• Korku ve kuşkunun ayartmasına kapılmamalısınız ve aynı zamanda korkunuzun haklı olduğunu ve kuşkunuzun mantıklı olduğunu sonuna kadar kabul etmelisiniz. Yoksa nasıl gerçek bir ayartma ve gerçek bir üstesinden gelme olabilir?
  • Kendisi böyle düşler ve düşüncelerle oyalanırken, zaman geçip gider. Derken sonuçta bir bahane kalır elinde, o da harekete geçmesi için bundan böyle koşulların elverişli sayılamayacağıdır. Genellikle şöyle bir seyir izler durum: Söz konusu kimseler, yaşamda kendilerine hep ayrıcalıklı bir yer arar, kıyıda
    kenarda durur, çevrelerinde olup bitenleri gözlemlemekle yetinirler. Yürekleri kuşkuyla doludur, insan soydaşlarına düşman gözüyle bakar, bir savunma, bir savaş durumu yaşıyormuş gibi bir tutum takınırlar. Çoğu zaman kararsızlık içinde bocalar, insana oldukça mantıklı gelen derin düşüncelere dalar, bunda da haklı gibi görünürler. Ne var ki, varlıklarının temel sorununa el atmayı unutur, yaşamla, toplumla, yüklenmeleri gereken ödevlerle ilişki
    kurmayı ihmal ederler. Yakından bakıldığında bir kendini beğenmişlik uçurumuna yuvarlandıkları anlaşılır, herkesten üstünlük özlemlerini akla gelmedik yollardan dışa yansıtırlar. Davranışlarında, giyinişlerinde, konuşma biçimlerinde, başkalarıyla ilişkilerinde bu özlem açığa vurur kendini.
  • Bu kadar saçma sapan bir dünyada, bu kadar mantıklı olmaya çalışmanın ne yararı var?
  • Yavaş yavaş ölürler
    Seyahat etmeyenler,
    Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
    müzik dinlemeyenler,
    vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler,
    İzzetinefislerini yıkanlar
    Hiçbir zaman yardım istemeyenler.

    Yavaş yavaş ölürler
    Alışkanlıklara esir olanlar,
    her gün aynı yolları yürüyenler,
    Ufuklarını genişletmeyen ve
    değiştirmeyenler,
    Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
    veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
    tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
    görmek istemekten kaçınanlar
    yavaş yavaş ölürler.

    Yavaş yavaş ölürler
    Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
    dışına çıkmamış olanlar.
    Yavaş yavaş ölürler

    Paplo neruda
  • *Temel neden önemli?*

    Olağanüstü bir eksen kayması var. İşin en üzücü yanı da bunu sıradanlaştırmak, özümsemek, normal kabul edip değiştirme çabasına girmemek.
    Betona ağaç diksek, toprağın üstüne de temelsiz yirmi katlı bina yapsak ne kadar mantıklı bir eylem olabilir ki?
    Fakat aynı kapıya çıkan yüzlerce söylem ve girişime tanık olmaktayız. Olana razı oldukça, olması gerekenden uzaklaşıyoruz.
    Devamlı savunma, suçlama ve mazeret üretme modunda olan bir beyin, kalbine, bedenine, içinde bulunduğu ana, gelecek zamana yön veremez.
    Hele bu beyin, milyonları ilgilendiren kararlara imza atan bir görevdeyse, toplumsal erezyonu hızlandıran, katalizör bir madde gibi etki yapar.
    Bu nedenle bilge şahsiyetler, düşünürler, bilim insanları, yaşam ustaları; önce kendimizi tanımayı, eğitmeyi, dinlemeyi, anlamayı öğütler, özendirir ve öğretirler.
    " Kendisi himmete muhtaç dede/
    nerde kaldı gayriye himmet ede" sözü tam da bu hassasiyetimizi pekiştirmek için söylenmiştir.
    Ehliyet, liyakat, bilimsel öngörü, insani donanım, toplumsal ortak bilinç, evrensel hukuk, etik ve estetik değer ve kavramlardan çok uzak bireylerin, hak etmedikleri konumda topluma yön vermeleri, önü alınamaz yıkımlara ve ayrışmalara neden olabilmektedir.
    Bu tespitimiz ahlak, mantık, adalet, bilim ve zarafet ölçüleri ile tarttığımızda, dünyanın her yerinde geçerlidir.
    Bazen terazi doğru, tartan yanlış konumda, bazen tartıcı doğru, terazinin ayarı, taşları hileli olabiliyor.
    Yıllar geçse de olan değerlerimizden çalıyor
    Kalitemizi ve katma değerimizi artıramıyoruz.
    Namdar Rahmi Karatay ustanın 1954 yılında yazdığı şiirindeki, şu vurguyu, maalesef halen haklı çıkarmaktayız:
    "Kendi başına sürer kelin olsa merhemi
    Tezekten terazinin b.ktan olur dirhemi."
    Önce kendini tanıma, eleştirme, başkalarının gözüyle empati yapma, kararlılığını ve duyarlılığını gösterebilmeliyiz.
    Ahlaki bir irade, bilimsel bir bilinç, hak eksenli adalet duygu ve donanımlarını kazanabilmek için gece gündüz ne yapsak israf değildir.
    Dinlemek, izlemek, gözlemek, okumak için yüzlerce yol ve yöntem var. İhtiyaç hisseden bahane üretmez, alternatif üretir durur.
    Nüfus cüzdanımıza, emeksiz olarak, başkalarının yazdığı aidiyet bilgileri, bizi iyi bir insan yapmıyor.
    Toprakta hareketsiz minerallerdik, suyla birleşip ana rahmine düştük. Dünyada gözümüzü açtık.
    Tekrar toprağa geri dönene kadar durmadan yürümek zorundayız.
    Aşkla, insanca, toplumca ve gönülden,
    yerli yerinde, ebedi ve edebi yürümek...
    24..05.2019
    Ali Rıza Malkoç
    Samsun
    http://www.arm.web.tr

    Yazımın tamamının yayınlandığı adres:
    http://www.edebiyatevi.com/...el-neden-onemli.html
  • Hayır, mantıklı olmak istemiyorum, çünkü kendimi başka ilkelere açtım, üstelik de mantık sayesinde değil.