğim." (5)

    Tevrât'ın üçüncü bir âyeti: "Mûsâ dedi ki: 'Ey Rabbim, ben Tevrat'ta, insanlara iyiliği emredip onları kötülükten sakındırmak için çıkarılmış, Allah'a iman eden hayırlı bir ümmetin vasıflarını gördüm. Onu benim ümmetim yap.' Allah buyurdu ki: 'O, Muhammed ümmetidir.'" (6).

    İhtar: "Muhammed" ismi, o kitaplarda Müşeffah ve el-Münhamennâ ve Himyâtâ gibi Süryânî isimler suretinde, "Muhammed" mânâsındaki İbrânî isimleriyle gelmiş. Yoksa sarih "Muhammed" ismi az vardı. Sarih miktarını dahi hasûd Yahudiler tahrif etmişler.

    Zebur'un âyeti: "Yâ Davud! Senden sonra, Ahmed, Muhammed, Sâdık ve Seyyid olarak anılacak bir peygamber gelecek. Onun ümmeti Allah'ın rahmetine mazhar olacak." (7).

    Hem Abâdile-i Seb'adan ve kütüb-ü sabıkada çok tetkikat yapan Abdullah ibni Amr ibni'l-Âs ve meşhur ulema-i Yehuddan en evvel İslâma gelen Abdullah ibni Selâm ve meşhur Kâ'bü'l-Ahbar denilen Benî İsrail'in allâmelerinden, o zamanda daha çok tahrifata uğramayan Tevrat'ta aynen şu gelecek âyeti ilân ederek göstermişler.

    Âyetin bir parçası şudur ki: Mûsâ ile hitaptan sonra, gelecek Peygambere hitaben şöyle diyor:

    "Ey Peygamber! Muhakkak ki Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir sakındırıcı ve ümmîler için bir dayanak olarak gönderdik. Sen Benim kulumsun ve sana Mütevekkil ismini verdim. Sen ne katı kalbli, ne huysuz ve ne de sokaklarda böbürlenerek yürüyen biri değilsin. Sen kötülüğe kötülükle de karşılık vermezsin. Sen affeden ve bağışlayan bir peygambersin. Eğriliğe girmiş olan halk onunla yolunu doğrultuncaya ve 'Lâilâhe İllallâh' deyinceye kadar Allah o peygamberin ruhunu almaz." (8).

    Tevrât'ın bir âyeti daha:

    "Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Mekke onun doğum yeri, Medine hicret yeri, Şam onun mülküdür. Ümmeti ise hamd edici kimselerdir."(9).

    Tevrât'ın diğer bir âyeti daha: Meâli: "Sen benim kulum ve Resûlümsün. Sana Mütevekkil ismini verdim."(10). İşte şu âyette, Benî İshak'ın kardeşleri olan Benî İsmail'den ve Hazret-i Mûsâ'dan sonra gelen Peygambere hitap ediyor.

    Tevrât'ın diğer bir âyeti daha:

    "Muhtar kulum, ne katı kalbli ne de huysuz değildir."(11).

    İşte, "Muhtar"ın mânâsı "Mustafa"dır, hem ism-i Nebevîdir.

    İncil'de, İsâ'dan sonra gelen ve İncil'in birkaç âyetinde "Âlem Reisi" ünvanıyla müjde verdiği Nebînin tarifine dair: Onun demirden bir asâsı, yani kılıcı olacak ve onunla savaşacak. Ümmeti de onun gibi olacak." (12). İşte şu âyet gösteriyor ki, "Sahibü's-seyf ve cihada memur bir Peygamber gelecektir." "Kadîb-i hadîd" kılıç demektir. Hem ümmeti de onun gibi sahibü's-seyif, yani cihada memur olacağını, Sûre-i Feth'in âhirinde;

    "Onların İncil'deki vasıfları da şöyledir: Filizini çıkarmış, sonra git gide kuvvet bulmuş, kalınlaşmış ve gövdesi üzerinde yükselmiş bir ekine benzerler ki, ekincilerin pek hoşuna gider. Allah'ın onları böylece çoğaltıp kuvvetlendirmesi, kâfirleri öfkeye boğmak içindir." (Fetih, 48/29).

    âyeti, İncil'in şu âyeti gibi, başka âyetlerine işaret edip, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, sahibü's-seyf ve cihada memur olduğunu, İncil ile beraber ilân ediyor.

    Kur'an-ı Kerim semavi kitaplardaki bu müjdeci ayetleri açıkça ilan ederken, bazı ham, kaba hocaların, Risale-i Nur'a saldırmaları anlaşılır gibi değildir. Halbuki On Dokuzuncu Mektup'taki Zebur, Tevrat ve İncildeki pasajlar, bu ayetin doğru ve kati bir tefsiri hükmündedir. Tevrat ve İncil'deki bazı ayetlerin, şimdiki nüshalarda bulunmaması tahrif edilmesindendir. Ama Risale-i Nur'daki ayetler, sahih rivayetler ve İslam alimlerinin tahriçleri ile sabittir. Üstad, bu kutsal metinleri kendinden uydurmuyor, rivayetleri naklediyor. Biraz tahkik ve tedkik neticesinde bunlar kolayca tespit edilebilir. Anlaşılan, bu ayetler kutsal metinlerde geçmiyor deyip, Üstad'ı müfteri durumuna düşürmeye çalışanların kendileri müfteri durumuna düşüyorlar. Ama bu takımın bunun farkında olmayacak kadar zavallı ve cahil olduğu da açığa çıkmış oluyor.

    Tevrât'ın Beşinci Kitabının Otuz Üçüncü Bâbında (Tevrat, Tesniye, Bab 33, ayet 1.) şu âyet var:

    "Hak Teâlâ, Tûr-i Sina'dan ikbal edip bize Sâir'den tulû etti ve Fâran Dağlarında zâhir oldu." (13)

    İşte şu âyet, nasıl ki "Tûr-i Sina'da ikbal-i Hak" fıkrasıyla nübüvvet-i Mûseviyeyi ve Şam Dağlarından ibaret olan "Sâir'den tulû-u Hak" fıkrasıyla nübüvvet-i İseviyeyi ihbar eder. Öyle de, bil'ittifak Hicaz Dağlarından ibaret olan "Fâran Dağlarından zuhur-u Hak" fıkrasıyla, bizzarure risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) haber veriyor.

    Hem Sûre-i Feth'in âhirinde "Onların Tevrat'taki vasıfları budur." (Fetih, 48/29). hükmünü tasdiken, Tevrat'ta Fâran Dağlarından zuhur eden Peygamberin Sahabeleri hakkında şu âyet var:

    "Kudsîlerin bayrakları beraberindedir. Ve onun sağındadır."(14)

    "Kudsîler" namıyla tavsif eder. Yani, "Onun Sahabeleri kudsî, salih evliyalardır."

    Eş'ıya Peygamberin Kitabında, Kırk İkinci Bâbında şu âyet vardır:

    "Hak Sübhânehu, âhir zamanda, kendinin ıstıfâ-gerde ve bergüzidesi kulunu ba's edecek ve ona, Ruhu'l-Emin Hazret-i Cibril'i yollayıp din-i İlâhîsini ona talim ettirecek. Ve o dahi, Ruhu'l-Eminin talimi veçhile nâsa talim eyleyecek ve beynennâs hak ile hükmedecektir. O bir nurdur, halkı zulümattan çıkaracaktır. Rabbin bana kablelvuku bildirdiği şeyi ben de size bildiriyorum."(15)

    İşte şu âyet, gayet sarih bir surette, Âhirzaman Peygamberi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın evsâfını beyan ediyor.

    Mişâil namıyla müsemmâ Mihâil Peygamberin Kitabının Dördüncü Bâbında şu âyet var:

    "Âhir zamanda bir ümmet-i merhume kaim olup, orada Hakka ibadet etmek üzere mübarek dağı ihtiyar ederler. Ve her iklimden orada birçok halk toplanıp Rabb-i Vâhide ibadet ederler, Ona şirk etmezler."(16)

    İşte şu âyet, zâhir bir surette, dünyanın en mübarek dağı olan Cebel-i Arafat ve orada her iklimden gelen hacıların tekbir ve ibadetlerini ve ümmet-i merhume namıyla şöhret-şiâr olan ümmet-i Muhammediyeyi tarif ediyor.

    Zebur'da, Yetmiş İkinci Bâbında şu âyet var:

    "Bahirden bahre mâlik ve nehirlerden, arzın makta' ve müntehâsına kadar mâlik ola... Ve kendisine Yemen ve Cezayir mülûkü hediyeler götüreler... Ve padişahlar ona secde ve inkıyad edeler... Ve her vakit ona salât ve hergün kendisine bereketle dua oluna... Ve envârı, Medine'den münevver ola... Ve zikri, ebedü'l-âbâd devam ede... Onun ismi, şemsin vücudundan evvel mevcuttur; onun adı güneş durdukça münteşir ola..."(17)

    İşte şu âyet, pek âşikâr bir tarzda Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâmı tavsif eder. Acaba Hazret-i Davud Aleyhisselâmdan sonra, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka hangi nebî gelmiş ki, şarktan garba kadar dinini neşretmiş ve mülûkü cizyeye bağlamış ve padişahları kendine secde eder gibi bir inkıyad altına almış ve hergün nev-i beşerin humsunun salâvat ve dualarını kendine kazanmış ve envârı Medine'den parlamış kim var? Kim gösterilebilir?

    Hem Türkçe Yuhanna İncilinin On Dördüncü Bab ve otuzuncu âyeti şudur:

    "Artık sizinle çok söyleşmem. Zira bu Âlemin Reisi geliyor. Ve bende onun nesnesi asla yoktur."

    İşte, "Âlemin Reisi" tabiri, "Fahr-i Âlem" demektir. "Fahr-i Âlem" ünvanı ise, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmın en meşhur ünvanıdır.

    Yine İncil-i Yuhanna, On Altıncı Bab ve yedinci âyeti şudur:

    "Amma ben size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faydalıdır. Zira ben gitmeyince Tesellici size gelmez."

    İşte, bakınız: Reis-i Âlem ve insanlara hakikî teselli veren, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Evet, Fahr-i Âlem odur ve fâni insanları idam-ı ebedîden kurtarıp teselli veren odur.

    Hem İncil-i Yuhanna, On Altıncı Bab, on birinci âyet:

    "Zira bu Âlemin Reisinin gelmesinin hükmü gelmiştir."(18)

    İşte, "Âlemin Reisi" Evet, o zat öyle bir reis ve sultandır ki, bin üç yüz elli senede ve ekser asırlardan herbir asırda, lâakal üç yüz elli milyon tebaası ve raiyeti var; kemâl-i teslim ve inkıyadla evâmirine itaat ederler, hergün ona selâm etmekle tecdid-i biat ederler. Elbette Seyyidü'l-Beşer olan Ahmed-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır.

    Hem İncil-i Yuhanna, On İkinci Bab ve on üçüncü âyet:

    "Amma o Hak Ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikate irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Bilcümle, işittiğini söyleyerek gelecek nesnelerden size haber verecek."(19)

    İşte bu âyet sarihtir. Acaba umum insanları birden hakikate davet eden ve her haberini vahiyden veren ve Cebrâil'den işittiğini söyleyen ve kıyamet ve âhiretten tafsilen haber veren, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Ve kim olabilir?

    Hem kütüb-ü enbiyada, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Muhammed, Ahmed, Muhtar mânâsında Süryânî ve İbrânî isimleri var. İşte, Hazret-i Şuayb'ın suhufunda ismi, "Muhammed" mânâsında Müşeffah'tır. (20)

    Yine Tevrat'ta el-Hâtemü'l-Hâtem, hem Tevrat'da ve Zebur'da Mukîmü's-Sünne, hem suhuf-u İbrahim ve Tevrat'ta Mazmaz'dır.(21) Hem Tevrat'ta Ahyed'dir.

    Zebur'da el-Muhtar ismiyle müsemmâdır.(22)

    Yukarıda Risale-i Nur'un içinde geçen kutsal metinlerin kaynakları ve bazen ayet numaraları tek tek veriliyor. Bunların hepsi bazı zaman dilimlerinde, İslam alimlerince tahkik ve tahriç edilmiş ve eserlerinde beyan edilmiş hakikatlerdir. Tabi zamanla bu kutsal metinlerin hasid, sapkın papaz ve hahamların tahrifi ile kaybolmaları mümkündür. Ama önemli olan, o zaman dilimlerinde güvenilir İslam alimlerince kayıt altına alınmış olmasıdır.

    Bu kutsal metinler kayıt altına alındıktan sonra, tahrif edilip kaybedilmesi, o kutsal metinlerin hüccetine zarar vermez. Kur'an-ı Kerim ayetleri ile Tevrat ve İncil‘in, Hazreti Peygamber (asv)'den haber ve müjde verdiklerini bize ihbar ediyor. Şimdi ise o müjde ve haberlerin bir çoğu metin olarak Tevrat ve İncil de bulunmuyor, ya da hafi olarak bulunuyor diye, Kur'an-ı Kerim'i -haşa- tekzip edip, inkar mı edeceğiz. İşte bu hakikate binaen Üstad, şu anki Tevrat ve İncili değil, geçmişteki İslam alimlerince kayıt altına alınan Tevrat ve İncili ölçü almıştır. Bu yüzden bazı kutsal metinlerin şu anki Tevrat ve İncil'de bulunmaması doğaldır. Ama İslam âlimlerinin kayıtlarını yukarıda tek tek kaynak olarak belirttik, bu yüzden itiraza açık bir kapı kalmamıştır.
  • KİTAP LİSTESİ



    AD YAYINLARI

    Feministlere Masallar - Maeve Binchy




    AFA YAYINLARI

    Agorafobi: Eviyle Evli Kadınlar – Robert Seidenberg , Karen Decrow




    AGORA YAYINLARI

    Dans Edemeyeceksem Bu Devrim Benim Devrimim Değildir – Emma Goldmann

    Dünyanın Kökeni: Vajina - Jejto Drenth

    Feminist Sinema ve Film Teorisi – Anneke Smelik

    Gölgenin Kadınları – Berat Günçıkan

    İhtiyaçlar Mücadelesi – Nancy Fraser

    Kadın, İslam ve Sinema - Gönül Dönmez Colin

    Kadınlar: En Uzun Devrim – Juliet Mitchell

    Marksizmle Feminizmin Mutsuz Evliliği – Heidi Hartmann

    Siborg Manifestosu – Dona Haraway

    Toplumsal Cinsiyet: Faydalı Bir Tarihsel Analiz Kategorisi – Joan Scoot

    Taklit ve Toplumsal Cinsiyete Karşı Durma – Judith Butler

    West Mektuplaşmaları - Virginia Woolf, Vita Sackville




    AKADEMİ YAYIN

    Bilinen Sır: Erkeklik ve Sosyalist Erkeklik – Mesur Çeki

    Kadının Kurtuluşu İçin Yeni Perspektifler (Bir Polemik) - Monika Gartner Engel, Stefan Engel

    Kızıl Çin'de Kadınlar Göğün Yarısı - Janet Goldwasser, Stuart Dowty





    ALAN YAYINLARI

    Kadınlar İçin – Şirin Tekeli

    Reklamlarda Kadına Yönelik Şiddet, Şiddetin Nesnesi Kadın – Ayşe E. Kıran, Seçil Büker




    ALFA YAYINLARI

    Türkiye’de Kadın – Aytunç Altındal




    ALTÜST YAYINLARI

    Kadın Argosu Sözlüğü 2 – Filiz Bingölce

    Zenanname: Kadınlar Kitabı - Enderun Fazıl



    AMAÇ YAYINLARI

    Marksizm ve Feminizm: İki Ayrı Kuram – Joanne Naiman




    ANKARA ÜNİVERSİESİ YAYINLARI

    Geçmişten Günümüze Türkiye’de Kadın Emeği - Ahmet Makal, Gülay Tokgöz




    ARAS YAYINCILIK

    Bir Adalet Feryadı: Osmanlı’dan Türkiye’ye Beş Feminist Yazar – Lerna Ekmekçioğlu




    ARTEMİS YAYINLARI

    Gece Nöbeti– Sarah Waters

    Ustaparmak– Sarah Waters




    AVESTA YAYINLARI

    Devletsiz Ulusun Kadınları: Kürt Kadını Üzerine Araştırmalar: Feminist Bir Yaklaşım – Shahrzad Mojab



    AYİZİ KİTAP

    Ateşle Oynamak - Richa Nagar, Sangtin Yazarları

    Baş Harfi F – Catherine Redfern-Kristin Aune

    Ben, Kendim ve Bergen – Ayşe Başak Kaban

    Feminizm Kendi Arasında – Aksu Bora

    Kimse Duymaz: Türkiye’de İnsan Ticareti Mağdurları Üzerine Bir Araştırma – Elif Özer

    Makbul Anneler Müstakbel Vatandaşlar – Sevi Bayraktar

    Mamak Kitabı: Biz Bir Orduya Kafa Tuttuk Arkadaş – Meral Akbaş

    Maskeler, Süvariler, Gacılar (Ülker Sokak: Bir Alt Kültürün Dışlanma Mekanı) – Pınar Selek

    Ne Değişti: Kürt Kadınalrın Zorunlu Göç Deneyimi – Handan Çağlayan

    O Hep Aklımda: Mamak Cezaevi Tanıklığı – Pamuk Yıldız

    Ohal'de Feminizm: Nebahat Akkoç Anlatıyor – Ceren Belge

    Osmanlı Kadınlarının Hayat Hakkı Arayışının Bir Hikâyesi – Aynur Demirdilek

    Tel Dolap – Semanur Sevim



    AYKIRI YAYINCILIK

    Balığın Bisiklete İhtiyacı Ne Kadarsa Kadının Erkeğe İhtiyacı O Kadardır - Fay Weldon

    Rus Devriminin Gölgesinde Kadınlar – Sheila Fitzpatrick



    AYRINTI YAYINLARI

    Anne: Melek mi Yosma mı? – Estela V. Welldon

    Cinsel Şiddet: Yaşayanların/Yaşatanların Anlatımıyla – Alberto Godenzi

    Eleştirel Aile Kuramı – Mark Poster

    Erkek Akıl: Batı Felsefesinde Erkek ve Kadın – Genevieve Lloyd

    Erkek Ortaçağ: Aşka Dair ve Diğer Denemeler – Georges Duby

    Etin Cinsel Politikası – Carol J. Adams (2013)

    İktidarın Psişik Yaşamı: Tabiyet Üzeirne Teoriler - Judith Butler

    İslamın Bilinçaltında Kadın – Fetna Ayt Sabbah

    Kadın ve Bedeni: Dişilik, Güzellik Ve Şiddet Sarmalında - Altan Kar, Yasemin İnceoğlu

    Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler – Darian Leader

    Kadınlık Arzuları: Günümüzde Kadın Cinselliği – Rosalind Coward

    Kurtlarla Koşan Kadınlar: Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler – Clarissa Pinkola Estes

    Seks İsyanları: Toplumsal Cinsiyet, Başkaldırı ve Rock’n Roll – Simon Reynolds, Joy Press

    Sınırları Yıkmak: Feminist Yeşil Bir Sosyalizme Doğru – Mary Mellor

    Şovale, Kadın ve Rahip: Feodal Fransa’da Evlilik – Georges Duby

    Şu Hain Kalplerimiz: Kadınlar Erkeklere Neden Teslim Olurlar – Rosalind Coward

    Toplumsal Cinsiyet ve İktidar / Toplum, Kişi ve Cinsel Politika – R.W. Connell



    BABİL YAYINLARI

    Cinsiyet, Irk ve Sınıf – Lynn S. Chancer, Bexerly Xaviera Watkins

    Cinsiyet, Sınıf ve Sosyalizm – Lindsey German



    BAĞLAM YAYINLARI

    Beden ve Toplum Kuramı: Öznenin Sosyolojisinden Bedenin Sosyolojisine – İ. Emre Işık

    İstanbul’da Onsekiz Yaşından Küçük Ticari Seks İşçisi Kız Çocuklar – Esin Küntay, Güliz Erginsoy

    Kadın Yaşantıları – Ayşegül Yaraman (yay. haz.)

    Kadına Melodram Yakışır: Türk Melodram Sinemasında Kadın İmgeleri – Hasan Akbulut

    Kadınlara Dair, Akılda Kalanlar – Neşe Doster

    Psikanaliz Buluşmaları 2: Kadınlık

    Psikanaliz Yazıları 2: Psikanaliz ve Kadın – Talar Parman (yay. yön.)

    Popüler Feminizm: Türkiye ve Britanya’da Kadın Dergileri – Süheyla Kırca

    Resmi Tarihten Kadın Tarihine: Elinin Hamuruyla Özgürlük – Ayşegül Yaraman-Başbuğu

    Türkiye’de Kadınların Siyasal Temsili – Ayşegül Yaraman



    BAYIR YAYINLARI

    Halide Edip’in Romanlarında Feminizm Sorunu – Yahya Kanbolat



    BELGE YAYINLARI

    Faşizme ve Alman İşgaline Karşı: Silahlı Direnişte Kadınlar – Ingrid Strobl

    Özgür Bir Kadın Komünistin Otobiyografisi – Aleksandra Kollontay

    Kadın Önderleşmesinde Roxa Luxemburg – Fusün Erdoğan

    Uluslararası Af Örgütü Türkiye Raporu – Kadınlara Yönelik Şiddete Son



    BGST YAYINLARI

    Cinsiyet, Irk, Sınıf: Kadınlardan Yeni Bir Perspektif – Selma James

    Feminist Tarihin Peşinde - Joan Wallach Scott

    Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar

    2006-7 Seçkisi – Derya Demirler, Fahriye Dinçer, Özlem Aslan

    2009 Seçkisi

    2010 Seçkisi




    BİLGE KÜLTÜR SANAT

    Çöl Çiçeği - Waris Dirie



    BİLGİ YAYINLARI

    Nataşalar: Yeni Küresel Seks Ticaretinin İçyüzü – Victor Malarek



    BİREY YAYINLARI

    Yüzde Bir Bile Yoktu: Tarihte Anarşist, Nihilist, Feminist Kadınlar – Işık Ergüden (çev.)

    Sosyal Siyaset Açısından Kadın ve Aile Politikaları – Ali Seyyar

    Türkiye’de Aile Şiddet ve Kadın Sığınma Evleri – Emine Öztürk



    BİRİKİM YAYINLARI

    Kadınlar ve Siyasal Toplumsal Hayat – Şirin Tekeli



    BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI

    Feminizm ve Tiyatro – Sue-Ellen Case

    Sınır Tanımayan Feminizm: Teoriyi Sömürgeleştirilmekten Kurtarmak, Dayanışmayı Örmek – Chandra Talpade Mohanty



    CANUT YAYINLARI

    Kadının Özgür ve Bütünsel Gelişimi: Feminizm ve Marksist Hümanizmin Diyalektiği - Yang Feng




    CEYLAN YAYINEVİ

    Medyada Kadın - Hatice Akdoğan



    CHİVİYAZILARI YAYINLARI

    Farklılık ve Diyalog: Feminizmler Küreselleşmeye Meydan Okuyor – Sylvia Marcos, Marguerita Waller



    CİNİUS YAYINLARI

    Kadın Bedeni ve Cinselliğin Temsili – Tamer Kütükçü




    CUMHURİYET KİTAPLARI

    Şeriata Karşı Kadınlar: Afganistan Gerçeğinde – Galina Breitkreuz



    ÇİTLEMBİK YAYINLARI

    Feminizm Herkes İçindir – Bell Hooks

    Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler: Feminist Bakış Açısından Uluslararası Siyaset – Cynthia Enloe




    DERGAH YAYINLARI

    Robert Kolej’in Kızları: Misyonerlik, Feminizm, Yabancı Okullar: Hester Donaldson Jenkins



    DESTEK YAYINLARI

    Muhafazakarlığa Karşı Feminizm - Handan Koç



    DİPNOT YAYINLARI

    Ataerki ve Birikim – Maria Mies (2012)

    İran Sineması’nda Kadın – Fatin Kanat

    Militarizmin Cinsiyetçi Suretleri (Devlet, Ordu ve Toplumsal Cinsiyet) - Çiğdem Akgül

    Üniversitede Cadı Avı (1948 DTCF Tasfiyesi ve P.N.Boratav'ın Müdafaası) - Mete Çetik

    Yerel Yönetimler ve Cinsiyet Kadınların Kentte Görünmez Varlığı – Ayten Alkan




    DOĞAN KİTAP

    Gökyüzünün Yarısı: hayatlarını Değiştiren Kadınların Hikâyesi - Kolektif

    Kadının Adı Yok – Duygu Asena

    Kaç Zil Kaldı Örtmenim? - Filiz Aygündüz

    Satılık Erkeklik – Ayşe Kudat



    DOMİNO YAYINCILIK

    Çoluk Çocuk – Patti Smith



    DOST YAYINLARI

    Cinsiyetler Siyaseti – Sylviane Agacinski

    Feminist Tiyatro Metinleri (derleme)

    Feminizm – Margaret Walters



    DÖNÜŞÜM YAYINLARI

    Rusya’da 1917 Sosyalist Devrimi ve Kadınları 1,2 – Gül Özgür



    EBABIL YAYINCILIK

    Medya ve Kadın - Derleme



    EFİL YAYINLARI

    Dünya Kadına Karşı: Kadına Duyulan Korkunun Temelleri – Pınar Uçar Özbirinci

    Göç ve Sosyal Dışlanma: Türkiye’de Yabancı Göçmen Kadınlar - Saniye Dedeoğlu, Çisel Ekiz Gökmen

    Feminist İktisadın Bakışı Postmodernist mi? – Ufuk Serdaroğlu

    İktisat ve Toplumsal Cinsiyet – Ufuk Serdaroğlu (ed.)

    Tesettürü Sorgularken: Müslüman Kadınlara Açık Mektuplar – Marnia Lazreg



    EPOS YAYINLARI

    Kadınların İsyanı ve İslami Hafıza – Fatima Mernissi




    EPSİLON YAYINLARI

    Şeyhin Konukları: Bir Irak Köyünün Kadınları – Elizabeth W. Fernea



    ERBAİN YAYINLARI

    Tarihe İz Bırakan Kadınlar – Metehan K. Avcı



    EVEREST YAYINLARI

    Bin Muhteşem Güneş - Khaled Hosseini

    Lacan ve Postfeminizm – Elizabeth Wright

    Toplumsal Kurgular ve Cinsiyetçilik – Yaşar Çabuklu



    EVRENSEL BASIM YAYIN

    Fransız Devrimi’nde Kadınlar – Galina Serebryakova

    Masallar ve Toplumsal Cinsiyet - Melek Ö. Sezer (2010/11)

    Masal Masal Matitas (Yetişkinler İçin Masal Antolojisi) - Melek Ö. Sezer (2012)



    GRİ YAYINLARI

    Cinsellik ve Sınıf Mücadelesi – Reimut Reiche




    GÜNİZİ KİTAPLIĞI

    Sütü Küstürmek: Almanya'daki Anadolu Kadınları - Metin Gür



    İLETİŞİM YAYINLARI

    90’larda Türkiye’de Feminizm – Aksu Bora, Asena Günal

    Aklımdakı Yılan- Hatice Meryem

    Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar: Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu – Handan Çağlayan

    Başkalarının Kiri: Kapıcılar, Gündelikçiler ve Kadınlık Halleri – Gül Özyeğin

    Bekaretin El Değmemiş Tarihi – Hanne Blank

    Ben İşçiyim – Zehra Kosova

    Biz Bu dağın çiçeğiydik - Evrim Alataş

    Bukalemun Erkek – Ayşe Saraçgil

    Cinsiyet ve Millet – Nira Yuval-Davis

    Erkekler Kadınlardan Neden Korkar – Jean Cournut

    Feminist Tarihyazımında Sınıf ve Cinsiyet – Leonore Davidoff, Ayşe Durakbaşa

    Feminist Teori: Amerikan Feminizminin Entellektüel Gelenekleri – Josephine Donovan

    Feminizm, Sosyalizm ve Eylemde Birlik – Sheila Rowbotham, Hilary Wainwright, Lynne Segal

    Halide Edip: Türk Modernleşmesi ve Feminizm – Ayşe Durakbaşa

    Hat / Kıbrıs'ta Kadınlar, Taksim ve Toplumsal Cinsiyet Düzeni - Cynthia Cockburn

    Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler: Çizgi Roman ve Fotoromanda Erkeklik Temsilleri Üzerine Denemeler – H. Bahadır Türk

    Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü: 1948’den Bugüne – Nadje SadigAl-Ali

    Kadın Bakış Açısından 1980’ler Türkiye’sinde Kadın – Şirin Tekeli

    Kadın Yurttaşın El Kitabı – Esra Güçlüer, Esra Koç

    Kadınlar Dile Düşünce – Jale Parla, Sibel Irzık

    Kadınların Sınıfı: Ücretli Ev Emeği ve Kadın Öznelliğinin İnşası – Aksu Bora

    Kadınlık mı Annelik mi? – Elizabeth Badinter

    Kaltak: Sıradışı Kadınlara Övgü – Elizabeth Wurtzel

    Kızların Sessizliği: Kız Enstitülerinin Uzun Tarihi – Elif Ekin Akşit

    Kürt Kadınların Penceresinden (Resmî Kimlik Politikaları, Milliyetçilik, Barış Mücadelesi) – Handan Çağlayan

    Manevralar: Kadın Yaşamının Militarize Edilmesine Yönelik Uluslararası Politikalar – Cynthia Enloe

    Mesafeyi Aşmak: Barış Mücadelesinde Kadınlar – Cynthia Cockburn

    Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik – Pınar İlkkaracan

    Nezihe Muhittin ve Türk Kadını: Türk Feminizminin Düşünsel Kökenleri ve Feminist Tarihyazıcılığından Bir Örnek – Ayşegül Balkan, Belma Ötüş-Baskett

    Öfkenin Şenliği- Jaklin Çelik

    Öykümü Kim Anlatacak– Şebnem İşigüzel

    Para ile Akraba: Kentsel Türkiye'de Kadın Emeği – Jenny B. White

    Sanat, Cinsiyet ve Sanat Tarihi: Feminist Eleştiri – Ahu Antmen

    Son Sömürge: Kadınlar – Maria Mies, Veronika Bennholdt-Thomsen, Claudia Von Werlhof

    Sürüne Sürüne Erkek Olmak – Pınar Selek

    Tamamlanmamış Devrim: Kadınların Yeni Rollerine Uymak – Gosta Esping Andersen

    Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti (Erkekler Devlet, Kadınlar Aile Kurar) - Serpil Sancar

    Türkiye’de Kadın Konulu Belgelerin Ulusal Bibliyografyası Dizisi 1: Kadın Konulu Kitaplar Bibliyografyası 1729-2002

    Vatan, Millet, Kadınlar – Ayşe Gül Altınay



    İMGE YAYINLARI

    Aykırı Kadınlar / Osmanlı'dan Günümüze Devrimci Kadın Portreleri – Hüseyin Aykol

    Kadının Konumu Nasıl Değişti: Feodalizmden Kapitalizme – Sheila Margaret Pelizzon

    Sendikacı Kadın Kimliği – Gülay Toksöz, Seyhan Erdoğdu




    İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ

    Osmanlı Döneminde Balkan Kadınları: Toplumsal Cinsiyet, Kültür – Amila Buturovic



    İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

    Kadınların En Güzel Tarihi - Françoise Heritier, Sylviane Agacinski, Nicole Bacharan, Michelle Perrot

    Kadınların Tarihi (5 cilt) – Michelle Perrot, Georges Duby (ed.)

    1.Cilt – Ana Tanrıçalardan Hristiyan Azizlere

    2.Cilt – Ortaçağın Sessizliği

    3.Cilt – Rönesans ve Aydınlanma Çağı Paradoksları

    4.Cilt – Devrimden Dünya Savaşına Feminizmin Ortaya Çıkışı

    5.Cilt – Yirminci Yüzyılda Kültürel Bir Kimliğe Doğru

    Tuhaf Bir Kadın - Leyla Erbil

    Türkiye’de Kadının Dünü Bugünü – Emel Doğramacı



    İTHAKİ YAYINLARI

    Kadınlık Yeniden: Çağdaş Psikanalizin Bakışı – Bella Habib (ed.)



    İZ YAYINLARI

    Emanetten Mülke: Kadın Bedeninin Yeniden İnşası – Nazife Şişman

    Global Konferanslarda Kadın Politikaları – Nazife Şişman

    Modern ve Postmodern Feminizm – Zekiye Demir



    KABALCI YAYINLARI

    Kadın Filozoflar 1, 2 – Marit Rullmann



    KADAV YAYINLARI

    Ataerkil Sistem: “Erkeklerin Dünyasında Yaşamak” – Kamla Bhasin, Nighat Said Khan

    Feminizm Üzerine: “Bazı Sorular” – Kamla Bhasin, Nighat Said Khan

    Şarkı Söylediğin Zaman – İnci Aral

    Toplumsal Cinsiyet: “Bize Yüklenen Roller” – Kamla Bhasin, Nighat Said Khan Kırmızı Kedi Yayınevi



    KADIN ÇEVRESİ YAYINLARI

    Feminizm – Andree Michel



    KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ

    Kadın: II. Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi 1908-1909 – Fatma Kılıç Denman

    Kadınların Dünyası: 1913-1921 (2 cilt) - Fatma B.Yılmaz, Tülay G. Demircioğlu



    KANAT YAYINLARI

    Beden-Emek-Tarih: Diyalektik Bir Feminizm İçin – Gülnur Acar-Savran

    Bedenin Farklı Halleri – Yaşar Çabuklu

    Eleştirel Feminizm Sözlüğü – Helena Hırata, Françoise Laborie, Helene Le Doare, Daniele Senotier

    Toplumsalın Sınırında Beden – Yaşar Çabuklu



    KALKEDON YAYIN

    Biyoloji Kader Olunca: Weimar ve Nazi Almanyası’nda Kadınlar – Renate Bridenthal (ed.)

    Cadılığın Tarihi: Ortaçağ’da Bilge Kadının Katli – Lois Martin

    Medyada Hegemonik Erkek(lik) ve Temsil – Ebru Tönel, İlknur Hacısoftaoğlu vd.

    Sosyalist Feminist Proje 1/2: Teori ve Politikanın Günümüz Okuması – Nancy Holmstorm



    KAVRAM YAYAINLARI

    Sevgi ve Politika: Radikal Feminist ve Lezbiyen Teoriler- Carol-Anne Douglas



    KAZANCI YAYINLARI

    Namus Cinayetleri: Töre Değil Ataerki – Av. Safiye Vardarlı



    KIRMIZI YAYINLARI

    Kadınların Dünyası – Alain Touraine



    KİTAP YAYINEVİ

    Bir Elde İğne Bir Elde Kitap: Şemseddin Sami ve Osmanlı Kadınları – Şemseddin Sami

    Doğu, Batı ve Kadın: Üç Kadın Seyyahımızın Kaleminden - Özlem Ezer

    Küresel Seks – Dennis Altman

    Nezihe Muhiddin / Bütün Eserleri – Yaprak Zihnioğlu



    KOÇ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI

    Birkça Arpa Boyu: 21. yya Girerken Türkiye’de Feminizt Çalışmalar – Pelin Özer, Serpil Sancar

    Türkiye'de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları (Eşitsizlikler Mücadeleler Kazanımlar) - Hülya Durudoğan

    Dönme Kadınlar (Toplumsal Cinsiyet, Kimlik ve Sınırlar) - Eric R. Dursteler



    KURALDIŞI YAYINEVI

    Fahişelik Dosyası - Kate Millett



    KÜLT NEŞRİYAT YAYINLARI

    Kişisel Olan Politiktir: Radikal Feminizm Üzerine – Carol Hanisch, Hanife Aliefendioğlu



    LİBERTE YAYINLARI

    Serbest Piyasa Feminizmi – David Conway

    Son Kadınlar - Necati Güngör




    LİTERA TÜRK YAYINLARI

    Tarih İçinde Görünürlükten Kadınların Tarihine: Amerikan Kadın Romanında Feminist Bilinç ve Politika - Sema Zafer Sümer



    LİTERATÜR YAYINLARI

    Avrupa Tarihinde Kadınlar – Gisela Bock



    METİS YAYINLARI

    Batman’da Kadınlar Ölüyor – Müjgan Halis

    Benden Önce Bir Başkası -Nurdan Gürbilek

    Bildiğimiz Kapitalizmin Sonu: Siyasal İktisadın Feminist Eleştirisi – J.K. Gİbson-Graham

    Bu Kâbuslar Neden Cemil?: Yeşilçam’da Erkeklik ve Mazlumluk – Umut Tümay Arslan

    Buradan Baktığımızda: Kadınların Militarizme Karşı Mücadelesi – Cynthia Cockburn

    Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar: Kimlikler ve Toplumsal Dönüşümler – Deniz Kandiyoti

    Cezayir’de Kadın Olmak – Halide Mesudi, Elisabeth Schemia

    Cinsiyet Belası: Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi – Judith Butler

    Çatışan Feminizmler: Felsefi Fikir Alışverişi – Judith Butler, Seyla Benhabib, Nancy Fraser

    Çok Tuhaf Çok Tanıdık: Vesikalı Yarim Üzerine – Nilgün Abisel, Nejat Ulusay (vd)

    Demokrasinin Cinsiyeti – Anne Phillips

    Direniş ve İtaat: İki İktidar Arasında İslamcı Kadın – Ruşen Çakır

    Erkeklik: İmkânsız İktidar: Ailede, Piyasada ve Sokakta Erkekler – Serpil Sancar

    Eşcinsel Kadınlar – Cenk Özbay, Serdar Soydan

    Fahişeliğin Öbür Yüzü: Onbeş kadının Tanıklığı – Fügen Yıldırım

    Feminist Bir Devlet Kuramına Doğru – Catharine A. Mackinnon

    Feminizm ve Doğaya Hükmetmek – Val Plumwood

    Film Dilinde Mahrem: Ulusötesi Sinemada Kadın ve Mekân Temsili – Sezer Pekerman

    Harem ve Kuzenler – Germaine Tillion

    Hayat Yolları – Alice Miller

    Hayatımı Yaşarken (2 cilt) – Emma Goldmann

    İktidarın Mahremiyeti (İstanbul'da Hayat Kadınları, Seks İşçiliği ve Şiddet) - Aslı Zengin

    Kadın Argosu Sözlüğü – Filiz Bingölçe

    Kadın Hareketinin Kurumlaşması: Fırsatlar ve Rizikolar – Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

    Kadınlara Karşı Savaş – Marilyn French

    Kadınların Belleği: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

    Kadınlığın 21 Hikâyesi: Murathan Mungan’ın Seçtikleriyle – Murathan Mungan (hz)

    Kadınsız İnkılâp: Nezihe Muhittin, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği – Yaprak Zihnioğlu

    Kendine Ait Bir Oda – Virginia Woolf

    Kör Ayna, Kayıp Şark: Edebiyat ve Endişe – Nurdan Gürbilek (deneme)

    Kültür Fragmanları: Türkiye'de Gündelik Hayat – Deniz Kandiyoti, Ayşe Saktanber

    Lubunya: Transseksüel Kimlik ve Beden – Selin Berghan

    Osmanlı Kadın Hareketi – Serpil Çakır

    Örtülü Kimlik: İslamcı Kadın Kimliğinin Oluşum Öğeleri – Aynur İlyasoğlu

    Peruk Takan Kadınlar – Kutluğ Ataman

    Rüyanın Öte Yakası - Ursula K. Le Guin

    Sıcak Yuva Masalı: Aile İçi Şiddet ve Cinsel Taciz – Pınar İlkkaracan, Leyla Gülçür, Canan Arın

    Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi

    Siyaset ve Cinsiyet: İstanbul Gecekondularında Kadınların Siyasal Katılımı – Heidi Wedel

    Tarihin Cinsiyeti – Fatmagül Berktay

    Tecavüz: Cinsel Şiddeti Anlamak – Diana Scully

    Tektanrılı Dinler Karşısında Kadın – Fatmagül Berktay

    Toplumsal Cinsiyet ve Bilim Üzerine Düşünceler – Evelyn Fox Keller

    Türkiye'de Refah Devleti ve Kadın - Adem Yavuz Elveren, Saniye Dedeoğlu

    Sömürgeci Fanteziler: Oryantalist Söylemde Kültürel ve Cinsel Fark – Meyda Yeğenoğlu



    NEMESIS KITAP

    Kadın Krallığı (Son Anaerkil Toplum) - Ricardo Coler



    NAOS YAYINLARI

    Medyada Cinsiyet Streotipleri: Toplumsal Cinsiyet ve İletişim – Serdar Kaypakoğlu



    NOTABENE YAYINLARI

    21. Yüzyıl Feminizmine Doğru (Neoliberalizmin Ötesinde Bir Kadın Hareketi İçin Tartışmalar) - Kolektif

    Alis, Harikalar Diyarı'ndan Tüymüş Bulunuyor / Kadınlardan Gülümseyen Öyküler - Kolektif

    Feminist Dergisi Tüm Sayılar Tıpkıbasımı - Kadın Kültür İletişim Vakfı

    Vejetaryen Külkedisi (Büyüklere Gerçekçi Bir Masal) – Nunila Lopez

    Yazko Somut 4. Sayfa - İlk Feminist Yazılar - Stella Ovadya (ed.)




    ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI

    Kadın Filozoflar Tarihi – Ingeborg Gleichauf



    ÖZNE YAYINLARI

    Erkek Aşkının Ötesinde - Lillian Federman



    OTONOM YAYINLARI

    Caliban ve Cadı (Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim) - Silvia Federici

    Feminist Öznelerin Kuruluşu: Kathi Weeks

    Uyanış ve Seçme Öyküler – Kate Chopin



    PAPİRÜS YAYINLARI

    Alt Tarafı Bir Film (mi?)/Kadın Bakış Açısıyla Film İzlemek – Tülin Tankut



    PAYEL YAYINLARI

    Bilim ve Cinsiyet Ayrımı – Evelyn Reed

    Bilimde Cins Ayrımı – Evelyn Reed

    Cinsel Politika – Kate Millet

    Cinselliğin Diyalektiği ve Kadın Özgürlüğü Davası – Shulamith Firestone

    Cinsiyetler Arasında İşbirliği – Alfred Adler

    Kadın: İkinci Cins (1, 2, 3) - Simone de Beauvoir

    Kadın Bilinci Erkek Dünyası – Sheila Rowbotham

    Kadın Saçı, Büyü ve Türban – Yıldız Yıldız

    Kadınlığımın Hikayesi * Simone de Beauvoir

    Kadının Evrimi, Anaerkil Klandan Ataerkil Aileye (2 cilt) – Evelyn Reed

    Kadının Gizlenmiş Tarihi - Sheila Rowbotham

    Kadının Ruhsal Yapısı – Karen Horney

    Kadının Yazısız Tarihi – Yıldız Yıldız

    Kadınlar, Direniş ve Devrim - Sheila Rowbotham

    Sokak Kadınları – Kate Millett

    Tanrılar Kadınken – Merlin Stone



    PENCERE YAYINLARI

    Cinselliği Biten Kadın – Germain Greer

    Feminizm ve Ezilmenin Çelişkileri – Caroline Ramazanoğlu

    Günümüzde Kadına Uygulanan Baskı: Marksist Feminist Çözümlemede Sorunlar – Michele Barrett

    İğdiş Edilmiş Kadın – Germain Greer

    Kadın ve Eşitlik – Ann Oakley, Juliet Mitchell

    Kadınlar ve Perestroyka – Chanie Rosenberg

    Kadın Gözüyle Batı Avrupada Fahişeliğin Tarihi- Jess Wells

    Sınırsız Feminist: Clara Zetkin – Gilbert Badia

    Tarsus’un Kırmızı Kilimleri: Bir Kadının 1909 Ermeni Katliamı Tanıklığı - Helen D. Gibbons

    Üçüncü Dünyada İkinci Cins – Miranda Davies




    PERİ YAYINLARI

    Kadın Sineması – M. Şehmus Güzel




    PHOENİX YAYINLARI

    Edebiyatımızda Kadın Yazarlar Sözlüğü – Neriman Ağaoğlu, Zerrin Saral

    İzmir Yahudi Cemaati Kadın Kimliği- Hale Okçay

    Tarihten Gizlenenler: Gey ve Lezbiyen Tarihine Yeni Bir Bakış - Martha J. Vıcınus, Martin Bauml Duberman, George Chauncey Jr




    POSTİGA YAYINLARI

    Namusun Halleri – A. Nevin Yıldız Tahincioğlu




    SAF YAYINCILIK

    Baş Düşman: Patriyarkanın Ekonomi Politiği - Christine Delphy



    SARMAL YAYINLARI

    Feminist İktisadın Bakışı – Ufuk Serdaroğlu



    SAY YAYINLARI

    Feminist Edebiyat Eleştirisi – Maggie Humm

    Feminizmin ABC’si – Necla Arat (simavi yayınlarında da var!)

    Kadınların Gündemi – Necla Arat



    SAYFA6 YAYINLARI

    Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği – Deniz Özturhan



    SEL YAYINLARI

    Amerikalı Anarşist Voltairine de Cleyre'nin Yaşamı - Paul Avrich

    Aşkın "L" Hali - Kolektif

    Bitmeyen Savaşım: Kadın Hareketleri Tarihi – Süheyla Kadıoğlu

    Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu – Valerie Solanas

    Felsefe-i Zenan (Letaif-i Rivayat/3. Cüz) - Ahmet Mithat Efendi

    Foucault ve Derrida’da Feminizm ve Ayırım – Roy Boyne

    Gey ve Lezbiyen Yazını – Hugs Stevens

    Görgülü ve Bilgili Bir Burjuva Kadınının Mektupları - Kolektif

    İslamcı Kadının Aynadaki Sureti – Hülya Demir

    İşte Böyle Güzelim - Ayşe Gül Altınay, Esin Düzel, Hülya Adak, Nilgün Bayraktar

    Kadın Araştırmalarında Yöntem – Serpil Çakır, Necla Akgökçe

    Kendimizi Savunurken – Rosalind Wisemand

    Kukular Kitabı Juan Manuel de Prada

    Orgazmın Tarihi - Robert Muchembled

    Öteki Erkekler – Aras Güngör

    Toplumsal Cinsiyet Yanılsaması – Cordelia Fine

    Ütopyanın Kadınları Kadınların Ütopyası – Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz

    Yeni Bir Çağ Hayali: Yirminci Yüzyılı Yaratan Kadınlar - Sheila Rowbotham

    Yerli Bir Feminizme Doğru – Aynur İlyasoğlu, Necla Akgökçe (hzl.)




    SENTEZ YAYINLARI

    Aristoteles Yazıları - Feminizm ve Aristotelesçi Feminizm Üzerine - H. Nur Beyaz Erkızan



    SİYAHBEYAZ YAYINLARI

    "Sığınan" Kadın Fotoğrafları - Ayşe Küçükkurt

    Siyasetin Savurduğu Kadınlar – Günseli Özkaya



    SİYAH-PEMBE-ÜÇGEN

    80’lerde Lubunya Olmak – derleme

    90’larda Lubunya Olmak - Yavuz Cingöz, Erdem Gürsu



    SOKAK KİTAPLARI

    Anaerkil Toplumlar: Kadınların Görünmeyen Tarihi - Hikmet Durukanoğlu

    Çağların Değişmeyen Esareti: Fuhuş - Kurtuluş Tayanç Çalışır



    SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI (SAV) YAYINLARI

    Hane, Devlet, Piyasa: Kadın Emeği ve Sosyal Politikalar Bağlamında Cinsiyetleştirilmiş Bütçe- Özgün Akduran

    Kapitalizm, Ataerkillik ve Kadın Emeği: Türkiye Örneği – Saniye Dedeoğlu, Melda Yaman Öztürk



    SOSYALİST YAYINLAR

    Kadınlar, Irk ve Sınıf – Angela Davis



    SU YAYINEVİ

    Evlerimizdeki Gündelikçi Kadınlar Cömert "Abla"ların Sadık "Hanım"ları – Helga Rittersberger Tılıç, Sibel Kalaycıoğlu

    Kutsal Fahişeden Bakire Meryem’e: Toprak ve Kadın – Emre Caner



    TARİH VAKFI YAYINLARI

    Modernleşmenin Eşiğinde Osmanlı Kadınları – Madeline C. Zilfi



    TELOS YAYINLARI

    Kadınların Özgürleşmesi Üzerine – Marc Sautet



    TİMAŞ YAYINLARI

    Çapraz Ateşte Bir Kadın: Suriye Devrim Günlükleri – Samar Yazbek

    Dağın Ardına Bakmak - Bejan Matur

    Duvarların Arkasında: Müslüman Ülkelerde Kadın – Ayşe Böhürler



    TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM YAYINLARI

    Toplumsal Cinsiyet Yazıları: Kadınlara Dair Birkaç Söz – Şengül Hablemitoğlu



    TURKUAZ KİTAP

    Kadın ve Mekan (Tutsaklık mı Sultanlık mı?) - Ayşe Akpınar, Gönül Bakay, Handan Dedehayır



    TÜSTAV YAYINLARI

    Kızıl Feministler: Bir Sözlü Tarih Çalışması – Emel Akal (yeni baskı İletişim’den)



    ÜTOPYA YAYINLARI

    Bedenler, Dinler ve Toplumsal Cinsiyet – Sylvia Marcos

    Kadın, Küreselleşme ve ‘Yeni’-Ataerki – Sibel Özbudun, Temel Demirer

    Kadın Sözleri – Patricia Latour

    Kadın Yazıları – Sibel Özbudun, Temel Demirer



    VARLIK YAYINLARI

    Cins Cins Mekân – Ayten Alkan

    Cinsiyet Halleri – Nil Mutluer

    Sürgün Kadınlar – Mahnaz Afkhami



    VERSUS YAYINLARI

    Sultana’nın Rüyası Padmarag: Tarihin İlk Feminist Ütopyaları – Emre Mahir

    Sylvia Pankhurst – Mary Davis



    YAPI KREDİ YAYINLARI

    Başkalık Deneyimi – Zeynep Direk

    Cinsiyetli Olmak – Zeynep Direk

    Cogito: Feminizm (Sayı: 58)



    YAPRAK YAYINLARI

    Psikanaliz ve Feminizm – Juliet Mitchell



    YAZIN DERGİSİ YAYINLARI

    Feminizm ve Sosyalizm – Anja Meulenbelt



    YENİ İNSAN YAYINLARI

    Kadınlar Ekolojik Dönüşümde – Emet Değirmenci




    YORDAM YAYINLARI

    Kadının Görünmeyen Emeği – Gülnur Acar-Savran, Nesrin Tuna Demiryontan

    Genç Kız ve Ölüm – Aysel Özakın (roman)



    YURT KİTAP

    Peçenin Arka Yüzü: Ortadoğu’da Fuhuş Sektörü – John R. Bradley



    DERGİLER

    11. Tez Kitap Dizisi Sayı: 9 Marksizm ve Feminizm

    Amargi Dergi

    Cin Ayşe (fanzin)

    Cogito: Feminizm ve Hukuk, Sayı: 43, 2005

    Cogito: Feminizm, Sayı: 58, Bahar 2009

    Doğu Batı Dergisi: Toplumsal Cinsiyet, S: 63

    Fe Dergi

    Felsefelogos Dergisi: Feminist Felsefe, Sayı:15, Ağustos 2001

    Feminist Politika

    Hürriyet Gösteri Dergisi, Feminizm Nedir Ne Değildir?, Sayı:32, 1983

    Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar

    Kürt Solu 9: Kadın Dosyası – Savaş Keskin, Özlem Kaşıkkırmaz

    Mesele, Sayı: 27, Mart 2009

    Mimesis Tiyatro, Çeviri Araştırma Dergisi, Sayı: 12, Feminist Tiyatro Özel Sayısı

    Notos Dergisi 42: Virginia Woolf (2013)

    Özne Felsefe Dergisi: Feminizm ve Felsefe, S. 18

    Toplumbilim Dergisi Feminist Eleştiri Özel Sayısı, Mayıs 2002

    Toplumsal Tarih, Sayı: 87, Mart 2001

    Yapıt, Kadın Sorunu Özel Sayısı, Sayı: 9, Şubat-Mart 1985

    https://ar-ar.facebook.com/...m/10151916176668817/
  • Peygamberimiz (asm)'in eşleri şunlardır:

    1. Hz. Hatice (ra);
    2. Hz. Sevde binti Zem’a (ra);
    3. Hz. Aişe (ra);
    4. Hz. Hafsa binti Ömer (ra);
    5. Hz. Zeynep binti Huzeyme (ra);
    6. Hz. Zeyneb binti Cahş (ra);
    7. Hz. Ümmü Seleme (ra);
    8. Hz. Ümmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (ra);
    9. Hz. Cüveyriye binti Hâris (ra);
    10. Hz. Safiyye binti Huyey (ra);
    11. Hz. Mâriyetü’l-Kıbtiyye (Ümmü İbrahim) (ra);
    12. Meymûne binti Hâris (ra).

    Peygamberimiz (asm)'in evliliklerini nefsanî ve şehevanî telâkki eden, eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaletine verilen kesin ve susturucu cevap, Üstad Bediüzzaman'ın izahıyla özetle şudur:

    Evliliğin iki ana gayesi vardır. Biri neslin çoğalması, diğeri şehevanî duyguların meşru dairede tatmin edilmesidir. Neslin çoğalması evliliğin illeti, yani en öncelikli gayesidir. Nefsanî arzuların tatmini ise o vazifeyi gördürmek için yaratıcı tarafından verilmiş cüzi bir ücrettir. Tıpkı şahsi hayatın devamı için yemeğin içine konulan lezzet gibi.

    Gerek tarihî açıdan, gerekse insan yaratılışı açısından Peygamberimiz (asm)'in evliliklerini incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

    Yirmi beş yaşına kadar, gençliğinin en heyecanlı çağında kavmi içinde bekar yaşamış ve hiçbir kadınla ilişkiye girmemiş, iffet sahibi olduğu, dost ve düşmanın ittifakıyla sabit olmuştur. Hatta kavmi ona her yönüyle güvenilen biri olarak "Muhammedü'l-Emîn" unvanını vermişlerdi.

    Oysa içinde bulunduğu toplum, çok kadınla münasebeti normal addediyordu. Buna rağmen o, gerek yirmi beş yaşına kadar ve gerekse daha sonraki hayatında, pek çok hem de bakire kızla hayatını birleştirebilirdi. Ancak o, böyle yapmayıp kendisinden on beş yaş büyük, kırk yaşında dul bir kadınla evlenmiştir. Hem de bu evliliği eşi vefat edene kadar tam yirmi beş yıl sürmüştür. Yani elli yaşına kadar tek ve dul bir hanımla yetinmiştir.

    Onun evliliklerinde nefsaniyet olmadığının bir delili de, müşriklerin davasından vazgeçmesi için yaptıkları teklife verdiği cevapta saklıdır.

    Müşrikler, amcası Ebu Talip'e gelip, "Yeğenin eğer başımıza reis olmak istiyorsa onu reis yapalım veya en güzel kız ve kadınlarımızı ona verelim. Ta ki, bu davadan vazgeçsin." dediler. Amcası bu teklifi ilettiğinde Efendimiz (a.s.m) şu karşılığı verdi:

    "Ey amca! Eğer sağ elime güneşi, sol elime de ayı koysalar vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem."

    Bu cevap onun neyin peşinde olduğunu, kadın gibi, reislik gibi insanların değerli addettikleri şeylerin onun nazarında ne kadar değersiz olduğunu ispata yeter.

    İkinci evliliği ise Hz. Hatice'nin vefatından sonra yine yaşlı ve dul bir kadınla, Hz. Sevde ile olmuştur.

    Hz. Sevde ile de üç yıl yaşadıktan sonra, yaklaşık elli dört yaşına kadar hep tek kadınla yaşamıştır. İlginçtir ki, onun çok kadınla evliliği hayatının bundan sonraki son on yılı içinde gerçekleşmiştir. Bu gerçekler karşısında, evliliklerinde şehvani ve nefsanî arzuların tatmin gayesini aramak, insan tabiatını ve tarihî gerçekleri inkâr etmekle mümkündür. Ve bu yaklaşım asla insaflı ve mantıklı bir yaklaşım sayılamaz. Olsa olsa kasıtlı bir karalama maksadı taşır.

    Hayatının son yıllarına rastlayan evliliklerinde, yukarıda zikredilen evliliğin dayandığı her iki gayenin, neslin çoğalması ve nefsanî arzuların tatmininin bulunmadığını görürüz. Zira nesli, ilk eşi Hz. Hatice'den devam etmiştir. Daha sonraki evliliklerinde çocuğu olmamıştır. Sadece Mısır'lı Mariye'den İbrahim dünyaya gelmişse de bir buçuk yaşında vefat etmiştir.

    Görüldüğü gibi evliliklerin ana gayesi olan neslin çoğalması, tarihî bir gerçek olarak Hz. Hatice'nin dışındaki evliliklerinde yoktur. Geriye evliliğin ikinci derecedeki gayesi kalıyor, yani nefsanî ve şehevanî duyguların tatmini. Peygamberimiz (asm)'in çok kadınla evliliğinde gerek fıtrat ve gerekse tarihî gerçekler açısından bu gayenin aranamayacağını gördük. Zira bir insanın nefsanî ve şehevanî arzularının en ateşli ve uyanık bulunduğu şüphesiz on beş-kırk beş yaş dönemidir.

    Şâyet Hz. Peygamber, bu dönemde birçok güzel kadınla evlenmiş, sonradan onları terkedip daha başka genç güzel kadınlar almış olsaydı, şehvanî hisleri tatmin yolunda ileri sürülen iddialar, bir dereceye kadar haklılık kazanmış olurdu. Oysa o böyle yapmamış, tam tersine hayatının son on yılı içinde (53-63) aralarında Ümmü Seleme gibi yaşça ilerlemiş ve birçok çocuğu olanlar da dahil, aldığı hanımları ileri yaşlarda ve dul olarak almıştır. Meselâ, Hz. Sevde elli üç yaşında ve dul. Hz. Zeyneb binti Huzeyme, elli yaşında ve dul. Ümmü Seleme dört çocuklu ve altmış beş yaşında bir dul. Ümmü Habibe dul ve elli beş yaşında, Meymune iki çocuklu ve dul.

    Bir başka tarihî gerçek de şudur: Bu hanımlardan eceli gelip ölenlerin dışında hiçbirisinden de ayrılmayı düşünmemiştir.

    Gençlik çağı geçtikten sonra nefsanî ve şehvani arzularda gerileme olduğu inkâr edilemez bir fıtrat kanunu ve yaratılış gerçeğidir.

    İşte Peygamber Efendimiz (asm)'in çok evliliklerini tahlil ettiğimizde karşımıza bu ibretli tablo çıkmaktadır.

    Özetle ifade edecek olursak, on beş-kırk beş yaş dönemindeki evliliklerde nefsanî ve şehevanî gaye aranabilir. Oysa Efendimiz (asm), bu dönemde genç ve bakire kızlar ve kadınlarla evlenmemiştir. Tam tersine kırk yaşında, üstelik dul bir kadın olan, Hz. Hatice ile evlenmiştir. Ve bu evliliği Hz. Hatice'nin vefatına kadar sürmüştür.

    Çok evlilikleri, nefsanî duyguların büsbütün gerilemeye yüz tuttuğu elli üç yaşından sonraki dönemde gerçekleşmiş olduklarına göre, bu evliliklerde mantığın gereği olarak başka gayeler aramak zaruridir. Bu sadece aklın ve mantığın değil, insan tabiatının ve insaflı bir değerlendirmenin de zorunlu bir gereğidir.

    Ezvac-ı Tahirat Okulu

    Medine dönemi, İslâmî hükümlerin yoğun biçimde geldiği ve Resulullah tarafından ümmete öğretildiği dönemdir. Erkek sahabeler Mescid-i Nebevi'de her zaman Resulullah'ı görüp, müşkillerini sorup cevaplarını alabiliyorlardı. Neyi, niçin ve nasıl yapacaklarını kolaylıkla öğrenebiliyorlardı. Hanımlar için bu konu o kadar kolay olmuyordu. Onların da soracakları öğrenecekleri vardı. Bu maksatla hanımlar durumu Resulullah'a arzederek, kendileri için Hane-i saadettte haftanın bir gününü ayırmasını istediler. Resulullah, onların bu teklifini kabul etti. Ve hanımlar haftanın bir günü Efendimiz'le bir araya gelip, sorularını sorup dini ahkama dair cevaplarını alıyorlardı.

    Böyle bir ders sırasında hanımlar Efendimiz'le bir arada iken, enteresan bir hadise cereyan etti. Bir ara hanımlar kendi aralarında konuşmaya başladılar. Sesleri normalden fazla yükselmişlerdi. Birbirlerine cevap yetiştiriyorlardı. O sırada kapının önünden geçmekte olan Hz. Ömer, Resulullah'ın huzurunda gürültülü konuşulmasından rahatsız olup, kapıyı çaldı. Kapıyı aralar aralamaz, onu gören hanımlar hemen sesi soluğu kesip, kendilerine çekidüzen verdiler. Hz. Ömer, bu durumdan da rahatsız oldu ve:

    "Hanımlar, bu nasıl iş, benden çekiniyorsunuz, ama Resulullah'ın huzurunda gürültülü konuşmaktan sakınmıyorsunuz?" diye kadınları ikaz etmekten kendini alamadı. Bunun üzerine hanımlar, içten gelen bir itirafta bulundular:

    "Ya Ömer sen çok sertsin. Resulullah öyle değil." diye karşılık verdiler.

    Her şeyini Resulullah uğruna feda eden Hz. Ömer, onunla ters düşmüş olmaktan hoşnut olmadı. Bunu farkeden Gönüller Sultanı araya girerek:

    "Ya Ömer, sen geniş bir caddede yürüsen şeytan da karşıdan gelse seni görüp yolunu değiştirir." diyerek gönlünü aldı. İşte hane-i Saadet, bir nevi hanımlar okulu olmuştu. Özellikle Efendimizin hanımları bu okulun devamlı öğrencileri, bir manada öğretmenleri idi. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Raşit Küçük bu hususu şöyle dile getirir:

    "İslâmın hükümleri hem erkek, hem de kadın cinsini kapsayıcı niteliktedir. Fakat sadece erkeklere ve sadece kadınlara yönelik hükümler de vardır. Hz. Peygamber genel hükümlerin veya erkeklerle ilgili hükümlerin öğretilmesi hususunda fazla sıkıntı çekmiyordu. Çünkü onlar kendi cinsleriydi. Kadınlarla ilgili ahkamın öğretilmesinde, yaşanmasında ve yaşatılmasında müşküllerin halli ve soruların cevaplandırılmasında kadınlardan faydalanmak mecburiyetindeydi. Peygamber Efendimizin değişik yaş ve kabiliyetteki hanımları mümin hanımlar için bir eğitim-öğretim kadrosu niteliği taşıyordu. Âdeta, evleri bir mektep, onlar da bu mektebin eğitimcileriydiler. Peygamber Efendimizin vefatından sonra da bu durum canlılığını koruyarak, hatta artarak devam etmiştir." (1993, İzmir, Ebedî Risalet Sempozyumu Tebliği)

    Aslında Resulullah'ın Medine'de Mescid-i Nebevinin civarında bulunan okulu iki bölümden oluşuyordu. Biri, erkek sahabelerden oluşan "Ashab-ı Suffe Okulu" diğeri, hanımlardan oluşan, "Ezvac-ı Tahirat Okulu"

    Gerçekten, İslâmî hükümlerin doğrudan doğruya Resulullah'tan öğrenilip, ümmete ders verilmesinde Ezvac-ı Tahirat'ın haneleri bir okul, kendileri de o okulun hem daimî öğrencileri hem de öğretmenleri idiler. Bu görev, yukarıda da belirtildiği gibi, Efendimizin ahirete intikalinden sonra da devam etmiştir. Suffe Okulunun önde gelen "Demirbaş bir talebesi" ve bütün hayatını hadislerin muhafazasına vakfeden, bu hizmeti yerine getirirken hafızasının kuvvetlenmesi için Resulullah'ın duasına mazhar olan Ebu Hureyre olduğu gibi, Ezvac-ı Tahirat okulunun önde gelen birinci talebesi de zeka, hafıza ve kavrayış gibi üstün kabiliyetlere sahib olan Efendimizin biricik eşi, Hz. Aişe'dir. Nitekim, "Muksirun" diye anılan en çok hadis rivâyet eden sahabelerin başında 5.374 hadisle Suffe okulunun baş öğrencisi Ebu Hureyre geldiği gibi, dördüncü sırada 2.210 hadisle de "Ezvac-ı Tahirat Okulu"nun öncüsü Hz. Aişe gelir.

    Evet, İslâm, en son ve en mükemmel din olarak, insan hayatının bütün safhalarına ait, değişik derecede öneme haiz hükümler getirmiştir. Bu hükümlerin tesbiti, tâlimi ve hayata intikali Asr-ı Saadetin en öncelikli ve önemli hizmeti idi. Çünkü hayatın her anında ve her safhasında Allah'ın razı olacağı tarz ve şekil , yani dinin kendisi tesbit ediliyordu.

    Bu gerçeğin idraki için kaynaklara eğildiğimizde, karşımıza, bu müminlerin anneleri ile bu "Ezvac-ı Tahirat" eliyle muhteşem bir hükümler ve sırlar hazinesi çıkıyor. Ve bu hazinenin ümmete açılması gibi kutsal bir görev, bu evliliklerin şaşmaz gayesi olarak beliriyor.

    Diyebiliriz ki, bu hanımları, özellikle bunlar arasında çok özel bir yeri olan Hz. Aişe'yi devreden çıkaracak olsak, İslâm dininin neredeyse yarısı kadar olan bir hükümler manzumesini de yok farzedecektik!..
  • titrek ellerle bir ipi yakalamak istemezsiniz siz: ve b i l m e c e y i ç ö z e b i l d i ğ i n i z zaman s o n u ç ç ı k a r m a k t a n nefret edersiniz.
  • Kur'ân-ı Kerim'in on ikinci sûresi. Yüz on bir âyet, bin yedi yüz altı kelime, yedi bin yüzaltmış altı harftir. Fâsılası nun, mim, ra, lâm ve elif harfleridir.

    Sûre, Mekke döneminin sonlarında, Kureyş'in Hz. Peygamber'i öldürme, sürgün etme veya hapsetmeyi planladığı bir dönemde nâzil oldu. Müşrikler, yahudi bilginlerinden öğrendikleri üzere, Hz. Muhammed'e, "Madem ki Allah sana herşeyi öğretiyor, o halde bize haber ver; İsrailoğulları niçin Mısır'a gidip yerleştiler?" diye, bir soru sordular. Onların düşüncesine göre Muhammed (s.a.'s) bu soru karşısında sıkışıp kalacak, doğru dürüst cevap veremeyecekti. İşte Yûsuf sûresi bu olay üzerine nazil oldu ve Hz. Peygamber hemen orada onların sorusunu da aydınlatan Yusuf sûresini okudu; onların tüm planlarını alt üst etti. Adını, başından sonuna kadar Hz. Yûsuf'un kıssasını konu aldığı için onun adından almıştır.

    Sûre, indiriliş sebebinden de anlaşıldığı gibi, okuma yazması olmayan, tarih okumamış, peygamberlerin kıssalarının anlatıldığı kutsal kitaplardan herhangi birini görmemiş, bu konuda bir bilgisi olmayan Hz. Muhammed'in dilinden bir çırpıda 2000 yıl öncesinin bir olayını ayrıntısıyla haber vermekle O'nun peygamber olduğunu ortaya koyuyor, bu konudaki şüpheleri ortadan kaldırıyordu. Aynı zamanda kıssa, Hz. Peygamber'e de, verdiği mücadelede kendisine çok benzeyen Hz. Yûsuf'un mücadelesini örnek vermekle, bu zorlukların sadece kendi başına gelmediğini; yakınları tarafından dışlanmanın, sürgün edilmenin, zindana atılmanın peygamberliğin doğal sonuçları olduğunu anlatıyor; ancak düşmanlıkların peygamberlere zarar veremeyeceği, sonuçta üstün geleceklerin onlar olduğunu müjdeliyor; Hz. Peygamber'in gelecek için beslediği endişeleri ortadan kaldırıyor. Müşriklere ise şu mesajı veriyor: Eğer siz de Yûsuf'un kardeşleri gibi onu kıskanıp düşman olur, aleyhinde düzdüğünüz planlarınızı yürürlüğe koyarsanız, ona hiçbir zarar veremezsiniz; Yûsuf un kardeşleri gibi bir gün ona muhtaç olur, ona boyun bükersiniz; onun için bu kıssadan ibret alın ve düşmanlıklardan vazgeçin.

    Allah'ın, "kıssaların en güzeli" olarak tanıttığı Hz. Ysuf kıssası sûrenin tamamını içine alıyor. Ayrıntısıyla açıklamaya geçmeden önce coğrafi ve tarihsel olarak olayın nerede ve ne zaman geçtiğini tespit etmek gerekir. Hz. Yûsuf Hz. İbrahim'in torunudur, babası ise Hz. Yakup'tur. Yûsuf'un ileride vezir olacağı Mısır Krallığını yönetenler tarihte Hiksoslar olarak bilinir. Aslen Arap ırkından olan ve XXX M.Ö. 2000 yıllarında Suriye Filistin'den göç eden bu Hiksoslara İslâm tarihçileri Amalikliler adını vermektedir. Hz. Yûsuf Mısır'a götürülüp genç yaşında Devlet Başkanı olmasıyla birlikte Suriye-Filistin yöresinde yaşayan kendi kabilesi İsrailoğullarını da Mısır'a getirtmiş ve orada üstün bir konuma kavuşturmuştu. Daha sonra ise İsrailoğulları yönetimi tamamen ele geçirmiş, ancak yerlilerin ayaklanması sonucunda iktidarı kaybedip Firavun'lar döneminde ezilen bir konuma düşmüşlerdi. Hz. Mûsa işte bu dönemde onların başına geçti. Hz. Yûsuf otuz yaşından yüz on yaşına kadar iktidarda kaldı. Kitab-ı Mukaddes'e göre vefatından önce akrabalarına şu vasiyyette bulunmuştu: "Bu ülkeden atalarınızın ülkesine döndüğünüzde kemiklerimi alıp beraberinizde götüreceksiniz." Öldüğünde vasiyyeti uyarınca mumyalandı ve dediği yapıldı...

    Bu ön açıklamadan sonra sûrenin açıklamasına geçebiliriz:

    Kur'ân'ın Arapça olarak apaçık bir şekilde indirildiği (1, 2) belirtildikten sonra; Hz. Muhammed'in haberdar olmadığı bir kıssanın anlatımına geçiliyor. Yûsuf Hz. Yakub'un on iki oğlundan on birincisi idi ve kendisinden küçük olan Bünyamin adındaki kardeşiyle birlikte babasının dördüncü hanımından olma idi. Büyük kardeşleriyle aynı babadan, farklı analardan doğmuştu. Küçük olmaları, ruhen ve bedenen diğer ağabeylerinden güzel olmaları sebebiyle babası bu iki küçük oğlunu diğerlerinden daha fazla seviyor, bu yüzden de diğer kardeşleri onu kıskanıyor ve bu sevgiyi çekemiyorlardı. Zamanla bu kıskançlık onları babalarına ve kardeşlerine karşı düşman hale getirdi. İşte bu haldeyken,Yûsuf bir rüya gördü: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, güneşi ve ayı gördüm, onlar bana secde ediyorlardı" (4). Peygamber olan, ilim sahibi babası rüyayı yorumladı: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma; yoksa onlar sana bir tuzak düzenleyecekler. Çünkü şeytan insan için apaçık bir düşmandır" (5). Ve Yakup onun seçkin kılınacağını, ona bilgi verileceğini ve kendisi büyük nimete (iktidar ve peygamberlik) kavuştuğu gibi onun sayesinde kendilerinin de bu nimetten istifade edeceklerini anlattı.

    Kardeşleri kıskançlıklarından dolayı Yûsuf'u ortadan kaldırmaya karar verdiler ve sonuçta onu öldürmeyip insanların gelip geçtiği bir kuyunun (boş bir kuyu) dibine atmayı planladılar. Ancak babaları onlara güvenmediği için önce onlarla birlikte göndermek istemedi ve korkusunu dile getirdi: "..siz ondan habersizken onu kurdun yemesinden korkarım" (13). Hz. Yakub'un bu endişesi onlara bir mazeret, yalan oldu ve kuyuya attıktan sonra ağlayarak geri döndüler. Yırtıp parçaladıkları Yûsuf'un gömleğine de kan bulaştırarak babalarının yanına varıp, kendileri yarış yaparken eşyalarının başına bıraktıkları Yûsuf'u kurdun yediği yalanını söylediler; kurtarabildikleri ise onun kanlı gömleğiydi. Yakub onların yalanına inanmadı ama yapacak birşey yoktu;

    "Bundan sonra bana düşen güzel bir sabırdır. Sizin bu uydurduklarınıza karşı yardım istenecek olan Allah'tır" (18).

    Bir kafile kuyuya saldıkları kova ile su yerine bir çocuk çıkardıklarında sevindiler ve gittikleri Mısır'da onu köle olarak sattılar. Yûsuf'u satın alan Mısır kralı idi. Yûsuf sarayda iki üç yıl içinde büyüdü, ergenlik çağına vardı. Çok güzel olmasından dolayı Kralın hanımı ona göz dikti ve bir gün kapıları üzerine kapatarak onu kendisiyle olmaya çağırdı. Yûsuf; "...Allah'a sığınırım, benim Rabbim bana güzel bir yer vermiştir. Gerçek şu ki zalimler kurtuluşa ermezler" (23) diye ona karşı çıktı ve kapıya doğru kaçtı, kadın da ardından koşup çekti ve gömleğini parçaladı. Tam o anda kapıda görünen Kral durumu gördü. Kadın hemen bir komployla kendini kurtarmak istedi: Âilene kötülük isteyenin zindana atılmaktan ya da acıklı bir azabtan başka cezası ne olabilir?" (25). Yûsuf, saldıranın kendisi değil kadın olduğunu söylediyse de ilk anda kimseyi inandıramadı ve mahkemeye çıkarıldı. Bilirkişi, yırtılan gömlekten yola çıkarak, gömlek arkadan yırtıldığı için Yûsuf'un masum olduğuna karar verdi. Kral saraydaki bu skandalın duyurulmamasını isteyerek, "Yusuf, sen bundan yüz çevir (bunu anlatma, affet, bir daha da onun bulunduğu yere uğrama); (kadına da), sen de günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Çünkü sen günahkârlardan oldun" (29) dedi. Ancak skandal şehirde yayıldı ve sosyete kadınları kralın karısıyla alay etmeye, dedikoduya başladılar: "Uşağıyla olmak istemiş de reddedilmiş." Kraliçe, durumun o kadar basit olmadığını kendilerine göstermek için sarayda bir davet verdi ve ileri gelen tüm sosyeteyi çağırdı. Tam meyveleri bıçaklarıyla soyarken Yûsuf'u onların arasına gönderdi. Yûsuf'un güzelliğinden akılları başlarından giden kadınlar heyecandan ellerini kestiler ve onun basit bir insan parçası olmadığını söyleyerek, kralın karısına hak verdiler; kendileri de olsa aynı şeyi yaparlardı.

    Artık yalnız kralın karısı değil tüm sosyete kadınları Yûsuf un peşine düşmüştü. Sürekli rahatsız ediliyor rahat bırakılmıyordu. Sonuçta o da bir insandı, onun da nefsi boş durmuyor kışkırtıcılık yapıyordu. Şeytan ise mesaisini Yûsuf'a ayırıyordu. Zaten daha önce kralın karısı ona "gelsene" dediğinde, Rabbinin (zinayı yasaklayan) burhanını (emrini) görmeseydi o da onu arzulamıştı. Ama o seçilmiş (peygamber olacak) bir kulumuz olduğu için ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için ona böyle bir fiili işlememesi için uyarıda bulunmuştuk" (24). Yûsuf bu kadınların tahrikleri arasında sarayda yaşamaktansa zindana atılmayı tercih etti ve Allah'a dua etti: "Rabbim, zindan bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden daha sevimlidir bana. Onların kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum" (33). Bu arada karılarının sürekli olarak Yûsuf'u kovaladığını haber alan bürokratlar krala baskı yaparak bu delikanlının bir süre gözlerden uzaklaştırılmasını istediler; Yûsuf'un duası kabul olundu ve kral onu zindana kapattı.

    Onunla birlikte iki genç daha vardı zindanda. Onların gördüğü rüyaları yorumlayan Yûsuf birinin öldürüleceğini, diğerinin de tekrar eski işinin başına döneceğini ve krala şarap vermeye devam edeceğini bildirdi. Ardından da, buradan çıktığı zaman krala kendi durumunu da hatırlatmasını istedi. Yûsuf zindanda boş durmayıp hak dini diğer arkadaşlarına da anlattı, tebliğ görevini aksatmadan sürdürdü: "Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir çok) rablar mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar (kahredici) olan bir Allah mı? Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak taktığı rabler'den başkası değildir. Hüküm Allah'tan başkasının değildir. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur, ancak insanların çoğu bilemezler" (39, 40). Kurtulan genç Yûsuf'un istediğini unuttu ve yıllarca krala ondan sözetmedi.

    Bir gün kral bir rüya gördü: "Ben (rüyamda) yedi besili inek gördüm; onları yedi zayıf inek yiyor; bir de yeşil başak ve diğerleri ise kupkuru. Ey önde gelen (bilginler), eğer rüya yorumluyorsanız benim de bu rüyamı çözüverin" (43). Ancak böyle karışık bir rüyanın içinden çıkamadılar. O zaman kurtulan zindan arkadaşı Yûsuf'u hatırladı. Kralın izniyle zindana gitti ve rüyayı Yûsuf'a yorumlattı: "Siz yedi yıl, önceleri (ektiğiniz) gibi ekin ekin; yediğinizin az bir kısmı dışında (kalanını) biçtiklerinizi başağında bırakın. Sonra bunun ardından (kuraklığı) zorlu yedi yıl gelecektir; sakladığınız az bir miktarı dışında daha önce biriktirdiklerinizi yiyip bitirecektir. Sonra bunun da arkasından bir yıl gelecektir ki, insanlar onda bol bol yağmura kavuşacaklar ve onda sıkıp sağacaklar" (47-49). Rüyanın yorumunu dinleyen kral bu delikanlının zindandan çıkarılmasını ve huzuruna getirilmesini istedi. Yûsuf ise onun kadınlar konusundaki şüpheleri tamamen ortadan kalkmadan bu çıkarılışın bir değeri olmadığını düşünüyordu. Krala haber göndererek, kadınların itiraf etmelerini sağladı ve artık kralın, kendisi hakkında taşıdığı şüpheleri bertaraf etti. Kralın yanına çıktığında ona saygı gösteren kral onu yönetime ortak etti. Ancak Yûsuf, gelecek olan kıtlık yıllarını da gözönünde bulundurarak kendisine hazine yöneticiliği verilmesini istedi. Artık Yusuf Mısır'da kraldan sonra ikinci adamdı.

    Yedi yıl boyunca ambar depolarını doldurdu, stokladı. Mısır dışında ise gelecek olan kıtlıktan haberleri olmadığı için hiçbir devlet, hiçbir insan önlem almadı. Yedinci yılın sonunda gelen kuraklık Mısır dışında hayatı felç etti. Mısır kendisinin olduğu gibi komşularının da buğday ihtiyacını karşıladı o dönemde. Yûsuf gelen kervanlara ailelerin nüfus sayısına göre karneyle erzak veriyordu. Yûsuf'un babasının ülkesini de kuraklık etkiledi ve kardeşleri Mısır'a geldiler. Yûsuf onları tanıdı, fakat onlar onu tanımadılar. Kuyuya attıkları bir çocuğun Mısır'a kral olacağını nereden bilebilirlerdi. Yûsuf onlara doldurttuğu beyannameden Bünyamin adında küçük bir kardeşleri olduğunu da öğrendi (zaten biliyordu bunu), ancak bir daha ki sefere mutlaka onu da getirmelerini, aksi taktirde yanlış beyanda bulundukları için kendilerine erzak verilmeyeceğini bildirdi. O, kardeşinin durumunu merak ediyor ve bizzat kendisini görerek onun dilinden ailesi hakkında gerçek bilgi edinebileceğini düşünüyordu. Diğer ağabeylerine bu konuda güvenmiyordu.

    Kardeşleri babalarına erzak yükleriyle döndüklerinde küçük kardeşleri Bünyamin'in de kendileriyle birlikte gelmesinin istendiğini aksi taktirde bir daha erzak alamayacaklarını söylediler. Yüklerini açtıklarında ise paralarının geri verildiğini, yüklerinin arasına konulduğunu görerek bedava erzak aldıkları için sevindiler. Halbuki Yûsuf bunu bilerek yapmış belki de onları denemek istemişti, parayı geri getirecekler mi diye. Onlar babalarını ikna ettiler ama o yine de onlara güvenmiyordu: "Daha önce kardeşi hakkında size güvendiğimden başka (bir şekilde) onun hakkında size güvenir miyim... Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun getireceğinize dair Allah'tan kesin bir söz verinceye kadar onu sizinle asla göndermem" (64, 66). Bu şartla gönderdi. Hz. Yakup onlarla. Başlarına bir tehlike gelme ihtimalini de gözönünde bulundurarak gruplar halinde Mısır'a girmelerini tavsiye etti; böylelikle bir grubun başına bir hal gelirse en azından diğerleri kurtulur, kendisine geri dönebilirdi. Yûsuf Bünyamin'i de beraberlerinde getiren kardeşlerini karşıladı ve onlardan gizli bir köşede Bünyamin'e kardeş olduklarını söyledi. Karar aldılar, Bünyamin yanında kalacaktı. Ancak hem kardeşleri hem kral açısından mantıklı bir mazeret bulmalıydılar. Aldıkları karar gereğince Bünyamin'in torbasına kralın su tasını yerleştirdiler. Tam ayrılacakları sırada tasın kaybolduğu anlaşıldı. Bütün şüpheler onlar üzerinde yoğunlaştı, çünkü o anda onlardan başka kimse yoktu orada. Onlar hırsız olmadıklarını bildirerek, eğer bu tas, kendilerinden çıkarsa, kimden çıkmışsa ceza olarak onun köleleştirilmesine razı oldular. Hz. Yûsuf bütün kardeşlerinin torbalarını aradıktan sonra Bünyamin'in torbasından tası çıkardı. Onun yerine kendilerinden birini alıkoymasını rica ettiler ama kabul edilmedi. Üvey kardeşlerine karşı ne kadar kin güttüklerini şu sözleriyle açığa vurdular: "Zaten, bundan önce onun kardeşi de çalmıştı (bunların analarının soyunda var bu huyları)" (77). Kardeşleri, babalarının, kardeşleri hakkındaki hassasiyetini de bildirerek onun yerine kendilerinden birinin alıkonulmasını istediler, fakat kabul edilmedi. En büyükleri Bünyamin'siz babasına dönmekten haya edeceğini, bir çözüm bulana kadar burayı terketmeyeceğini söyleyerek, diğerlerini durumu bildirmek ve yükleri götürmek üzere memleketlerine gönderdi.

    Babalarına, kardeşlerinin hırsızlık yaptığını bildirerek, yalan konuşmadıklarını, istediğine sorabileceğini bildirdiler. Babaları ise onlara inanmadı: Yûsuf'un da yaşadığını biliyordu Yakup, "...Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir..." (83) ve Yûsuf'un hasretiyle üzüntüsünden gözleri görmez oldu. Babalarının bu kadar yıl sonra (en az on sekiz yıl geçmişti kuyuya attıklarından bu yana) hâlâ Yûsuf'u anmasından rahatsız oldular ve "Âllah adına hayret (bir şey); hâlâ Yûsuf'u anıp duruyorsun. Sonunda (ya kahrından) hastalanacaksın ya da helake uğrayacaksın. (Yakup) dedi ki: Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum. Ben Allah'tan (bir bilgi olarak) sizin bilmediğinizi de biliyorum. Oğullarım, gidin de Yûsuf ile kardeşinden bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez" (85-87). Âyetten anlaşılan, Hz. Yakup, Yûsuf ve Bünyamin'in aynı yerde olduğunu biliyordu ki "gidin Yûsuf ile kardeşinden bir haber getirin" demişti. Üstelik onların bilmediklerini bildiğini de söylemişti.

    Kardeşleri tekrar Mısır'a gidip erzak talebinde bulunduklarında Yûsuf kendisini onlara tanıttı ve "...doğrusu Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz" (90). Onlar hatalarını anladılar ve suçluluk kompleksiyle önlerine bakmaya başladılar. Yûsuf, "Bugün size karşı sorgulama -kınama- yoktur. Sizi Allah bağışlasın. O merhametlilerin (en) merhametlisidir. Bu gömleğimle gidin de, onu babamın yüzüne sürün. Gözü görür olarak gelir. Bütün ailenizi de bana getirin" (92, 93). Daha onlar Mısır'dan ayrılır ayrılmaz babaları yanında bulunanlara, söyleyeceklerinden sonra kendisinin bunadığına hükmedeceklerini, ama bunu yapmamaları gerektiğini hatırlatarak; "inanın Yûsuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum" (94) deyince, yakınları onun eski yanlış düşüncelerini koruduğu suçlamasıyla susturdular, inanmadılar. Yaşlanmış, gözleri kör olmuş olan Yakub, ailenin diğer üyeleri tarafından bunak olarak görülüyor ve değer verilmiyordu bu âyetlerden anlaşıldığı kadarıyla. Çok geçmeden Yûsuf un gömleğiyle geldiler ve Yakup'un yüzüne sürdüklerinde gözleri sağlığına kavuştu. O, bunak olmadığını, onların bilmediklerini bildiğini şu cümlesiyle dile getirdi: "Ben, sizin bilmediğinizi Allah'tan (gelen bir bilgiyle) gerçekten biliyorum demedim mi?" (96).

    Oğulları babalarından af dilediler. Sonra tüm aile hep birlikte Mısır'a gitti. Yûsuf onları devlet töreniyle karşıladı. Anne ve babasını bağrına bastı; "Mısır'a Allah'ın dilemesiyle güvenlik içinde giriniz" (99). Onları saraya götüren Yûsuf'a, secde ettiler. Yûsuf şöyle dedi: "Ey babam, bu daha önceki rüyanın yorumudur..." (100). Buradaki "secde ettiler (süccedan)" kelimesi müfessirler arasında değişik şekillerde yorumlanmış, yanlış anlaşılmalara neden olmuştur. Onlar namazdaki gibi yere kapanarak secde etmemişler, dönemin selamlama geleneği uyarınca hafifçe öne eğilerek başlarıyla selamlamışlardır (ayrıntı için bk. Tefhimu'l-Kur'an, Mevdudî, 2, 462). Yûsuf hiçbir gurura, kibire kapılmadan kendisine verilen bu nimetlerin Allah tarafından bir bağış olduğunun bilincindeydi. "Rabbim, sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin; sözlerin yorumundan da (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada da, ahirette de benim velim sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salih olanların arasına kat" (101).

    Hz. Yûsuf'un kıssasına bu şekilde son veren âyetler konuyu tekrar Hz. Muhammed'in peygamberliğine getirerek, "Bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerlerdendir. Yoksa sen, onlar o hileli düzenleri kurarken, yapacakları işe (Yûsuf'u kuyuya atmaya) topluca karar verdikleri zaman yanlarında değildin" (102) hatırlatmasıyla aslında müşriklere cevap veriyor. Bundan sonra âyetler sûrenin sonuna kadar müşrikleri uyarıcı ifadelere yer verir. Onlara hiç haberleri yokken Allah'ın azabının gelmeyeceğinden emin mi oldukları sorularak (107), kendilerinden öncekilerin başlarına nelerin geldiğini yeryüzünü gezip dolaşarak anlamaları ve onlardan ibret alarak peygambere düşmanlık yapmaktan vazgeçmeleri isteniyor (109). Sondan bir önceki âyet (108), Hz. Peygamber'e güven vererek Allah'ın yardımından ümit kesmemesi isteniyor; aynen kendisi gibi zor durumda kalan peygamberlere yapayalnız kaldığını sandığı bir sırada nasıl yardım gönderildiği hatırlatılarak yardımın kendisinden esirgenmeyeceği müjdesi veriliyor. Son âyet kesin hükmü veriyor:

    "Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'ân) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin çeşitli biçimlerde açıklaması ve iman edecek bir topluluk için de hidayet ve rahmettir" (111).
  • y i n e d e h a z ı r d e ğ i l s i n.
    y ü r e ğ i n i b o ğ a n ı h a l a
    k a b u l e d e m e d i n.