Giriş Yap
384 syf.
·
Puan vermedi
Mutluluk indeksli yaşam, özsaygılı bireylerden oluşan dünya, bireysel ifade, gençlerde depresyon eğilimi, sinizm gibi kavramları ele alıyor. Hep yetiştirmeye çalıştığımız özsaygılı bireylerin çağını sorgulatan,günümüz gençlerini anlamak ve değerlendirmek için farklı bir bakışaçısı sunan bir kitap. Çok sayıda kaynak taraması yapılmış içeriği, örneği bol bir eser. Bu konuya ilgisi olanlar için okunmalık
Reklam
110 syf.
·
2 günde
Atlas’ın Mayıs sayısının kapak konusu UZUN YAŞAM ATLASI Yaşlılık nedir, insan ne zaman yaşlanır, kıvılcımını ne zaman kaybeder? Yaşam süresi ile coğrafya arasında bir bağ var mıdır? Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü, 2000 yılında başladığı projeyle Türkiye çapında binlerce kişiyi 20 yıl boyunca takip etti. Projenin başındaki isim Prof. Dr. İsmail Tufan, sonuçları Atlas için yazdı. Atlas bu sayıda ayrıca aşağıdaki konular da işlemekte. RUSYANIN SON ÇARI II. NİKOLAY Rusya “Devlet Başkanı Vladimir Putin, agresif müdahalelerle ülkesinin etki alanını giderek genişletiyor: 2014 yılında Kırım’ın ilhakı ve şimdi Ukrayna işgaliyle kimilerince "yeni çar” diye anılıyor. Bu benzetme otoriter yönetim tarzının yanı sıra Bolşevik Devrimi’yle sona eren imparatorluk ihtişamına duyulan hayranlıkla da açıklanıyor. Rusya'nın son gerçek. Çarı II. Nikolay’ın iktidarı ise ihtişamlı yıllardan uzak, trajik bir şekilde bitmişti. Yazı: Kansu Şarman KOALA NESLİ TÜKENİYOR Koalalar güçlü pençeleriyle son bir kez yaşama tutunuyor. Yaşam alanları insan yüzünden azalan, orman yangınları, kuraklık ve dişileri kısırlaştıran bir hastalıkla başı dertte olan bu sessiz ve utangaç canlılar, Avustralya federal hükümeti tarafından resmen “nesli tükenmekte olan tür” ilan edildi. Peki, şimdi ne olacak? Yazı Barış Atayman GÖLKÖYDE UZUN YAŞAM Türkiye'de coğrafya ve yaşam süresi arasındaki bağ, bilimsel düzeyde kanıtlanmış değil. Ancak Ordu'nun Gölköy ilçesi, Türkiye'de ortalama yaşam süresinin en uzun olduğu yerlerden biri. Tam 82 yıl... Atlas, ilçede bunun nedenlerini araştırdı. Yazı: Yusuf Erkan, Fotoğraflar: Sekant Hekimci GELGİTLİ KIYILARIYLA BRETONYA Manş Denizi’ni oldukça yüksekten ve dikine kesen kayalıklardan oluşan Moulıere Burnu, Zümrüt Sahili’nin başlangıcı sayılan Cancale kasabası sınırları içinde. Aynı zamanda GR34 yürüyüş parkurunun duraklarından olan burun, Saussaye ve Verger plajlarını birbirinden ayırıyor. Burnun en ucunda İkinci Dünya Savaşı’nda ölen askerleri anmak için yapılmış bir anıt yükseliyor. Yazı ve Fotoğraflar: M. Sait Taşkıran
Atlas - Sayı 349 (Mayıs 2022)
8.0/10 · 9 okunma
İslâm dininin gayesi; dini, nefsi, aklı, nesli ve malı muhafaza edip, insanları ebedi mutluluğa ulaştırmaktır. “Kul evlendiği zaman dininin yarısını tamamlamış olur. Kalan yarısında da Allah'tan korksun” buyrulmuştur. MUTLU EVLİLİK, İslam aile hukukuna göre eş seçiminden nişan düğün merasimlerine, eşlerin haklarından çocuk doğumuna, sık sık karşılaşılan problemlerin, çözümlerinden merak edilen fakat sorulamayan mahrem konulara kadar baştan sona evlilik hayatıyla ilgili her Müslüman’ın bilmesi gereken hükümleri ve her evde bulunması gereken bir “Evlilik El Kitabı” olarak hazırlandı. Kitabın hazırlanmasında halkımızın kolayca anlayabileceği bir üslûp benimsenmekle birlikte akademik ve bilimsele titizlikten taviz verilmeden tüm hükümlerin sahih kaynakları gerek metin gerekse dipnot halinde gösterilmiştir. Şurası unutulmamalıdır ki, aile bir kurallar manzumesi olarak yönetilirse hayatın tadı tuzu kalmaz. Bu kurallar son sınırlardır. Ailede mutluluk, eşlerin aile hukuku kurallarını öğrenip samimiyetle uygulamasıyla sağlanır.
Mutlu Evlilik
8.3/10 · 20 okunma
384 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Kitabımızın yazarı Amerikalı bir psikoloji profesörü. Sosyal Psikoloji alanındaki çalışmaları ile bilinen yazarımız, bu kitabında da çağımızın belki de en büyük açmazlarından bir çoğuna değinmiş. Her ne kadar kitabın içerisindeki araştırma kütlesi Amerika'nın Patlama Neslini (II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan bebek nüfus artışına istinaden) ele alsa da aslında sonuçlar tüm dünya neslini yakından ilgilendiriyor diyebiliriz. Peki nedir, her doğan neslin bir öncekilerden daha tehlikeli bir şekilde sergilediği davranışlar? Son derece yüksek düzeyde şişirilmiş ego, aşırı özgüven, küçücük durumlarda dahi olsa ortaya çıkan anksiyete krizleri, tahammülsüzlük, hayatın her alanına yayılan ben merkezci yaklaşım ve tüm bunların eşiğindeki depresif ruh hali… Gençler neden bu problemlere yüz göz oluyor ve yaşadığımız bu dilemmanın sebepleri nelerdir? İşte tam da bu soru(n)ları ele alan kitabımız bence bu güne kadar yapılmış en incelikli araştırmalardan birisidir. Ve acilen ülkemizde de bu sorunları ele alan araştırmalar gerçekleştirilmelidir( gerçekleşiyorsa şayet, bilgilendirirseniz güzel olur:) Evet, her fırsatta dile getiriyoruz "Gelişmiş Batı Ülkeleri" söylemini. Hatta çoğu zaman onların muasır seviyesini yakalayamadığımız için de yakınmıyor değiliz. Ancak her halükarda bu 'gelişmişlikten' etkileniyoruz ve kendi toplum dinamiklerimizin mihverini unuttukça da etkileneceğiz… Yukarıda saydığım sorunları başlı başlına birer trajedi olarak düşünecek olursak-ki öyledir- Amerika'dan dünyaya yayılan bu toplumsal yozlaşmanın tarihte eşine benzerine rastlanır mı bilmem. Ancak gerçekleri tıpkı (Amerikalı olmasına rağmen) yazarımız gibi açıkça ifade etmek gerekir diye düşünüyorum. Amerikan kültürünün etkisi altında kalındığı müddetçe; her doğan nesil atadan, aileden, dini kabullerden ve geleneksel ritüellerden gelen ahlaki olguları reddetmeye devam edecektir. Ve bu değer yargılarının yitirilmesinin bedelleri ise ağır olacaktır. Gelinen son durum ise son derece büyük tehlike arz ediyor: Hız kesmeden artan depresyon ve kaygı, gerçeklerden uzak bir düzeyde iyimserlik ve oldukça yüksek düzeyde narsizim/enaniyet. Yazarımız bu minvalde kayda değer tespitlerde bulunmuş. Kitabın içerisindeki tüm araştırmaların örneklemini 1.3 milyon ABD'li, 1970, 1980 ve 1990'lı yıllardaki genç nesil oluşturuyor. Ben Nesli olarak nitelendirilen bu nesil niçin bu kadar özgüvenli, aynı zamanda depresif ve kaygılı? Sorunun cevabı günümüze de ışık tutuyor desek yeridir çünkü kitabın da temele aldığı araştırmalar gösteriyor ki Ben Nesli'nden sonra doğan her nesil bir öncekilerinden daha kötü bir durumda. Hayatın merkezine tamamen bireyin kendisinin yerleştirilmesi, toplum kuralların hiçe sayılması, fedakarlık, diğergamlık gibi olguların yerine "kendin olmak" psikolojisinin pompalanması belki de tehlike çanlarının en şiddetlisidir. Tüm bunların yanında medyatik bültenlerin bireylere enjekte ettiği "Başkası olma kendin ol, bu senin hayatın, istediğini seçmekte özgürsün" mesajlar da cabası.. Bu etkiyi en çok yapan ise filmler ve diziler aslında. Farkına varmaksızın izlenen, komik ya da eğlenceli olduğunu düşündüğümüz şeyler. Bu etkinin en muhkem tecellisi ise bireylerin hayatının sadece "kişisel ifade biçimi" halini almasıdır. Otururken kalkarken, giyinişte yürüyüşte, gezerken tozarken ve hatta evlenirken dahi insanlar bu farklılığın/ifade edişin peşinde. Estetik operasyonları, dövmeler, piercingler gibi vb. şeyleri saymıyorum bile. Kendin olmak, her şeyi açığa vurmak Ben Nesli'nin modası. Ve tüm bunların nihayetinde ise inanç sistemleri kişiselleşirken, cemiyet ve derneklere katılım gittikçe azalıyor. Ben Nesli'nin özsaygısı da doruğa ulaşmış durumda. Yani Ben Nesli içerisindeki sonraki her nesil, öncekilerden daha çok "Ben önemli bir insanım fikrine sahip. Ancak bu durumda nasıl oluyor da depresif ruh hali gittikçe fazlalaşıyor? Neden anne babalarımızdan daha saldırgan ve tahammülsüzüz? Belki de içi boşaltılmış olan özsaygının narsisizmi bu kadar çok tetiklemesindedir. Belki de özsaygı sandığımız kadar iyi bir şey değildir, tartışılır. Hasılı kitap, çağımızın ve bir zamanların en önemli konusuna önemli bir bakış atmış. Toplumsal olarak yaşanılan tebedüllerin ışığında yapılan araştırmaların sonuçları dikkate alınacak cinsten. Yani bugünün toplum psikolojisi -her zaman olduğu gibi- yarını da inşa edecek…Okunup ders alına… 13.05.2022
Reklam
384 syf.
·
9 günde
·
10/10 puan
Eğer kitap bu isim ve kapakla çıkmamış olsaydı eminim daha çok okuyucuya ulaşırdı. Son zamanlarda okuduğum en iyi "insanlığın geldiği nokta" ana temaları kitaplarından biri. 2000-2005 yılları arasında yazılmış olması ben de acil güncellenmesi gerek ihtiyacı duyurdu. Aynen öyle keşke yazar aynı olayları bir de şimdiki zaman için tekrar ele alsa. Keyifle okuyacağınızdan eminim.
1 yorumun tümünü gör
2
7
67 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42