Velat Enüştekin

Velat Enüştekin
@matgeomat
İMÖ/ Kars
26 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
"Başka birisi nasıl sevilir bilmiyorum Hangi şehre gidilir yalnız başına, Hangi şarkı dinlenir senle olmayınca. Kimle çay içilir ? En güzel sözlerin altı kim için çizilir Kimin kokusu saklanır… Hangi hayal hediye edilir, Hangi gözle bakılır o çiçek yaprağı kirpiklerine Nasıl anlatılır gülüşünün sesi Adının güzelliğine hangi alfabe de rastlanır Senin bakışın hangi şiire benzer Kime dokunur, sarılır, uyur bu kalp Hangi insanda rastlanır sana… Gel de anlat… Senden başkası nasıl sevilir ? Bilmiyorum ben…" ~İlhan Berk~
Bazı şeyler için kaç hakkın kaldığını bilmiyorsun. Mesela kaç sabaha daha uyanacaksın haberin yok.
İnsan ve Duygular
İlham Sessizlikte Gizlidir, Duymak İçin Susmak Gerekir
Biraz sustuğunda daha fazla duyacaktın başkalarını. Her düşündüğünü söylemeyecektin. Sen çoğu zaman anlamın biraz gerisinde duracaktın. Cümle cellatlarına ve mutluluk düşmanlarına uzak kalacaktın. Belki de bazen defalarca söylememen lazımdı o söylemek istediğin en önemli şeyi. Sıradan ve basit durman lazımdı bazı durumlarda. Önce şunu yap dediklerinde, acele etmemeliydin. En ön safta tek başına çarpışmamalıydın. Sen dediysem, sen ve düşüncelerin. En çok da sevdiğini hemen belli etmemeliydin. Güvenini hemen cebinden çıkartmamalıydın. Bilirsin yaşamak anlıktır, ölmek de öyle.
The Greatest Hits
-Bence insan olmanın en korkunç ve en muhteşem yanıda bu -Ne -Devam etme kabiliyetimiz
Film
İçimdeki ses sanki bir yere gitmem gerektiğini anlatma çabası içindeydi ama gidersem kaçıştan başka bir şey denilebilir miydi buna? Buna başka bir isim atfedilebilir miydi? Elbette hayır. Niye mi? Çünkü ben şimdiye değin bir tek kendimden kaçtım köşe bucak. Bir tek ondan. Durum bu günlerde de böyleydi. Kaçıyor muydum, kovalanıyor muydum, bilmiyordum. Öyle oluyordu ki; saklanacak yer arıyordum. Zararı da kendimeydi faydası da. Faydalı bir tarafı var mıydı bunun, meseleydi. İyi, güzel buraya kadar. Peki, son durağı neresiydi bu kaçışın? Ne kadar öteye gidebilirdim, adımlarım daha ne kadar ilerleyebilirdi ki bu halde? Ardımda bıraktığım onca adını bilmediğim, 'şey' diye nitelendirdiklerim bir yana, bir insan kendi benliğinden kaç kilometre uzaklaşabilirdi ki? Eninde sonunda yakayı ele vermiş olacaktı. Tabii ben de en büyük hesapçım olan yüreğime yakalanacaktım çok geçmeden. Taş çatlasa birkaç adım kalmıştır, kendimle yüzleşmeye, ne yapmaya çalıştığımı öğrenmeye. Yolun sonunda, elbette kendimden azılı bir katil misali kaçışım da nihayete ermiş olacaktı, ben de bu anlamsızlıkları belleğimde anlamlandırmaya çalışacaktım...
Duygu ve Düşünce