• 208 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Nazan ve Kenan birbirlerini severek evlenmişlerdir. Her şey çok güzel ilerlemekteyken Kenan işten çıkartılır ve evin geçimini Nazan üstlenir fakat oda hamiledir ve bir kaç ay sonra işten ayrılmak zorunda kalır bu arada Kenan İzmir'de maaşı güzel olan bir iş bulur ve çalışmak için oraya gider Nazan bir süre Kenan'ın ailesiyle yaşar bir süre sonra Kenan evini taşır ve aile olarak kaldıkları yerden hayata devam ederler günlerden bir gün Nazan kızı rahatsızlanınca doktordan randevu alır ve kızını götürür yapılan tahlil ve tetkikler sonucu Şevvalin tedavisi olmayan böbrek hastalığına yakalandığı anlaşılır. Karı koca bunu kızlarına konduramaz ve başka bir doktora giderler o doktorda aynı teşhisi koyunca Şevval iyi bir tedavi ve bakıma alınır bu süreçte hastalığın seyrine göre hastanede yatmaları gerekir
    Günler bu şekilde geçerken Kenan bir anda değişmiş değişik huy ve adetler edinmiştir eve geç gelmekte ne çocukla ne Nazanla ilgilenmektedir evi otel gibi kullanmakta Nazan bir şey diyecek olsa ona şiddet uygulamaktan çekinmemektedir.
    Yine hastaneden taburcu oldukları bir gün eve geldiğinde Nazan Kenanın kumar borcu için bileziklerini ondan habersiz ve izni olmadan sattığını öğrenir ve büyük kıyamet kopar
    Bakalım Nazan tüm çabalarına rağmen evliliğini kurtarabilecek mi En önemlisi bundan sonraki süreçte Nazan nelerle karşılaşacak

    Hayatın en büyük gerçeklerinden bahseden bir kitap okudum gerçekler ama malesef o gerçekleri kimseler görmüyor duymuyor duysa görse bile kimse kılını dahi kıpırdatmıyor Şiddet tasvip edilebilir bir olgu değildir hiç bir kadın çocuk hayvan şiddeti tacizi asla haketmiyor erkekler bu hakkı kendilerinde görüyorlar evet ama her şey biz kadınların annelerin elinde bitiyor çocuklarımıza sevgiyi yardımlaşmayı saygıyı öğretelim onları eğitelim aman erkektir yapar zihniyetinden vazgeçelim unutmayalım ki kadın annedir sevgidir en büyük saygıyı hakedendir. Bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim özellikle erkeklerin ...
  • 172 syf.
    ·3 günde·Beğendi·8/10
    Şeytanın tahtını insanlara kaptırdığı bu çağdan nefret ettim. Etimle kemiğimle nefret ettim..

    Kitabı daha iyi anlamak için yazarın hayat hikayesini de iyi bilmek gerekiyor diye düşünüyorum.
    Anthony Burgess, tümör nedeniyle bir yıldan az ömrü kaldığını öğrenir ve ölümünün ardından karısının geçimini sağlaması için kitaplar yazmaya başlar. Daha sonra ise yanlış tanı koyulduğu öğrenilir; ancak Burgess artık ünlü bir yazar olmuştur. Alex karakterinin öfkesi ve nefreti bu hikayeyi öğrendikten sonra daha net anlaşılıyor. Oldukça etkileyici değil mi!..

    Alex ve bir grup arkadaşı etrafına öfke saçan, insanları itip kakarak öldüren, kadınlara tecavüz eden ve zorbalıklar yapıp eğlenen ve yaptığı kötülüklerden zevk alan bir arkadaş grubuna sahiptir. Toplumda artan bu tür kötülük ve zorbalıklara karşı devlet çözüm arar ve bulduğu tekniği ilk olarak Alex de denemeye karar verirler.

    Davranışlarımıza müdahale edilseydi tercihlerimizin ne önemi kalırdı öyle değil mi?
    Kitapta bahsedilen Ludovico tekniğiyle Alex; sandalyeye bağlanıp tecavüz, zorbalık, adam öldürme, taciz vb. kötü şeyler izlemeye maruz bırakılır. Öylesine çok izlemek zorunda kalır ki artık Alex kötü bir şey yapmak istediği anda kusmaya başlar ve bundan müthiş acı duyar. Artık birer makineye dönüşmüştür. Ve tercihleri elinden alınmıştır..

    Sahi tercihlerimiz elimizden alınırsa yaşamanın ne anlamı kalır ki?

    ***

    Dışarıda bir yerlerde bizi nelerin beklediğini bilmeden yaşamaya devam ediyoruz. Evimizde güvende olduğumuzu düşünüyoruz; lakin bunun bile bir garantisi yok. Yarın ne olur kim bilebilir ki.
    Dışarda bizleri bekleyen binbir tehlikeyle karşı karşıyayız.

    Üzgünüm! Bu çok korkunç çünkü.. bunlar yaşanan gerçekler. Her gün kadınların, genç kızların ve çocukların iğrenç saldırılara, tacizlere, zorbalığa maruz kaldığı bir dünyada yaşıyoruz.
    İtilip kakılan, türlü türlü zorbalıklara maruz kalan, kadınların, çocukların, tecavüze maruz kaldıkları iğrenç bir dünyada yaşıyoruz malesef ki.
    Ve yazar otomatik portakal romanıyla yaşanılan bu kötülükleri resmetmiş adeta..

    Şeytanın tahtını insanlara kaptırdığı bu çağdan nefret ettim. Etimle kemiğimle nefret ettim..
  • 320 syf.
    ·3 günde
    Murakami okumaya ilk önce bu kitaptan başlamam ne kadar doğruydu tartışılır. Beni çok etkileyen bir kitap olmadı malesef. Çabuk bitmesi için uğraştım bayağı :( kendini renksiz olarak kabullenmiş bir adamın hikayesi... Kendini eksik gören, cesareti olmayan bir kişiliğe sahip. Kendisini tarif ederkende şunları söylüyor " Kendim diyebileceğim bir şey yok, bir kişiliğim olmadığı gibi.Kendimi hep boş bir kap olarak düşündüm... "
    Arkadaş grubu tarafından beklenmedik bir anda " Biz artık seni görmek, seninle konuşmak istemiyoruz." demeleriyle ölüm düşüncesine kendini kaptırır. Uzun bir süre bu düşünceyle hayatını sürdürür. Kız arkadaşının tavsiyesiyle arkadaş grubu tarafından neden bu şekilde dışlandığının sebebini aramaya koyulur. Rüyalarla gerçekler arasında sürüp gelen bir hayat hikayesi....
    " Kaderimde tek başına kalmak vardır belki de... "
    "Yaşam karmaşık notalar bütünü gibi..."
  • Ne var ki hatırlansın ya da hatırlanmasın, gerçekler malesef gerçekliklerinden pek bir şey kaybetmiyordu.
    Natsume Soseki
    Sayfa 197 - Panama
  • 222 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    "Oysa okyanusta tek bir su damlasının dahi vücuduna dokunamaması kadar imkânsızdı bu AŞK..."
    #Şifaarıkyıldırım "Nusret Hanım kızının karşısında ne diyeceğini bilemez bir haldeydi. Liva'nın söylediklerinde ne kadar haklı olduğunu düşündü. 'Başımıza ne geliyorsa o yapmaz, öyle biri değil, dediklerimizden gelmiyor muydu zaten.' diye söylenmişti içinden." (Burada çok doğru yazmış yazarımız. Hepimizin yaşadığı acı gerçekler... Hep o yapmaz dediklerimizden zarar görmedik mi her birimiz... Onların bencilliği yüzünden acı çekmedik mi?) Merve: "Anne sana ters gelen yönlerinin ne olduğunu gayet iyi biliyorum merak etme. Fakat bunlar benim için hiç önemli değil. Ne gösterişli bir düğün istiyorum. Ne de lüks eşyalarla donatılmış bir ev. Mutlu olabilmem için bunların hiçbirine lüzum yok. Bunlar yalnızca çevrendeki insanlara yaptığın gösteri sadece." (Burada da her zaman gündemde olan güncel konular anlatılmış. Evliliklerde malesef iki tarafta şahşahlı olsun istiyor ve gelin ve damat yıpranıyor, ilişkileri zedeleniyor ve bazen düğün olmadan her şey bitiveriyor... Başkalarının ne diyeceğine bakarsak hep asla mutluluğu yakalayamayız. Gösteriye hiç gerek yok, önemli olan evleneceklerin kararları gersi boş...) (Birde önyargıdan bahsedilmiş eserimizde. Bu konuda her insanın yaşadığı, insanlara önyargılı olmamamız gerekiyor. Kişiyi tam tanımadan yargılamak ne kadar doğru...) (Liva'nın yaşadıkları basit şeyler değildi. Ama her zaman mücadele içinde olup kendini iyileştirmesi, onca yaşanan üst üste yaşanan olaylar sonrası ayakta kalabilmesi büyük başarıydı. Ada da tanıştığı kişiden sonra yaşanan tuhaflıklar sonrası hayaller görmeye başlayıp hastalandığını düşünmeye başlarken olaylar ilginç bir şekilde yön değiştirdi. En son adada yaşadıkları akla mantığa sığmıyor. O yaşanılanlardan sonra aldığı kararlar sonucunda eserin sonu beni hem üzdü hem sevinmeme neden oldu, iki duygu bir arada birleşti...
    Adada yaşadıklarını kimseye inandıramaması durumundan sonra iş arkadaşım Kenan Altun un sözleri aklima geldi. "Doğruya yakın yalanları kimseye anlatmayacaksın. Yoksa sana inanmayıp aklını yitirdiğini sanırlar..." Eline yüreğine sağlık diyorum. Sevgiyle kal hep e mi
  • 136 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Öyle bir kitap okudum ki bir kadının evlatları eşi için ayakta kalma savaşı ama eşinin ve onun ailesinin kadını her fırsatta aşağılaması ve erkeğin kadını aldatması bunlar malesef hayatta yaşanan gerçekler. Eğer ki kadınlarımız çalışıp ayakları üzerinde durabilirse kendini erkeğin hükümdarlığına boyun eğmek zorunda bırakmazsa çocuklarına kendi evlerine sahip çıkarsa erkek değil hiç bir kuvvet onları düşüremez.
    En önemlisi kadının ailesininde her koşulda arkasında durması önemli ve kesinlikle bütün kadınlar ve erkekler bu kitabı okumalı

    Ve gelelim bu kitabın yazarına sevgili İnci beni şaşırtacağını biliyordum böyle güzel anlamlı bir kitapla.
    Dilerim bundan sonraki kitaplarında bu derece anlamlı ve toplumumuzdaki sorunlarla ilişkili olur kalemin daim okurun bol olsun inşallah
    Dile
  • 80 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Türkiyenin en genç yazarlarından olan (11) @onurmetecam #101öğüzkralı kitabını #okudumyorumladım ...
    .
    .
    .Teknoloji dünyasının tamamen icinde olan 7'den 70'e herkes var iken sadece bağımlı diye çocuklara yüklenmek ne kadar doğru olur bilmiyorum??? Malesef teknolojinin faylaca hayatımızda olduğu zamandayız... Bu sebeble ki elinde kitap ,kalem olan küçük- büyük görünce çok mutlu oluyorum.. Onur Mete kardeşimiz'in yolu açık olsun kalemi daim olsun inşallah. Ben inanıyorum ki ilerledikçe başarısına daha çok başarı katacaktır... Yazarımız çocukların dilinden güzel bir dünya kurmuş ve kurgulamış . Anne_Babasına olan sevgisini dile getirmiş "Onlara olan sevgim salisede iki ile çarpılarak büyüyor", ve anne babasına sarıldığı zaman kokularını menekşe bahçesine benzetmesi ne kadar hoş ...
    .
    ✍.Dedemin hep kullandığı bir laf vardır; "Bazen gerçekler; en iyi yalanların sahteliklerinden daha duygusal,içine çekici ve sürükleyicidir.En iyi yönetmenlerin çekemediği sahneler,ancak gerçekte yaşanır. Duygusallığın en saf halinin başrol oynadığı filmler beğenilir,öbürleri sadece taklittir".