nevin, tuhaf bir adam olduğumu söyler dururdu. ben de kendime ona duyduğum sevginin biraz hasta bir sevgi olup olmadığını sormuşumdur ara ara. hayır, elbette hasta bir sevgi değildi. yalnız çok şiddetli, çok yoğun, bölünmemiş bir sevgiydi. yüreğimde hayatın çeşitli görünüşlerine, dünyadaki başka varlıklara yönelebilecek ne kadar sevgi varsa, hepsini ona karşı duyuyordum. onu sevmek, yaşamayı sevmek, dünyayı sevmek gibi bir şeydi. bu yüzden ondan kaçmaktan başka çarem yoktu. kırıntılarla, yasaklanmış gizli buluşmalarla yetinemezdim. nevin, bütünüyle benim olmalıydı. oysa onunla birlikte yaşamayı aklımdan bile geçiremezdim.
(...)
yalnızlığıma çekilmemi de korkakça ve edilgin bir direniş olarak nitelendiriyordu. bu korkakça direniş, nedense daha güçlü kılmıştı beni. sonunda geri çekilen nevin oldu. bunun aslında benim yenilgim olup olmadığını hala düşünür dururum.