• Geçen sene yaz mevsiminde Mersin de teyzemlerle birlikteydim. Bizim aile anne tarafı olarak iki dayım hariç hepsi aynı mahalle de oturur birde biz Urfa’dayız. Bu durum bazen can sıkıcı olsa da genel anlamda kuzenler akrabalar hepimiz kolayca bir araya gelir herkesin her şeyden haberi olurdu. Teyzemlerin evi iki katlıydı üst katta onlar oturuyor alt katta da iki oda yapıp bırakmışlardı henüz ne boyanmış nede sıva yapılmıştı bir nevi depo veya bodrum gibi kullanılıyordu. Ben ordayken aşağı inip bir odayı temizledim ve kendime göre bir kilim, bir masa ve sandalye indirdim okumadığım kitapları masaya bıraktım ve Mersindeki uzun tatilimde bu kitapları bitirmeye çalıştım. Zaman sadece okuyunca geçiyordu…

    Dinliyor musun Gudi, dinle bak anlatıyorum. Teyzemlerin karşı komşusu olan kadın yıllar önce ölmüş. 5 çocuklu bu ailenin üçü kız ve en küçük kız 14 yaşında engelli, tekerlekli sandalyeye mahkûm aynı zamanda zihinsel olarak da engelli yani yaşı 14 ama aklı 5 yaşında çocuk gibi. Birkaç cümle kurabiliyor sadece işte bu kızla tanıştık bir sabah, ismi Kalbinur, çok güzel bir isim değil mi Gudi? ‘’ hav’’ aferin oğlum. Mamanı yerken beni dinle devam ediyorum. Ablası Kalbinur’u ikindi saatlerinde kapıya çıkarırdı ben de fırsat buldukça çıkar yanına gider sohbet ederdim yani ben konuşurdum o mimikleriyle cevap verirdi. Bir gün ona sordum ‘’Sana kitap okumamı ister misin?’’ gözlerinin içi gülerek ‘’eh eh’’ dedi ve ellerini bir birine vurdu. Elini tutup ‘’o zaman hemen başlayalım’’ dedim ve eve gidip kitaplarıma baktım Küçük Prens kitabını seçip yanına döndüm ve kitabı ellerinin arasına bıraktım kapağına bakması için zaman verdim bana uzatıp gülünce hemen başlamamı istediğini anladım ve kitabı alıp kaldırıma indirilen mindere oturdum. Önümüzde küçük erkek çocukları top oynuyordu onlardan biraz daha aşağıda oynamalarını Kalbinur’a kitap okuyacağımı söyleyince hiç itiraz etmeden bizden uzaklaştılar. Bende okumaya başladım. Kalbinur gözlerini dudaklarıma dikmiş sanki ağzımdan çıkan her kelimeyi uçmadan yakalamak istercesine dikkatle dinliyordu. Arada ablası gelip bir şey isteyip istemediğini sorduğunda ona surat asarak okumamızı böldüğü için kızardı. Böylece biz her gün kapıda buluşup okuma yapardık henüz kitabın ortalarındaydık ki mahallede ki diğer çocuklarda bize eşlik etmeye başlamış ve kapının önünde ki kaldırıma sığmaz olmuştuk. Durumu fark eden Kalbinur’un ablası bize bahçe kapısını açıp mandalina ağacı altında hazırladığı masaya geçtik ve Küçük Prens, Sol Ayağım, Beyaz gemi kitaplarını okuduk okuma grubumuz bazen çok kalabalık olurken bazen Kalbinur ile yalnız takılırdık. Bu okumalar Kalbinur’a çok iyi geliyordu artık çocuklar onunla daha çok ilgileniyor ve seviyordu. Aynı zamanda konuşmasında da bazı ilerlemeler olmuştu zamanla en son Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek adlı uzun bir romana başladık bu kitap beni çocukluğuma götürürken dinleyen çocukları da heyecanlandırıyor ve kitapta geçen her oyunu birlikte oynuyorduk tabi Kalbinur için bazen oyunun kuralları değiştiriliyordu.

    Çocuklardan biri bir gün öğretmeni ile bize geldi öğretmeni benimle konuşmak istiyormuş. 50 yaşların da çok kibar bir bayandı konuya şöyle girdi ‘’Hanımefendi ben Ali’nin ve sizin mahallede yapmış olduğunuz okuma saatine gelen Merve, Yasemin ve Niyazi’nin öğretmenleriyim yaklaşık bir aydır okulda ki okuma saatlerin de bu dört çocuğun merakı ve sonrasında benden hep yeni kitaplar istemelerinin sebebinin siz olduğunu öğrendim ve yapmış olduğunuz bu etkinliğe inanın çok sevindim. Buraya da hem size teşekkür edip tanışmak hem de sizin için bir sakıncası yoksa Kalbinur ile birlikte bu okuma saatini okulumuzun kütüphanesinde yapmanızı rica edecektim böylelikle çocuklara uygun kitapları kolayca temin edebilir ve kitap kokusunun onları daha çok heveslendirmesini sağlayabiliriz.’’ Öğretmen konuşmasını bitirince bende çok heyecanlandım ve sevindim gerçekten güzel bir iş başarmıştım ve mutluydum geriye sadece büyüklerimden ve Kalbinur ’un ailesinden izin almak kalmıştı. Öğretmen gittik den sonra komşuya gidip durumu anlattım ve Kalbinur isterse getiririz dediler. Bende izin işini halledince Pazartesi günü başladık. Öğleden sonra kalbi nur ile gider dersi boş olan öğrencilerle veya okuma saatinde öğretmenlerinin yanımıza getirdiği öğrencilerle kitaplar okurduk. Üstelik artık çocuklarda okudukları kitapların özetlerini bize anlatmaya başlamış ve kitabı resimlerle canlandırmayı adet haline getirmişlerdi. Bu böyle yaklaşık iki ay sürdü ve artık benim Mersinde ki vaktim de doldu görevimi Kalbinur ‘un ablasına bırakıp çocuklarla vedalaştım. Kalbinur artık daha iyi durumdaydı, daha mutluydu ve konuşması giderek gelişiyordu onunla vedalaşırken bir söz aldım ondan tekrar mersine döndüğüm de Kalbinur bana dinlediği kitapları anlatacak. Ne dersin Gudi Kalbinur konuşabilir mi döndüğümde…?
  • (Altıncı Hikaye Eklendi)
    #40037668 iletisi kapsamında yazılan öyküler bu başlık altında paylaşılacaktır. Paylaştığınız öyküleri yorum olarak bildirebilirsiniz.

    HİKAYELER
    ---------------------
    1. Murat Ç - Berlin,1933: Yak Gitsin!!! - #40160734
    2. Sukûnet - Konuşan Kitap - #40260160
    3. Osman Y. - Kitaplar ve Kardeşlik - #40815242
    4. Derya (Bahir) Deniz - Mahalleden Kütüphaneye - #40833683
    5. Kevsers - Prens Mustafa - #40849350
    6. Aysun - deli hamile kız ve fındık - #40832437