"Insanın idealleri narin bir çiçek gibidir.
Bütün hayatın anlamı da işte bu çiçeği büyütmek ve soldurmamaktır. Bir çiçeğe hayat vermek için, tırnaklarınla, parmaklarınla donmuş toprağı kazarsın, ellerin yara olur. Tırnağın etten ayrılır. Ellerin pul pul olur kabarır, cildin kuru toprak gibi çatlar, dökülür. Acı çekersin...
Neden acı çekersin? O çiçek yetişsin diye. Elin yara olur, parmakların kanar ama tohumu toprağa attın mı kalbin mutluluk ve umut dolar. Sonra toprağa bakıp beklersin...
Bir yudum suyun varsa içmez, çiçeğin yeşersin diye toprağa dökersin...
Gün olur gözyaşlarınla sularsın. Topraktan bit kadar yeşil başı göründü mü çocuk gibi mutlu olursun ... Çiçek büyür, al al açar... Sen çiçek açıncaya kadar çok şeylerinden vazgeçer, feda edersin...
Ama bir gün bakarsın ki çiçekler açar. Sen bir çiçek açsın diye beklerken, her yer çiçek olur..."
"...bir erkeğin cinsel ilişkinin ardından kadına arkasını dönüp sanki hiçbir şey olmamış gibi uyuması. Bu kadınlar tarafından çok kaba bir hareket olarak algılanmaktadır ki bu konuda haklılardır da. Ama olay pek de sizin düşündüğünüz gibi değil hanımlar. Cinsel birleşme sırasında erkekte de östrojen salgılanır. Daha sonra östrojen, çeşitli hormonlarla bir araya gelerek hipotalamusa ve uyku merkezlerine ulaşarak etkisini gösterir. Yani neredeyse bir uyku ilacı almış kadar olursunuz. Doğal olarak da erkek uyur."