• “Sür çıkar ağyârı dilden ta tecelli ede Hakk
    Padişah konmaz saraya hâne ma'mur olmadan"

    Şemseddin-i Sivasî hazretleri yukarıdaki beyitte şöyle diyor: “Gönlünden ağyârı çıkarıp at ki orada Hakk tecelli etsin. İçi tertemiz olmayan bir saraya padişah gelip oturmaz!"
  • Kitaplığımın en güzellerinden: Gülman Sumru Somer | Ma’at

    Hemen söyleyeyim; kadınlar bu kitabı seveceklerdir, güvence veriyorum; erkeklerse, “okumayı bilen erkekler”den bahsediyorum, okurken ayaklarını denk alacaklardır.
    Özellikle de, “BU ARADA HEY ERKEKLER… BİR… MESAJ VAR SİZE” diye başlayan bölümde saklanacak delik arıyorsunuz!

    Devam edelim…
    Öncelikle, nedir bu Ma’at?
    Adalet ve dürüstlük tanrıçası imiş; ben de bu kitapla öğrenmiş oluyorum.

    Kitapta çok önemli tespitler, uyarılar ve öneriler bulacağınızı hemen belirteyim. Yazarın aynı zamanda bir yaşam koçu. Bu konuya birazdan tekrar değineceğim.

    Antalya’yla başlıyoruz…
    Eğlenceli yaz tatilleri, heyecanlı çocuk oyunları, hepimizin aşina olduğu o küçük ama mutlu yaşam…
    Masumane satırlara bir örnek:
    “İlkokulda basketbolcu olmayı çok istememe rağmen boyum kısa diye beni takıma seçmemişlerdi.” ifadesi tebessüm ettiriyor size. Hele yazarın sonradan profesyonel bir basketbolcu olduğu da düşünülürse…

    İş yaşamına dair değerli anıları okuyoruz.
    Örneğin, “Seni dergiye kapak yapalım.” diyen patronumuza verilen karşılık tam anlamıyla MERTÇE idi; bunun ne olduğunu burada söylemeyeceğim.

    Hep sorarız değil mi, aşk nedir diye?
    “Aşk, iki kişinin aynı anda başlattığı ve kim önce kurtulursa diğerinin acı çektiği geçici bir his mi?” diye yanıtını da içinde barındıran harika bir soru daha… Birkaç satır sonra aşkın ve sevginin ne olduğuna dair çok hoş satırlar bulacaksınız; ne yazık ki buraya alıntılayamıyorum.

    Kadın’ın ne olduğunu ve görevini bir kadından daha iyi kim anlatabilir ki? Erkeklerle eşitlik yarışına girmek yerine doğurulup büyütülen erkeklerin eğitilmesi gerektiğine dair satırlar çok hoştu.
    Devamında yine kadın erkek eşitliğine dair çok önemli sorularla karşılaşıyoruz?
    Nedir kadınla erkeğin eşit olması?
    Erkek gibi yaşamak ya da düşünmek mi?
    Para ediyor diye bedenini satarak para kazanmak mı?
    Hemen arkasından “güçlü kadın”a şu alaycı soruyu yöneltiyor Gülman Sumru Somer:
    “…sen götürdün erkekleri, erkek gibi istediğini yaptın… ayaklarının üstünde durdun ama yalnızsın, mutsuzsun, sarılmak istediğinde bir dönüp bak bakalım, sana sarılacak kollar var mı arkanda?”
    Bir kadından bu anlamlı sözcükleri duymak, okumak çok hoş.

    Peki ya aldatmak?... Öyle ya da böyle herkesin ilgi alanına giren aldatma/aldatılma konusunda önemli satırlar, sözde gerekçeler okuyoruz. Neymiş bunlar?
    -Kocamdan intikam almak için…
    -Macera olsun diye…
    -İlgisiz kocası olduğu için…
    Gerekçeler uzayıp gidiyor, ilginizi çekecektir.

    Sayfa 77’de genç kızlara, 80’de ise genç erkeklere önemli uyarı ve öneriler okuyoruz. Bir örnek kızlar için gelsin:
    “ ’Benle beraber olmuyorsun, ben gidip başkalarıyla mı olmak zorunda kalayım?’ diyen bir erkeğin peşinden koşmayın, salın gitsin.’ ”

    95’inci sayfadan itibaren çocuk ve anne babalık kavramıyla ilgili güzel satırlar okuyoruz. Özellikle “çocuklar nankördür” sözleri düşündürücü ve güzeldi.

    Bir annenin çocuğuna ve o çocuğun onlarca yıl sonra annesine cevaben yazdığı harika iki mektup da buluyoruz sayfalarda.

    Yeterince uzun bir tanıtım oldu ama birkaç güzel alıntı daha yapacağım:
    “İstediğiniz insana, istemediğiniz insana davrandığınız gibi davranın.”
    “…boşanmalarda erkekler daha kötü oluyor ve daha zor atlatıyor.”
    “Gözyaşları kelime baloncuklarına benzer, içleri doludur onların.”
    “Sizi mutsuz eden her kimse, bir an evvel hayatınızdan çıkarmaya çalışın.” (Öfkelendirenler için de geçerli mi bu?)

    Kadın erkek eşitliği/eşitsizliği, aldatmak/aldatılmak, anne babalık kavramı, çocuk, aşk gibi evrensel ve temel konulara değinmesiyle, yazarın söyleminin aksine her kesime hitap edebilecek bir kitap olduğu şüphesiz. Bazen duygulanıyor, tebessüm ediyor ya da kızıyorsunuz, elbette kitabın yazarıyla birlikte.
    Gülman Sumru Somer kimdir?
    Spor spikeri
    Türkiye 3. güzeli
    Dans ya da spor eğitmeni ya da ikisi de (emin değilim)
    Yaşam koçu
    Basketbolcu
    Yazar
    Kaç etti? 6! ;) Liste uzayıp gitti, yetsin bu kadar. Gülman Sumru Somer kim değildir demem gerekirdi sanırım!

    Sonuç olarak, daha önce de söylediğim gibi, bu kitabın dokusunu, kokusunu ve konusunu sevdim. İyi tanıdığımı sandığım ama yanıldığım onca kişi arasında seni tanımak, kitabınla tanışmak güzeldi, sevgili Gülman Sumru Somer. Ha, Puding’i de unutmamak lazım tabii. ;)
    Evet, Kitap’sızlar, siz de bu özel kadının kitabıyla mutlaka tanışın.

    Bu son satırlar da doğrudan sana gelsin istiyorum Gülman Sumru Somer.
    Şu sözcükler ilgimi ayrıca çekti: “Ve ‘Güzellik Kraliçesi’ olması gereken yere gelemedi, figüran kalmak istedi ama o da olmadı.”
    Peki söyle bana, kim olması gereken yere geldi? “Parmak arası terlik” mi! : )
    Herkesin kendini asil, ahlaklı, kısacası erdemli sandığı bu “soytarılar” diyarında bırak, bazıları da “figüran” olarak bile kalmasın.
    Güzel bir yaşam dileklerimle…
  • İstediğiniz insana, istemediğiniz insana davrandığınız gibi davranın.
  • …boşanmalarda erkekler daha kötü oluyor ve daha zor atlatıyor.
  • Sizi mutsuz eden her kimse, bir an evvel hayatınızdan çıkarmaya çalışın.
  • Gözyaşları kelime baloncuklarına benzer, içleri doludur onların.
  • Muhalif devrden gül-gün şarabı kana değşirdim;
    Sürudun çeng ü üdun nale vü efgaana değşirdim.
    (Devrin uygunsuzluğu yüzünden gül rengi şarabı kanla dğiştirdim;
    çeng ve udun nağmesini feryat ve figanla değiştirdim.)

    Dahi zevk-i visal-i dost şevkın istemen benden,
    Ki ben zevk-ı visali mihnet-i hicrana değşirdim.
    (Sevgiliye kavuşmanın zevkinden duyulan neşeyi artık benden istemeyin,
    ben kavuşma zevkini ayrılık sıkıntısıyla değiştirdim.)

    Beni ey bağban ma'zur dut gülzar seyrinden,
    Ki ben gülzar seyrin külbe-i ahzana değşirdim.
    (Ey bahçıvan! beni gül bahçesi gezmesinden mazur gör,
    ben gül bahçesi gezmesini keder kulübesiyle değiştirdim.)

    ...

    Gönül verdim fena vü fakre terk-i i'tibar ettim,
    Bi-hamdillah ki ahir küfrüm imana değşirdim.
    (Yokluğa ve yoksulluğa gönül verdim, itibarı bıraktım, hamdolsun ki sonunda kafirliğimi imanla değiştirdim.)

    Fuzuli bende zevk-ı afiyet az iste kim çoktan,
    Ben anı arzü-yı tal'at-ı canana değşirdim.
    (Fuzuli! benden sıhhat zevkini az iste,
    ben çoktan onu sevgilinin yüzünün arzusu ile değiştirdim. )