Seda Nur Demir, bir alıntı ekledi.
11 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

Dışarıdalar ve senin çıkmanı bekliyorlar.
Eğer çıktığında mahcup adımlarla yürürsen, bundan epeyce mutlu olacaklar. Başın önde kalırsa ve bugüne yaptığın her şeyden utanarak yürürsen bundan mutlu olacaklar.

Kraliçenin Pireleri, Tarık Tufan (Sayfa 30 - Profil yayınları)Kraliçenin Pireleri, Tarık Tufan (Sayfa 30 - Profil yayınları)

Aşk için ne söyleyip açıklasam sıra asıl aşka gelince o sözlerden mahcup olurum

Arzu Beyaz, bir alıntı ekledi.
Dün 22:14

" Başarılı olmaya o kadar koşullanmış ki, ne zaman bir şey aksasa, anında başarısız addediyor kendini. Mükemmellik karnesinde bir kırık not almış gibi kızarıyor, utanıyor. Her hatadan sonra yüksek sesle özür diliyor kim bilir kimden. Belki de görünmeyen birilerinden. Neredeyse otomatik. Sabahtan akşama kadar mahçup ve ezik. Bilmiyor ki özür dilemek de bir bağımlılık olabilir; yerli yersiz durmadan etrafındakilere 'kusura bakmayın' dedikçe, bakılacak kusurları artar insanın."

Siyah Süt, Elif Şafak (Doğan Kitap)Siyah Süt, Elif Şafak (Doğan Kitap)
Yasemin Duman, bir alıntı ekledi.
18 May 14:59

Mağlup mu desem mahçup mu
Ama ikisi de değil
Ben garip sen güzel
Dünya umutlu
Öyle bir tuhafım bu akşam üstü
Sevgilim
Canavar götürür gibi
iki yanım
İki süngü.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153)
Neveser, bir alıntı ekledi.
18 May 13:09 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Tutuklu
“Mağlup mu desem, mahçup mu?
Ama ikisi de değil,
Ben garip, sen güzel, dünya mutlu...
Öyle tuhafım bu akşamüstü,
Sevgilim,
Canavar götürür gibi
İki yanım, iki süngü.”

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 153)
Nur Akdemir, bir alıntı ekledi.
18 May 12:55 · İnceledi

Güzellik şefkatli ve naziktir. Kendi ihtişamından yarı mahcup genç bir anne gibi dolaşır aramızda

Ermiş, Halil Cibran (Sayfa 40)Ermiş, Halil Cibran (Sayfa 40)

Alıntı
Gerçek aşkı şu cariyeden öğrenin

Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethettiğinde bir süre orada kalır. Bu sırada kaldığı otağda görevli Mısırlı bir cariye vardır ki, Selim Han sabah çıkınca, geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor...
Bu cariye Yavuz Sultan Selim Hanı görür görmez âşık olur. Lâkin ümitsiz bir aşk!.. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye... “Derdi olan neylesin?”
Cariyenin aşkı dayanılmaz seviyeye ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Padişaha açılmaya karar verir. Lâkin aradaki uçurumu düşününce koca sultanın karşısına çıkma cesaretini kendinde bulamaz. Düşünür, taşınır ve bir yazıyla ilân-ı aşk etmeye karar verir. Bir not yazarak Selim Hanın yatağına bırakır. Notta sadece üç kelime yazılıdır: “Derdi olan neylesin?”
Akşam gelince notu gören Selim Han, bunun, çadırını süpüren cariyeye ait olduğunu anlar ve kâğıdın arkasına cevabını yazar: “Derdi neyse söylesin.”
Kâğıdı aynı yere bırakır. Sabah olunca da çıkıp gider. Cariye temizlik için çadıra geldiğinde kaparcasına kâğıdı alıp heyecanla okur. Halifenin cevabından cesaretlenen cariye, kâğıdı çevirip önceki notunun altına şu cümleyi ekler: “Korkuyorsa neylesin?”

“Hiç korkmasın söylesin!”
Akşam olur. Halife çadıra döner. Kâğıdı okur ve cevabı yazar: “Hiç korkmasın söylesin!”
Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiştir! Aşkını o akşam halifeye söyleyecektir. O gün temizliği bitirdiği halde gitmeyip beklemeye başlar...
Yavuz Sultan Selim Han akşam çadıra dönünce cariye hemen ayağa kalkar. Selim Han “Buyurunuz, sizi dinliyorum” deyince, cariye bütün cesaretini toplamaya çalışırken, titreyen ellerini gizlemek için elleriyle dirseklerini tutarak kollarını kavuşturur. Heyecandan kalbi yerinden fırlarcasına atarken, titrek ve mahcup bir sesle “Efendim...” der. “Cariyeniz...” ve cümlesini tamamlayamadan “Allah!” diye feryad ederek yığılıp kalır. Selim Han da çok hislenmiştir. Gözyaşlarını silerek etrafındakilere şöyle der:
“Gerçek aşkı şu cariyeden öğrenin. Zira âşık, mâşukunun yolunda olur ve o yolda ölür.”

Bilgehan Soner, bir alıntı ekledi.
17 May 13:08 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Öksüz kalan zavallı ülkemizin ateşli kumları üstüne askerlerimiz kendi kanlarıyla bulanmış bir örtü çekerek meyus ve mahçup avdet ediyorlardı.

Aydemir, Müfide Ferit Tek (Sayfa 59 - Kaknüs Yayınları)Aydemir, Müfide Ferit Tek (Sayfa 59 - Kaknüs Yayınları)
Muhammet ikbal Kılıç, bir alıntı ekledi.
16 May 15:46 · Kitabı okuyor · Beğendi

112. Söz
Aşkın Şerhi için türlü beyanatta bulunsam, aşka gelince; yani aşkın tesirini hissedince söylediklerimden mahçup olurum...

Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rumi (Kırkambar kitaplığı)Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rumi (Kırkambar kitaplığı)

Korkarım pat diye geleceksin
Bir gün
Ev dağınık
Ben ölü
Mahçup olacağım sana.