• Uzmanların tanısı, ilerisi için tahminleri, kararları karşısında güçsüz, çaresiz kalan insan, bir dişli çark düzenine kısılıp kalmıştır. Hasta hekimlerin malı olmuştur: Alın onu ellerinden güveniyorsanız kendinize! Çarşamba günü bir tek seçim durumu vardı: Ya ameliyat yapılırdı, ya da eziyet çekmemesi için annem öldürülürdü. Kalbi sağlam, iyice canlandırılmış da olduğu için, kadın bağırsak tıkanmasına uzun süre dayanır, cehennem azabı çekerdi; hekimler, eziyet çekmemesi için öldürülmesini kabul etmezlerdi çünkü. Sabahın altısında orada bulunmuş olmam gerekirdi ayrıca. Ama o zaman bile N.‘ye “Bırakın da kendiliğinden ölsün,” demeye cesaret edecek miydim? İşkence etmeyin ona, diye yalvardığım zaman demeğe getirdiğim buydu; onu ise, ödevlerini iyi bilen bir adamın büyüklenişiyle terslemişti beni. Bana:
    “Onu, belki de yıllar sürecek bir yaşayıştan yoksun kılıyorsunuz,” diyeceklerdi. Ben de bu dediklerine boyun eğmek zorundaydım. Böyle düşünüyordum ama bu düşünce düzeni içimi yatıştırmıyordu. Gelecek, içime büyük bir korku salıyordu. On beş yaşımdayken Maurice amcam mide kanserinden ölmüştü. Günlerce: “Vurun beni. Tabancamı verin. Acıyın bana,” diye acı acı haykırdığını anlatmışlardı bana. Doktor P. sözünde duracak mıydı? Acı çekmeyecek, demişti. Ölümle işkence arasında bir yarışma başlamıştı. Sevdiğiniz bir insan size: “Acı bana!” diye haykırmış, bu haykırışı boşa gitmişse, arkasından nasıl yaşayabilir, bu yaşayışı nasıl kabullenebilirsiniz? Buydu kafamdaki soru.
  • Fransız İhtilali'nin meydana gelmesinde önemli rol oynayan dış nedenler ikiye ayrılabilir. Birincisi, düşünce alanında 18. yüzyılda görülen gelişmelerdir ki bu yüzyıla 'Aydınlanma Çağı' denir. ikincisi, Amerika'daki İngiliz kolonilerinin İngiltere'ye karşı ayaklanarak bağımsızlıklarına kavuşmalarının Fransa üzerindeki siyasi, mali ve düşünce alanlarındaki etkileridir.
  • Bünyamin daha sonraki günlerde dilencilerin bu korkularında haksız olmadığını anlayacaktı. Çünkü Dertli lakabıyla anılan bu adamı hayatında tam altı kez yıldırım çarpmıştı. Bir zamanlar zengin bir tüccar olan Dertli'ye, ticarethanesinin içinde olduğu sırada pencereden giren bir yıldırım isabet etmiş ve adamın saçı sakalıyla birlikte malı mülkü de yanıp kül olmuştu. Sefil perişan, parasız pulsuz sokaklarda gezerken dilenciliğe heves etmişti. Sakalsız dilenci makbul olmadığı için, yaz boyunca sakal büyütüp beyaza boyamış, gel gör ki böylece kazandığı saygınlık sermayesini sonbaharda tepesine düşen bir yıldırım, saçı kirpiği ve kaslarıyla birlikte kül etmişti.
  • Vahidettin'in Milli Mücadele'ye bakışını yansıtan bu önemli belgeyi sadeleştirerek sunuyorum:

    "Salih Paşanın istifası üzerine Sadrazamlık, bilinen ehliyet ve görüşünüz dolayısıyla size verilmiş ve Şeyhülislamlığa da Dürrizade Abdullah Efendi uygun gö-  rülmüştür. Anayasanın 27.maddesi gereğince kurduğunuz yeni Vekiller Kurulu  onaylanmıştır.

    Mütarekenin yapılmasından başlayarak yavaş yavaş iyileşmeye yüz tutan siyasi  durumumuzu, milliyet adı altında meydana getirilen kargaşalıklar kötü bir hale  sokmuş ve buna karşı şimdiye kadar alınmasına çalışılan uzlaşıcı önlemler fayda-  sız kalmıştır. Son zamanlarda görünen olaylara göre bu isyan halinin devamı,
    Allah saklasın, korkunç hallere sebeb olabileceğinden,    bu kargaşalıkların bilinen düzenleyicileri ve kışkırtıcıları hakkında kanun hüküm-  lerinin uygulanması  ve fakat aldatılarak katılmış ve alet olmuş olanlar hakkında genel af ilanı ile  bütün ülkede asayiş ve düzenin sağlanıp sağlamlaştırılması için gereken önlemlerin hızla ve kesinlikle alınıp tamamlanması  ve bütün sadık tebamızın hilafet ve saltanat makamına olan sadakat ve bağlılıkla-  rının güçlendirilmesi  ve bunlarla birlikte, büyük devletlerle içten ve güven verici ilişkiler kurulması ve  millet ve devlet çıkarlarının hak ve adalet esasına dayanılarak savunulmasına özen gösterilmesi, barış şartlarının ölçülü (yumuşak) olmasına ve bir an önce  barışın imzalanmasına çalışılması  ve o zamana kadar her türlü mali ve ekonomik önlemlere başvurularak genel  sıkıntıların olabildiğince hafifletilmesi, kesin isteklerimizdendir." (T.M. Göztepe,
    V. Mütareke Gayyasında, s.267)
  • Vatan...nedir vatan? Şu kelimecilikten ne gün kurtulacağız? Vatan şairi, "vatan" dan başka kelime bilmez. Vatan büyük bir dava...
    O, sadece toprak vatan...
    Türkiye' de kurulan ilk parti, " yeni Osmanlılar cemiyeti"...Ona aza olur... Parti'nin mali ihtiyacını temin eden adam, Prens Fazıl...Hidiv olamamış... İsmail Paşa'nın kardeşi... Devlete karşı kırgın... Namık Kemal' i, Ziya Paşa' yı, gençleri topluyor. Halbuki adamın hırsı sadrazam olmak... Bunları Avrupa'ya götürüyor, Namık Kemal' e orada "Hürriyet" gazetesini çıkarıyor. Biraz sonra Babıali ile anlaşıyor Prens bunları bırakıyor. Kalıyor mu kahramanlar sokakta...Haydi onlarda affediliyorlar; dönüyorlar memlekete..."İbret" gazetesini çıkarıyorlar İstanbul' da... Öyle şiddetli yazıyorlar ki, o devirde, biz bu devirde yazamıyoruz onları...Ve nasıl yazdıklarına da, nasıl yazdırdıklarına da zaten şaşıyoruz.
    "Vatan yahut şık silistre" diye bir piyes yazıyor Namık Kemal...Orada İslam bey diye biri var. Tek nakarat: Vatan...
    Vatanın ne bir izahı, ne bir anlamı var...Oyun içinde bir tekerleme var: Murat... "Muradın ne senin?" "Benim Muradım nerede?", Bilmece: Murat, Murat... Şehzade Murat geliyor hatıra... Yakalıyorlar bunu, haydi Magosaya... Abdülaziz devrinde Namık Kemal' i Kıbrıs' a sürüyorlar! İşte görüp gördüğü bütün zulüm bu... Bir zulümdür bu, evet bir fikir adamına zulümdür; ve Abdülaziz devrindedir. Abdülhamid devrinde affediliyor, İstanbul' a geliyor, yine bir takım halatlar yiyor. Abdülhamid' in birtek siyaseti vardır. Aç adamlara kesesinden para verip filan filan yerde otururdu.
    Onu Midilli' de oturmaya sevk ediyor yüz altun maaşla... İnsanlara bakın!..Biraz sonrada mutasarrıf yapıyor Midilli'ye... Oğlu ALİ Ekrem hadiseyi izah eder:
    " Niçin mutasarrıf yaptı, biliyormusunuz, kaçmasın diye..."
    Böylede lafmı olur? Mutasarrıf kaçmaya niyetliyse kolay kaçar. Devletin gambotiyle kaçar.
    Oradan Sakız' a geçiyor, mutasarrıf... Sakız' da zatürre ye oluyor, 48 yaşında ölüyor. Ölürken vadediyor: beni Şehzade Süleyman' ın Bolayırdaki mezarı yanına gömün! Ona aşık... Ölünceyedek hem mutasarrıflık maaşı alıyor, hem yüz altun...Hemde vasiyetini Padişah kabul ediyor, devlet müessesesi en büyük Şehzadenin yanına gömülüyor. Bu kada izzet ü ikram içinde geçiyor hayatı...
    Kimdir Namık Kemal?
    "Şehid-i Hürriyet" ...
    Ne ucuz şeymiş "Şehid- i Hürriyet" lik...Neresi şehid, neresi mazlum?...
    Necip Fazıl Kısakürek
    Sayfa 72 - Büyük doğu yayınları