Büyük adam, eseriyle hayatını birleştiren adamdır. Biz onda şu vasıfları arıyoruz: Önce bütün ömründe aynı kanaatin, aynı imanın sahibi olan adamdır. Devirlere, zaruretlere, cemiyetlere göre değişmez, muhitine uymaz; muhiti kendine uydurur, uydurmazsa çarpışır. Cemiyetten daha kuvvetlidir; cemiyeti sürükleyicidir. Bu karaktere sahip insanların, yâni değer yaratıcısı olanların bir kısmı zekâsıyla, bir kısmı kalbi ve hisleriyle, bir kısmı da iradesiyle başka insanlara ve cemiyete üstündür, yaratıcıdır,sahiptir veya velîdir. Bu üstün insanlar arasında ise bazıları her bakımdan, hem zekâ, hem duygu, hem de irade kuvvetleriyle cemiyetin insanlarına üstün durumdadırlar. Böylelerine muvazeneli karakter sahipleri denir.
Bütün varlığını şiirle díle getiren Âkif, bizi bu dűnyada iken büyük mahkemenin huzura yükselten mürşididir; büyük kurtarıcımızdır. Hattab'ın oğlu Ömer'in XX, asırda yaşayan müridi, onun gibi haşin mizaçhı, sert yürüyüşlü, zulme tahammülsüz, riyâ karşısında şiddet taşıran bír imân ve isyân heykelidir.
Ondan sonra kentin her mahallesine, deyim yerindeyse birer "Çocuk Deposu" kurduruldu. Bu depolar, evlerinde bakacak kimse bulunmayan çocukların bırakılıp gereğinde tekrar alındığı kocaman yapılardı. Çocukların sokaklarda, yeşil alanlarda veya parklarda yalnız başlarına dolaşması kesinlikle yasaklanmıştı. Herhangi bir yerde bir çocuk görüldümü, hemen biri onu alıp en yakın depoya götürüyordu. Üstelik böyle bir durumda anne ve babaları oldukça yüksek bir para cezası ödemek zorunda kalıyorlardı.
Gelişmemiş insanlar başkalarının iç yaşamına pek az saygı gösteriyorlar. Ailede herkes, özellikle de aile büyükleri, iç yaşamımıza paldır küldür pençelerini daldırıyorlar. Aslında burada sorun