• 200 syf.
    ·5 günde·Beğendi·9/10
    Saramago, belki de kızdığım ama bir yandan çok sevdiğim nadir yazarlardan. Yazdıkları o kadar sinir eder ki insanı ama bir yandan aksi şekilde sizi mantıklı düşünmeye iter. Kendisini okumaktan vazgeçemiyorum ama aynı zaman da korkuyorum acaba bu kitabında okurun hangi hassas noktalarına dokunacak diye.

    Ama çok ilginçtir ki bu eserinde o sivri ve eleştirel diline pek fazla başvurmamış. Bu sefer insanın hayat macerasına odaklanmış ve bu uzun maratonda olaylara onların gözüyle bakmaya çalışmış. Yine inanç konusuna dokunmuş ama bu sefer daha üstü kapaklı ve yumuşak bir şekilde olmuş bu iğnelemeleri. Siyaset, din, toplumsal yapı , ekolojik denge ve yaşam mücadelesi gibi bir çok hayatın can damarları olan konulara değinmiş.

    Bir filimiz var. Sahibi olan kralın, kendisini başka bir krala hediye ettiği için uzun bir yolculuğa çıkmak zorunda kalan bir fil. Adı Süleyman ve kendisinin de bir terbiyecisi var adı Subhro. Şimdi Fil bir noktadan yolculuğa başlıyor ve elbet bu seyahat bir yerde bitiyor. Fil yeri geliyor ilgi ve hürmet görüyor yeri geliyor nefret ve kin duyulan bir varlık oluyor. Adından yola çıkarsak "Süleyman" yani Kral Süleyman'ın yolculuğuna çok benzemiyor mu? Hayat denen yolda sıradan bir varlıkken bir den ihtişam sahibi olmak ve yeri geldiğinde kararları yüzünden nefret edilmek.

    Terbiyecisi olan Subhro ise file komutlar vererek onu yönlendirmesi, kulağına bir şeyler fısıldaması ve insanlar ile alter egosu kaynaklı olan üstün konuşmaları bize sanki birini hatırlatıyor. Bingo tabi ki tanrıyı hatırlatıyor. Saramago, bu sefer kelimeler ile değil, karakterler ile vermek istediği mesajları okura aktarmış.

    Hayat, uzun bir macera yolumuz çok dinamik bir yapıya sahip. Yazar yolumuza çıkacak farklı durumları bir filin yolculuğundan çıkarak bizlere göstermek istemiş. Ama gösterirken her zamanki gibi işaret parmağını kullanmak yerine bakışlarıyla anlatmak istemiş. Çünkü diğer yapıtlarına göre daha yumuşak bir anlatıma sahip bu eser. O yüzden okumak isteyenler için başlangıç kitabı olabilir...
  • 496 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki. En başta muhteşemdi. Okurken sizi içine alıyor ve elinizden bırakamıyorsunuz.

    Gizli görevler için eğitilmiş, teşkilatta daha iyisi bulunmayan, güçlü, zeki, oldukça temkinli, gizemli adamımız Uğur Karaca, nam-ı diğer Yarasa.

    Küçük yaşta annesini kaybetmiş, kendini işine adayan, babasından ve arkadaşı Zuzu'dan başka kimsesi olmayan ve bir kulüpte organizatörlük yapan genç kızımız, Mavi.

    Yarasa, görev sonrası her zaman yaptığı gibi kafa dağıtmak için bir kulübe gider ve Mavi ile yolları oldukça enteresan bir şekilde kesişir. Ve yazar öyle bir tanışma sahnesi yazmış ki, Uğur'un Mavi için taktığı lakabı okuyunca gülümsemeden edemiyorsunuz.

    Kızımızın babası dedektif ve bulaşmaması gereken bir işe karışıyor. Hazırlamış olduğu dosya çok önemli bilgiler içeriyor. Ve bu bilgiler yüzünden babası canından oluyor. Gelişen olaylar ve tesadüfler sonucu, Mavi’nin defalarca hayatını kurtaran Yarasa’nın yeni görevi Mavi oluyor ve macera asıl burada başlıyor.

    Mavi’nin Yarasa ile olan ilişkisi, aralarındaki bitmek bilmeyen büyük bir nefret ve bu nefretten doğan mükemmel bir aşk o kadar güzel ve gerçekçi anlatılmış ki, hayran olmamak elde değil.

    Yazar öyle güzel karakterler kurgulamış ki, karakterlerin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu sonuna kadar kestiremiyorsunuz. Mavi'nin aşkı, nefreti, özlemi, Yarasa'nın sabrı, pişmanlığı, aşkı, Eyüp-Levent ikilisinin dostluğu, yardımseverliği, atışmaları çok güzeldi. Hele Eyüp ve Levent ikilisinin diyologlarını okurken oldukça eğleniyorsunuz.

    Kitabın sonlarına doğru aksiyon dozunun hayli arttığı muhteşem bir hikaye. Aşk ve nefret arasındaki savaşın galibi kim olacak, okuyup sizler görün.
  • 144 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Köyde birkaç çocuğun, aileleri tarafından biraz da zorla salyangoz toplamaları için köyün bir kenarındaki tepeye gönderilmeleri ile başlıyor macera. Salyangoz toplarlarken bir mağara ve mağara içinde küpler buluyorlar. Küplerden gerçek bir hazine çıkarıyorlar ama para edecek bir şey değil. Bu hazine ve köyün bilge bakkalı Kanber Amca sayesinde bundan yüzyıllar öncesinde türlü türlü diyarlara, adını çokça duyduğumuz o büyülü, kadim şehirlere gidiyorlar. Bir çocuk kitabı idi, ki bitirip üzerine iki gün daha geçirmeme rağmen hala etkisinden çıkamamam, çocuk yanımın kuvvetini mi gösterir, yoksa kitabın her yaşa uygunluğunu mu siz karar verin. İnce ayrıntılar, satır arası alt metinler, bazen kitabı kapatıp bir süre düşünmeme sebep oldu. Bazı ifadeler kalbimi ısıttı; “görmek için gözlerini kapattılar.” ifadesi gibi. Velhasıl, bize bizi anlatan, kadim şehirlerin sokaklarında dolaşmamızı, o şehirlerin insanlarının yüzlerine bakmamızı, baktığımızı görmemizi sağlama gayretinde bir kitaptı. Tavsiyemdir, sevgiyle :)
  • 240 syf.
    Barbarossa / Gizemli Hazine
    Mehmet Atılgan
    TİMAŞ GENÇ
    Sayfa Sayısı: 240

    Barbarossa'nın gizemli hazinesinin peşinde, soluksuz bir macera başlıyor!
    Bir zamanlar denizlerin hakimi olan, efsaneleri dilden dile dolaşan büyük kaptan Barbaros Hayrettin Paşa... Nam-ı diğer "Barbarossa"...

    Daha önce hiç Osmanlı polisiyesi okudunuz mu? Belki de zamanı gelmiştir. Gençlere hitap eden bir kitap olmasına rağmen severek bitirdim.

    https://www.facebook.com/...51282/?ref=bookmarks
    SihirliFlut
    http://www.ukitap.com/u/SihirliFlut/
    https://zebramo.com/users/323273809
  • 224 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    İlk incelemem, heyecandan inceleyememiş de olabilirim özürler ve teşekkürler.
    Jules Verne bu kitabında Ay'a ayak basmaktan, yolcuktan yaklaşık bir asır önce yazmış Ay'a Yolculuk'u. Müthiş kurgulanmış ve hesaplamalar yapılmış ki okudukça acaba gerçekten de böyle bir girişim oldu mu diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi. Biten savaşlar sonrasında uğraş arayan ve top, mermi, atımına hasret kalacak olan ekip Ay'a bir top atmaya karar vermesiyle başlıyor macera. Ve bu duruma neredeyse bütün dünya devletleri destek çıkıyor zamanında. Osmanlı Devleti hatta neredeyse en büyük desteği veriyor bu bilimsel yolculuğa. Her şey hazırken insanlı bir yolculuğa dönüşüyor durum.
    Halk ne, nasıl olacağı veya herhangi bir fikir sahibi değilken bir anda Ay bilgini, sevdalısı vb. tavırlara bürünmekte. Tıpkı şimdi olduğu gibi popüler olanı veya revaçta olana tapmak.
    Jules Verne mizahı, belki gözlemleri, ileri görüşlülüğü ve bilgisiyle harika bir eser ortaya koymuş.
    Sonuna varana kadar merak içinde ne olacağını bekledim şimdi ki teknolojiyle karşılaştırınca biraz eleştirel bakmışım olaylara ama dönemine göre eli bükülmeyecek olaylar ve hesaplamalar örgüsü. Sonunu açığa çıkarmayı okura bırakmış Jules Verne. İyi şeyler düşünmeliyim, iyi bitirmeliyim..
    Keyifli okumalar..
  • 592 syf.
    ·9/10
    Kayıp Denklemler |4+/5|

    Enteresan bir kitaptı. Konuya hızlı girmek istedim. Lafı dolandırmadan. Direkt olarak söyleyeyim. Enteresan bir kitaptı. Dört nokta beş puan verdim diye harika bir edebiyat ürünü olarak düşünmeyin. Edebiyat ürünü olarak pek harika değil. Edebi anlamdaki zevkinize müthiş bir katkı yapacak bir kitap değil. Ancak size keyifli bir vakit geçirtecek ve gerilip heyecanlanmanızı sağlayacak güzel bir deneyim.

    Konuyu anlatmam gerekirse, Shaun Strickland isimli ana karakterimizin İngiltere’ye, yazdığı makalelerden dolayı Cambrige’e çağrılmasıyla başlıyor. Shaun karakterimiz buna çok seviniyor, yollara düşüyor ama yolda çarptığı bir adam ve adamın kolunda tuttuğu günlük, karakterimizin hayatını hepten değiştiriyor.

    Kitaba fantastik mi demeliyim bilimkurgu mu demeliyim tam emin olamadım. Bilimkurgu demek için biraz fantastik, fantastik demek için biraz bilimkurgu.

    Spoiler yediğiniz zaman kitabın tadı büyük kaçar o yüzden pek bir şey açıklamadan anlatmam gerekirse; sürükleyici bir konusu var. Kitabın en büyük marifeti de bu. Sizi yazın dilinden değil anlattığı olaydan yakalamaya çalışıyor. Bunu da ilk sayfalardan itibaren yapıyor. Kıskacına alıyor okuru ve aksiyon ile başladığı ilk sayfalardan, son sayfalara kadar aksiyon, gerilim ve gizem üçgeninde gidiyor. Bu esnada bölüm içerisinde karşılaştığınız betimlemeler, bir şehirden bir şehre giderken karşılaştığınız mola duraklarının sayısından daha az olabiliyor, daha çok da olabiliyor. Genelde daha az ama.

    Hem dini hem bilimi içeren, dolayısıyla tarihi de içeren ve aksiyon ile macera kısmını hiç elinden bırakmayan bir kitapla karşı karşıyayız. Eğer, sizi bir hız treni gibi bir noktadan alıp öbür noktaya kadar son hız gerilim ve merakla götüren kitapları seviyorsanız bu kitabı da size tavsiye edebilirim. Ben beğendim ancak filmi olsa daha iyi karşılardık bence. İlk dakikadan son dakikaya kadar seyirciyi diken üstünde tutan bir film, bu kitaptan daha iyi karşılanırdı toplum tarafından.

    Tarihin bizden gizlenmeyeceği güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.