• 502 syf.
    ·19 günde·10/10
    Empresyonizmin manzaradan kağıda dökülen en saf ve yalın hali, hayallerin içgüdüselliği, insanlara verilen imge, şehirlerin insanlara yüklediği dönüşüm, doğanın ihtişamı, suretin ruhta uyandırdığı mutlak etki, hayatın anlamı olan genç kızlar, Proust ve bu toplamın harmonisi olan kötülük çiçekleri.


    1919 yılında Fransa’da Goncourt ödülünü alan eser, aynı zamanda Proust’un adının duyulmasını sağlayan kitap olmuştur. Serinin ilk kitabına göre yoğunluk dozunun fazlasıyla yüksek oluşu, aniden beliren karakterler ve onları tanımlamaya çalışırken 8 kitap okumuş kadar olan okur, “Proust okumak 9’dan 5’e kadar mesai yapmayı gerektirir.” sözünün bilincinde olarak cümlelerle savaşım verir. Sonunda çevresindeki ayrıntılara, insanların çehrelerinde yatan ifadeye, şehrin ruhta meydana getirdiği coşkunluğa ve tüm gözlemlenebilir nesnelere yeni bir bakış açısı kazandırır ya da sonunda delirebilir.


    “Geleceği kurmama yardım eden, şimdiki anın neşesi değil, geçmişin ciddi düşünceleridir.” sf. - 393


    İnsanların duyguları gibi düzenli değişen bir ışık yansıtılır; zamanın insan üzerindeki, insanın nesneler üzerindeki etkisidir bu. Zamanın, ‘gerçek’ten hayale geçişi öylesine canlıdır ki, zihne gelen herhangi bir anı, yeni bir biçim alarak yaşanmışçasına yeni bir zamana dönüşür. Çaya batırılan madlenin, çocukluğu ve o eski ‘ben’liği hatırlatarak geçmişin yolculuğuna sürüklemesi, bir kadın çehresine tutkuyla duyulan özlem ve kentlerin manevi etkisi... Gözlem ve ayrıntı bombardımanına birer davetiye.


    İlk kitabın devamı niteliğinde olan “Madame Swann’ın Çevresinde” bölümüyle, roman için önemli bir karakter olan Odette’nin salon ortamında başlıyor olaylar. Odette’nin burjuva ortamına ayak uydurmaya çalışan anlatıcı, aynı zamanda soylu ve bilgin olarak nitelendirilen aristokrasiye daha yakından bakmış oluyor. -Körleşme kitabında Prof. Kien’in soyluluğu ve servetinden faydalanan yosma bir karakter olan Therese’in benzer versiyonu.- Swann’ın katlanması şevk veren duyarsızlığıyla aşka olan yaklaşımı, yine Kien’in elinde olmasına rağmen duyarsızlaşan tutumuyla bir hayli benzer. Burjuva ailesinden dünyaya gelen Proust’un satırlarda yaşamının izleri bulunduğu açık bir şey. Üstün nitelikli olarak görülen bu insanlar gerçekten yaşamın anlamı mıydı? Ve gerçekten öyle miydiler? Dünyada seçilmiş bir azınlığın olabileceğini -Yahudilerin üstün ırk savı ve alt mesajlarla bunun dile getirilişi- düşünen anlatıcı, bu boşluğu anlamlandırmak istenciyle dük, düşes ve yüksek sosyetede kendini türlü sorgulamaların içinde buldu. Ve verdiği mesaj şöyleydi: ‘Deha ve bilgi, aristokrasi ve üstün olduğunu iddia eden sınıflarda muhakkak bulunan değerler değildir. Öyle olduğunu belleyenler ise yeterince bağlantıya sahip olmadığından cahilliğin içinde kendini bulanlardır.’


    Rilke’nin hüzün bulduğu Paris, aynı zamanda yazılarının ürünü olan buhran ve sıkıntılarıdır. Görüntünün buhranı yazıya dönüşünce hayal gücünü süsleyen bir rüzgar estirilir, anlatıcının Combray gezilerinde kendisini içinde bulduğu sanat, onlarca kez bahsedilen Champs Elysées'deki hoşbeşli vakitler, Büyükanne ile gidilen Balbec ve çiçek motifi haline gelen genç kızlar hayatın anlamı ve parçalarıdır. İhtiyar Goethe’nin, tutkuyla yaşamanın formülünü genç bir kıza duyduğu sevgide bulması, dünya üzerindeki her şeyin çekirdek halini alan özünü açıklıyor: Sevmek, tatmak ve yaşama ‘anlam’lar kazandırmak...


    İkinci bölüme girdiğimizde Fransa’da bir deniz kasabasında tatile giden anlatıcının tanıştığı yeni yüzlerle karşılaşıyoruz. Sayfalar boyu kaç kere bahsedildiğini sayamadağım Albertine ve onun yol açtığı hayalleri buluyoruz satırlarda. “Sanat nedir?”, “Hayatımızda nasıl bir yeri olmalıdır?” sorularıyla sanat ve tiyatro eleştirisi yanıt bulurken, anlatıcımızın tanıştığı birçok kişiye de bu bölümde şahit oluyoruz. Tiyatro oyuncusu Berma, resimde Elstir, edebiyatta Bergotte karakterleri, anlatıcının bir tablodaki incelikleri görmesine, getirdiği analizlere ve mitolojik öğeleri yaşamın içine yerleştirmesine birer anlam kazandırıyorlar. İnsan ve mekan tasvirleri zirveye çıkıyor burada; yüzdeki mimiklerden yere düşen yaprak parçasına kadar hiçbir şey gözden kaçmıyor, bir ayrıntı ve tasvir yağmuruna tutuluyor her şey. Karıştırılan herhangi bir on sayfadan sonra gözlemci edasına bürünmemek olanaksız olmalı, çünkü Proust bunu vaat ediyor.


    Proust dilinden konuşan biri karşısında cevabınız nasıl olurdu? Romandan gerçeğe giydirilmiş olsaydı, o cümleleri tanımlamak için anlamadığımızı söyleyerek zaman kazanma numarasına yatar mıydık? Direkt anlamadığımızı veya anlıyormuş gibi görünmemizi veya ‘sadede gel’mesini istemek Proustvari cümleleri işiten bir kulak için ihtimaller dahilindedir. Proust’u gerçeğin kendisinden ayıran şey bu sanırım: İmkansızı ve zihnin olabildiğince hayal sınırlarını, konuşurken nefesin kesileceğini hissettiğimiz cümleleri, ona fazla yabancı olan “sınırlı” çevremizden kısa süreliğine soyutlanmayı gerektirmesidir. Bir kitabın verdiği olağanüstü tesirle o cümleleri kendimize geçiririz ve hatta bunu kendimize mal ettiğimizin farkında bile olmayız, kendimizin dışında öğretici olan yegane şey zamanın kendisi olsa gerektir.


    En hakiki yazar tercümanlığa soyunan yazardır, diye düşünürüm çoğu kez. Yüzeye çıkmamış düşünceler anlamlanmak üzere çıkarılmayı bekler. Proust roman boyunca gözümüzü tasvirlerle boyar, anlatıcı araya girdiğinde ise izlenim ve tespitlerini yapıştırır ve sadece romanın gidişatına göre konuyu değerlendirir, hiçbir karakter hakkında bilgi vermez. Anlatıcının bu devreye girişleri gidişatı etkileyip nefes aldıracaktır kuşkusuz. Böylesine derin gözlemlerin cümlelere dokunuşu ortaya muazzam tespitler çıkaracaktı tabii ki.


    Kendi “ben”inin, geride kalan, eski “ben” olduğunu ve geçmişte birçok “ben” bırakmış olmanın bilincinde olan zihin, geçmişin panoramasını geriye sararak bu eski “ben”liklerine ulaşmaya çalışır. Paragrafların ucu bucağını göremeyişimizin sebebi bu olmalıdır. Eski ben’lerin, yani var olmayan kişiliklerin sürekli devreye girişi, benlikle hesaplaşmanın uzantı halini almasıdır. Hepimizin geçmişte yaptıklarından dolayı pişmanlık duyduğu bir takım şeyler vardır. Zihnimiz o anı tekrar gözümüzün önüne getirdiğinde küçümsemeyle karışık utanma hissi içinde buluruz kendimizi. Proust’a göre bilgeliğe giden yolun olmazsa olmazı, geçmişteki yanılgı ve hatalarla yüklü devreden geçmiş olmamızdır. İnsanı olgunlaştıran, yanılgıların verdiği derstir, kendisini doğruların ve rahatlığın kucağında bulan bir kişinin gerçeği bulması, hayatında birçok kez yanlış yapmış bir zihnin gerçeği bulma ihtimalinden daha kuvvetli değildir. Proust’un roman boyu konuşturduğu anlatıcı kendisini böyle sorgulamaların içinde bulur; “Ben ona nasıl aşık olmuştum?”, “Şimdi yine olsa sever miydim?” gibi, söze dökülmeyen içten içe dolaylı olarak sorular cümbüşüne büründürür zihnini. Güzel bir kız belirdiğinde ona ulaşmak her şeyden önemlidir, el üstünde tutulan bu arzu için her şey geride bırakılır. Ulaşamamak ise hüzün vericidir, anlatıcımız öylesine bir ruh hali içerisinde olur ki, suretin kendisinde oluşturduğu deprem karşısında tamamen savunmasız kalır, içe kapanmaya yönelik eğilimi adeta bir saplantı halini alarak hastalıklı bir ruh oluşturur. Anlatıcının Albertine’ye olan tutku ve saplantısı, bir öpücük istediğinde veya beraber olmak istediğinde ortaya çıkmaz, hatta çoğunlukla ondan uzakta olmasıyla ruhu kasvetli bir hal alır. Çünkü hüzün ve telafi edilememezlik duygusunu yoğunlaştırdığımızda, bu iç daralmaların yüzeye çıkması için imkansızlık ihtimali, uzaklığın doğurduğu kıskançlık duygusunun olması gereklidir. Bu duygular buhranına zemin hazırlayan karşısındaki duyarsızlıktır da bir nevi. Bir kadının sadakatsizliği kıskanması için yeterli sebebidir. Joyce’un Sürgünler’i ve yarattığı karakterler olan Bertha’nın benzer umursamazlığı ve bunun yanında Robert’in ‘sahip olma’ tutkusu, veya edebiyat tarihinde “kıskançlığın timsali” olarak bilinen Othello’nun kıskançlığı, çoğunlukla aynı psikolojinin içinde dolaşırlar: Mutlak sahip olma dürtüsü. Erkek aslanın tanıştığı dişiyle çiftleşebilmek için yavrularını öldürmesi gibi. Sevmek, sahip olmanın gerisinde kaldığında “gerçek”ten uzaklaştırır, arzulanan, zihnimiz tarafından yeni biçimler alır. “Şüphesiz, aşk denilen olgunun bütünüyle öznel yapısını ve aşkın fazladan bir kişi, bu dünyada aynı ismi taşıyan kişiden ayrı, özelliklerinin çoğunu bizden almış bir kişi yaratmak anlamına geldiğini çok az insan kavramıştır.” sf. - 42
    Ya da Shakespeare’nin dediği gibi, “Beğenilen bedene hayalin fırça vurmasını aşk zannederiz.” Hayatı paylaştığımız-paylaşacağımız-kişi, bizi sonuna kadar dinleyen bir arkadaş canlısı, evladını kendinden sakınan bir anne, aynı kanı taşıdığımız bir kardeş yakınlığının bütünü olamıyorsa da buna aşk denilmesinden, yaşamın gerekliliğinin bir parçasını oluşturmasından veya bir eşyanın da aynı işlevi görmesinden en küçük bir anormallik görülmez. “Bir insanı iç zorunluluk, derin kişisel arzular ve zevk olmaksızın sadece görevleri yerine getiren bir otomat olarak çalışmak, düşünmek ve hissetmekten daha hızlı ne yok edebilir?” der Nietzsche, ve yok oluşların en güzel tanımını yapar.


    Düşüncelerimiz bir parazit gibi komşu düşüncenin görüşlerine yapışarak o gücün parçalarını hanemize kazandırır. Düşüncelerimizin gözlemlenebilir en küçük görüntüsü bile başkalarından aldığımız yapbozun parçalarından ibarettir. Etrafımızdaki insanlar kendi yarattığımız imgelerdir, onları hiçbir zaman kesin olarak tanımlayamayız, bu, her zaman bizim yargımız ve yaşadığımızla değişebilen bir durumun neticesidir. Üzüm üzüme bakarak kararır, soluklaşan bakışlarımızın altında, bizi savunmasız bırakan bilgisizliğimiz vardır. İnsanoğlu daima daha fazlasını ister. Tutkuyla arzulanan şey elde edildiğinde, daha yakından görülmüş olduğundan silikleşerek sıradan hale gelir ve hafızanın ‘fotoğraf dükkanı’na eklenen koleksiyonun bir parçası olur. #39262966 #39461273 #39089884


    “Varoluş sorununu çözmenin birçok yolundan biri de, bize uzaktan güzel ve esrarengiz görünmüş olan kişilere yeterince yaklaşıp hiçbir sırları, hiçbir güzellikleri olmadığını anlamaktır; sağlığı korumanın seçilebilecek çeşitli yollarından biri budur; pek tavsiye edilen bir yol olmayabilir ama yine de hayatımızı sürdürmenizi ve –en iyisine ulaştığımıza ve en iyisinin pek matah olmadığına bizi ikna etmek suretiyle, hiçbir özlem duymamamıza imkan tanıdığından, ölüme boyun eğmemizi sağlayan bir dinginlik verir bize.” sf. - 457


    İşbu romanın tek cümleyle özeti yukarıdaki gibidir. Bütün sayfalar bu prelüdlerle olan savaşımın mücadelesidir. İlk bakışların, ilk sevinçlerin, ilk kaygıların ve genel olarak ilk adımların coşkusu onlara büyüteçle bakmamızı gerektiriyor olmalıdır.
  • "Iki insan ayrılırken; şefkatli konuşan taraf,
    Artık aşık olmayan taraftır."
  • Kitaplarımı satışa çıkartıyorum, talep edenler listeden seçip mesaj yoluyla bana ulaşabilir.

    JOHN STEİNBECK-AL MİDİLLİ
    ALFRED ADLER-YAŞAMA SANATI
    JACK LONDON-DENİZİN ÇAĞRISI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ONİKİNCİ GECE
    THOMAS MANN-EFENDİ VE KÖPEĞİ
    PLATON-SOKRATES’İN SAVUNMASI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ROMEO VE JULİET
    WİLLİAM SHAKESPEARE-OTHELLO
    WİLLİAM SHAKESPEARE-KRAL LEAR
    THOMAS MANN-BÜYÜLÜ DAĞ
    ALFRED ADLER-YAŞAMSAL SORUNLAR
    JOHN STEİNBECK-BİTMEYEN KAVGA
    AHMET İNAM-DENEYEN FELSEFE
    ALFRED ADLER-İNSANI TANIMA SANATI
    PLATON-DEVLET
    KRİSHNAMURTİ-KARTALIN UÇUŞU
    DOBROLYUBOV-OBLOMOVLUK NEDİR?
    CENGİZ GÜLEÇ-USTACA YAŞAMAK VE OTANTİK VAROLUŞ
    FRİEDRİCH NİETZSCHE-ŞEN BİLİM(ŞİİRLER)
    PANAİT İSTRATİ-BARAGANIN DİKENLERİ
    GOETHE-YARAT EY SANATÇI
    HERMANN HESSE-ÖLDÜRMEYECEKSİN(09.10.2016)
    KRİSHNAMURTİ-ZİHNİN UYANIŞI
    DİNO BUZZATİ-KLİNİK BİR VAK’A
    JEAN-PAUL SARTRE-SÖZCÜKLER
    PANAİT İSTRATİ-ARKADAŞ
    ALFRED ADLER-NEVROZ SORUNLARI
    JACK LONDON-UÇURUM İNSANLARI
    PLATON-EUTHYPHRON
    PLATON-KRİTON
    CERVANTES-DON KİŞOT
    THOMAS MANN-MARİO VE SİHİRBAZ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-BİR YAZ GECESİ RÜYASI
    CARL GUSTAV JUNG-İNSAN RUHUNA YÖNELİŞ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-VENEDİK TACİRİ
    ANDRE GİDE-TOHUM ÖLMEZSE
    ERİCH FROOM-ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ATİNALI TİMON
    THOMAS MANN-LOTTE WEİMAR’DA
    THOMAS MANN-ZOR SAAT
    CAHİT ZARİFOĞLU-MOTORLUKUŞ
    CARL SAGAN-KOZMOS
    JACK LONDON-DEMİR ÖKÇE
    TARIK TUFAN-ŞANZELİZE DÜĞÜN SALONU
    ARTHUR SCHOPENHAUER-OKUMAK, YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE
    ANDRE GİDE-AYRI YOL
    ANDRE GİDE-ISABELLE
    ARTHUR SCHOPENHAUER-SEÇKİNLİK VE SIRADANLIK ÜZERİNE
    ANDRE GİDE-THESEUS
    ANDRE GİDE-KADINLAR OKULU
    ANTON ÇEHOV-MARTI
    ARTHUR SCHOPENHAUER-GÜZELİN METAFİZİĞİ
    MAKSİM GORKİ-AYAKTAKIMI ARASINDA
    PANAİT İSTRATİ-PERLMUTTER AİLESİ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-HAYATIN ANLAMI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-MACBETH
    PANAİT İSTRATİ-KODİN
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YOK YERE YAYGARA
    WİLLİAM SHAKESPEARE-WINDSOR’IN ŞEN KADINLARI
    ERİCH FROOM-YENİ BİR İNSAN YENİ BİR TOPLUM
    JEAN-PAUL SARTRE-EDEBİYAT NEDİR?
    ARTHUR SCHOPENHAUER-OKUMAYA VE OKUMUŞLARA DAİR
    FRİEDA FORDHAM-JUNG PSİKOLOJİSİNİN ANA HATLARI
    HAKAN GÜNDAY-DAHA
    CARL GUSTAV JUNG-DÖRT ARKETİP
    THOMAS MANN-MAJESTELERİ KRAL
    ERİCH FROOM-SAHİP OLMAK YA DA OLMAK
    ALFRED ADLER-YAŞAMIN ANLAM VE AMACI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-JULİUS CAESAR
    WİLLİAM SHAKESPEARE-CORİOLANUS
    WİLLİAM SHAKESPEARE-HUYSUZ KIZ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-BİLMEK VE İSTEMEK
    ERİCH FROOM-KENDİNİ SAVUNAN İNSAN
    JEAN-PAUL SARTRE-ÖZNELLİK NEDİR?
    ARTHUR SCHOPENHAUER-DİN ÜZERİNE
    ARTHUR SCHOPENHAUER-ÖLÜMÜN ANLAMI
    GOETHE-FAUST
    ALFRED ADLER-BİREYSEL PSİKOLOJİ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-BİLİM VE BİLGELİK
    EMİNE GÖĞSU-İBNİ SİNA FELSEFESİ’NDE AŞK(CUMHURİYET ÜNİ. Y.L TEZİ)
    UĞUR KOŞAR-YÜZLEŞME
    ARTHUR SCHOPENHAUER-AŞKA VE KADINLARA DAİR(AŞKIN METAFİZİĞİ)
    MELİSA BARAN-FARABİ VE İBNİ SİNA’DA FELSEFE TERİMİ VE MAHİYETİ(ANKARA ÜNİ Y.L TEZİ)
    PLATON-PROTAGORAS
    PLATON-LAKHES
    ERİK HORNUNG-MISIR TARİHİ
    PLATON-ALKİBİADES 1-2
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-KAFA KÂĞIDI
    HAKAN GÜNDAY-AZ
    JEAN VERCOUTTER-ESKİ MISIR
    PLATON-MENON
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-AYNADAKİ YALAN
    SOPHİE DESPLANCQUES-ANTİK MISIR
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-O VE BEN
    ERİCH FROOM-TANRILAR GİBİ OLACAKSINIZ
    PLATON-MİNOS&EPİNOMİS
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-HİKAYELERİM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-BİR ADAM YARATMAK
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YETER Kİ SONU İYİ BİTSİN
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ANTONIUS VE KLEOPATRA
    ERİCH FROOM-MARX’IN İNSAN ANLAYIŞI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-IV. HENRY
    FERİDÜDDİN ATTAR-MANTIKUT-TAYR
    HAKAN GÜNDAY-ZİYAN
    SOREN KIERKEGAARD-KİŞİLİĞİN GELİŞİMİNDE ETİK-ESTETİK DENGESİ
    HAKAN GÜNDAY-MALAFA
    HAYAT NUR ARTIRAN-AŞK BİR DAVAYA BENZER(MESNEVİ SOHBETLERİ)
    HAKAN GÜNDAY-ZARGANA
    WİLLİAM SHAKESPEARE-HAMLET
    HAKAN GÜNDAY-PİÇ
    CEZMİ ERSÖZ-ŞİZOFREN AŞKA MEKTUP
    NECİB MAHFUZ-MİRAMAR
    NECİB MAHFUZ-ZAMAN VE MEKÂN
    NECİB MAHFUZ-KARNAK KAFE
    NECİB MAHFUZ-ZAMANIN HÜKMÜ
    YUVAL NOAH HARIRI-HOMO SAPIENS
    NECİB MAHFUZ-KUŞTİMAR KAHVEHANESİ
    SOREN KIERKEGAARD-KORKU VE TİTREME
    NECİB MAHFUZ-YAĞMURDA AŞK
    MARCEL PROUST-SWANN’LARIN TARAFI(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NECİB MAHFUZ-SARAY GEZİSİ
    NECİB MAHFUZ-ŞEVK SARAYI
    NECİB MAHFUZ-BAŞKANIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜN
    NECİB MAHFUZ-ŞEKER SOKAĞI
    TOBY WILKINSON-ESKİ MISIR
    NECİB MAHFUZ-KAHİRE MODERN
    NECİB MAHFUZ-CEBELAVİ SOKAĞI’NIN ÇOCUKLARI
    YUVAL NOAH HARIRI-HOMO DEUS
    NECİB MAHFUZ-HIRSIZ VE KÖPEKLER
    NECİB MAHFUZ-DÜĞÜN EVİ
    NECİB MAHFUZ-EZİLENLER
    NURETTİN TOPÇU-AHLÂK
    MARCEL PROUST-GUERMANTES TARAFI(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-VAROLUŞ FELSEFESİ-HAREKET FELSEFESİ
    VİCTOR HUGO-BİR İDAM MAHKÛMUNUN SON GÜNÜ
    MARCEL PROUST-ÇİÇEK AÇMIŞ GENÇ KIZLARIN GÖLGESİNDE(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-REİS BEY
    NURETTİN TOPÇU-VAR OLMAK
    TEVFİK EL-HAKİM-SANAT ÜZERİNE
    TEVFİK EL-HAKİM-ASÂ İLE SOHBETLER
    MARCEL PROUST-SODOM VE GOMORRA(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-REHA
    NURETTİN TOPÇU-TAŞRALI
    NURETTİN TOPÇU-BERGSON
    MARCEL PROUST-MAHPUS(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    HERMANN HESSE-KLEİN VE WAGNER
    HERMAN MELVİLLE-MOBY DICK
    MARCEL PROUST-ALBERTİNE KAYIP(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    PERİHAN SADIKOĞLU-ANTİK MISIR SANATI VE TARİHSEL AKIŞTAN GÜNÜMÜZE ETKİLERİ
    NURETTİN TOPÇU-MEHMET ÂKİF
    MARCEL PROUST-YAKALANAN ZAMAN(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-İSLAM VE İNSAN-MEVLANA VE TASAVVUF
    NURETTİN TOPÇU-BÜYÜK FETİH
    NURETTİN TOPÇU-İSYAN AHLÂKI
    SPİNOZA-ETİKA
    NURETTİN TOPÇU-KÜLTÜR VE MEDENİYET
    DESCARTES-RUHUN TUTKULARI
    NURETTİN TOPÇU-AHLÂK NİZAMI
    NURETTİN TOPÇU-MİLLET MİSTİKLERİ
    SPİNOZA-MEKTUPLAR
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-TOHUM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-TOHUM
    NURETTİN TOPÇU-PSİKOLOJİ
    VİRGİNİA WOOLF-MRS. DALLOWAY
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-KÜNYE
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-PARMAKSIZ SALİH
    VİRGİNİA WOOLF-DENİZ FENERİ
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-SİYAH PELERİNLİ ADAM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-SABIR TAŞI
    HAYATİ İNANÇ-CAN VEREN PERVANELER
    HAYATİ İNANÇ-CAN VEREN PERVANELER(2)
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-AHŞAP KONAK
    NURETTİN TOPÇU-SOSYOLOJİ
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-PÜF NOKTASI
    STEPHEN ERİC BRONNER-BİR AHLAKÇININ PORTRESİ(ALBERT CAMUS)
    NURETTİN TOPÇU-FELSEFE
    NURETTİN TOPÇU-MANTIK
    PEYAMİ SAFA-YALNIZIZ
    NURETTİN TOPÇU-TÜRKİYE’NİN MAARİF DAVASI
    PEYAMİ SAFA-MATMAZEL NORALİYA’NIN KOLTUĞU
    STEVEN NADLER-SPİNOZA: BİR YAŞAM
    SPİNOZA-ANLAMA YETİSİNİN DÜZELTİLMESİ ÜZERİNE İNCELEME
    AYŞE ÖZEL-ESTETİK VE TEMEL KURAMLARI
    SITKI MEHMET ERİNÇ-RESMİN ELEŞTİRİSİ ÜZERİNE
    CHARLES RAMOND-SPİNOZA SÖZLÜĞÜ
    MAURİCE MERLEAU PONTY-GÖZ VE TİN
    ÇETİN BALANUYE-SPİNOZA
    NURETTİN TOPÇU-AMERİKAN MEKTUPLARI, DÜŞÜNEN ADAM ARANIZDA
    DİEGO TAİTAN-SPİNOZA. DÜNYA SEVGİSİ
    MİHAİL LERMONTOV-ZAMANIMIZIN BİR KAHRAMANI
    ÖMER NACİ SOYKAN-ESTETİK VE SANAT FELSEFESİ
    JOSEPH CONRAD-KARANLIĞIN YÜREĞİ
    MEHMET RİFAT-MARCEL PROUST YA DA BİR ROMAN YARATMAK
    MARTIN HEIDEGGER-SANAT ESERİNİN KÖKENİ
    NURETTİN TOPÇU-YARINKİ TÜRKİYE
    ÖZKAN EROĞLU-BİR RESME NASIL BAKMALIYIZ?
    SPİNOZA-KISA İNCELEME
    DESCARTES-MEDİTASYONLAR
    DESCARTES-AKLIN YÖNETİMİ İÇİN KURALLAR
    IRWIN D. YALOM-SPİNOZA PROBLEMİ(NAZİ SUBAYININ PARADOKSU)
    ÇETİN BALANUYE-SPİNOZA’NIN SEVİNCİ NEREDEN GELİYOR?
    SPİNOZA-DESCARTES FELSEFESİNİN İLKELERİ VE METAFİZİK DÜŞÜNCELER
    DESCARTES-YÖNTEM ÜZERİNE KONUŞMA
    IMMANUEL KANT-GÜZELLİK VE YÜCELİK DUYGULARI ÜZERİNE GÖZLEMLER
    JALE NEJDET ERZEN-ÇOĞUL ESTETİK
    DESCARTES-FELSEFENİN İLKELERİ
    DESCARTES-AHLÂK ÜZERİNE MEKTUPLAR
    ALAİN BADİOU-BAŞKA BİR ESTETİK
    TÜLİN BUMİN-TARTIŞILAN MODERNLİK: DESCARTES VE SPİNOZA
    PETER DE BOLLA-SANAT VE ESTETİK
    ERASMUS-DELİLİĞE ÖVGÜ
    ALAİN DE BOTTON-FELSEFENİN TESELLİSİ
    AVNER ZİSS-ESTETİK
    KOLEKTİF-MARX’TAN SPİNOZA’YA SPİNOZA’DAN MARX’A GÜNCEL MÜDAHALELER
    VİNCENT VAN GOGH-THEO’YA MEKTUPLAR
    MORİS FRANSEZ-SPİNOZA’NIN TAO’SU
    AHMET HAMDİ TANPINAR-MAHUR BESTE
    MATHİAS ROUX-SOKRATES YEŞİL SAHALARDA
    REYDA ERGÜN,CEMAL BÂLİ AKAL-KİMLİK BEDENİN HAPİSHANESİDİR
    AHMET HAMDİ TANPINAR-BEŞ ŞEHİR
    HADI RIZK-SPİNOZA’YI ANLAMAK
    PONTUS HULTEN-VERMEER VE SPİNOZA
    AHMET HAMDİ TANPINAR-AYNADAKİ KADIN
    ALAİN DE BOTTON-PROUST YAŞAMIMIZI NASIL DEĞİŞTİREBİLİR
    H.ÖMER ÖZDEN-İBN-İ SİNA-DESCARTES METAFİZİĞİ
    MUSA KAZIM ARICAN-SPİNOZA FELSEFESİ ÜZERİNE YAZILAR
    RÜDIGER SAFRANSKİ-SCHOPENHAUER
    ARTHUR SCHOPENHAUER-AKIL SAĞLIĞI
    NURETTİN TOPÇU-İRADENİN DAVASI DEVLET VE DEMOKRASİ
    AHMET HAMDİ TANPINAR-SAHNENİN DIŞINDAKİLER
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ I
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ II
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ III
    TURAN ALPTEKİN-AHMET HAMDİ TANPINAR
    AHMET HAMDİ TANPINAR-HEP AYNI BOŞLUK
    VİCTOR HUGO-93 İHTİLALİ
    GİORGİO VASARİ-SANATÇILARIN HAYAT HİKAYELERİ
    CHARLES DICKENS-İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ
    ROBERT MUSİL-NİTELİKSİZ ADAM I
    ROBERT MUSİL-NİTELİKSİZ ADAM II
    MEVDUDİ-TEFHİMU’L KUR’AN I
    IRVING STONE-YAŞAMA TUTKUSU
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM I
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM II
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM III
    YESHİM TERNAR-REMBRANDT’IN MODELİ
    HENRİ BERGSON-GÜLME(KOMİĞİN ANLAMI ÜZERİNE DENEME)
    HENRİ BERGSON-YARATICI TEKÂMÜL
    IRVING STONE-IZTIRAP VE COŞKU I
    IRVING STONE-IZTIRAP VE COŞKU II
    CHARLES DICKENS-BÜYÜK UMUTLAR
    ALİ ŞERİATİ-İNSAN
    ALİ ŞERİATİ-YALNIZLIK SÖZLERİ I
    ALİ ŞERİATİ-YALNIZLIK SÖZLERİ II
    GILLES DELEUZE-BERGSONCULUK
    SIENKIEWICZ-QUO VADİS?
    H.HALUK ERDEM-KARL JASPERS FELSEFESİNE GİRİŞ
    ALİ ŞERİATİ-YENİ ÇAĞ’IN ÖZELLİKLERİ
    ALİ ŞERİATİ- İSLAM NEDİR MUHAMMED KİMDİR
    ALİ ŞERİATİ-DUA
    VİCTOR HUGO-MARION DE LORME
    ALİ ŞERİATİ-İSLAM VE SINIFSAL YAPI
    ALİ ŞERİATİ-DİNLER TARİHİ I
    ALİ ŞERİATİ-DİNLER TARİHİ II
    ALİ ŞERİATİ-EBUZER
    ALİ ŞERİATİ-SANAT
    ALİ ŞERİATİ-ÖZE DÖNÜŞ
    ALİ ŞERİATİ-DÜNYAGÖRÜŞÜ VE İDEOLOJİ
    ALİ ŞERİATİ-MEDENİYET TARİHİ I
    ALİ ŞERİATİ-MEDENİYET TARİHİ II
    TAHA HÜSEYİN-GÜNLERİN KİTABI
    ALİ ŞERİATİ-İBRAHİM’LE BULUŞMA
    TAHA HÜSEYİN-VADEDİLEN GÜNLER
    ALİ ŞERİATİ-DİNE KARŞI DİN(ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ)
    ALİ ŞERİATİ-HAC
    ALİ ŞERİATİ-BİZ VE İKBAL
    GENE R. GARTHWAITE-İRAN TARİHİ
    ALİ ŞERİATİ-İSLAM’I TANIMA METODU
    SÂDIK HİDÂYET-KÖR BAYKUŞ
    ALİ ŞERİATİ-ALİ
    SÂDIK HİDÂYET-DİRİ GÖMÜLEN
    ALİ ŞERİATİ-KENDİNİ DEVRİMCİ YETİŞTİRMEK
    SÂDIK HİDÂYET-ÜÇ DAMLA KAN
    ALİ ŞERİATİ-ALİ ŞİASI SAFEVİ ŞİASI
    SÂDIK HİDÂYET-HACI AGA
    ALİ ŞERİATİ-AŞİNA YÜZLERLE(AİLESİNE VE DOSTLARINA MEKTUPLAR)
    SÂDIK HİDÂYET-AYLAK KÖPEK
    ALİ ŞERİATİ-KADIN(FATIMA FATIMADIR)
    ALİ ŞERİATİ-ÇÖLE İNİŞ(HUBUT-KEVİR)
    ALİ ŞERİATİ-MUHTELİF ESERLER I
    ALİ ŞERİATİ-MUHTELİF ESERLER II
    SÂDIK HİDÂYET-HİDÂYETNAME
    ALİ ŞERİATİ-MEKTUPLAR
    SÂDIK HİDÂYET-ALACAKARANLIK
    ALİ ŞERİATİ-KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ
    ALİ ŞERİATİ-İRAN VE İSLAM
    SÂDIK HİDÂYET-HAYYAM’IN TERÂNELERİ
    SÂDIK HİDÂYET-VEJETARYENLİĞİN YARARLARI
    ALİ ŞERİATİ-ÂDEM’İN VÂRİSİ HÜSEYİN(ŞEHADET)
    ALİ ŞERİATİ-KENDİSİ OLMAYAN İNSAN(İNSANIN DÖRT ZİNDANI)
    FRANTZ FANON-SİYAH DERİ BEYAZ MASKELER
    ETİENNE BALİBAR-SPİNOZA VE SİYASET
    CEMAL BÂLİ AKAL-VAROLMA DİRENCİ VE ÖZERKLİK(BİR HAK KURAMI İÇİN SPİNOZA’YLA)
    FRANTZ FANON-YERYÜZÜNÜN LANETLİLERİ
    HÜSEYİN YORULMAZ-BİR NESLİN AĞABEYİ ERDEM BAYAZIT
    ŞEFİK CAN-KONULARINA GÖRE AÇIKLAMALI MESNEVİ TERCÜMESİ I
    ERDEM BAYAZIT-İPEK YOLUNDAN AFGANİSTAN’A
    JULIO CORTAZAR-SEKSEK
    CHARLES DICKENS-OLIVER TWIST
    JIM AL-KHALILI-PARADOKS(BİLİMİN EN BÜYÜK DOKUZ BİLMECESİ)
    MURAT TURNA-ERDEM BAYAZIT VE ŞİİRİ
    ERDEM BAYAZIT-ŞİİRLER
    RASİM ÖZDENÖREN-HASTALAR VE IŞIKLAR
    RASİM ÖZDENÖREN-GÜL YETİŞTİREN ADAM
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇÖZÜLME
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇOK SESLİ BİR ÖLÜM
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇARPILMIŞLAR
    BURÇAK ÇEREZCİOĞLU-MAVİ SAÇLI KIZ
    ŞEFİK CAN-KONULARINA GÖRE AÇIKLAMALI MESNEVİ TERCÜMESİ II
    IRVING STONE-İNSAN RUHUNUN DERİNLİKLERİNDE FREUD I
    KARL JASPERS-FELSEFE KONUŞMALARI-FELSEFEYE GİRİŞ
    LEVENT BAYRAKTAR-BERGSON
  • 150 syf.
    ·4 günde·Beğendi
    Kayıp Zamanın İzinde serisini okuduktan sonra okudum ve kesinlikle öyle yapılmalı. Çünkü kitap analizi olduğundan içinde sürprizi kaçıracak bölümler bulabilirsiniz.
    Her kitabı ayrı ayrı ele alıp, genel olarak bölümlere bakışın anlatıldığı ve Proust’un kitabı yazma dönemi ile ilgili detaylı bilgiler çok hoşuma gitti.
    Ayrıca resim sanatının romana yansıtıldığı bölümler, kitaptan alıntılarla pekiştirilmiş, gerçekten çok kapsamlı bir inceleme eseri olmuş.
    Seriyi okuyan herkes okumalı.
  • 150 syf.
    ·Beğendi·6/10
    -Yazara Karşı Drakon Yasası-
    Türkiye'de Proust üzerine en yetkin kişilerden biri olan Mehmet Rifat, bu kitabın sunuş bölümünde "modern romanın yaratıcılarından Marcel Proust'u anlamak ve yorumlamak isteyenler için kaleme alınmış bir başucu kitabı olarak değerlendirilmelidir." şeklinde yazarak kitabının niyetini açıklar. Ana başlıklara bakıldığı zaman bir başucu kitabının kapsayacağı şekilde tasarlanmış ancak şahsi görüşüm olarak bir başucu kitabı olacak kadar yeterli ve detaylı bir inceleme değildir. Yeni baskıya hazırlarken yapılan genişletmenin devam etmesi gibi bu incelemeyi genişlettiği takdirde bu iddiayı taşıyabilecek bir kitap olabilir. "Proust Evreni" başlığındaki bölüm internet üzerinden kısa bir araştırmayla bulunabilecek bilgiler içeriyor. "Proust'un Yazma Serüveni" başlıklı ikinci bölüm daha detaylı incelemeler ile en keyif aldığım kısa bir bölüm oldu. Bunun dışında kitapta Eleştirmenler Kataloğu, 16 resimden oluşan görüntülerle Proust dünyası, hizmetkarı Celeste Alberet'in Proust anılarından 4 sayfalık bir bölüm bulunmakla beraber hepsi genel bilgi niteliğinde kalmış. Kitabı okurken açıkcası şunu düşündüm; Proust hakkında çok fazla bilgi ve düşünceye sahip olduğundan şüphe olmayan böyle bir kişi ya Proust okurlarını küçümsüyor ya da "inceleme" türünü küçümsüyor. (Mutlaka bununla ilgili tam da tuhaflığına alıştığımız cevaplardan biri olacaktır; mesela kısıtlı zamanda incelemeyi bitirme mecburiyeti, yayıncı ve editörden gelen iç sesler, Türkçe düşünülmüş bir Fransız edebiyatı, dış mihraklar vb.) İncelemesiyle beklentilerimin çok altında kalan kendisine kızgınım. İdiialı bir kitabı böyle geçiştirmesi için ya bilgi saklamayı seven eski adetlerimize sahip olması gerek(o zaman öğretim görevlisi olmazdı) ya da yukarıda belirttiğim gibi üstten bir bakış sergiliyor (öyleyse böyle bir kitabı pişmemiş olarak baskıya sunmaya gerek yoktu)
  • Proust'un yaşam deneyimi yapıtını sürekli beslemiş, yapıtı da (yapıtın yazımı da) tinsel deneyim aracı olmuştur hep onun için.