• Ve Tanrının kolarından düşerek geldim bu dünyaya gerçek bir melek üstü varlık tarafından terbiye edilip yetiştirildim. Düşmeyi de kalkmayıda öğretti bana. Bir tek yalnızlığın ne kadar ağır olduğunu öğretmemişti. O’nu da gidişiyle anlatmış oldu. Bir müsibet bin nasihattan iyidir dercesine. Sonra yalnızlığıma denk yalnızlıklar aramakla geçti yıllarım. Buldum sandığım en büyük yalnızlık içine çekti beni bilinmezliklerle dolu kara delik misali. Ve bana yükledi tüm günahlarını tüm pişmanlıklarını bende kalan son direnişi son ayağa kalkışı çaldı beni bana yetmiyecek kadar bırakıncaya kadar tüketti ve gitti. Bağımlılık kölesi yaptı beni. Arada nefes almam için özgür bıraktı. En büyük oyunlarından birisiydi bana yaptığı aslında. Derdi ne bendim ne yalnızlığımdı ne de ait olma isteğimdi. Onun dersi kendisiyleydi, inkar ettiği kabul etmemek için kendisini her daim doğruladığı ve yarıştığı kendisiyleydi. Ben kölesi olmuştum diğer insanlar ise figüranları. İstediği gibi çeviriyordu kainatın kader çarkını. Bir kişinin kaderiyle oynamak demek tüm canlıların kaderiyle oynayıp değişik varyasyonlara uyanmaları demek olduğunu biliyordu. Damarlarımda dolaşan isyan ateşi yalnızca beynime akan kanı çoğaltıyordu ve kendi kanımda boğulmama neden oluyordu. Yaşamış olduğu kişilik bölünmesinin intikamını benden ve diğer insanlardan alıyordu. Kendisine olanlarla oluş şekilleri sebepleriyle ilgilenmiyordu. Onun derdi huzur değildi, madem ki cehennem var vehak ediyorum öyleyse tüm cennetliklerin cehennemi yaşaması için nefesini tüketiyordu... @re
  • Madem geldin, uğradın yanıma
    yaslan, kavruk gövdem bu.
    Yaşım kaç mı?Saymadım ki,
    ya da unuttum, bağışla.
  • “Madem insana inanan sadece köpekler kaldı... O zaman, aralarından kuduz olup aydınlananlar da çıkacaktır.”
  • "Atalet fıtratın ahkâmına madem ki isyandır;
    Çalışsın, durmasın her kim ki da'vasında insandır."
    Mehmet Akif Ersoy
    Sayfa 150 - Hece Yayınları
  • iyi ya, madem ki hepimiz günün birinde çekip gideceğiz,
    o halde bunca matem bunca kahır ne için?
    Sizinkisi matem değil zaten, korku!
    Hayat demek ölümü beklemek demektir..
    Az çok hepimiz denizi, yıldızları, ağaçları, işte falanları filanları göreceğiz..
    Bir çok şeyin tadına bakacağız..
    Sonra da ister istemez gidiyorum elveda şarkısını söyleyeceğiz..
    Öyleyse gideninde kalanında gönlü hoş olsun.
  • Uzundur sıkılmadan okuyabileceğinize inanıyorum:)
    Bu mektubu ilk kez gördüm...

    1965 yılında vefat eden Elazığ Tımarhanesindeki bir ''deli'' nin Allah'a yazdığı mektubu...

    “Ben dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyünden, (El-Aziz --Elazığ ) Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; İsmi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden Hâkimler Hakiminin dergahı Uluhiyetine son arzuhalimdir:

    Ben gam (dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında PADİŞAH yapılmışım.

    Meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. Kalbim Ayizman’ın (Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır.

    Ruhum aşık-ı Hüda Mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir (gelgittir)

    Bana gelen derdü gamın kilosu beleştir. Nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir (yüz vermez, cesaretlidir), bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir.

    Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir.

    Ol Resuli zişan ve Sultanı dücihan: “Cenabı Allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; Ruhları vücut için, vücutları ise ruhlar için yarattığını; Erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; Cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münafıklar, inkârcıları ve münafıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir.

    Peki acaba benim gibi meczup divaneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin…

    Allah sana iman verdi sen tuğyan edersin; O in’am etti sen küfran (nankörlük) edersin; O ikram etti sen inkar edersin; O ihsan etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana deli divane diye bühtan edersin!..

    Bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer dilekçemin cevabı gelirse bu manevralar sona erecektir.

    Şimdi adresimi arz ediyorum: Kur’an’ı geldiği yere, yine Kur’an’ı getiren geri taşısın. Madem ki ahkamı ve ahlakı kalmadı, Kur’an’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın?! Taki Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince yeniden okunup yaşansın.!

    Ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün alemlerin Rabbi!..

    Ey cemadi, nebati, hayvani, insani, ruhani ve nurani her şeyin ve herkesin yegane sahibi!…

    Ey iman ve şuur ehli kalplerin en yüce habibi!..

    Ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin tabibi!.

    Ben biçare kulun ki; garipler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi…

    Ama kutsi muhabbet ve hasretinin divanesi!…

    Herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegane Sen kaldın!. Yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken Sana ulaştım, sevdana daldım! Böylece fani ve hayali görüntülerden kurtarıp hakiki tecelline mazhar kıldın.

    Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!

    Hakk'tan saparak ve haddimi aşarak, haşa senden, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidretül Münteha menzili, cümle mahlûkatın en şereflisi, Rahmanın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kainatın fahri ebedisi, Ahir zaman Nebisi ve Mehdisi, Levhi Mahfuzun (Kader projesinin) tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in Mahbubiyetini mi istedim?..

    Hanif Dinin üstadı ve nice Nebilerin atası Hz. İbrahim’in haliliyetini, Hz. Süleyman’ın saltanat ve servetini Hz. Musa’nın Celadet ve cesaretini, Hz. İsa’nın ruhaniyetini mi istedim?..

    Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın yüksek fazilet ve kurbiyyetini, Hz. Ömerül Faruk’un dirayet ve teslimiyetini, Hz. Osman’ı zinnureynin asalet ve sehavetini, Hz. Aliyyül Murtaza’nın ilim ve velayetini mi istedim?

    Senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, malü servet mi talep ettim? Senden vücuduma sıhhat ve afiyet, aklıma ziya ve selamet, hayatıma huzur ve istikamet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim!

    Çünkü Şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezalet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sadece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyadeleştirecekti!

    Sultanım Efendim:

    Ben Senden sadece seni istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna feda etmektir.

    Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben haşa itiraz değil, naz ederim ama, umarım Sen niyaz kabul edersin.

    Aile efradımı, aklı izanımı alıp beni hicrana saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hain ve hilekâr olaydım…

    Ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım…

    Ya âlim ve saygın kalıp ama gafil ve riyakâr olaydım…

    Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkar olaydım…

    Ya sağlıklı sefalı kalıp ama, sapıtmış, ahlaksız ve vicdansız olaydım!..

    Derdü bela ki, sabredenlerin vesile-i miracıdır. Müminler kalbimin tacı, mücrimler rahmetin muhtacı, münkirler hikmetin icabı, Sadık ve aşık ehli cehd adaletin ilacıdır. Velakin bu münafık hain ve zalimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helali dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.

    Ey Rabbim, Efendim!

    Malum-u aliniz ve zaten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!..

    Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekavettir; bütün bu fani ve fena nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahını buldum…

    Beni yoktan var ettin, iman ve hidayet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu bi-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!..

    Şimdi son dileğim beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne olursun!

    Umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü zaten Zatından gayrıya yalvarıp yakarmanın ŞİRK olduğunu buyurdun!

    Selam ve dua ile
  • Sahibi olmayan bir elmas bulursan, bu elmas senindir. Sahibi olmayan bir ada bulursan, o ada senindir. Bir buluş yaparsan patentini alırsın, buluş senin olur. Madem ki yıldızlara sahip olmak benden önce kimsenin aklına gelmedi, yıldızlar benimdir.