Ben de insanlarla ilişkimi Sirikit'in beğenip beğenmemesine göre ayarlamaya başlamıştım. Onu geren, tedirgin eden tipleri evime sokmuyordum bir daha. Çünkü o, insanları benden daha iyi anlıyordu.
Ancak yurtdışına çıktığı zaman anlıyordu ki Batı'nın gözünde iyi Türk-kötü Türk ayrımı bile yoktur, sadece Türk vardır. Öylesine baskın bir damgadır ki bu, bütün kişisel özelliklerinin üstüne çıkar, onları boğar, kişiliğini öldürür.
Ben de ülkemden nefret ederek ayrılmıştım ama aradan geçen onca yıldan sonra anlıyordum ki hiç kimsenin toprağından tamamen kopmasına imkân yoktu. Ağaçlar, bitkiler gibi o toprağa dikilmiştik.