O sadece sevmişti, aşk kelimesinden belirsiz, önemli hissedilen en büyük anlamına kadar sevmiş, ölümlere kadar sevmişti; fakat onu istemenin bile büyük bir suç olduğunu görerek hayatta sevdikleri tarafından sevilenler de olduğunu düşününce ah ediyordu; ve sonra, öyle sevip sevilenler için bütün o afetler gelecekti değil mi? Ah, onların ne kadar ölümlü, elimizden kaçmak, soluvermek, bir gün son, acı bir nefesle sönüvermek için, nasıl sadece bunlar için yaratılmış olduklarını ne kadar acı görüyordu: Mutlu olsak bile hayat sadece tahrip eden hayat, sadece yiyen, yıkan, öldürüp ezen hayat hükmediyordu.