Özgür Ersan

Özgür Ersan
@malt
Çevre Mühendisi
Lisans
Burhaniye
5 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Kadınlar tipik olarak "saygı duyabilecekleri" -hırslı, kendine yeterli, kontrollü ve başarı odaklı- erkeklerle evlenmektedir. Ne var ki evlilikten hemen sonra, bu erkeklerin duygusal olarak kendilerine pek bir şey vermediklerinden yakınırlar. Aslında, evlenmelerine gerekçe olan kişilik özelliklerinin aynısı, şimdi de kızmalarına gerekçe olmaktadır.
Sayfa 203 - Totem Yayınları
Ebevyenlerine sarılan erkek çocuk utandırıcıdır. Annesinin eteğine yapışmayı bırakması için çocuk yaşta ve sayısız yollardan özendirilir. Buna karşılık mahçup bir tavırla saklanan ve annesine veya babasına sanlan kız çocuğu, zarif veya hayranlık uyandırıcı olarak görülür. Erkeklerde bağımlılık, normali bile çoğu kez bastırılacak şekilde zayıflıkla eşleştirilir. Bir baba için, beş-altı yaşındaki oğlunun "küçük bir erkek" gibi davrandığını görmekten daha gururlandırıcı pek bir şey bulunmaz.
Peki erkek hangi duyguları, dürtüleri ve ihtiyaçları engelliyor? Yanıtın şöyle veya böyle tamamı olduğuna inanıyorum. Neredeyse bebeklikten başlayarak, erkeksi hedef yönelimli, iş odaklı, girişken davranış tarzına engel olan duygularını ve ihtiyaçlarını kontrol etmesi öğretilir. Yani, duygusal alandaki sosyalleşme deneyimi, "Yapmamalısın" olmaktadır. Doğrudan veya örtülü, sistemli olarak duyguları ve dürtüleri değişmez bir şekilde bastırılır.
Sayfa 73 - Totem Yayınları
Duygular: Erkek İçin Gerçek Bir Terör
Kültürümüzdeki erkek kahraman imajı, fantazi özdeşim figürlerini oluşturan erkeklerde yansıtılmaktadır. Bunların çoğu bazı belirli özellikleri paylaşmaktadır: duygusal körlük veya "soğukluk", aşırı ölçüde bağımsız bir tarz, kendine yeterlilik, veya açıklıktan (saydamlıktan) yoksunluk ya da görünürde duygusal açıdan duyarlı olmamak ve genel olarak son derece dar bir dışa yönelik dışa vurum alanı.
Sayfa 69 - Totem Yayınları
Koşum: Erkeğin Durumu
Feminist hareketin bugüne kadarki en belirgin ve önemli yanı, kadının, eş ve hatta anne olarak çağlar boyu süren kutsal rollerine yönelik direncini ve içerlemesini cesaretle üstlenmeye gönüllü olmasıdır. Buna karşılık erkek, iyi bir koca olmaktan, iyi bir baba, tedarikçi, aşık, vb. olmaya kadar oynadığı birçok rolün sıkıcı ve boğucu yanlarını henüz tam anlamıyla kavramış, kabullenmiş olma ve bunlara karşı başkaldırma noktasında değildir. Kendi egemenliğini ve erkekliğini, ne kadar çelişik ve cansızlaştırıcı olursa olsunlar, sanki ona yönelik bütün beklentilere katlanabilirmiş, bunları yerine getirebilirmiş, hatta bundan zevk alıyormuş gibi hareket etmeyi sürdürmektedir.
Sayfa 25 - Totem Yayınları